Çevre Temizlik Vergisi Alacağı
.......... tarih ve .......... sayılı ek İlamın ……’uncu maddesi ile tazmin hükmolunan konu ile ilgili olarak Temyiz Kurulunun .......... tarihli ve .......... tutanak numaralı bozma kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
Ek İlamın …….’uncu maddesiyle, .......... Belediyesinin ..... Mali Yılı Yönetim Dönemi Hesabının ve Belediye Yönetim Bilgi Sisteminin incelenmesi neticesinde, 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan ..... yılında tahakkuk etmiş çevre temizlik vergilerinin ..... yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması sonucu kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle ………… TL’nin tazminine karar verilmişti.
Bu tazmin hükmüne karşı sorumlulardan ...... ...... ....... tarafından Sayıştay Temyiz Kuruluna yapılan temyiz başvurusu üzerine anılan Kurulca düzenlenen .......... tarihli ve .......... tutanak sayılı İlamın …..’inci maddesiyle,
“…
Her ne kadar 5393 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek belediye başkanlarının görevleri arasında sayılmışsa da, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumludurlar.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Temyiz Kurulunun Üst Yönetici Belediye Başkanı ile ilgili kararı bu İdareye ait ...... tarih ve ....., ..... ve ....... tutanak sayılı Temyiz Kurulu kararlarında (emsallerine de uygun olarak) belirlenmiş olduğundan bu karara paralel olarak Üst Yönetici Belediye Başkanı ...... ...... sorumluluğun kaldırılmasının uygun olacağı, bu nedenle de .......... sayılı Ek İlamın 9’uncu maddesi ile verilen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK dosyanın dairesine TEVDİİNE”
karar vermiştir.
Aynı tazmin hükmüne karşı Üst Yönetici sıfatıyla Belediye Başkanı ...... ...... tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine ise anılan Kurul .......... tarih ve ...... sayılı İlamının ….’inci maddesiyle, söz konusu tazmin hükmü Diğer Sorumlu sıfatıyla iştiraki bulunan ...... ...... .......’ın başvurusu üzerine düzenlenen .......... tarih ve .......... tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamının ……’inci maddesi ile bozulduğundan, sorumlunun bu maddeyle ilgili itirazı üzerine Kurulca yapılacak işlem olmadığına, ancak aynı mahiyette olan dosyanın gereği yapılmak üzere .......... tutanak sayılı dosya ile birleştirilerek Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu defa Temyiz Kurulunun anılan kararları üzerine Dairemize gönderilen söz konusu dosyalar ve konuya ilişkin Denetçi tarafından düzenlenen ...... tarihli Ek Rapor ve eklerinin incelenmesi sonucunda gereği düşünüldü,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un,
“Kanunun şümulü” başlıklı 1’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile, bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.”,
“Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54’üncü maddesinde, “Ödeme müddeti içinde ödenmiyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. ...”,
“Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102’nci maddesinde, “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.”,
“Zamanaşımının işlememesi” başlıklı 104’üncü maddesinde, “Borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflas etmesi veya terekesinin tasfiyesi dolayısiyle hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu hallerin devamı müddetince zamanaşımı işlemez. Zamanaşımı, işlememesi sebeplerinin kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar veya durmasından evvel başlamış olan cereyanına devam eder.”,
denilmektedir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre, tahakkuk etmiş çevre ve temizlik vergisini ödemeyen mükelleflerden, söz konusu vergi cebren tahsil yoluyla tahsil edilecektir. Şayet ilgili takvim yılı içerisinde tahakkuk etmiş amme alacağı aynı yıl içerisinde ödenmez ve bir sonraki yılın başından itibaren 5 yıl içerisinde de cebren tahsil yoluyla gerekli tahsilât yapılmazsa, söz konusu amme alacağı zamanaşımına uğrayacaktır. Dolayısıyla tahsil zamanaşımına uğramış amme alacağının ilgili mükelleflerden de tahsil edilme imkânı ortadan kalkacaktır.
Sorumluların savunmaları ve savunma ekinde sunulan belgelerden, .......... tarih ve .......... sayılı ek İlamın …….’uncu maddesi ile tazminine hükmolunan ……. TL tutarındaki çevre temizlik vergisinin, ……….. TL’sinin tahsilat, tebligat, azaltan ve yeniden yapılandırma işlemlerine konu edildiği, geriye kalan …….. TL’sinin ise tahsil edilmemesi sonucu kamu zararına neden olunduğu anlaşılmıştır.
Tahsil edilmeyen söz konusu kamu zararından kimin sorumlu tutulması gerektiği hususuna gelince,
..... tarih ve ..... Belediye Meclisi Kararı ile belediyenin gelir işlemlerinin Mali Hizmetler Müdürlüğünden alınarak yeni ihdas edilen İşletme Müdürlüğüne devredilmiş olması ve bu yeni durumun Belediye Başkanının imzasını taşıyan ..... tarih ve ..... sayılı yazıda, “Müdürlüğünüz bünyesinde görev yapmakta olan Gelir Tahakkuk, İcra Takip, İlan reklam, Sicil, Emlak, Çevre Temizlik, Tahsilat, Parkomat, Hal ve Bilgi İşlem Servisleri İşletme Müdürlüğüne bağlanmıştır.” denilerek Mali Hizmetler Müdürlüğüne bildirilmiş olması karşısında, Muhasebe Yetkilisinin belediye gelirleri üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisinden söz edilemeyecektir.
Nitekim 5018 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinde, “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.” denilerek kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından bu gelirlerin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Belediye Meclisi Kararı ve Belediye Başkanının imzasını taşıyan yazıdan da anılan Belediyenin gelir kalemlerinin tahakkuk, tahsilat ve icra takip işlemleri İşletme Müdürlüğüne devredildiğinden, bu işlemlerin zamanında ve eksiksiz yapılmaması sonucu doğan kamu zararından İşletme Müdürü sorumludur.
Diğer taraftan, 5018 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde ifade edildiği üzere, Kanun, esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda, 5018 sayılı Kanun’un “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanun’da sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil, oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira, 5018 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve “Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
Her ne kadar, 5393 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek belediye başkanlarının görevleri arasında sayılmışsa da, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumludurlar.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, söz konusu çevre temizlik vergisi alacağına ilişkin ….. TL’nin,
……… TL’si için kamu zararı oluşmadığından ilişilecek husus bulunmadığına,
Geriye kalan ve kamu zararı olduğu anlaşılan ……… TL’sinin ise İşletme Müdürü ...... ...... .......’a münferiden 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle ödettirilmesine,
Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ...... ...... ’ın ise yukarıda açıklanan gerekçelerle oluşan kamu zararından sorumlu tutulmamasına,
6085 sayılı Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca Ek İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.