Emekli olmuş olan personele, kazanılmış hakları olmadığı halde sosyal denge sözleşmesi dayanak gösterilerek emeklilik ikramiyesi ödenmesi:.... Belediye Başkanlığı ile … Sendikası arasında imzalanan 2018 yılı içerisinde geçerli olan toplu iş sözleşmeleriyle, .... Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde çalışıp emekli olmuş olan personele, kazanılmış hakları olmadığı halde sosyal denge sözleşmesi dayanak gösterilerek emeklilik ikramiyesi ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunması iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede,
11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33’üncü maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen ek 15’inci maddede,
“ Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü,
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde,
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” hükmü,
Anılan Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde,
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde, üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bununla birlikte Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 Ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin yerel yönetim hizmet kollarına ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde,
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’üdür...” düzenlemesi,
Anılan bölümün “ Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7’nci maddesinde,
“4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2019” şeklinde uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre yerel yönetimlerde, 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerden dolayı 31.12.2019 tarihine kadar sona ermesi halinde ise 31.12.2019 tarihine kadar yeni sözleşme imzalanabilecektir. Ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarların 4688 sayılı Kanun’a göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda, 11.04.2012 tarihinde (375 sayılı KHK’ya ek 15’inci maddenin eklenme tarihi) uygulanan sözleşme ile unvanlar itibarıyla belirlenen aylık ortalama tutarlar, tavan olarak esas alınacaktır.
Yapılan inceleme neticesinde, .... Belediye Başkanlığı ile … Sendikası arasında imzalanan ve 01.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin Ek 1’inci maddesinde,
“.... Belediyesinde çalışan emekliliğe hak kazanmış personele bir sefere mahsus olmak üzere Sözleşmenin: Birinci Yılı, 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olduğu takdirde emekli ikramiyesinin haricinde net 40.000,00.-TL. (Kırk bin) emekli ikramiyesi ödenir. Bu tarihler dışında emekli olmak istedikleri takdirde bu ikramiyeden yararlanamazlar. Bu ikramiyeden sözleşme imzalandığı tarihte fiilen .... Belediyesinde çalışan memurlar yararlanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan Sözleşme hükmünden, emekli ikramiyesinden faydalanabilecek olan personelin, söz konusu Sözleşme imzalandığı tarihte fiilen Belediyede çalışan memur olma ve 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olma şartlarını bir arada taşıması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Sözleşme’de, söz konusu tarih aralığı dışında emekli olmak isteyen personelin ise bu ikramiyeden yararlanamayacağı açıkça belirtilmiştir.
Ancak Belediye ile … arasında imzalanan ve 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin “İyileştirme Zammı Ve Diğer Mali Haklar” başlıklı 24’üncü maddesinin (i) bendinde,
“İş bu sözleşmenin imzalandığı tarihte .... Belediyesinde fiilen görev yapan ve Emekli olacağı tarih itibari ile bu işyerinde en az 18 (onsekiz) ay çalışmış olup, emekliliğe hak kazananlar, 15 Mart 2018 tarihine kadar emekli olduğu takdirde bir sefere mahsus olmak üzere, emekli ikramiyesi haricinde net, 85.000 TL (Seksenbeşbintürklirası) emekli ikramiyesi ödenir.” düzenlemesi yapılmış ve 2018 yılı içerisinde emekli olan personele söz konusu tutar üzerinden ödeme yapılmıştır.
Sonuç olarak, 01.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olan Sözleşme’nin emekli ikramiyesine ilişkin olarak düzenlenen maddesinin, yukarıda aktarıldığı gibi 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olan personel için geçerli olacağı, bu tarihler dışında emekli olmak isteyen personelin ise bu ikramiyeden yararlanamayacağı ayrıca ilgili mevzuat gereği söz konusu Sözleşme hükümlerine yeni mali yükümlülükler getirecek şekilde düzenleme eklenmesine imkân bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, 2018 yılında geçerli Toplu İş Sözleşmesi dayanak gösterilerek söz konusu yıl içerisinde emekli olan personele emekli ikramiyesi ödenmesinin kamu zararına yol açtığı değerlendirilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında,
“Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü,
Anılan Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde,
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi, harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine, işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmü,
Aynı Kanun’un “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde,
“Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde,
g)Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
…
Esas alınır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması sonucu oluşan kamu zararından ödeme emri belgesini düzenleyen olarak gerçekleştirme görevlisi ile söz konusu belgeyi imzalayan ve onaylayan harcama yetkilisinin sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca bu tutarın ödenmesine yol açan Toplu İş Sözleşmesi’nde imzası bulunan personelin de oluşan kamu zararından sorumluluğu bulunmaktadır.
Sorumlular savunmalarında, 4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinin birinci fıkrasında geçen “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanım Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” hükmünü esas alarak aynen: “Bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlama, tavan uygulaması getirilmemiştir.” demişlerdir.
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde, “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde, üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 inci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” denilmektedir.
Bununla birlikte Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 Ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin yerel yönetim hizmet kollarına ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7’nci maddesinde,
“4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2019” şeklinde uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükmüne göre, 15.03.2012 tarihinden önceki sözleşmelerde mevcut bulunan mali hükümlere, sözleşme süresi sonuna kadar ya da 31.12.2019 tarihine kadar cevaz verilmektedir ve bu tarihten sonra yapılacak sözleşmelerde öngörülen tutarı artıracak yeni mali hükümler ihdas edilemeyecektir. Dolayısıyla, bir anlamda belirlenen bu ilk ödeme, eğer ki tutar olarak Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşmede belirlenen aylık tavan tutarın üzerinde ise, mali açıdan ödenebilecek sosyal denge tazminatı tutarının üst limiti olacaktır. Dolayısıyla sorumluların, kanunda bir tavan tutar düzenlemesinin olmadığına ilişkin iddialarının yersiz olduğu düşünülmektedir. Kaldı ki sorguda herhangi bir tavan tutardan da bahsedilmemiş, 2018 yılı içerisinde personele verilen emeklilik ikramiyelerinin tamamı ile kamu zararına yol açtığı değerlendirmesine yer verilmiştir.
Sorumlular, 01.01.2018-30.03.2019 tarihlerini kapsayan sözleşme ile personele 85.000 TL tutarında emeklilik ikramiyesi ödenmesinin kamu zararına sebebiyet vermeyeceğini, 2012 yılında geçerli olan sözleşme ile personele bu hakkın zaten 40.000 TL olarak verildiğini ifade etmişlerdir. Geçici 14’üncü madde, 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmeleri, 31.12.2019 tarihine kadar yine herhangi bir şarta bağlı olmaksızın yenileyebilme olanağı sağladığından, 2012 yılındaki söz konusu emekli ikramiyesi tutarının 2018 yılında artırılarak verilmesinin de, sözleşmenin uzatılması-yenilenmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Öncelikle 4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinde geçen, “...Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde, üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir... ” hükmü, bir anlamda sözleşmede yer alan ve mali hüküm içeren düzenlemelerde uyulması gereken dayanak-çatı normu olarak esas alınması gerektiğinden, sorumluların 15.03.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmeleri, 31.12.2019 tarihine kadar yine herhangi bir şarta bağlı olmaksızın yenileyebilme olanağı sağladığı iddiasına katılmak mümkün değildir.
Ayrıca .... Belediye Başkanlığı ile … Sendikası arasında imzalanan ve 01.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin Ek 1’inci maddesinde,
“.... Belediyesinde çalışan emekliliğe hak kazanmış personele bir sefere mahsus olmak üzere Sözleşmenin: Birinci Yılı, 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olduğu takdirde emekli ikramiyesinin haricinde net 40.000,00.-TL. (Kırk bin) emekli ikramiyesi ödenir. Bu tarihler dışında emekli olmak istedikleri takdirde bu ikramiyeden yararlanamazlar. Bu ikramiyeden sözleşme imzalandığı tarihte fiilen .... Belediyesinde çalışan memurlar yararlanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan Sözleşme hükmünden, emekli ikramiyesinden faydalanabilecek olan personelin, söz konusu Sözleşme imzalandığı tarihte fiilen Belediyede çalışan memur olma ve 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olma şartlarını bir arada taşıması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Sözleşme’de, söz konusu tarih aralığı dışında emekli olmak isteyen personelin ise bu ikramiyeden yararlanamayacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, aynı Sözleşmenin geçerli olduğu, 31 Mart 2012 tarihinden sonraki herhangi bir tarihte, emekli olan personele dahi bu hakkı vermek mümkün değil iken, yeni Sözleşme ile 2018 tarihinde emekli olan personele tutarların güncellenmesi suretiyle bu hakkın verilmesi imkânsız hale gelmektedir.
Bu kapsamda Belediye ile Tüm-Bel-Sen arasında imzalanan ve 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nin “İyileştirme Zammı Ve Diğer Mali Haklar” başlıklı 24’üncü maddesinin (i) bendinde yer alan,
“İş bu sözleşmenin imzalandığı tarihte .... Belediyesinde fiilen görev yapan ve Emekli olacağı tarih itibari ile bu işyerinde en az 18 (onsekiz) ay çalışmış olup, emekliliğe hak kazananlar, 15 Mart 2018 tarihine kadar emekli olduğu takdirde bir sefere mahsus olmak üzere, emekli ikramiyesi haricinde net, 85.000 TL (Seksenbeşbintürklirası) emekli ikramiyesi ödenir.
Ayrıca, Emekliliğine hak kazanamayan ve 2018 yılı içerisinde görev yaptığı kadronun hakları ile emekliliğe hak kazanacaklar, emekliliği hak kazandıkları ay başını geçmemek kaydıyla emekli olmaları halinde bu haktan yararlanırlar.” düzenlemesinin, 2012 yılında geçerli olan sözleşmenin yukarıda aktarılan hükmünün devamı niteliğinde olması mümkün değildir. Çünkü yukarıda da açıklandığı gibi, söz konusu emeklilik ikramiyesi hakkı, 31.03.2012 ve öncesinde emekli olan personel için uygulanmış ve sona ermiş bir haktır.
Sorumlular savunmalarının bir diğer kısmında, sözleşmeden yararlanmak için talepte bulunup emekli olan personelin emekli olmayıp çalışmaya devam etmiş olduğu düşünüldüğünde, söz konusu personelin çalışacakları süreler de göz önüne alındığında, maliyetlerinin kamu zararı olduğu iddia edilen emekli ikramiyelerinden daha da fazla olacağını iddia etmişler ve bu durumun kaynakların daha verimsiz bir şekilde kullanılmasına sebebiyet vereceğini, ödenecek bu tutar ile personel emekliliğe teşvik edilerek kamu kaynaklarında tasarrufa gidildiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca savunma ekine örnek iki personelin emekli olmayıp çalışsalardı alacakları ücret toplamına ilişkin bir hesaplama tablosu eklemişlerdir.
Sorumluların söz konusu personel emekli olmasaydı, çalışacakları süre içerisinde alacakları ücretin emekli ikramiyesinden daha fazla olacağı bu nedenle kaynakların verimsiz kullanılmış olacağı yönündeki savunmalarına katılmak mümkün değildir. Şayet söz konusu personel emekli olmamış olsaydı, çalıştığı süre içerisinde Belediyeye hizmet verecek ve verdikleri hizmetin karşılığında Belediye tarafından onlara ücret ödenecekti. Personelin verdiği hizmet karşılığında onlara ödenen ücret toplamının, tarafımızca kamu zararı olduğu değerlendirilen emeklilik ikramiyesi tutarı ile kıyas edilmesi tutarlılıktan yoksundur.
Sorumlular savunmalarının bir diğer bölümünde, 4688 sayılı Kanun veya bu Kanun uyarınca yapılmış olan toplu sözleşmelerde öngörülen hükümlerin, uluslararası antlaşmalar ve uluslararası mahkemelerin kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, bunların iç hukukla çelişmesi halinde ise, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca, uygulamanın uluslararası antlaşmalar ve uluslararası mahkeme kararları doğrultusunda yürütülmesinin gerekliliği ortada iken, kamu zararı hesabı yapılmasına ilişkin değerlendirme ve tespitlerin hukuka uygun olmadığını öne sürmüşlerdir.
Buna karşın, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında,
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmü mevcuttur.
Yine Anayasa’nın 53’üncü maddesinin son fıkrasında,
“Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” denilmektedir.
Anayasal normların uluslararası anlaşmalar ve uluslararası mahkeme kararlarına göre hukuken öncelikli olduğu açıktır. Dolayısıyla hem kamu görevlilerinin aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri konusunda hem de toplu sözleşme hakkına ilişkin tüm düzenlemeleri yapma konusunda kanun koyucuya yetki veren Anayasa’nın anılan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, toplu sözleşmelerin serbestçe akdedilebileceği ancak bu hususta kanun koyucunun koyduğu sınırlara bağlı kalınması gerektiği görülebilmektedir.
Bu itibarla, 4688 sayılı Kanun ve 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme hükümleri uyarınca hesaplanan emeklilik ikramiyesi ödemelerinin kamu zararı olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Sorumlular bir diğer savunmalarında, harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluk durumlarına da değinerek harcama yetkilisi/gerçekleştirme görevlisi konumundaki personelin ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını belirtmişlerdir. Kendileri tarafından uygulanan işlemin “Sözleşmeyle belirlenen tutar’ın 4688 Sayılı yasanın 32’nci maddesinin son fıkrasında yer alan ve sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılan şartların oluşup oluşmadığının tetkiki akabinde daha önce oluşan bütçedeki karşılığından ödenmesine ilişkin talimatının verilmesi olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca sözleşmeye bağlanan bir ödemenin tabi olacağı mevzuatın ne olacağı hususunda da bir tereddütlerinin olmadığı, personel giderlerinin bütçe gelirleri ile oranlaması neticesi yüzde 30 sınırının aşılmaması dolayısıyla da kendilerine sorumluluk atfedilemeyeceğini belirtmişlerdir.
Sorumlularca yapılan bu savunmaya katılmak mümkün değildir. Birincisi üst yöneticinin sevk ve idaresinin dışına çıkılamayacağı hususundan bahsetmek Anayasamızda yer alan “Kanunsuz Emir” müessesesinin varlığında geçerli bir mazeret olarak değerlendirilemez. Ayrıca 5018 sayılı Kanun’un 32’nci ve 33’üncü maddelerinde harcama yetkilileri ve de gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açık bir şekilde düzenlenmiştir. Diğer yandan, tarafların bir taraftan üst yönetici sevk ve idaresi dışında işlem yapamayacaklarını belirtirken diğer taraftan konunun yine de mevzuata uygun olduğu yönündeki savunmaları da birbiriyle ters düşmektedir.
Sorumlular savunmalarında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinde geçen, “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, anılan maddesinin ikinci fıkrasına bakılacak olursa, mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiğini bu minvalde personele yapılan ödemelerin herhangi bir kamu zararı oluşturmayacağını iddia etmişlerdir.
Yerel yönetimlerde personele ödenebilecek sosyal denge tazminatına ilişkin kurallar, yukarıda aktarılan 4688 sayılı Kanun, 375 sayılı KHK hükümlerinin sınırları dahilinde yapılacak Toplu Sözleşme hükümleri ile belirlenmiştir. Mevzuatın çizdiği sınırların dışına çıkarak yapılan Toplu Sözleşme ile personele yasal mevzuatın öngördüğü tutarların üzerinde ödeme yapılmasının, 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin “g” bendinde geçen “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamına girmeyeceği iddiasının kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır.
Sorumluların benzer nitelikteki savunmalarında, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun Geçici 14’üncü maddesindeki hükmün açıklandığı Sayıştay 5’inci Dairesinin 02.02.2016 tarihli ve 148 sayılı Kararı’na atıf yapılmakta olup, bu bağlamda Belediye ile sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin emeklilik ikramiyesi ödemesine ilişkin düzenlenen hususun 4688 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde düzenlenen ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı iddia edilmektedir.
4688 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde, Toplu İş Sözleşmesi’ni kapsayacak ödemeler sayılırken aynen,
“Toplu sözleşme, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.” ifadelerine yer verilmiştir.
Savunmada tarih ve numarası belirtilen Daire Kararı’nın içeriğinde, bu hükümlere atıf yapılmış olmakla birlikte, emekli ikramiyesinin de bu ödemelerin kapsamına dahil olan bir ödeme şekli olduğuna yer verilmemiştir. Kaldı ki tarafımızca, kamu zararı oluştuğuna ilişkin olarak düzenlenen sorguda yer alan tespit, ilgili mevzuat uyarınca yerel yönetimler ile sendikalar arasında yapılacak olan toplu iş sözleşmelerinin kapsamına emeklilik ikramiyesinin dahil olamayacağı yönünde bir değerlendirme içermemektedir. Sorgu konusu husus, 01.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesi’nde, emekli ikramiyesinden faydalanabilecek olan personelin, söz konusu Sözleşme imzalandığı tarihte fiilen Belediyede çalışan memur olma ve 31 Mart 2012 tarihine kadar emekli olma şartlarını bir arada taşıması gerektiği, ayrıca söz konusu tarih aralığı dışında emekli olmak isteyen personelin ise bu ikramiyeden yararlanamayacağı açıkça belirtildiğinden, 2018 yılında geçerli olan Sözleşme ile bu ikramiyeden faydalanmalarının mümkün olmadığına ilişkindir.
2018 yılında emekli olmuş olan personele kazanılmış hakları olmadığı halde emeklilik ikramiyesi ödenmesine sebebiyet veren ve bu ödemelere dayanak teşkil eden Toplu İş Sözleşmesi’nde imzaları bulunan ….’ün sunmuş oldukları benzer nitelikteki savunmalarında yer alan iddiaların bir kısmı yukarıda karşılandığından, diğer kısımlarına ilişkin açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.
…. benzer nitelikteki savunmalarında, sosyal denge tazminatı komisyonunda olup, söz konusu sözleşmeyi imzalamalarının oluşan kamu zararından sorumlu tutulmalarına sebebiyet vermeyeceği belirtilmişlerdir. Belediye Meclisi tarafından Toplu İş Sözleşmesi’nin yapılması için Belediye Başkanı ….’e yetki verildiği, söz konusu Sözleşme’ye başkanlık oluru neticesinde sosyal denge tazminatı komisyonu üyesi olarak imza atmakla herhangi bir ödeme emri verilmediği zira ödeme yapılması konusunda harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin yasal yetkileri bulunduğundan talimat verilmeden salt sözleşme imzalanması ile ödemenin kendiliğinden doğmadığı bu yüzden sorumluluğun 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinde olduğu ifade edilmiş ve savunma eklerinde sosyal denge tazminatı komisyonuna seçilen üyelerin görevlendirme oluruna yer verilmiştir.
Öncelikle savunma ekinde gönderilen görevlendirme oluru incelendiğinde, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünce Başkanlık oluruna sunulan yazıda, “… 4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesi gereği Kamu görevlilerine verilen mali ve sosyal hakları belirlemek için …. temsilcileri ile toplu sözleşmedeki maddeleri görüşmek üzere, Belediye Başkanlığımızı temsilen aşağıda isimleri yer alan personelin sosyal denge tazminatı komisyonunda görevlendirilmesi hususunu olur ve emirlerinize arz ederim.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Dolayısıyla bu komisyonda görevli personelin, Belediye çalışanlarına verilecek olan mali ve sosyal hakları belirlemek için sendika ile görüşmekle ve toplu sözleşmedeki maddeleri belirlemekle yetkilendirildikleri açıktır.
Sorguda mevzuata uygun bir Toplu İş Sözleşmesi’ne imza atmanın kamu zararı oluşturacağı ile ilgili bir değerlendirme yer almamaktadır. Ancak personele, mevzuatın çizdiği yasal sınırları aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesine yol açacak bir sözleşmenin oluşturulmasına sebebiyet verilmesinin ise kamu zararına sebep olacağı değerlendirmesine yer verilmiş ve oluşan bu kamu zararından da sözleşmenin oluşturulup yürürlüğe koyulmasında imzaları bulunan personelin de sorumluluğunun bulunduğu ifade edilmiştir.
Savunmalarda belirtildiği gibi, toplu iş sözleşmesi ödeme emri vermemekte, ancak ödemenin yapıldığı ödeme emri belgelerinin ve harcama talimatlarının ise dayanağını oluşturmaktadır. Sorumluların, yasal mevzuata aykırı olan tutarların personele ödenmesine cevaz vermiş bir sözleşmenin görüşmelerine katılıp, maddelerini belirleyip, sözleşmeyi imzalayarak yürürlüğe koymakla oluşan kamu zararından sorumluluklarının olmadığını belirtmeleri hukukun temel ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Sorumlulardan …., imzasının bulunduğu sözleşmedeki rolünün, görüşme tutanaklarını hazırlamak, anlaşılan maddeleri Toplu İş Sözleşmesi’ne geçirmek olduğu belirtmiş ve mali hakların artırılması veya azaltılması gibi bir yetkisinin olmadığını ifade etmiştir. Ancak söz konusu kişinin, mali ve sosyal hakların mevzuata aykırı bir şekilde güncellenmiş olmasına ve yeni mali haklar ihdas edilmesine sebebiyet veren Toplu İş Sözleşmesi’nde imzası bulunmaktadır. Ayrıca kişinin yetkisinin savunmada belirtilen hususlar ile sınırlı olduğuna dair bir ibare de görevlendirme yazısında yer almamaktadır. Bu sebeple ….’ın oluşan kamu zararından sorumlu olmadığı iddiasına katılmak mümkün değildir.
Sorumlulardan ….’ün sunmuş olduğu savunmada ise sözleşmenin imzalanmasının tek başına kamu zararı oluşmasına sebebiyet vermeyeceği gibi, toplu sözleşmenin imzalanması kararı .... Belediye Meclisi’nce alınmış olduğundan, sorgu metninde yer alan bu bakış açısı gereğince sorumluluk kavramının genişletilerek Belediye Meclisine kadar yöneltilmesi gerekeceği ifade edilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, sorguda Toplu İş Sözleşmesi’ne imza atmanın kamu zararı oluşturacağı ile ilgili bir değerlendirme yer almamaktadır. Ancak personele, mevzuatın çizdiği yasal sınırları aşacak şekilde sosyal denge tazminatı ödenmesine yol açacak bir sözleşmenin oluşturulmasına sebebiyet verilmesinin ise kamu zararına sebep olacağı değerlendirmesine yer verilmiştir. Oluşan bu kamu zararından da sözleşmenin oluşturulup yürürlüğe koyulmasında imzaları bulunan personelin de sorumluluğunun bulunduğu ifade edilmektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinde Belediye Başkanının yetkileri sayılırken “Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak.” düzenlemesine yer verilmiştir. Dolayısıyla Belediye Başkanının Toplu İş Sözleşmesi’ni imzalayabilmek için yetkili organ olan Belediye Meclisinin kararını alması Kanun’un gereğidir. Ancak sözleşmenin maddelerini, içeriğini, personele verilecek sosyal ve mali hakları belirleyen Belediye Meclisi değil bizatihi sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanı ve sosyal denge tazminatı komisyonudur. Belediye Meclisi, Kanun gereği Belediye Başkanına sözleşme yapma yetkisini vermiş olsa da, Meclis’in sözleşmenin içeriğinin oluşturulmasında veya onaylanmasında payı olmadığı bir gerçektir.
Bu itibarla .... Belediye Başkanlığı ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel-Sen) arasında imzalanan 2018 yılı içerisinde geçerli olan toplu iş sözleşmeleriyle, .... Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde çalışıp emekli olmuş olan personele, kazanılmış hakları olmadığı halde sosyal denge sözleşmesi dayanak gösterilerek emeklilik ikramiyesi ödenmesi suretiyle sebep olunan ve hesabı aşağıda yer verilen tabloda gösterilen 85.000,00 TL kamu zararının,
Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi ile Sözleşme’yi imzalayan diğer sorumlulara müştereken ve mütelsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,
Ayrıca, ikramiye ödemesi 2016 ve 2017 yıllarında da yapıldığından bu yıllar için kamu zararının belirlenerek ek raporla Dairemize intikalini teminen Denetçisine muhtıra verilmesine,