AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 35814/09
Sedat ŞERAN / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen, ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mayıs 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
20 Mayıs 2009 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 18 Şubat 2019 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Sedat Şeran, 1974 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Diyarbakır’da cezaevinde kalmaktadır. Başvuran Mahkeme önünde Diyarbakır Barosuna bağlı Avukat M. Özbekli tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında ceza yargılamasının ilk aşamalarında avukat yardımından faydalandırılmadığından ve mahkûmiyetinin iddia edildiği üzere baskı altında ve avukatı olmadan verdiği ifadelere dayandığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, yargılamanın ilk aşamasında yargılamayı yapan mahkemenin oluşumunda askeri bir hâkimin olmasından dolayı, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi gereğince bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yürütülmesi gereken adil yargılamadan mahrum bırakıldığını ileri sürmüştür. Son olarak, başvuran Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olarak polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada işkenceye maruz kaldığından şikâyetçi olmuştur.
4. Başvuranın ilk şikâyeti Hükümete iletilmiştir.
5. Hükümet, dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Mahkeme’ye, 18 Şubat 2019 tarihli bir yazıyla, söz konusu şikâyetler kapsamında ileri sürülen hususların çözüme kavuşturulması amacıyla bir deklarasyon metni düzenlemeyi önerdiğini bildirmiştir.
6. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, somut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, hâlihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla Hükümet, bu tek taraflı deklarasyon aracılığıyla, AİHM önünde derdest olan ve yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Sedat ŞERAN’a yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.”
7. Başvuran, 2 Nisan 2019 tarihli yazıyla, Mahkeme’yi, Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde verilen taahhütleri kabul ettiğine dair bilgilendirmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamındaki şikâyetler bakımından
8. Başvuranın Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudaki avukata erişim hakkının sistematik bir şekilde kısıtlanması ve avukat yokluğunda baskı altında elde edildiği iddia edilen kanıtların mahkûmiyet kararında kullanıldığı ile ilgili şikâyetleri göz önünde bulundurarak, Mahkeme, başvuranın açık bir şekilde Hükümet tarafından sunulan deklarasyonda belirtilen şartları kabul etmesinin ardından, davanın taraflar arasında varılan dostane çözüm olarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır.
9. Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, Mahkeme, taraflar arasında ulaşılan dostane çözümü dikkate almaktadır. Mahkeme, çözümün temelinde, Sözleşme ve Protokolleri kapsamında tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin yer aldığı ve başvurunun incelenmeye devam edilmesini haklı kılacak herhangi bir neden bulunmadığı kanısındadır.
10. Mahkeme, 25 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7145 sayılı Kanun’u kabul etmesine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkeme’nin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Bu bağlamda, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yeniden başlatılması, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranın şikâyetleri bakımından tazmin sağlamaya elverişli olduğu düşünmektedir. Mahkeme’nin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
11. Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, başvurunun, yukarıdaki şikayetler yönünden, kayıttan düşürülmesi uygun görülmektedir.
B. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyet yönünden
12. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, başvuran, ayrıca, yargılamanın ilk aşamasında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda askeri bir hâkimin olmasından dolayı, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığından şikâyet etmiştir.
13. Elindeki mevcut bilgi ve belgeler ışığında yaptığı inceleme doğrultusunda ve şikâyet edilen hususun yetki alanına girdiği ölçüde, Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme veya Protokollerinde yer alan hakların ve özgürlüklerin herhangi bir şekilde ihlal edilmesine yol açmadığı kanaatine varmıştır (bk. İzzet Çelik/Türkiye no. 15185/05, § 33, 23 Ocak 2018 ve Kabasakal ve Atar/Türkiye, no. 70084/01 ve 70085/01, § 34, 19 Eylül 2006).
C. Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki şikâyetler yönünden
14. Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak, başvuran son olarak polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığını iddia ettiği işkence hususunda şikâyetçi olmuştur.
15. Hükümet görüşlerinde Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmiştir. Bu kapsamda, Hükümet, başvuranın 24 Ekim 1995 tarihli Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair verdiği karara karşı itiraz etmediğine işaret etmiştir.
16. Mahkeme, başvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada işkenceye maruz kaldığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu gözlemler. 24 Ekim 1995 tarihinde Diyarbakır Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Ancak, başvuran iç hukuk uyarınca savcılığın bu kararına karşı itirazda bulunmamıştır (bk. Abdulgafur Batmaz/Türkiye, no. 44023/09, § 38, 24 Mayıs 2016).
17. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerekir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamındaki şikâyetlerin Sözleşme’nin 39. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar verilmiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Haziran 2019 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy