AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 52134/09 ve 54642/09
Ahmet Aslan İŞLEK / Türkiye
ve Münevver CANBOLAT ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 23 Ocak 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
19 Eylül 2009 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruları göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Türk vatandaşlarıdır. Başvuranların isimleri, doğum tarihleri ve ikamet adresleri ekte yer almaktadır.
2. Başvuranlar, Mersin Barosuna bağlı Avukat A. Aktay tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuranlar, Mersin’in Tarsus İlçesinde bulunan ve ayrıntıları ekte belirtilen arazilerin sahibiydi.
5. Karayolları Genel Müdürlüğü (bundan böyle “Müdürlük” olarak anılacaktır), başvuranların arazilerini sırasıyla 1999 ve 2003 yıllarında yol yapımı için kullanmaya başlamıştır.
6. Başvuranlar 25 Ekim 2004 tarihinde, arazilerine kamulaştırmasız el atıldığı gerekçesiyle Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi önünde tazminat davası açmışlardır.
7. Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi 2 Mart 2007 tarihinde, başvuranlara yasal faiziyle birlikte tazminat ödenmesine hükmetmiştir. İdarenin temyiz başvurusu ve karar düzeltme talepleri Yargıtay tarafından reddedilmiş ve Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesinin her iki kararı da 24 Eylül 2007 tarihinde kesinleşmiştir.
8. Başvuranlar 12 Haziran 2008 tarihinde Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde İdare aleyhine ikinci bir dava açarak kamulaştırmasız el atılan arazileri için ek tazminat talep etmişlerdir.
9. Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi 16 Ekim 2008 tarihinde başvuranların hazır bulunduğu duruşmaları gerçekleştirmiş ve taleplerini kabul etmiştir. Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi aynı gün verdiği ilgili kararlarda özellikle, başvuranlara ödenmesine hükmedilen ek tazminat miktarlarına 25 Ekim 2004 tarihinden itibaren işleyen gecikme faizinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Başvuranlar kararları temyiz etmemişlerdir. Yargıtay, Müdürlük tarafından yapılan temyiz başvuruları üzerine kararları sırasıyla 16 Nisan 2009 ve 2 Temmuz 2009 tarihlerine onamıştır.
10. Öte yandan, başvuranlar Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş olan kararların nüshalarını Mersin İcra Dairesine sunmuş ve icra takibi başlatmışlardır. Başvuranlar, ayrıca, Anayasa’nın 46. maddesi uyarınca icra dairesinden karar verilen tazminat miktarına azami faiz oranını uygulamasını talep etmişlerdir.
11. İdare sırasıyla 19 Mart 2009 ve 20 Mart 2009 tarihlerinde, başvuranlara, ödenmesine hükmedilen miktarların bir kısmını yasal gecikme faiziyle birlikte ödemiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
12. 3 Ekim 2001 tarihinde değiştirildiği şekliyle Anayasa’nın 46. maddesinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“ Madde 46:
...
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. ...
...
...herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”
13. İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 32(1) maddesi uyarınca, icra dairesi herhangi bir para borcuna dair bir mahkeme kararının ibraz edilmesinden sonra borçluya bir icra emri tebliğ eder. Aynı madde, ayrıca, mahkeme kararı ile belirlenen para miktarının, icra emrinde belirtileceğini öngörmektedir.
ŞİKÂYET
14. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesini ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, ulusal mahkemelerin, arazilerine kamulaştırmasız el atılmasından dolayı Anayasa’nın 46. maddesinde öngörüldüğü üzere en yüksek faiz oranını uygulamamasının, adil yargılanma ve mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi haklarını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranlar özellikle, söz konusu uygulamanın, ödenmesi gereken tazminat miktarında azalmaya yol açtığını iddia etmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Mahkeme İç Tüzüğü’nün 42 § 1 maddesi uyarınca, Mahkeme, başvuruların benzer maddi ve hukuki arka planları dikkate alındığında birleştirilmesi gerektiği kanaatindedir.
16. Başvuranlar, arazilerine kamulaştırmasız el atılması nedeniyle hükmedilen tazminat miktarlarına Anayasa’nın 46. maddesinde öngörüldüğü üzere azami faiz oranının uygulanmamasının, önemli ölçüde maddi kayba uğramalarına sebebiyet verdiğinden şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar, bu bakımdan Sözleşme’nin 6 § 1 maddesini ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürmüşlerdir.
17. Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.
18. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca, bir hususu ancak iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai karar tarihinden itibaren altı ay içerisinde sunulması halinde ele alabileceğini yinelemektedir. Mahkemenin Hükümetin ilgili itirazının yokluğunda dahi altı ay kuralının uygulanmasını iptal etmesi olasılığı bulunmamaktadır (bk. Belaousof ve Diğerleri/Yunanistan, no. 66296/01, § 38, 27 Mayıs 2004; Miroshnik/Ukrayna, no. 75804/01, § 55, 27 Kasım 2008; ve Toner/Birleşik Krallık (k.k.), no. 8195/08, 15 Şubat 2011).
19. Başvuranlar, somut davalarda, hükmedilen tazminat miktarlarına uygulanan düşük faiz oranından şikayetçi olmuşlardır. Mahkeme, başvuranların arazilerine kamulaştırmasız el atılmasından dolayı hükmedilen tazminat miktarlarına uygulanabilir faiz oranının, Tarsus Asliye hukuk Mahkemesinin 2 Mart 2007 ve 16 Ekim 2008 tarihli kararlarıyla belirlendiğini ve başvuranların hiçbirinin Yargıtay nezdinde söz konusu kararlara karşı temyiz başvurusunda bulunmadığını gözlemlemektedir. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranların şikâyetine ilişkin nihai kararların, Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde verilen kararlar olduğu sonucuna varmaktadır (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Sarıca ve Dilaver/Türkiye, no.11765/05, §§ 31-32, 27 Mayıs 2010). Mahkeme ayrıca, başvuranların nihai kararlardan 16 Ekim 2008 tarihinde de haberdar olmuş olmaları gerektiğini, zira Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesinin kararlarını aynı tarihte başvuranların huzurunda verdiğini kaydetmektedir. Ancak, somut başvurular, Mahkemeye 19 Eylül 2009 tarihinde, söz konusu tarihten itibaren altı ayı aşkın bir süre sonra yapılmıştır (bk. Şat/Türkiye, no. 34993/05, §§ 16-18, 14 Haziran 2011, ve Gerçek ve Diğerleri/Türkiye, no. 54223/08, §§ 16-18, 13 Aralık 2011).
20. Mahkeme, yukarıdaki hususlar ışığında, başvuruların süresi dışında yapılmış olduğuna ve Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 15 Şubat 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
Başvuru
no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı ve soyadı,
doğum tarihi,
ikamet yeri
Başvuranın Arazisine Dair Bilgiler
52134/09
19.09.2009
Ahmet Aslan İşlek
19.02.1930
Tarsus
Mersin, Tarsus, Gaziler, Ada no. 366, Parsel no. 25
54642/09
19.09.2009
Münevver Canbolat
05.02.1931
Tarsus
Fatma Üvey
25.03.1950
Tarsus
Nesrin Saraçoğlu
14.09.1951
Tarsus
Sebahat Günaştı
31.08.1953
Tarsus
Ali Ihsan Canbolat
4.04.1958
Tarsus
Nilgün Kurtuluş
10.03.1962
Tarsus
Mersin, Tarsus İlçesi, Mithatpaşa, Ada no. 65, Parsel no. 49
Full & Egal Universal Law Academy