AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 81492/12
Erol ŞEN / Türkiye
Başkan
Ksenija Turković
Yargıçlar
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 13 Eylül 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 22 Eylül 2012 tarihli başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve buna cevaben başvuran tarafından sunulan görüşleri göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Erol Şen, 1986 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Kocaeli’de tutuklu bulunmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat H. Boğatekin tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, 6 Mart 2012 tarihinde, yasadışı silahlı bir örgüte üye olduğu şüphesiyle yakalanmıştır.
5. Başvuran, 9 Mart 2012 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde hâkim önüne çıkarılmış ve başvuranın tutuklanmasına karar verilmiştir.
6. İstanbul Cumhuriyet Savcısı, 26 Nisan 2012 tarihinde, başvuranı yasadışı silahlı örgüte üye olmakla ve Devletin bütünlüğünü bozmaya yönelik faaliyetler yürütmekle itham eden iddianameyi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine sunmuştur.
7. 16 Ağustos 2012 tarihli duruşmada, başvuranın tahliye talebi reddedilmiştir. Başvuran söz konusu karara karşı itirazda bulunmuştur. Daha sonra, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Eylül 2012 tarihinde, başvuranın itirazının reddine karar vermiştir. Mahkeme söz konusu kararı verirken, Cumhuriyet savcısının, başvurana veya temsilcisine tebliğ edilmeyen yazılı görüşünü dikkate almıştır.
8. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 11 Haziran 2013 tarihinde, başvuranı üzerine atılı suçlardan mahkûm etmiş ve hakkında 23 yıl 3 ay hapis cezasına ve para cezasına hükmetmiştir.
9. Bu karar belirtilmemiş bir tarihte Yargıtay tarafından onanmıştır.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuran, Sözleşme’nin 5 §§ 4 ve 5 hükümleri uyarınca, tutukluluğunun ve etkin iç hukuk yolu bulunmaması bakımından iç hukukta tazminat elde edememesinin hukuka uygunluğuna itirazda bulunabileceği etkin bir hukuk yolu bulunmaması hususunda şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
11. Hükümet, başvuranın şikâyetlerine ilişkin nihai kararın 28 Eylül 2012 tarihinde verildiğini ve başvuranın Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabileceğini belirterek, kendisinin iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
12. Başvuran bu iddiaya itiraz etmiştir.
13. Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun temel yönlerini inceleyen Mahkeme; Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından söz konusu mahkemeye, kural olarak, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen tüm kararlar bakımından, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlüklerin ihlallerinin doğrudan ve hızlı bir şekilde tazmin edilmesini sağlamasına imkân verecek yetkiler tanındığını tespit etmiş ve söz konusu hukuk yolunun başvurulması gereken bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (Uzun / Türkiye (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
14. Somut davada, başvuranın şikâyetlerine ilişkin nihai karar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 28 Eylül 2012 tarihinde verilmiştir. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetler Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamına girmektedir.
15. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususlar ışığında, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, somut başvurunun Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 6 Ekim 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
HasanBakırcıKsenijaTurković
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy