AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 38061/07
Kamil ŞEN / Türkiye
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 26 Kasım 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 24 Ağustos 2007 tarihinde sunulan, yukarıda belirtilen başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuran tarafından cevap olarak sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirdiği kapalı oturumdaki müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
1.olay ve olgular Başvuran Kamil Şen, Türk vatandaşı olup, 1939 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna bağlı avukatlar, F. Ozan ve B. Ozan tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.Davanın Koşulları
Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir. Başvuran, bir sigorta kurumu olan, Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından uzun yıllar boyunca istihdam edilmiştir.
Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi, kendi internet sitesinde (https://www.ankarasigorta.com.tr/Default.aspx?id=2) bulunan bilgilere göre, Bakanlar Kurulunun kararıyla 1936 yılında kurulmuştur; bu şirketin hissedarları özellikle bankalar ve bir sigorta şirketi olup, bunlar, Türkiye İş Bankası, Etibank, Adapazarı Türk Ticaret Bankası ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketidir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (“506 sayılı Kanun”) geçici 20. maddesine dayanılarak, başvuran, 506 sayılı Kanun kapsamında 1963 yılında kurulan ve Sosyal Sigortalar Kurumu ve Emekli Sandığı gibi bu alanda çalışan diğer başlıca kurumlarla aynı görevi yerine getirmeyi amaçlayan bir devlet kurumu olan, Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi Memur ve Hizmetlileri Sağlık ve Emekli Sandığına (“Sağlık ve Emekli Sandığı”) bağlanmıştır. Başvuran, hizmet yılları boyunca, Sağlık ve Emekli Sandığı Yönetmeliği’nin 4. maddesinin III. bölümü uyarınca, “506 sayılı Kanun’un 78. maddesinde belirtilen tavan değerlerden iki kat daha yüksek” prim ödemiştir. Bu nedenle, Sağlık ve Emekli Sandığı Yönetmeliği’nin 58. maddesinin (b) fıkrası uyarınca, başvuran, ek prim ödemesinin karşılığında - 506 sayılı Kanun’un 61. maddesine dayanılarak hesaplanan - “ek emekli maaşı” alma hakkını elde etmiştir. Etibank’ın hisselerdeki payı, 1990 yılında % 85’e yükselmiştir ve Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi, 14 Nisan 1993 tarihinde, Bakanlar Kurulunun kararıyla bu bankaya bağlanmıştır. Özelleştirme kapsamında, 26 Eylül 1997 tarihinde, Etibank’ın hisselerinin devredilmesine karar verilmiştir. Bu paylar, 20 Nisan 2000 tarihinde, Polis Bakım ve Yardım Sandığı ile Özelleştirme İdaresi tarafından satın alınmıştır. Hâlihazırda, Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketinin, 150 çalışanı ile yedi bölge müdürlüğü ve bin şubesi bulunmaktadır. Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi Genel Kurulu, 14 Kasım 2001 tarihinde, Sağlık ve Emekli Sandığının 105 aktif üyesinin ve 180 emeklisinin bulunduğunu ve teknik açığının 7.536.874.462.160 Türk lirası (TRL[1] - olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 5.753.340 avro (EUR)) olduğunu tespit etmiştir. Söz konusu Genel Kurul, 31 Aralık 2001 tarihinden itibaren, emekli maaşlarının ve sosyal yardımların 506 sayılı Kanun’la öngörülen sınırlar dâhilinde ödenmesine karar vermiştir. Bakanlar Kurulunun 20 Aralık 2001 tarihli kararıyla, Sağlık ve Emekli Sandığı, 506 sayılı Kanun’un ek 36. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 1 Şubat 2002 tarihinden itibaren “intibak” yoluyla başvuranların emekli maaşlarını azaltmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu tarihten itibaren “intibak” yoluyla başvuranın emekli maaşını azaltmıştır. Başvuranın 507,27 Türk lirası (TRL) (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 390 avro (EUR)) tutarındaki aylık emekli maaşı, 388,99 TRL (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 300 avro (EUR)) tutarına düşürülmüştür. Başvuran, 17 Temmuz 2002 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumu, Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi, Özelleştirme İdaresi ve Polis Bakım ve Yardım Sandığı olmak üzere dört kurum hakkında, emekli maaşına ilişkin intibakın iptali ve emekli maaşını yeniden düzenleme yönteminin belirlenmesi talebiyle İstanbul İş Mahkemesinde dava açmıştır. Başvuran, aynı zamanda, başlangıçtaki hesaplama yöntemine karşılık gelen düzeye kıyasla hâlihazırda ödenen emekli maaşlarındaki fark ve maruz kalınan zararlar için tazminat ödenmesini talep etmiştir. Başvuran, yargılama boyunca, talebini intibak hususuyla sınırlandırmıştır. Dava, İstanbul 7. İş Mahkemesi önüne getirilmiştir. İstanbul 7. İş Mahkemesi, belirtilmeyen bir tarihte, 4. İş Mahkemesinde derdest olan bu türden davalardan birinin sonucunun beklenmesine karar vermiştir. İstanbul 7. İş Mahkemesi, 27 Temmuz 2006 tarihinde, bu türden bir davanın kabul edildiği bir karar olan, İstanbul 4. İş Mahkemesinin kararını bozan, Yargıtay Dairelerinin 21 Eylül 2005 tarihli kararına uyarak, başvuranın davasını reddetmiştir. Yargıtay, 12 Mart 2007 tarihinde, başvuran tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir.İlgili İç Hukuk Kuralları ve Uygulaması Somut olaya ilişkin iç hukuk kuralları ve uygulaması, Yavaş ve diğerleri/Türkiye (No. 36366/06, §§ 23-11, 5 Mart 2019) kararında ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
2.hukuki değerlendirme Başvuran, Sağlık ve Emekli Sandığının emekli maaşlarıyla ilgili genel rejime dâhil edilmesinin ardından, emekliliğe ayrıldığı tarihte belirlenen miktara kıyasla emekli maaşının miktarının azaltılmasının, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyetine saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Öte yandan, başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, yargılamanın uzunluğundan şikâyet etmektedir. Başvuran, yargılamanın sonuçlandırılması için yaklaşık dört yıl beklediğini ve bu süre boyunca emekli maaşının yarısı oranında azaltılmasıyla zor bir durumda bulunduğunu ileri sürmektedir. Başvuran, yine Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak, bir yandan, hâkimlerin siyasi güce bağlı olan ve Adalet Bakanı tarafından başkanlık edilen Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanmaları nedeniyle, hâkimlerin bağımsızlığına ilişkin sorunu vurgulayarak ve diğer yandan, Yargıtay tarafından iç hukuktaki hükümlerin yorumlanması ve uygulanması nedeniyle adil bir yargılamadan yararlanamamasından şikâyetçi olmaktadır. Mahkeme daha önce, Yavaş ve diğerleri/Türkiye (No. 36366/06, §§ 32-59, 5 Mart 2019) davasında başvuranlar tarafından sunulan şikâyetlere benzer şikâyetler hakkında karar verme imkânına sahip olduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ve Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, yukarıda belirtilen Yavaş ve diğerleri/Türkiye davası ışığında başvuranların şikâyetlerini incelemesinin ardından, mevcut durumlarda farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir olgu, iddia ya da özel koşul tespit etmemektedir. Nitekim emekli maaş miktarının azaltılmasına ilişkin olarak, Mahkeme, somut olayda, söz konusu devrin ve başvuranın emekli maaşına ilişkin intibakın ardından, başvuranın ödenmesine karar verilen miktarın bir kısmını kaybettiği doğru olsa da, başvuranın bu sisteme göre emekli maaşlarını alan kişilere nazaran hiçbir şekilde ayrımcılığa maruz kalmadan veya dezavantajlı olmadan genel rejimden yararlanmaya devam ettiğinin de açık olduğu kanısına varmaktadır. Dahası, intibakın geriye dönük bir etkisi olmamıştır ve sigorta şirketindeki hizmet süresi, kanun kapsamında prim ödeme süreleriyle eşit olmuştur. Dolayısıyla, başvuran, hizmet yılları boyunca yapılan ödemeler bağlamında kendisine ödenmesi gereken emekli maaşını kaybetmemiştir (aksi yönde bir karar için (a contrario) bk., Béláné Nagy/Macaristan [BD], No. 53080/13, §§ 125 ve 126, AİHM 2016), ancak yalnızca - daha sonra aşırı bütçe açığı nedeniyle tasfiye edilen Sağlık ve Emekli Sandığı tarafından ödenen - daha önce yararlanmış olduğu bir avantajı teşkil eden (ek) emekli maaşının bir kısmını kaybetmiştir (bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) bk., Frimu ve diğerleri/Romanya (k.k.), No. 45312/11, 45581/11, 45583/11, 45587/11 ve 45588/11, 7 Şubat 2012). Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamındaki şikâyetlere ilişkin olarak, bu konudaki içtihadıyla ortaya konulan kriterleri dikkate alarak (diğer kararlar arasında bk., Comingersoll S.A./Portekiz [BD], No. 35382/97, § 19, AİHM 2000-IV, ve Frydlender/Fransa [BD], No. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII), söz konusu sürelerin makul süre ilkesini ihlal ettiği şeklinde değerlendirilemeyeceği; hâkim ve savcıların görevleri boyunca anayasal güvencelere sahip oldukları (Çelebi/Türkiye ((k.k.), No. 54182/00, 28 Eylül 2004) ; Yargıtay tarafından iç hukuktaki hükümlerin yorumlanmasına ve uygulanmasına ilişkin içtihadından doğan ilkelerin Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye ([BD], No. 13279/05, §§ 49‑58, 20 Ekim 2011), ve Albu ve diğerleri/Romanya (No. 34796/09 ve diğer altmış üç başvuru, § 34, 10 Mayıs 2012) kararlarında özetlendiği; içtihat farklılığı ihtimalinin, kendi yargı bölgesinde yetki sahibi olan, davanın esasına bakan bir grup mahkemeye dayanan her türlü yargı sisteminde doğal olarak bulunduğu; bu türden farklılıkların aynı mahkeme bünyesinde de görülebileceği ve bu durumun tek başına Sözleşme’ye aykırı olduğu kanısına varılamayacağını belirttiğini tespit etmektedir (Santos Pinto/Portekiz, No. 39005/04, § 41, 20 Mayıs 2008). Sonuç olarak, başvuru açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 19 Aralık 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
[1] Eski Türk lirasının (TRL) yerine geçen Türk Lirası (TRY), 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1 TRY, bir milyon TRL tutarına tekabül etmektedir.
Full & Egal Universal Law Academy