Shibendra Dev / İsveç - 7362/10 - 21.10.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – İsveç Yüksek Mahkemesi, 11 Haziran 2013 tarihinde verdiği kurul kararında daha önceki içtihadından ayrılarak, vergi suçlarından suçlu olan kişilerin hem kovuşturulmasını hem de ek vergiye tabi tutulmasını sağlayan İsveç hukuk sisteminin, Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmasını sağlayacak yeterli dayanak bulunduğuna karar vermiştir. Daha sonra verilen bir dizi kararda, hem İsveç Yüksek Mahkemesi hem de Yüksek İdare Mahkemesi, mahkûm edilen kişilerin ve Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesine aykırı bir şekilde ek vergiye tabi tutulan kişilerin, belirli durumlarda, davalarını yeniden açtırmalarına hükmetmiştir. Belirtilen hüküm, Avrupa Mahkemesinin Sergey Zolotukhin / Rusya [BD][1] davasına ilişkin karar verdiği tarih olan 10 Şubat 2009 tarihinden itibaren olmak üzere geriye yürür bir şekilde uygulanmıştır.
Mevcut davada başvuranın, diğer suçların yanı sıra, vergi suçundan mahkûm edilmeden önce, ek vergiler ödemesine karar verilmiştir. Başvuran, 21 Ocak 2010 tarihinde Avrupa Mahkemesine başvuruda bulunarak, Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinin ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuranın ilk olarak, Yüksek Mahkeme tarafından verilen karar neticesinde mevcut kılınan iç hukuk yollarını tüketmesi gerekip gerekmediği sorusu ortaya çıkmıştır.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 35 § 1: Yüksek Mahkeme’nin 11 Haziran 2013 tarihinde verdiği karar sonrası ortaya çıkan yeni hukuki durum dikkate alındığında, -söz konusu karar ve sonra verilen kararlarda belirtilen koşulların sağlanması şartıyla- İsveç’te artık Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesine yönelik ihlal iddialarının tazminini sağlayabilecek erişilebilir ve etkin bir hukuk yolu bulunmaktadır. Bu nedenle, bir davanın, vergi beyanında sağlanan aynı bilgilere dayalı olarak uygulanan ek vergi ve vergi cezaları içermesi ve davanın 10 Şubat 2009 tarihinde veya daha sonrasında ikinci kez görülmesi ya da hükme bağlanması durumunda, potansiyel bir başvuranın, yargılamanın yeniden açılmasını, bozma kararını ya da yaptırımda indirime gidilmesini veya iddia edilen zararın tazmin edilmesini sağlamaya yönelik olarak iç hukukta dava açması beklenebilir.
İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, başvurunun yapıldığı tarih dikkate alınarak gerçekleştirildiği yönündeki genel ilkeden farklı bir yol izlenmesini gerekçelendiren çeşitli unsurlar bulunmaktadır. İlk olarak, Yüksek Mahkeme ve Yüksek İdare Mahkemesi söz konusu hususları kurulda inceleyerek, vergi konularında çifte yargılamalar ve cezalara ilişkin davaların gelecekte ele alınmasına yönelik yol gösteren önemli kararlar vermek suretiyle, İsveç hukuk sisteminin Sözleşme ile uyumluluğuna yönelik genel bir hususu irdelemeyi amaçlamıştır. İkinci olarak, ne bis in idem ilkesine (aynı fiil nedeniyle tek bir ceza verilmesi) ve Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesine ilişkin yeni hukuki durum kademeli değişimlerle ortaya çıkmamış ya da genel anlamda belirlenmemiştir. Söz konusu hukuki durum, özellikle tek bir dava türü ve durumu için belirlenmiştir. Yüksek Mahkemenin 11 Haziran 2013 tarihli kararı ve her iki yüksek mahkeme tarafından daha sonra verilen kararlar, başvuranların, davalarının öngörülen koşulları karşılayıp karşılamadığını değerlendirebilmelerine olanak sağlayacak ölçüde detaylı ve açıktır. Üçüncü olarak, davacılara sağlanan hukuk yolu, şikâyetlerine yönelik ulusal düzeyde tazmin elde etmeleri bakımından gerçek bir olanaktır. Yüksek Mahkeme, sadece Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinin yorumlanmasıyla sınırlı kalmamıştır. Yüksek Mahkeme, İsveç hukuk geleneğini esas alarak, çifte yargılama ve cezalara yönelik yasağın lis pendens (görülmekte olan dava) durumlarına uygulanacak şekilde genişletilmesine karar vermiş ve Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinin sunduğu korumanın ötesinde koruma sağlamıştır. Son olarak, söz konusu hukuk yolu, hukuki cezaların ve ek vergilerin bozulmasına ya da indirime tabi tutulmasına izin vermiştir. Sözleşme sistemi normal koşullarda maddi tazminat ödenmesiyle sınırlandırılmıştır; ancak yeni hukuki durum, birçok kişinin cezaevinden serbest bırakılmasına ya da cezalarının gereğini yerine getirmelerinin sonlandırılmasına sebep olmuştur.
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yollarının tüketilmemesi).
(Ayrıca bk. Lucky Dev / İsveç, 7356/10, 27 Kasım 2014, aşağıda Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesi altında özetlenmiştir, sayfa 23)
[1] Sergey Zolotukhin / Rusya [BD], 14939/03, 10 Şubat 2009, 116 Sayılı Bilgi Notu. Ayrıca dava çifte yargılama ve mükerrer yargılama konularıyla ilgilidir.
Full & Egal Universal Law Academy