AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 41739/11
Mehmet Sait SEVİM / Türkiye
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 16 Haziran 2020 tarihinde komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”) 27 Haziran 2011 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranın cevap olarak sunduğu görüşleri göz önünde bulundurarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Mehmet Sait Sevim, 1981 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Batman’da ikâmet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Batman Barosuna bağlı Avukat A. Erkul tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran 28 Nisan 2008 tarihinde, faiziyle birlikte 30.540 Türk lirası (Olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 15.130 avroya tekabül etmekteydi.) tutarındaki alacağın ödenmesi amacıyla Batman İcra Dairesinde (“İcra Dairesi”), Batman Valiliği (“Valilik”) hakkında ilamsız icra takibi başlatmıştır.
5. İcra Dairesi tarafından 12 Mayıs 2008 tarihinde, Valiliğe ödeme emri tebliğ edilmiştir.
6. Yedi günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmemesi nedeniyle, icra takibi kesinleşmiştir.
7. İdare 22 Ocak 2009 tarihinde, alacağın anaparasına tekabül eden 30.000 Türk lirasını yatırmıştır.
8. İdare, 12 Eylül 2011 tarihinde yani işbu başvurunun yapılması sonrasında, 3.001,51 Türk liralık kısmı faiz olan, masraf ve faizle birlikte 7.127,71 Türk lirasına yükselen alacağın kalanını ödemiştir.İlgili İç Hukuk Kuralları ve Uygulaması
9. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin 1. fıkrasına göre, Devletin mülklerine el konulamaz.
10. Devlet İstatistik Enstitüsü (www.tuik.gov.tr) tarafından yayımlanan ayrıntılı fiyat endeksinden hareketle derlenen, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (www.tcmb.gov.tr) enflasyon hesabına göre, enflasyon oranı Mayıs 2008 ve Ocak 2009 arası dönemde % 3,76; Ocak 2009 ve Eylül 2011 arası dönemde % 18,14 idi.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, söz konusu alacağın gecikmeli olarak ödenmesinden ve buna bağlı masraf ve faizlerin ödenmemesinden yakınmaktadır.
12. Başvuran, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, ilgili ulusal mevzuat bakımından (yukarıda 9. paragraf), söz konusu alacağın tamamının ödenmesini elde etme imkânına sahip olmadığını iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ve Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğinden yakınmaktadır.
14. Hükümet diğerlerinin yanı sıra, başvuranın mağdur sıfatı taşımadığı yönünde kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir. Hükümet, ihtilaf konusu alacak ile buna bağlı masraf ve faizlerin tamamının İdare tarafından ödenmiş olması nedeniyle, başvuranın Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında artık mağdur olduğunu ileri süremeyeceği kanaatindedir.
15. Başvuran, söz konusu alacağının tamamının ödendiğini kabul etmekte ancak başlangıçtaki şikâyetlerini sürdürmektedir.
16. Mahkeme, mağdur sıfatının kaybedilmesine ilişkin yerleşik içtihadında belirtilen ilkeleri hatırlatmaktadır (bk., diğer birçok karar arasında, Scordino/İtalya (No. 1) [BD], No. 36813/97, §§ 180-181, AİHM 2006‑V).
17. Mahkeme, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki şikâyet ile ilgili olarak, Ocak 2009 ve Eylül 2011’de yapılan ödemeler yoluyla, İdarenin söz konusu alacağın yanı sıra buna bağlı masraf ve faizleri ödediğini gözlemlemektedir. Öte yandan, Mahkeme, dikkate alınan dönemlerdeki enflasyonun etkisini göz önünde bulundurarak (yukarıdaki 10. paragraf) alacağın değer kaybının, faiz uygulanması sayesinde telafi edildiğini ve bu nedenle ilgilinin maddi bir zarara maruz kalmış olarak değerlendirilemeyeceğini tespit etmektedir.
18. Bu koşullarda, Mahkeme, ihtilaf konusu alacak ile buna bağlı masraf ve faizlerin ödenmesinin, başvuranın 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesi açısından taleplerini karşıladığı kanısına varmaktadır (bk. gerekli değişiklikler yapılmak koşuluyla (mutatis mutandis), Beybolat /Türkiye (k.k.), No. 69822/01, 4 Temmuz 2006).
19. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, Mahkeme, başvuranın artık, Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında iddia edilen ihlalin “mağduru” olduğunu ileri süremeyeceği kanaatindedir.
20. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı Sözleşme hükümleriyle kişi yönünden (ratione personae) bağdaşmaz olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
21. Mahkeme, Sözleşme’nin 13. maddesi bağlamındaki şikâyet ile ilgili olarak, yukarıda belirtilen sonuç dikkate alındığında, başvuranın Sözleşme’nin 13. maddesi anlamında savunulabilir bir şikâyete sahip olduğu iddiasında bulunamaz (Dimitras ve diğerleri/Yunanistan (k.k.), No. 59573/09 65211/09, § 34, 4 Temmuz 2017).
22. Dolayısıyla bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 9 Temmuz 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıEgidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy