Ruhsat iptali üzerine yargılama gideri ödenmesi:
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen özel mülkiyete konu bir taşınmazın daha sonra birinci derece sit alanı olduğunun anlaşılıp belediye encümen kararı ile yıkılması üzerine, taşınmaz üzerinde işyeri bulunan kiracının belediyeye açtığı tazminat davasını kazanması ve bu doğrultuda belediye bütçesinden maddi-manevi tazminat ve yargılama giderlerinin ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan incelemede,
Anayasa’nın 129’uncu maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişisel Sorumluluk ve Zarar” başlıklı 12’nci maddesi mevcuttur.
Söz konusu olayda ... ... Mahallesi ... Caddesi adresinde bulunan taşınmazın ...Turizm Ticaret Ltd.Şti.tarafından ...’a restaurant/cafe/bar olarak işletilmek üzere kiralandığı, bu işleme istinaden ...Belediyesi tarafından işyeri açma ve çalışma ruhsatı verildiği ve alınan ruhsat doğrultusunda işletmenin açıldığı ancak daha sonra yine ... Belediyesi tarafından birinci derece doğal sit alanı içinde kaldığı ve herhangi bir ruhsat ve projesi olmadığı gerekçesiyle mühürlenip 24.04.2012 tarih ve ...sayılı ... Belediyesi Encümeni kararı ile yapının yıkıldığı, bu duruma istinaden de kiracının önce idare mahkemesine işlemin iptali için iptal davası açtığı, ancak bu davanın reddedilmesi üzerine maddi ve manevi tazminat davası açarak idareyi tazminat ödemeye mahkûm ettiği görülmüştür.
... 2. İdare Mahkemesinin 16.10.2014 tarih ve E:2013/... sayılı tazminata ilişkin kararında bahis konusu taşınmazın doğal sit alanında bulunduğu ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme yetkisi kendisinde bulunan ... Belediyesince gerekli araştırma ve inceleme yapılması durumunda bu taşınmazın yapı ruhsatı ve ruhsata bağlama imkânının olmaması sebebiyle işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilemeyeceğinin anlaşılabilir nitelikte olduğu, dolayısıyla ruhsat başvurusunu mevzuata uygunluk yönünden değerlendirmeksizin olumlu neticelendiren belediyenin hizmet kusuru işlediği ifade edilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesi ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, kamu görevlilerinin görevleri ile ilgili kasıt, kusur, ihmal ve tedbirsizlikleri dolayısıyla idare zarara uğratılmışsa bundan doğan zararını ilgili kamu görevlisi ödemekle yükümlüdür.Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla idare aleyhine açılacaktır. İdare, mahkeme kararları ile kendisine hükmedilen tazminat ve yargılama giderlerini ödemek zorundadır. Ancak daha sonra idareyi zarara uğratanlara rücu davası açılacaktır.
Söz konusu mahkeme kararı sonucu belediye maddi ve manevi tazminat bedeli, mahkeme masrafları, gecikme faizi ve vekâlet ücreti olarak ...TL ödemiştir. İdare mahkeme kararını uygulamak zorunda olduğundan, belirtilen tutarın ödenmesinde ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan Harcama Yetkilisi ... ile Gerçekleştirme Görevlisi...’a sorumluluk tevcihinin mümkün olmadığına,
Savunmalarda konunun, belirtilen zararının sorumlularına rücu edilmesi için Belediye Teftiş Kurulu’na yazıldığı belirtilmiştir. Ancak Sayıştay yargılaması açısından, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinde yer alan, “Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü doğrultusunda, doğal sit alanı içerisinde kalan bir yapıya işyeri açma ve çalışma ruhsatı veren idare yetkililerinin bahis konusu tazminat ve yargılama giderlerinin ödenmesinde sorumluluğunun bulunması münasebetiyle, söz konusu sorumlulukların net olarak tespit edilebilmesi bakımından işyeri açma ve çalışma ruhsatı veren sorumluların tespitinin yapılarak savunmalarının alınması ve sonucun ek raporla Dairemize intikaline değin maddi ve manevi tazminat bedeli, mahkeme masrafları, gecikme faizi ve vekâlet ücreti olarak ödenen ... TL’nin hüküm dışı bırakılmasına ve gereği için denetçisine muhtıra verilmesine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere
oy birliğiyle karar verildi.