Shumeyev ve Diğerleri / Rusya - 29474/07 - 22.9.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Polis, başvuranların uyuşturucu satışı yaptıklarına işaret eden bilgilere dayanarak, gizli ajanların düzmece bir şekilde başvuranlardan uyuşturucu satın almasına ilişkin gizli bir operasyon düzenlemeye karar vermiştir. Polis, her bir operasyonun gidişatını gözlemlemek üzere rastgele seçilmiş iki teyit edici tanığı davet etmiştir. Teyit edici tanıklar, yargılama öncesinde vermiş oldukları yeminli ifadelerinde, gizli ajanların kurgulanan satın alma işlemi öncesinde üzerlerinin aranmış olduğunu ve söz konusu ajanların işaretlenmiş banknotlarla başvuranlardan madde satın almış olduklarını tasdik etmişlerdir. Teyit edici tanıklar ayrıca, polisin daha sonra başvuranların üzerlerini ve ikamet ettikleri binaları aramış olduğunu; kontrol edilmiş maddeleri ve ilgili diğer delilleri mühürleyerek bunlara el koymuş olduğunu ifade etmişlerdir. Teyit edici tanıkların çeşitli gerekçelerle mahkeme önüne çıkmaması sebebiyle, bu tanıkların soruşturma tedbirlerine ilişkin yargılama öncesi vermiş oldukları beyanlar, başvuranların itirazlarına rağmen, mahkeme huzurunda sesli şekilde okunmuş ve delil olarak kabul edilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 §§ 1 ve 3 (d): Rus ceza kanunu baş tanıklar ile teyit edici tanıklara ilişkin ayrı hükümler içermekte olup, teyit edici tanıklar için “tanık” ifadesinin Rusça karşılığı kullanılmaksızın düzenlemede bulunulmuştur. Teyit edici tanıkların dava ile ilgili bir bilgilerinin olmaması beklenmektedir ve bu tanıklar davanın koşullarına ya da davalının suçlu ya da masum olduğuna dair tanıklık etmezler. Söz konusu tanıklar dolayısıyla Rus hukuku uyarınca tanık statüsünü resmi olarak haiz değildirler. Başvuranların davasında, ilgili teyit edici tanıklar rastgele bir şekilde seçilmişler ve bir soruşturma tedbirini gözlemlemek üzere bir müfettiş tarafından davet edilmişlerdir. Kendilerinin bahse konu ceza davaları ile ilgili hiçbir bilgileri mevcut değildir. Teyit edici tanıklar, yeminli yazılı beyanlarında soruşturma tedbirlerinin gerçekten de yerine getirilmiş olduğunu tasdik etmişler ve bu tedbirlerin esasına, gidişatına ve sonuçlarına ilişkin şahitlik etmişlerdir. Esasında, teyit edici tanıkların ifadeleri, bunlara karşılık gelen polis tutanaklarının içerikleriyle aynıydı ve ilgili başka yeni bir bilgi içermemekteydi.
Dört başvuran hakkında yürütülen ceza yargılamalarının tümü genel olarak adil niteliklidir. Başvuranlar, hem soruşturma hem de kovuşturma sırasında, polisin yetkisini kötüye kullanması ihtimaline karşı var olan usuli güvencelerden faydalanabilmişlerdir. Bilhassa, ilgili tutanaklarda değişiklik yapılmasını ve bunların netleştirilmesini talep edebilmiş, soruşturma müfettişi ve mahkeme önünde taleplerde bulunabilmiş, gizli ajanlara ve polis memurlarına soru yöneltebilmiş, itirazda bulunabilmiş ve mahkemelerden yasadışı şekilde elde edilmiş delilleri kabul etmemesini talep edebilmişlerdir. Teyit edici tanıklar tarafından verilen yeminli ifadelerin mükerrer niteliği ve başvuranların olası usuli düzensizliklere karşı başvurabilecekleri hukuk yolları göz önünde bulundurulduğunda, teyit edici tanıkların yargılamalara katkısı sınırlı olmuştur. Söz konusu tanıkların yeminli ifadeleri başvuranlar hakkında verilen hükümler için önemli bir dayanak teşkil etmemiştir ve bu ifadeler, esasında, mahkemede teyit edici tanıkların hazır bulunmasını gerektirmeyen lüzumsuz delillerdir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle).
Full & Egal Universal Law Academy