Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-260 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-57/1189-448
Karar Tarihi : 02.09.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR 10
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Shell & Turcas Petrol A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No:38/8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
D. TARAFLAR : - Shell&Turcas Petrol A.Ş.
Karamancılar İş Merkezi Gülbahar Mah. Salih Tozan Sok.
No:18 B Blok Esentepe-Şişli/İstanbul
- Atalay Ticaret ve Sanayi Koll. Şti. 20
Yeni Mahalle Hacıbayram Veli Blv. No:3 Polatlı/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile Atalay Ticaret ve Sanayi Koll.
Şti. arasındaki dikey anlaşmaya bireysel muafiyet tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 25.02.2010 tarih ve 1752 sayı ile giren
bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ve 2002/2 sayılı
Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan
inceleme sonucunda düzenlenen 31.08.2010 tarih ve 2010-1-260/MM-10-139.İAY
sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 01.09.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-130/341
sayılı Başkanlık önergesi ile 10-57 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır. 30
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
1. Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile Atalay Ticaret ve Sanayi Koll. Şt.
(Atalay) arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ile Shell&Turcas lehine
tanınan intifa hakkından oluşan dikey anlaşma 18.9.2005 tarihinden sonra
akdedildiğinden; dikey anlaşmanın başlangıç tarihinden (12.12.2007) itibaren beş yıl
süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve
uygulanma imkânının bulunduğu, ancak söz konusu dikey anlaşmaya bireysel
muafiyet tanınamayacağı,
2. Bildirim konusu bayilik sözleşmesinde yer alan, anlaşmanın sona ermesinden
sonraki döneme ilişkin olarak alıcıya getirilen bir yıllık rekabet etmeme 40
yükümlülüğüne ilişkin hükmün 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden
yararlanmadığı, söz konusu hükme bireysel muafiyet de tanınamayacağı, bu
nedenle sözleşme metninden çıkarılması gerektiği
görüşü ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
10-57/1189-448
2
H.1. Bildirimin Konusu
Söz konusu başvuruda, Shell&Turcas ile Atalay arasındaki bayilik ve intifa
sözleşmesinin; Shell&Turcas’ın, kendi mülkiyetinde bulunan taşınmaz ve üzerinde 50
kurulu akaryakıt istasyonunu, intifa hakkı süresi boyunca Shell&Turcas’ın bayisi olması
şartı ile Atalay’a sattığı belirtilerek, dikey anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin uygulamasından Kanun’un 5. maddesi uyarınca muaf tutulması talep
edilmektedir.
H.2. Taraflar
Dosyadaki bilgilere göre Türkpetrol ve Madeni Yağlar T.A.Ş. ile İngiliz Burmah Castrol
firması ile ortaklaşa kurulan Turcas Petrolcülük A.Ş. (Turcas), Tabaş Petrolcülük A.Ş.
(Tabaş) tarafından satın alınmış olup 1999 yılında iki şirket Turcas Petrol A.Ş. unvanı
altında birleşmiştir. Rekabet Kurulunun 06-08/103-29 sayı ve 02.02.2006 tarihli kararı
ile izin verilen işlem sonucunda ise Turcas Petrol A.Ş. ve The Shell Company of 60
Turkey Ltd., Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) unvanlı ortak girişim şirketi çatısı
altında faaliyetlerini birleştirmişlerdir. EPDK tarafından hazırlanan 2009 yılı Petrol
Piyasası Raporu’nun ilgili bölümüne göre Shell&Turcas’ın bayiler aracılığıyla yapılan
satışlar bakımından benzin türlerinde pazar payının %28,7; motorin türlerinde ise
yaklaşık %17 düzeyinde olduğu görülmektedir.
Dikey anlaşmanın diğer tarafı olan Atalay, ayrıntıları dosyada yer alan bildirim konusu
taşınmazların maliki olup, bu taşınmazlar üzerinde kurulu bulunan istasyonda bayilik
faaliyeti yürütmektedir.
H.3. İlgili Pazar
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime 70
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto lpg dışında kalan otomotiv yakıtları”
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, emsal Kurul
kararları ve başvurunun içeriği ve etki alanı da dikkate alınarak, değerlendirmede
öncelikle oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları pazarı göz önünde
bulundurulmuştur.
Diğer taraftan, gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ
dağıtım faaliyetlerinin yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından
rekabet şartlarının farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle ilgili
coğrafi pazar, “Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme 80
H.4.1. Bildirim Kapsamındaki Anlaşmaların Konusu ve Niteliği
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 2. maddesinde
üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla
teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla
yapılan anlaşmalar dikey anlaşma olarak tanımlanmaktadır.
Bildirime konu dikey anlaşma; Atalay’ın mülkiyetinde yer alan söz konusu
taşınmazların üzerinde akaryakıt ve servis istasyonu kurmak amacıyla Shell&Turcas
lehine taşınmazların 12.12.2007 tarihli satışında tesis edilen 20 yıl süreli intifa hakkı ve
Shell&Turcas’ın, istasyonun işletmeciliğini Atalay’a vermesine ilişkin 12.12.2007 tarihli
“Bayilik Sözleşmesi” den oluşmaktadır. Bununla birlikte taraflar arasında istasyonun 90
kurulması ve işletilmesi için gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesine ilişkin 12.12.2007
tarihli “İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol” ile “İstasyon Bayiliğinde
Uygulanacak Kurallar Hakkında Protokol” ve “Taşıt Tanıma Protokolü” imzalanmıştır.
10-57/1189-448
3
Bildirime konu 12.12.2007 tarihli “Bayilik Sözleşmesi”nin 8. maddesinde öngörülen,
bayinin ilgili akaryakıt istasyonunda Shell&Turcas’tan başka kaynaklardan temin
edeceği petrol ürünlerini satmama yükümlülüğü ile alıcıya 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3.
maddesi anlamında rekabet etmeme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir.
Bu açıdan, bildirim formu ekinde sunulan sözleşmeler doğrultusunda Shell&Turcas ile
Atalay arasında imzalanan protokoller, bayilik sözleşmesi ile bunlarla bağlantılı
Shell&Turcas lehine tesis edilen intifa hakkı, bayi üzerine rekabet yasağı getiren dikey 100
anlaşma niteliğinde olup 2002/2 sayılı Tebliğ’de yer alan düzenlemelere tabidir.
H.4.2. Bildirime Konu Dikey Anlaşmanın 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği Bakımından Değerlendirilmesi
2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü “alıcının anlaşma
konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın
almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her
türlü yükümlülük” olarak ifade edilmiştir. Yine aynı Tebliğ’in 5(a) maddesinde ise,
Tebliğ ile tanınan muafiyetin anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi
beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, Rekabet Kurulunun ve Danıştay’ın konuyla ilgili olarak daha önce almış 110
olduğu kararlar ile de sabit olduğu üzere, bayilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer
alan rekabet etmeme yükümlülüğü süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve kira
sözleşmelerinin tamamı tek bir dikey anlaşma olarak kabul edilmektedir. Bu dikey
anlaşmalar ile bayiye 5 yıldan uzun süreli rekabet yasağı getirilmesi, söz konusu dikey
ilişkiyi grup muafiyeti kapsamı dışına çıkarmaktadır.
Bahse konu taşınmaz üzerinde de Shell&Turcas lehine 20 yıl süre için geçerli olmak
üzere intifa hakkı tesis edilmiştir. Bu çerçevede, bildirim konusu protokol, akaryakıt
bayilik sözleşmesi ve intifa hakkından oluşan dikey ilişkinin, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5.
maddesinde öngörülen beş yıllık süreyi aşar nitelikte rekabet etmeme yükümlülüğü
içerdiği sonucu ortaya çıkmaktadır. 120
Bildirim formunda, Shell&Turcas’ın ilgili akaryakıt istasyonunun maliki iken, Atalay’ın
20 yıllık intifa hakkı süresi zarfında kendisi ile çalışması karşı edimi mukabilinde,
istasyonu Atalay’a satarak devrettiği, sadece yatırım bedeli değil devredilen mülkiyetin
bedelinin de intifa yolu ile sözleşme süresinde tahsil edileceği, dolayısıyla bu
anlaşmanın 5 yıllık sınırlamaya tabi tutulan diğer anlaşmalardan farklılık arz ettiği ve
bireysel muafiyet sebebi teşkil ettiği belirtilmiştir. Buna gerekçe olarak da söz konusu
anlaşmanın 5 yıl ile sınırlandırılmasının, satış sözleşmesinin temelini oluşturan irade ile
uyuşmayacağı ve işlemin geçersizliğine sebep olabileceği, zira eşya hukuku kuralları
uyarınca tescilin sonradan hukuki sebepten yoksun kalmasının tescilin yolsuz tescil
sayılmasına sebep olabileceği ve yolsuz tescilin düzeltilmesinin dava edilebileceği 130
belirtilmiştir. Bununla birlikte, Shell&Turcas’ın ilgili istasyonu satmayıp Atalay ile
sadece işletmecilik sözleşmesi imzalasaydı, bayiye süresiz rekabet etmeme
yükümlülüğü getirebileceği, satış söz konusu olmasaydı diğer dağıtıcı firmaların bu
istasyonda hiçbir şekilde faaliyette bulunabilmesinin mümkün olmayacağı ifade
edilmiştir.
Bildirim konusu istasyonda gerçekleştirilen faaliyetlere bakıldığında; eski malik Mehmet
Ferruh Çelik tarafından istasyonun Shell&Turcas selefi Tabaş Petrolcülük A.Ş.’ye 1999
yılında 15 yıl süreyle kiralanarak tapuya şerh edildiği ve Çelikler Koll. Şti. M.Ferruh
Çelik ile Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, daha sonra bu sözleşmenin feshedilerek yine
malikin yetkili temsilcisi olduğu Çelikler Akaryakıt Gıda Turizm Nakliye İnşaat ve Tic. 140
Ltd. Şti. ile bayilik sözleşmesi imzalandığı, daha sonra malikin vefatı ile mirasçılar
Meral Çelik, Yeşim Özkan ve Hüseyin Çelik tarafından taşınmazın 5.11.2007 tarihinde
Shell&Turcas’a satılarak devredildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Shell&Turcas;
10-57/1189-448
4
kendinden önceki malik tarafından tesis edilen kira hakkının sahibi ve malikle bayilik
sözleşmesi akdetmek suretiyle sadece dağıtım firması sıfatıyla dikey ilişkinin tarafı
olduktan sonra ilgili taşınmazı malikten satın almış ve anılan taşınmazın sahibi
konumuna gelmiştir. Bunun ardından yaklaşık bir ay kadar bir süre içinde de taşınmazı
yeni bayi Atalay’a satmak suretiyle devretmiştir. Tüm bu süreç sonucunda
Shell&Turcas ile Atalay arasında kurulan bildirime konu dikey ilişki; bayinin (Atalay)
mülkiyetinde bulunan bir taşınmaz üzerinde Shell&Turcas lehine tesis edilen intifa 150
hakkı ve taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinden oluşmaktadır. Dolayısıyla
Shell&Turcas ile Atalay arasındaki dikey ilişkinin, Rekabet Kurulunun akaryakıt
sektöründe uygulanan dikey anlaşmalara ilişkin olarak almış olduğu geçmiş ve yakın
tarihli çok sayıda kararlarda görülen ve sektörde yaygın olarak uygulanan tipik “malik-
işletici ile dağıtım firması arasında kurulan dikey anlaşma” türünden farklılık arz
etmediği görülmektedir.
Kaldı ki, taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisini ilgilendirse de bildirim formunda
belirtilen Shell&Turcas’ın taşınmazı Atalay’a satması neticesinde mülkiyetin bedelinin
intifa süresince tahsil edileceğine ve Atalay’ın intifa süresince Shell&Turcas’ın bayisi
olacağına ilişkin beyanların; somut olarak bildirim formu ekinde herhangi bir sözleşme 160
veya protokol maddesinde yer almadığı tespit edildiğinden, bu anlamda bir illiyet bağı
da kurulamamıştır.
Bilindiği üzere, süresi beş yıldan uzun olan rekabet etmeme yükümlülüğünün grup
muafiyetinden yararlanması, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5(a) maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan istisna hükmü dışında mümkün değildir. Söz konusu hüküm, “Alıcının
anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte
veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde
sağlayıcıya ait ise yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan
üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir
tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu 170
tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme
yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz konusu
tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.” şeklindedir.
Buna göre istisna hükmü, ancak iki koşuldan birinin gerçekleşmiş olması halinde
sağlanmış kabul edilecektir:
- Alıcının (bayi) anlaşmaya dayalı faaliyetini sürdürdüğü tesisin mülkiyeti ya arazi ile
birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı
çerçevesinde sağlayıcıya (dağıtım firması) ait olmalı,
- Ya da alıcı bu faaliyetini, sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir tesiste 180
sürdürmelidir.
Bildirim konusu olaya bakıldığında, Shell&Turcas’ın taşınmazın mülkiyetini 05.11.2007
tarihinde devraldığı ancak bildirime konu bayilik ilişkisinin kurulduğu 12.12.2007
tarihinde taşınmazın Shell&Turcas mülkiyetinden çıkıp bayinin mülkiyetine geçtiği
görülmektedir. Bu nedenle, dikey ilişkinin istisna hükmüne uymadığı ve aşağıda
yapılan bireysel muafiyet değerlendirmesi saklı kalmak üzere, 5 yılı aşan süreler
bakımından 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanamadığı
sonucuna ulaşılmaktadır.
Kurulun konuya ilişkin olarak daha önce almış olduğu kararlar uyarınca, 18.09.2005
tarihinden önce yapılan ve bu tarih itibarıyla kalan süresi beş yılı aşan dikey 190
anlaşmaların, 18.09.2010 tarihinde kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup
muafiyetinden yararlanma olanağı bulunmaktadır. 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan
dikey anlaşmalar ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile
10-57/1189-448
5
düzenlenen grup muafiyeti kapsamındadır. Bu bakımdan, Shell&Turcas ile bildirime
konu bayi arasındaki dikey anlaşmanın, dikey anlaşmaya esas teşkil eden intifa hakkı
ve bayilik sözleşmesi 18.09.2005 tarihinden sonra yapıldığından, bayilik sözleşmesi ve
intifa hakkının başlangıç tarihi olan 12.12.2007 tarihinden itibaren beş yıl süreyle
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanacağı sonucuna
varılmaktadır.
Bildirim formunda ayrıca Shell&Turcas’ın bayisi ile paylaştığı know-how’a binaen ilgili 200
akaryakıt istasyonunda, “petrol ürünlerinin satışı, oto yıkama ve yağlama” konuları ile
alakalı işler hakkında, sözleşmenin sona ermesinin akabinde bayi için bir yıllık rekabet
etmeme yükümlülüğünün öngörüldüğü belirtilmiştir. Söz konusu yükümlülük bildirime
konu sözleşmenin 22. maddesinde düzenlenmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (b) bendi uyarınca, ancak belirli koşulların yerine
getirilmesi durumunda ve anlaşmanın sona ermesinden itibaren bir yılı aşmamak
kaydıyla anlaşmanın sona ermesinden sonraki dönem için alıcıya rekabet etmeme
yükümlülüğü getirilebilir. Bunun için, yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da
hizmetlerle rekabet eden mal ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının
faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya 210
devredilen know-how’ı korumak için zorunlu olması gerekmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in tanımlar başlıklı 3. maddesinin (f) bendinde know-how:
“sağlayıcının tecrübe, denemeleri sonucu elde ettiği ve patentli olmayan, uygulamaya
yönelik, gizli, esaslı ve belirlenmiş bilgi paketi” şeklinde tanımlanmıştır. Bendin devamı
ise şu şekildedir:
“Bu tanımdaki;
1) "Gizli" kavramı, know-how’ın bir bütün halinde veya parçaları tam olarak biraraya
getirildiğinde ve birleştirildiğinde dahi herkes tarafından bilinmemesini ya da kolaylıkla
erişilebilir olmamasını,
2) "Esaslı" kavramı, know-how’ın, anlaşma konusu malların veya hizmetlerin 220
kullanılması, satımı veya yeniden satımı bakımından alıcı için vazgeçilmez bilgiler
içermesini,
3) "Belirlenmiş" kavramı, know-how'ın, gizli ve esaslı olma şartlarını taşıdığını
doğrulayabilmek için, yeterince geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış
olmasını
ifade eder.”
Ancak akaryakıt sektörünün yapısı gereği rakiplerin büyük ölçüde homojen olan
ürünlerinin satışına konu olması, sektörde gerek satış gerekse diğer yardımcı
hizmetlerin sunumu konusunda standartlaşmanın yüksek olması, yine güvenlik
bakımından ilgili mevzuatta katı kıstaslar öngörülmüş olması gibi hususlar dikkate 230
alındığında, bu sektörde sağlayıcıdan alıcıya anlaşma konusu ürünlerin satımı için
vazgeçilmez nitelikte -“esaslı”- bir know-how devri olası görülmemektedir. Üstelik
bildirim konusu akaryakıt bayilik sözleşmesinde, sağlayıcı tarafından alıcıya ne tür bir
know-how’ın devredildiğine ilişkin ayrıntılı bir hüküm de yer almamaktadır. Bunların
yanında, akaryakıt istasyonlarının kuruluş ve varlık nedenlerinin doğrudan doğruya
akaryakıt satışı olduğu ve sözleşme sonrası döneme ilişkin getirilen rekabet etmeme
yükümlülüğünün, istasyonun bir yıl süre ile asli faaliyetini gerçekleştiremeyecek olması
anlamına geleceği unutulmamalıdır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, bayiye
know-how devredildiğine yönelik olarak bildirim formunda genel bir açıklama yapılmak
suretiyle, bildirim konusu sözleşmede anlaşma sonrası döneme ilişkin olarak 1 yıllık 240
rekabet etmememe yükümlülüğü getirilmesi, 2002/2 sayılı Tebliğ’in öngördüğü
muafiyet koşulları ile bağdaşmamaktadır. Bu nedenle bildirim konusu sözleşmenin 22.
maddesinde anlaşma sonrasındaki 1 yıllık süre için bayi üzerine getirilen rekabet
10-57/1189-448
6
etmeme yükümlülüğünün 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyeti kapsamı
dışında olduğu değerlendirilmektedir.
H.4.3. Bireysel Muafiyet İncelemesi
(a) Malların üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileştirmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
Bu koşulun sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve
ekonomik gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması; etkinlik 250
artışının nesnel olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü olan, yani
öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini gösterdiğinden, Bu
noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği,
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.1 260
Benzer şekilde Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 110. paragrafında da “Bu
etkinliklerin gerçekleştirilmiş olması ve net pozitif etkilere yol açması gereklidir.
Bedavacılıktan kaçınma gibi spekülatif iddialar veya maliyetlerden tasarruf sağlama
gibi genel açıklamalar kabul edilemez. Sadece pazar gücünden veya rekabeti bozucu
davranıştan kaynaklanan maliyet avantajları kabul edilemez” ifadeleri bulunmaktadır.
Shell&Turcas tarafından muafiyetin bu koşulu bakımından yapılan savunmada; dağıtım
şirketleri tarafından işletilen istasyonların hem idari ilişkileri yönetme hem de istasyonu
etkin bir şekilde çalıştırma bakımından başarılı olamadıkları, Shell&Turcas’ın asıl
hedefinin ülke genelinde örgütlenmiş modern bir dağıtım ağı oluşturmak olduğu,
bayilere maddi destek sağlanarak piyasa koşullarında kendi rakipleriyle daha güçlü bir 270
biçimde rekabet etme imkanı verildiği, bu anlaşmaların sağladığı bir diğer faydanın
ürün tedarikinde devamlılık sağlamak olduğu, dağıtıcıların bayilere yaptıkları
yatırımların ekonomik etkinlik yarattığı belirtilmiştir.
İnceleme konusu ürünün özelliği ile dağıtım ve perakende satış noktalarındaki
standardizasyon dikkate alındığında, akaryakıt dağıtım anlaşmalarının, bireysel
muafiyetin ilk koşulu olan yeni ürün veya üretim tekniklerinin bulunması ve geliştirilmesi
bakımından uygun bir zemin teşkil etmediğini vurgulamak gerekmektedir. Bununla
birlikte daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsa/arazi üzerinde
kurulmuş olan yeni istasyonlar bakımından, yeni arazilerin değerlendirilerek istihdam
ve katma değer yaratan birer tesis haline gelmesi, bunun ekonomiye olan pozitif 280
etkileri, ilk kez yapılan yatırımların yüksekliği nedeniyle geri dönüş sürelerinin uzunluğu
gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, bu istasyonlar bakımından yapılan dikey
anlaşmaların muafiyetin ilk şartını sağladığı Rekabet Kurulunun birçok kararında kabul
edilmiştir. Ancak, bildirim konusu istasyon bakımından bildirim formunda sayılan
gerekçeler, dikey anlaşmaların bilinen, genel mahiyetli yaralarını tekrar etmekten öteye
geçememekle birlikte, Shell&Turcas’ın taşınmazı, intifa hakkı süresince kendisiyle
çalışacağı saikiyle bayiye satması hususunun muafiyetin ilk koşulunda aranan
ekonomik etkinliği ne şekilde sağlayacağı yeterince açıklanamamıştır. Bu nedenle,
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan koşulun
sağlandığının kabul edilmesi mümkün değildir. 290
1 Sanlı, K.C., Rekabet Hukuku ve Dikey Anlaşmalar, İstanbul 2009 s. 65 (Rekabet Hukuku ABD ve Avrupa Birliği
Hukuku Işığında Dikey Anlaşmaların İktisadi Analizi-Ali Ilıcak)
10-57/1189-448
7
Ayrıca mevcut anlaşmanın intifa süresince uygulanması ile 1923 yılından beri
Türkiye’de faaliyet gösteren Shell&Turcas’ın modern bir dağıtım ağına kavuşacağı ve
bu sayede sayılan diğer etkinliklerin ortaya çıkacağı, gerçekçi bir savunma olmaktan
uzaktır.
Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi anlamında muafiyet alabilmesi için
söz konusu maddede sayılan şartların tamamını sağlaması gerekirken yukarıda
açıklandığı üzere maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan muafiyetin ilk şartı
sağlanmadığından başvuru konusu dikey anlaşmaya bireysel muafiyet verilemeyeceği
kanaatine varılmıştır. Buna karşın sonucu değiştirmemekle birlikte aşağıda muafiyetin
diğer şartları bakımından da değerlendirmeler yapılmıştır. 300
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması,
ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar
sayılabilir.
Shell&Turcas tarafından, bu madde bakımından yapılan savunmada, yapılan yatırımlar
sayesinde bayinin finansal durumunun iyileşeceği ve yatırımlar bayiyi ayakta tutacağı
için tüketicinin hizmet alacağı nokta sayısının azalmamasına sağlayacağı ve 310
istasyonların hizmet kalitesini artıracağı belirtilmiş; başvurunun esasını dağıtım
firmasınca istasyona yapılan yatırımlar oluşturmasa da muafiyet şartları bakımından
açıklama yapılırken akaryakıt sektöründe yaygın olarak bilinen dağıtım firmalarınca
bayilere yapılan yatırımlar ve sağlanan maddi destek gerekçe gösterilmiştir.
Ancak bu hususlar yine dikey anlaşmaların bilinen ve genel olarak varlığı kabul edilen
faydaları olmakla birlikte, bir bayinin finansal güçlüklerden dolayı piyasadan çıkacak
olmasının önüne geçmek amacıyla ilgili anlaşmaya muafiyet tanınması, muafiyet rejimi
ile korunması gereken bir menfaat değildir.
(c) İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu 320
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir.
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde 330
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır.
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
EPDK’nın, pazar paylarına ilişkin verilerine göre en büyük 5 dağıtıcı şirketin, pazarın
yaklaşık %80’ine; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık %90’ına sahip
olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında, herhangi bir
teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ilgili ürün
10-57/1189-448
8
pazarında, yaklaşık %26’lık oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün Petrol 340
Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yine yaklaşık %21 ile Shell&Turcas A.Ş., %16 oranla
Opet Petrolcülük A.Ş. ve %12 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir.
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması ve
benzer anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif etkiye bakılması gerekmektedir.
Rekabet Kurulu konuyla ilgili almış olduğu pek çok kararda piyasa kapama etkisinin ve
bu bağlamda muafiyet talep edilen türden anlaşmaların pazardaki yarattığı-yaratacağı
kümülatif etkinin önemine dikkat çekmiştir. 350
Diğer yandan, dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Shell&Turcas tarafından sunulan bildirim formunda, Shell&Turcas’ın ilgili ürün
pazarındaki payının ortalama %24 seviyesinde olduğu; önde gelen rakiplerin pazar
paylarının birbirine yakın ve bu teşebbüsler arasında büyük bir rekabet bulunduğu;
pazarda toplam istasyon sayısının 12701 olduğu, söz konusu istasyonlar içerisinde
Shell&Turcas bayisi olanların oranının %9’a tekabül ettiği, bildirim ekinde sadece 1 360
bayi bakımında muafiyet talep edildiği, bu nedenle pazar kapama etkisinin olmayacağı
ve pazarda rekabetin ortadan kalkmayacağı belirtilmiştir.
Yine söz konusu bildirim formunda, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması (AEAA)’nın 53.
maddesinin; AB Kurucu Anlaşması’nın 101. ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile
tıpatıp aynı olduğu, ancak gerek mehaz AB mevzuatından gerekse ülkemiz
mevzuatından farklı olarak, bu anlaşma uyarınca yürürlüğe konulan münhasır dikey
anlaşmalara ilişkin 1983/84 sayılı Tebliğ’de bu tür dağıtım anlaşmalarına 10 yıl süre ile
izin verilebildiği belirtildikten sonra; Hydro Texaco ile bir bayisi arasında akdedilen 10
yıl süreli ancak dağıtıcı tarafından tek taraflı olarak 5 yıl daha uzatma opsiyonlu dikey
anlaşmaya ilişkin olarak Norveç’in bir yerel mahkemesinin ön sorusu üzerine Avrupa 370
Ekonomik Alanı Birliği Yüksek Mahkemesince verilen kararda, 10 + 5 yıllık
sözleşmenin yalnızca dağıtıcıya sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanındığı için
muafiyetten yararlanamadığına karar verildikten sonra; söz konusu sözleşmelerin
Hydra Texaco’nun bütün sözleşmeleri içindeki payının çok sınırlı bir yer tutması ve
dolayısıyla pazardaki toplu kapama etkisine önemli bir katkısı olmadığı için
sözleşmelerin AEAA’nın 53. maddesine aykırı olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 116. paragrafında, “Tebliğ’de tek marka
sınırlamaları (rekabet etmeme yükümlülüğü, miktar zorlaması gibi) sağlayıcının pazar
payının %40’ın altında olduğu ve anılan sınırlamanın beş yılı aşmadığı durumda muaf
tutulmaktadır. Pazar payının %40’ın veya zaman sınırının beş yılın üzerinde olduğu 380
hallerde bireysel değerlendirmeler için aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır” ifadesi
yer aldıktan sonra, Kılavuzun devamında sağlayıcının bağlı pazar payı ve rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresi arttıkça pazarın kapanmasının o oranda artacağı ve
ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde anlaşmalar yapmış ise
pazarın potansiyel rakiplere kapatılabileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 119. paragrafı ise şu şekildedir:
“Sağlayıcının pazar gücü değerlendirilirken “rakiplerin pazardaki konumu” da önemlidir.
Rakipler yeterince çok ve güçlü ise sağlayıcının uyguladığı tek marka anlaşmasından
hissedilir derecede rekabeti bozucu etkiler beklenmez. Pazar kapama etkisi, rakip
10-57/1189-448
9
teşebbüslerin tek marka anlaşmasını uygulayan sağlayıcıdan önemli ölçüde küçük 390
olduğu hallerde ortaya çıkabilecektir. Rakipler birbirine benzer büyüklükte ve benzer
çekicilikte ürünler sunuyorlarsa pazarın rakiplere kapatılması söz konusu
olmayabilecektir. Ancak ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde
anlaşmalar yapmış ise, pazar potansiyel rakiplere kapatılabilir. Birikimli etki olarak
da adlandırılan bu durum aynı zamanda sağlayıcılar arasında rekabeti sınırlayıcı
işbirliğine (collusion) de yol açabilir. Şayet sağlayıcılar Tebliğ kapsamında iseler bu
yöndeki birikimli etkiyi ortadan kaldırmak için muafiyetin geri alınması gerekebilir. Bir
sağlayıcının bağlı pazar payı % 5’ten az ise, anılan sağlayıcının birikimli kapama
etkisine önemli bir katkıda bulunmadığı kabul edilebilir.”
Söz konusu Kılavuz’un 49. paragrafında ise şu açıklamalar bulunmaktadır: 400
“…Pazarda faaliyet gösteren pek çok sağlayıcının dağıtım organizasyonlarını benzer
kısıtlamaları kullanarak birbirlerine paralel biçimde düzenlemeleri, dikey kısıtlamaların
olumsuz etkilerini arttırıcı etkiye sahiptir. Bu durum birikimli etki olarak da
tanımlanmakta olup, muafiyetin geri alınması, birikimli etkiden kaynaklanabilecek
rekabet sorunları nedeniyle de gündeme gelebilecektir. İlgili pazara girişler ve ilgili
pazardaki rekabet, birbiriyle rekabet halindeki sağlayıcılar veya alıcılar tarafından
uygulanan benzer nitelikteki dikey anlaşmaların oluşturduğu paralel ağlar tarafından
önemli ölçüde engellenmekte ise Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet şartlarının
gerçekleşmesi mümkün değildir.”
2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde de şu düzenleme yer almaktadır: 410
“Benzer nitelikteki dikey sınırlamaların oluşturduğu paralel ağlar ilgili pazarın
%50’sinden fazlasını kapsıyorsa, Rekabet Kurulu, ayrıca çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili
pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları bu Tebliğ’in sağladığı muafiyetin
dışına çıkarabilir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde bireysel muafiyete ilişkin
değerlendirmelerde dikkate alınması gereken başlıca unsurların ilgili sağlayıcının
pazar payı, sağlayıcının münhasır dikey anlaşmalar aracılığıyla sahip olduğu bağlı
pazar payı oranı ve benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmaların
oluşturduğu paralel ağların oranı olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte bildirime konu anlaşmaya ilişkin değerlendirmede şu hususa özelikle 420
dikkat etmek gerektiği düşünülmektedir: Bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin Rekabet
Kurulu kararlarının, benzer nitelikteki diğer işlemler bakımından da emsal teşkil
edebileceği dikkate alındığında, söz konusu anlaşmalar nedeniyle oluşacak muhtemel
kümülatif pazar kapama etkisinin belirlenmesinde yalnızca ilgili tarafların pazar payına
ve ilgili sağlayıcının (dağıtım şirketinin) muafiyet talep edilen anlaşmalarının toplam
pazar içindeki oranına dayalı bir yaklaşım yeterli olmayıp; muafiyet tanınan anlaşmanın
niteliği ve pazarda yaygın olarak uygulanan diğer anlaşmalar içerisindeki yerinin iyi
tespit edilmesi ve diğer sağlayıcılar tarafından uygulanan benzer nitelikteki
anlaşmalarla birlikte ele alınması gerekmektedir.
Bu noktada, pazar payı ölçütü dışarıda bırakıldığında, akaryakıt ürünlerinin istasyonlar 430
marifetiyle satışında, gerek yerleşik teamüller gerekse ilgili mevzuat nedeniyle, benzer
nitelikteki dikey sınırlamalar içeren anlaşmaların oluşturduğu paralel ağların, ilgili
pazarın %100’ünü kapsadığını vurgulamak gerekmektedir. Yani ilgili pazarda yer alan
dağıtıcı teşebbüslerin tamamının istasyonlu bayileri ile yapmış oldukları bütün dikey
anlaşmalar tek marka sınırlaması içermekte ve bu bakımdan, bayiler üzerine dağıtıcılar
tarafından arz edilen mallar ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirmektedir. Bunun
yanında, yukarıda da ifade edildiği üzere Shell&Turcas ile Atalay arasındaki dikey
ilişkinin, sektörde yaygın olarak uygulanan tipik “malik-işletici ile dağıtım firması
arasında kurulan dikey anlaşma” türünden farklılık arz etmediği görülmektedir. Bu
10-57/1189-448
10
nedenle, mevcut hukuksal durum da dikkate alındığında, muafiyet talebine konu olan 440
anlaşmayla benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmalardan kaynaklanan
kümülatif etkinin %100’e kadar çıkabileceği görülmektedir.
Başvuru konusu dikey anlaşmanın süresinin, ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerine
mevcut ve/veya muhtemel etkilerine de ayrıca değinmekte fayda görülmektedir. Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 118. paragrafında konuyla ilgili olarak şu açıklamalar
bulunmaktadır:
“Sağlayıcının pazardaki konumu yanında uygulanan rekabet etmeme yükümlülüğünün
kapsamı ve süresi de anılan değerlendirmede çok önem kazanmaktadır. Sağlayıcının
satışlarının tek marka anlaşmasından kaynaklanan kısmı arttıkça, eş deyişle bağlı
pazar payı arttıkça, pazarda kapama riski de artacaktır. Benzer şekilde rekabet 450
etmeme yükümlüğünün süresi arttıkça pazarın kapanması o oranda artacaktır. Hakim
durumda olmayan teşebbüsler tarafından yapılan ve rekabet etmeme yükümlülüğünün
süresi bir yıldan az olan anlaşmaların, genel olarak hissedilir derecede rekabeti bozma
etkisi olmadığı kabul edilir. Hakim durumda olmayan teşebbüslerin bir ila beş yıl
arasındaki rekabet etmeme yükümlülüğü içeren anlaşmalarının muafiyet alabilmeleri
bu anlaşmaların rekabeti azaltıcı ve artırıcı etkilerinin dengelenmesine bağlıdır. Öte
yandan beş yılı aşan bu yöndeki anlaşmalar birçok yatırım türü için ileri sürülen
etkinliklere ulaşmak için gerekli görülmez veya bu etkinlikler pazar kapama
etkisini dengelemeye yeterli değildir.”
Yine aynı Kılavuz’un 128. paragrafında şu ifadelere yer verilmiştir: 460
“Bazı sektörlerde tek bir yerde birden fazla marka satmak zor ya da hukuken imkansız8
olabilir, bu durumda pazar kapama etkisi sözleşme süreleri sınırlandırılarak
hafifletilebilir.”
Shell&Turcas tarafından gönderilen bildirim formu ekinde sunulan dikey anlaşma 20 yıl
süreyle uygulanmak üzere akdedilmiştir. Oysa Kılavuz’un ilgili bölümünde de açıkça
belirtildiği üzere, dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine ya da bu
yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir unsuru olduğu hallerde bir bütün olarak ilgili
anlaşmaya, 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için
muafiyet tanınması çoğu kez haklı görülememekte, anlaşma sonucu ortaya çıkan
etkinlikler, süresi beş yılı aşan anlaşmaların yaratacağı pazar kapama etkisini 470
dengelemeye yeterli olarak değerlendirilememektedir. Tek bir yerde birden fazla marka
satmanın fiilen veya hukuken mümkün olmadığı durumlarda ise; pazar kapama etkisi
ancak sözleşme süreleri sınırlandırılarak hafifletilebilir.
Bu açıklamaların sonunda özetle ifade etmek gerekirse, bildirime konu anlaşmanın ilgili
pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldıracak nitelikte anlaşma olduğu, bu
nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer verilen
koşulları taşımadığı kanaatine varılmıştır.
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, ilgili piyasanın önemli bir kısmında 480
rekabetin önemli ölçüde ortadan kaldırılmasına yol açmayacak olan bir anlaşmanın,
tüketicilerin de faydasına olacak şekilde doğuracağı gelişme veya iyileşmelerin
rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol izlenerek elde edilmesi mümkünse, söz konusu
anlaşmaya muafiyet tanınması mümkün değildir. Buna göre, sınırlama, anlaşmanın
ardında yatan temel amaca uygun ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli olmalıdır.
8 Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile bayilere tek marka satma zorunluluğu getirilmiştir. [orijinal dipnot]
10-57/1189-448
11
Buna karşın, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, bildirim konusu anlaşmaya
muafiyet tanınması halinde söz konusu anlaşmanın, anlaşma taraflarına özgü ve öznel
sayılabilecek ekonomik faydalar dışında 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi anlamında herhangi bir etkinlik sağlayacak nitelikte olmadığı ve (b)
bendi anlamında önemli ölçüde tüketici yararı sağlamadığı gibi; ilgili pazarın önemli bir 490
bölümünde de rekabetin ortadan kaldırılmasına neden olacak nitelikte olduğu
değerlendirilmektedir. Söz konusu anlaşmanın ileri sürülen olumlu sonuçların
alınabilmesi için Tebliğ ile getirilen 5 yıllık genel muafiyet süresi yeterli olup; bunu aşan
sürelerin rekabetin gereğinden fazla sınırlanması sonucunu ortaya çıkardığı
görülmektedir.
Bunun yanında bildirime konu anlaşmada anlaşma sonrası döneme ilişkin olarak
bayiye getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün de rekabeti gereğinden fazla
kısıtlayıcı nitelikte olduğu, bu bakımdan söz konusu hükme de bireysel muafiyet
tanınamayacağı değerlendirilmektedir.
Bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; Shell&Turcas ile Atalay arasında akdedilen 500
dikey anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında sayılan
koşulları taşımadığı ve bu nedenle 2002/2 sayılı Tebliğ ile öngörülen sınırı aşan süreler
için bireysel muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile Atalay Ticaret ve Sanayi Koll. Şti. arasında imzalanan
akaryakıt bayilik sözleşmesi ile Shell&Turcas Petrol A.Ş. lehine tanınan intifa
hakkından oluşan dikey anlaşma, 18.09.2005 tarihinden sonra akdedildiğinden; dikey
anlaşmanın başlangıç tarihinden (12.12.2007) itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı
Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına, ancak söz konusu dikey 510
anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağına,
2- Bildirim konusu bayilik sözleşmesinde yer alan, anlaşmanın sona ermesinden
sonraki döneme ilişkin olarak alıcıya getirilen bir yıllık rekabet etmeme yükümlülüğüne
ilişkin hükmün 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanmadığına,
söz konusu hükme bireysel muafiyet de tanınamayacağına, bu nedenle sözleşme
metninden çıkarılmasına,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy