Mutlak Koruma Alanında Yer almakta olup Kamulaştırılan Taşınmazların Tahliye Ettirilmemesi ile Fuzuli Şagillerine Ecrimisil Tahakkuk Ettirilmemesi
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda,
… Belediyesi’nin … Barajı mutlak koruma alanında olan ve bir kısmı 2008 yılı ile önceki yıllarda kamulaştırılmış olan taşınmazlarından önceki maliklerinin tahliye ettirilmemesi ile Belediyenin fuzuli şagil durumda olan eski maliklerine ecrimisil tahakkuk ettirmemesi nedeniyle kamu zararına yol açıldığı iddia olunmakla beraber,
04.09.1988 tarih ve 19919 sayılı RG'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin “Mutlak Koruma Alanı” başlıklı 17 nci maddesinde,
“(Değişik birinci paragraf:RG-13/2/2008-26786) Mutlak koruma alanı, içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 300 metre genişliğindeki şerittir. Söz konusu alanın sınırının su toplama havzası sınırını aşması hâlinde, mutlak koruma alanı havza sınırında son bulur. Bu alanda aşağıda belirtilen koruma tedbirleri alınır,
a) (Değişik:RG-13/2/2008-26786) Maksimum su seviyesinden itibaren 300 metre genişliğindeki şerit kamulaştırılır. Kamulaştırma suyu kullanan idare veya idarelerce yapılır. Ancak 1988 yılı veya su temin projesinin yatırım programına alındığı tarih itibarıyla mevcut olan yapılarda bu alanda kamulaştırma yapılıncaya kadar, yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım onarım yapılabilir.
b) İçme ve kullanma suyu projesine ve mevcut yapıların kanalizasyon sistemlerine ait mecburi teknik tesisler hariç olmak üzere, bu alanda hiçbir yapı yapılamaz. Bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur.
c) Çevre düzeni planına uyularak, bu alan içinde gölden faydalanma, piknik, yüzme, balık tutma ve avlanma ihtiyaçları için cepler teşkil edilir. Bu cepler su alma yapısına 300 metreden daha yakın olamaz.
d) Kamulaştırmayı yapan idarece gerekli görülen yerlerde alan çitle çevrilir veya koruma alanı teşkil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükmünden, mutlak koruma alanlarında, özel şahıslara ait yapıların bulunmayacağının ve bunların kamulaştırılması gerektiği açık olarak anlaşılmaktadır.
Yine, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4’ üncü maddesinin (ç) bendinde ecrimisil,
“Hazine taşınmazının, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalden önceki hâliyle elde edilebilecek muhtemel gelir esas alınarak İdarece talep edilen tazminatı”,
Anılan maddenin (d) bendinde ise Fuzuli şagil (İşgalci),
“Kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, Hazine taşınmazının zilyetliğini, yetkili İdarenin izni dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişileri” olarak tanımlanmıştır.
Yapılan incelemede, … Barajı mutlak koruma alanındaki taşınmazların … Belediyesi tarafından mevzuatına uygun şekilde kamulaştırıldığı, ancak taşınmazlar üzerindeki yapıların ise eski sahipleri tarafından kullanılmaya devam edildiği ve idarece bu kişilere ecrimisil tahakkuk ettirilmediği tespit edilmiş olmakla birlikte,
Savunmalarda Belediyece fuzuli şagil durumundaki eski maliklere ecrimisil tahakkuk ettildiği ve … ile … tarafından yapılan sözlü savunmalarda ise, söz konusu taşınmazların tahliye ettirildiği bildirilmiştir.
Bu itibarla, sorgu konusu edilen hususlar hakkında Belediyece gerekli işlemlerin yapıldığı anlaşıldığından, ilişilecek husus bulunmadığına oy birliğiyle,