Sivil savunma uzmanlığı kadrosuna atanma işleminin mevzuata aykırı yapılması:
Belediyede şef kadro unvanı ile görev yapan …’nin 07.10.2005 tarihinde sivil savunma uzmanlığı kadrosuna atanma işleminin mevzuata aykırı yapılması suretiyle kamu zararına sebebiyet verilmesi iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede,
7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu’nun atamanın yapıldığı 2005 yılında yürürlükte olan ilgili hükmü şu şekildedir:
“Ek madde 6:
…
Bu kanun hükümlerine göre ihdas edilen sivil savunma kadrolarına personel atanmaları İçişleri Bakanlığınca yapılır.”
İçişleri Bakanlığı Memurlarının Nitelikleri, Atanmaları ve Görevde Yükselme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik’in sivil savunma uzmanlığına ilişkin bölümü şu şekildedir:
“
…
İ) Sivil Savunma Uzmanı olabilmek için,
a) Kurum içinden,
1) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
2) Son müracaat tarihi itibari ile Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında en az on yıl süre ile çalışmış olmak,
…
b) Kurum dışından,
1) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında en az iki yılı şef veya daha üst unvanlı bir kadroda olmak üzere en az on yıl süre ile çalışmış olmak veya emniyet hizmetleri sınıfı mensubu, uzman, uzman yardımcısı, araştırmacı, denetim elemanı ve öğretmen olarak en az on yıl hizmeti olmak,”
Yapılan incelemede, Belediyede şef olarak görev yapmakta olan …’nin 07.10.2005 tarihinde daktilograf kadrosundan sivil savunma uzmanlığı kadrosuna atandığı, ancak ilgili atama yapılırken mevzuatta belirtilen şartların dikkate alınmadığı, kişi 10.07.2007 tarihinde ise sivil savunma uzmanlığından şef kadrosuna atandığı, Şeflik kadrosuna atanma nin de hukuka aykırı olduğu, zira şef kadrosuna atanma koşulu olan görevde yükselme sınavında başarılı olma şartının sağlanmadığı görülmüştür.
Mevzuat hükümlerine göre kişinin sivil savunma uzmanlığı atamasının Belediye tarafından yapılması mümkün değildir. Mezkur Kanun hükmüne göre atamanın İçişleri Bakanlığı tarafından yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla ilgili atama mevzuata aykırıdır. Daha sonra gerçekleştirilen şeflik ataması da sınav şartı yerine getirilmediğinden dolayı mevzuata aykırıdır.
…. mevzuata aykırı olarak sivil savunma uzmanı olarak atanmadan önce daktilograf kadrosunda bulunduğu anlaşılmıştır. Denetim yılı itibariyle ise şef kadrosunda bulunmaktadır. Dolayısıyla daktilograf ve şef kadrosunun maaş kalemlerinin toplam tutarı arasındaki fark kamu zararı oluşturmaktadır.
Sorumlular savunmalarında sınavsız atamaya ilişkin temyiz kurulu kararları olduğunu belirtmişlerdir. Ancak temyiz kurulu kararları somut olaya özgüdür. Benzer konulara ilişkin tersi karar içeren temyiz kurulu kararlan da bulunmaktadır.
Savunmalarda yapılan hatanın açık hata olmadığı iddia edilse de, hukuka aykırı yapılan atamalar açık hatadır. İstikrar bulan Danıştay kararlarında belirtildiği üzere kişinin mevzuata aykırı bir şekilde atanması açık hata kapsamında bulunmaktadır. İdarelerin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın bütün işlemlerini geri alabileceği kuşkusuzdur.
Sorumlular savunmalarında atamanın 657 sayılı Kanun’un 36 ve 68 inci madde hükümlerine göre yapıldığını, Yönetmelik’in kanuna aykırı olamayacağını belirtmişlerdir. Ancak ilgili Kanun maddeleri memuriyet sınıfları ve 1-4 dereceli memur kadrolarına atanmaya ilişkin genel bilgileri içermektedir. Memuriyete giriş veya ilgili unvanlara geçişle alakalı herhangi bir hüküm muhteva etmemektedir. Dolayısıyla konuya ilişkin özel düzenlemelere bakmak gerekmektedir. Bu konuya ilişkin düzenleme ise Mahalli İdareler Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nde yapılmıştır.
Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekle birlikte Sayıştay, Anayasa’nın verdiği yetkiye istinaden sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlarken kuruluş kanunu ile genel mali yönetim ve kontrol mevzuatını esas almakta ve diğer yargı mercilerinden hesap mahkemesi olarak ayrılmaktadır. Yargılamada hesap yılını esas alarak, hesap yılında geçerli usul ve hükmünde esas aldığı mevzuata dayalı olarak hüküm vermektedir. Kısaca sorumluluk ve sorumlu tespitinde diğer yargı kurumlarından ayrılmaktadır. Bu açıdan, savunmalarda yer verilen diğer yargı organlarınca verilen kararların hesap yargısını etkileyen bir yönü bulunmamaktadır.
Ayrıca ilama konu atama işlemi neticesinde kazanılmış hakkın söz konusu olduğuna ilişkin iddia çerçevesinde, kazanılmış hakkın söz konusu olabilmesi için korunmaya değer ve meşru bir durumun olması, dolayısıyla hukuka uygun olarak alınan ve bir hukuki işlem sonucu elde edilen bir hakkın varlığı gerekmektedir. Ancak somut olayda yapılan atama işleminin hukuka aykırı olduğu açıktır. Dolayısıyla kazanılmış hak söz konusu değildir.
Sorumluluk yönünden ise, Üst yöneticinin hesap yargısı bağlamında sorumluluğuna ilişkin olarak, 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında “... Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştay’a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.” denilmek suretiyle, dava konusu hukuki uyuşmazlığın yargılanması aşamasında, somut olay özelinde üst yöneticinin sorumlu olup olmadığının hükme bağlanacağı ifade edilmektedir. Yapılan hatalı işlemin illiyet bağı 07.10.2005 tarihli atama olurudur ve kamu zararı hatalı atama olurundan kaynaklanmaktadır. Kamu zararının doğmasına yol açan hukuka aykırı işlem atamayı onaylayan üst yönetici ve olura arz eden kişi tarafından gerçekleştirilmiştir. Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin bu atama işlemine şerh koyma ya da yazılı emri uygulamama gibi bir seçenekleri olmadığından, bu kişilerin ödeme emrinde imzaları bulunsa bile somut olayda kamu zararı ile illiyet bağları bulunmamaktadır. Söz konusu hatalı işlemin 2018 yılında görevli olan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri tarafından maaş bordrolarının tetkiki sonucu fark edilmesi de işin doğası gereği mümkün görülmediğinden, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluktan çıkartılmaları ve yapılan hatalı ödemeden dolayı sadece Belediye Başkanı …ve Belediye Başkan Yardımcısı …’nun sorumlu tutulmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Bu itibarla ve yukarıda açıklanan nedenlerle, oluşan … TL kamu zararının, atamayı onaylayan Üst Yönetici .. … olura arz eden Başkan Yardımcısı …
müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,
iş bu İlamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanun’un 55’inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla,
AZINLIK GÖRÜŞÜ: Üye … tazmin hükmüne katılmakla birlikte, sorumluluk yönüyle ayrışık görüşünde, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin de 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararı kapsamında sorumluluğa dahil edilmeleri gerektiğini belirtmişlerdir.