S.S. ve Diğerleri / Birleşik Krallık- 40356/10 ve 54466/10 - 21.4.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – İlgili iç mevzuat uyarınca, 1983 tarihli Akıl Sağlığı Kanunu’na göre psikiyatri hastanelerinde bulunmaları gereken dönemler dâhil olmak üzere, tutuklular hapis cezalarını çektikleri sırada sosyal sigorta yardımından faydalandırılmazlar. Aksine, hapis cezası almayan ancak 1983 Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca sivil bir hasta olarak veya Kanun’un 37. maddesi uyarınca (hastalara ilişkin 37. madde) hapis cezasına alternatif olarak psikiyatrik tedavi görmesi için tutuklanan kişilerin sosyal sigorta yardımından faydalanma hakları bulunmaktadır.
Başvuranların hepsi, 1983 Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca psikiyatri hastanelerinde cezalarının bir kısmını çekmiş veya çekmekte olan hükümlü ve tutuklulardan oluşmaktadır. Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruda, ilgili Kanun uyarınca tedavi gören diğer hastalara verilen sosyal sigorta yardımından faydalandırılmamalarının 1. no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte Sözleşme’nin 14. maddesini ihlal ettiği konusunda şikâyetçi olmuşlardır.
Hukuksal Değerlendirme – 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte 14. madde: Sosyal sigorta güvencesinin 1. no’lu Protokol’ün 1. maddesinin kapsamına girdiği ve tutuklunun statüsünün 14. maddede “diğer statüler” başlığı altına girdiği konusunda şüphe yoktur. Bu nedenle, 14. madde uygulanabilirdir.
(a) Benzer durum – Mahkeme, tutukluların cezaevinde Sözleşme’den doğan haklarını kaybetmediklerini, ancak bu haklardan yararlanma şeklinin ve kapsamının bağlama göre kaçınılmaz bir şekilde etkilendiğini hatırlatmaktadır. Bir tutuklu, 14. maddenin hedefleri doğrultusunda, başka kategoride bulunan kişilerle benzer bir durumda olduğunu ileri sürüp süremeyeceği şikâyetin konusuna bağlıdır. Başvuranların, davalarında uygun karşılaştırma grubunun hükümlü diğer kişilerden oluştuğunu ileri sürmelerine rağmen, Mahkeme gerçekte başvuranların diğer hastalarla ve diğer tutuklularla önemli ortak unsurlara sahip oldukları görüşündedir. Hastanede kalmalarının amacı, ceza çekmekten ziyade şüphesiz tedavi görmektir; ancak, iç hukuk uyarınca söz konusu süre hapis cezasının içinde kabul edilmektedir. Buna göre, başvuranlar, diğer bütün yönlerde, 37. maddede bahsedilen hastalarda olduğu gibi aynı hukuki rejim uyarınca muamele gördükleri kabul edilse bile, cezai hukuk statüsü bağlamında iki grup arasındaki farkın önemsiz veya ilgisiz olduğu söylenemez. Bu durum, 37. maddeye ilişkin bir karşılaştırma içermemesine rağmen, başvuranların tutuklu statüsü, 14. maddenin diğer gerekliliklerine uygunluğun değerlendirilmesi konusunda oldukça önemlidir.
(b) Nesnel ve makul gerekçelendirme – Mahkeme, cezai ve sosyal politika konusu olarak, tutukluların sosyal sigorta güvencelerinden yararlandırılmamalarını genel bir kural olarak uygulama kararının davalı Devlet’in geniş takdir yetkisinin sınırları içinde kaldığını kabul etmiştir. Mahkeme, söz konusu dışlayıcı kuralın devamlı olarak uygulanmasını ve olağandışı durumların düzeltilmesini öngören ilgili mevzuatın amacının açıkça makul olmayan bir temele sahip olmadığının düşünülemeyeceğine hükmetmiştir. Cezalarını çekmekte olan tutuklulara ve sosyal sigorta yardımından faydalandırılmak üzere psikiyatri hastanelerine nakledilen tutuklulara ilişkin kategorilerin tam olarak benzetilmesinin gerekçelendirmeden yoksun olduğu söylenilemez; daha ziyade bu durum, yerel mahkemelerin yetkileri dâhilinde seçebilecekleri alanın içine girmektedir.
Mahkeme, orantılılık gerekliliğine saygı gösterilmediği görüşünde değildir. Sosyal sigorta yardımlarından faydalandırılmama, hapis cezasıyla yan yana olduğunda gereklilik arz etmektedir. Belirli bir cezanın söz konusu olduğu durumlarda, olması gereken serbest bırakılma tarihini geçecek şekilde tutuklu bulundurulanlar, diğer tutuklu hastalarla aynı kategoride kabul edilip, sosyal sigorta yardımından faydalandırılırlar. Söz konusu zamana kadar, başvuranların önemli maddi ve tıbbi ihtiyaçları her durumda karşılanmıştır ve küçük harcamalarını karşılamaları için ödenek verilmiştir. Aldıkları müebbet hapis cezalarını asgari düzeyde çekmiş olan iki başvurana ilişkin farklı bir değerlendirme yapılması gerekmemektedir.
Buna göre, şikâyetçi olunan muamele farklılığı, Sözleşme’nin 14. maddesine aykırı olarak ayrımcılık teşkil etmemektedir.
Sonuç: kabuledilemez (açıkça dayanaktan yoksun)
(Bkz., Shelley / Birleşik Krallık, 23800/06, 4 Ocak 2008, 104 sayılı Bilgi Notu; Clift / Birleşik Krallık, 7205/07, 13 Temmuz 2010, 132 sayılı Bilgi Notu; ve Stummer / Avusturya [BD], 37452/02, 7 Temmuz 2011, 143 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy