AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 22930/08
Ş.H.H. / Türkiye
10 Ocak 2017 tarihinde,
Başkan,
Paul Lemmens
Yargıçlar
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) Daire olarak toplanarak, 11 Nisan 2008 tarihinde yapılan başvuruya ve davalı Hükümet ile başvuran tarafından cevaben sunulan görüşlere ilişkin gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
Başvuran Ş.H.H., T.C. vatandaşı olup 1990 doğumludur ve İstanbul’da ikâmet etmektedir. Bölüm Başkan Yardımcısı, başvuran tarafından belirtilen kimliğinin ifşa edilmemesi talebini kabul etmiştir. (Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesinin 4. fıkrası).
Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna bağlı olan Avukat T. Odabaş tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti ("Hükümet") kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın koşulları
Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Kızının yasal temsilcisi olarak hareket eden başvuranın annesi, 26 Haziran 2005 tarihinde, tecavüz ve cinsel istismar nedeniyle eşi hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.
Cumhuriyet savcısı, 9 Nisan 2006 tarihli bir iddianameyle, tecavüz nedeniyle başvuranın babasını suçlamıştır. Dava, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi önünde açılmış (İstanbul) ve başvuran davaya müdahil olarak katılmıştır.
Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Ekim 2006 tarihinde, başvuranın babasını ağırlaştırıcı koşullar ile tecavüz haricinde cinsel istismar suçundan suçlu bulmuş ve Eski Ceza Kanunu’nun 415. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırılmasına karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, iddia edilen tecavüzün tespit edilmediğini değerlendirmiştir.
Başvuran, Yargıtay önünde, temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay, 14 Mayıs 2007 tarihli bir kararla, başvuranın temyiz başvurusunu reddetmiştir. Karar, 13 Ağustos 2007 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğündeki dava dosyasına eklenmiştir. 14 Mayıs 2007 tarihli kararın bir kopyası,17 Mart 2008 tarihinde, başvuranın avukatına ve Yazı İşleri Müdürlüğüne elden teslim edilmiştir.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, Sözleşme’nin 6 ve 13. maddelerini ileri sürerek, kendisine göre davanın etkin yürütülmemesi nedeniyle cezasız kalan bir suçun mağduru olmaktan şikâyet etmektedir. Bu bağlamda başvuran, Devletin kendisine etkin bir koruma sunması için pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmektedir. Öte yandan başvuran, davanın yürütülme şeklinden şikâyet etmektedir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
Başvuran, ulusal makamların tecavüz iddialarıyla ilgili olarak etkin bir dava yürütmedikleri gerekçesiyle, Devletin reşit olmayanlara cinsel istismar hakkında etkin bir koruma sunması için pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğinden şikâyet etmektedir. Öte yandan başvuran, davanın seyrini eleştirmektedir. Başvuran, dava koşullarının Sözleşme’nin 6 ve 13. maddelerini ihlal ettiği kanaatine varmaktadır.
Hükümet, altı aylık süre kuralına riayet edilmemesine ilişkin bir itirazı ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranın, Yargıtay kararının Kartal Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğündeki dava dosyasına ekleniş yani 13 Ağustos 2007 tarihinden itibaren altı ay içerisinde Mahkeme önünde başvurusunu yapması gerektiğini ve kendisinin söz konusu tarihten altı aya aşkın bir süre sonra başvurduğunu iddia etmektedir. Öte yandan Hükümet, 17 Mart 2008 tarihinde, başvuranın avukatının Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğüne gittiğini ve Yargıtay kararının bir kopyasını elden aldığını belirtmektedir.
Başvuran, Hükümet tarafından tespit edilen itiraza karşılık vermemektedir.
Daha önce Mahkeme, Türkiye hakkındaki davalarda altı aylık süre kuralına riayet edilmesi konusunda karar verdiğini hatırlatmaktadır (bk. diğer kararlar arasında, Tahsin İpek/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 39706/98, 7 Kasım 2000, Levent Öztürk/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 8428/02, 10 Ekim 2006, Bülent Özpolat/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 39200/02, 21 Kasım 2006 ve Atilla Aşıcı/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 6778/04, 23 Şubat 2010). Mahkeme, altı aylık sürenin başlangıç noktasını hesaplamak için ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderilen Yargıtay kararının iletildiği tarihi dikkate almıştır.
Somut olayda Mahkeme, kesinleşmiş yerel kararı teşkil eden 14 Mayıs 2007 tarihinde verilen Yargıtay kararının başvurana veya temsilcisine iletilmediğini kaydetmektedir. Söz konusu karar, 13 Ağustos 2007 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğünde bulunan dava dosyasına eklenmiş ve böylece tarafların hizmetine sunulmuştur. Dolayısıyla söz konusu tarihten itibaren başvuran ve avukatı, Yargıtay kararının bir kopyasını temin edebilirlerdi. Mevcut başvuru, 11 Nisan 2008 tarihinde yani Yargıtay kararından yaklaşık bir yıl sonra ve bu kararın Ağır Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından tutulan dava dosyasına eklenmesinden altı aya aşkın bir süre sonra yapılmıştır. Başvuran, Yargıtay kararından yalnızca 17 Mart 2008 tarihinde bilgi edindiğini iddia etmektedir. Bununla birlikte Mahkeme, ulusal mahkemeler önündeki davaları takip etmenin ve kesinleşmiş yerel kararın bir kopyasını en erken şekilde edinmek için ihtiyatlı davranmanın başvurana veya temsilcisine ait olduğu kanaatine varmaktadır.
Şüphesiz Mahkeme, yargılanan kişinin kendisine hiçbir şekilde tebliğ edilmeyen olası kararın varlığını gün be gün gelip bilgi edinmesine gerek olmadığına daha önce karar vermiştir (Papageorgiou/Yunanistan, 22 Ekim 1997, § 32, Karar ve Hükümler Derlemesi 1997-VI). Bununla birlikte başvuranın söz konusu kararın bir kopyasını elde edebileceği tarih ile başvuru tarihi arasında geçen sürenin eleştiriye açık olduğu kanaatine varmaktadır. Mahkeme, başvuranın atalet içinde kaldığı nispeten uzun bir dönem söz konusu olduğu kanaatine varmaktadır. Dosyadan, ilgilinin veya avukatının, davanın sonucu hakkında bilgi edinmek ve gerektiği takdirde, uygun zamanda kesinleşmiş yerel kararın bir kopyasını elde etmek amacıyla Ağır Ceza Mahkemesi veya Yargıtay nezdinde herhangi bir girişimde bulunmadıkları anlaşılmaktadır (Yavuz ve diğerleri/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 48064/99, 1 Şubat 2005 ve Mükrime Tepe (Avcı)/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 34786/04, 30 Eylül 2008 ; bk. ayrıca daha yakın zamanda, Çalıkoğlu/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 38512/08, 13 Ekim 2015).
Mahkeme, yukarıda belirtilenler ışığında, başvuranın temyiz başvurusunun sonucundan haberdar edilmesindeki ve Yargıtay kararının bir kopyasını talep etmesindeki gecikmenin kendi ihmalinden kaynaklandığı kanaatine varmaktadır. Mahkeme, diğer bir sonuca varmak için herhangi bir neden tespit etmemektedir.
Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin itirazını kaydetmektedir. Mahkeme, başvurunun vaktinden sonra yapıldığını ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Bu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 2 Şubat 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy