T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/230 Esas
KARAR NO : 2026/591
DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : 22/04/2020
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nun işletmekte olduğu kliniğinde kullanılmak üzere, davalı Şirket'ten ... isimli medikal cihazı 24.04.2018 tarihinde bedelini peşin ödemek sureti ile satın alındığını, cihazın davalı tarafından müvekkilimize 14.05.2018 tarihinde teslim edilmiş ve kurulumu yapıldığını, kullanıma başladıktan kısa bir süre sonra 20.09.2018 günü bir uygulama sırasında cihazın, dijital ekranında “...” yani “... ” vermek sureti ile durduğunu, Bu arızanın aynı gün davalı Şirket'in, cihazın kurulumuna ilişkin işlemlerle ilgili irtibal kurulan çalışanına bildirildiğini, davalı Şirket çalışanı tarafından cihazın seri numarasını müvekkilinden talep edilerek çeşitli yönlendirmeler yapıldığını ancak buna rağmen cihaz sık sık aynı hata kodu ile arıza yaratmaya devam ettiğini, Bu cihazın arızalarının sıklaşması üzerine ilk olarak 09.11.2018 tarihinde kliniğe bır servis görevlisi göndererek cihazdaki arızayı tespit ettiğini, müvekkilince alınan bu ilk servis hizmetinde, uzman teknik elemanı tarafından cihazın “...” verdiği ve “vakum motorundan su sızdırdığı” hususlarının “Teknik Servis Formu'na” yazıldığını, Servis hizmeti sonrasında, müvekkilince cihazın hastalara uygulama yapılmak için yeniden çalıştırıldığında cihaz aynı “...” vermeye devam ettiğini, cihaza ilişkin olarak ikinci kez verilen servis hizmeti sırasında cihazın yine çalıştırıldığını, yeniden ... tespit edildiğini, ancak servis tarafından bu arızaya karşı herhangi bir çözüm sağlanmadan ve davalı teknik elemanınca bir servis formu da düzenlenmeden sorun çözülmeden klinikten geri dönüldüğünü, müvekkilinin bu durumun akabinde yine gerek cihazın üretici sıfatı ile Türkiye distribütörü ve ithalatçısı olan davalı Şirket'e gerekse cihazın asıl üreticisi olan ...'deki firmaya e-mail yolu ile ulaşarak bu arıza ve şikayetlerini defaatle bildirdiğini ve acele olarak bu sorunların giderilmesini istediğini, ...'deki yurtdışı üretici firmanın da yönlendirmesi ile davalı Şirketin, bu defa 13.02.2019 tarihinde 3. kez teknik servis hizmeti vermek üzere kliniğe ilk servis hizmetini daha önce vermiş olan aynı teknik elemanı gönderdiğini, Bu kez verilen servis hizmetinde, ...'de bulunan asıl üretici firmanın gönderdiği cihaza dair yeni parçalar değiştirildiğini, Cihaza ilişkin yapılan tüm bu esaslı ana parça değişikliklerine rağmen cihazın müvekkilince kullanılamadığını, cihazın, hastalara yapılan uygulama sırasında dijital ekranında her seferinde yine “...” vermeye devam ettiğini, bunlara ek olarak son zamanlarda cihazda vakum tanklarının da çatladığı ve su sızdırdığının müvekkilince tespit edilip kayıt altına alındığını, davalı Şirket tarafından müvekkiline satılan ... isimli medikal cihazda bulunan üretim hatası sebebi ile müvekkilince cihazdan faydalanılamadığından davalı tarafından cihazın iade alınarak, müvekkilince davalı Şirkete nakden ve peşin olarak ödenen cihaz bedeli 28.500 Euro'nun, cihazın davalıya iade edileceği tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, cihazın davalıya leslimine ilişkin masraflarında davalı tarafından karşılanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacıya satılan ve teslim edilen cihazın, karşı tarafin dilekçesinde yazdığı ”..." olmayıp, dilekçe eklerinde sundukları faturadan da anlaşıldığı üzere 1 adet ... isimli cihaz ve 50 adet ... olduğunu, Davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği ve iadesini talep etmiş olduğu ürün ... cihazın uygulama aşamasında kullanılan bir ürün olduğunu, Cihazın, karşı tarafa 24.04.2018 tarihinde satıldığını ve akabinde 14.05.2018 tarihinde teslim edildiğini, Cihazın davacıya üretici firma tarafından satıldığını, müvekkili şirket tarafından sadece distribütörlük faaliyetinin gerçekleştirildiğini, Cihaz için üretici firmanın 1 yıllık garanli süresi olduğundan, müvekkili şirkette distribütör sıfatıyla üreticinin garantisini taahhüt ettiğini ve bir yıllık garanti süresinin 24.04.2019 tarihinde dolduğunu, Karşı tatafın dilekçesinde 2 yıllık bir garanti süresi iddiası ve bu süresi içinde karşı tarafın taleplerinin çözümsüz bırakıldığı iddiasının kabul edilebilir olmadığını, Karşı tarafın, cihazı satın aldıktan sonra yaklaşık 4 ay sonra çalıştırmaya başladığını iddia etmiş ve "...' aldığını müvekkili şirkete bildirdiğini, Bu hata koduna aldığına ilişkin aralıklı olarak teknik servis talep ettiğini, Karşı tarafça cihazın garanti süresi içinde müvekkili şirkete yapılan bir ayıp ihbarının bulunmadığını, Karşı tarafın, cihazda '...' hata kodu verildiğini ve cihazın çalışmadığını iddia ederek, müvekkili şirketten teknik servis desteği talep ettiğini, ..., işlemin uygulanacağı bölgede ilgili noktaya düzgün şekilde yerleştirilmediğinde ortaya çıktığını, dolayısıyla cihazın verdiği hata kodunun kullanıcı hatasından kaynaklandığını, karşı tarafa talebi doğrultusunda 02.10.2018 tarihinde ilk teknik servis hizmetinin müvekkili şirketçe sağlandığını, ancak bu servis formu ile fiziki bir servis işlemi olamadığını,, sadece arızaya neden olduğu düşünülen yedek parça kargo ile gönderildiği için servis formu düzenlendiğini, akabinde 09.11.2018 tarihinde servis için gidildiğini ve cihazda herhangi bir sorun tespit edilemediğini ve cihazın iki defa 40 dakika, 1 defa 60 dakika ve 1 defa da 50 dakika çalıştırıldığını ve soruna rastlanmadığını, Çalışır durumda davacıya imzası karşılığında teslim edildiğini, nihayetinde 13.02.2019 tarihinde, karşı tarafın üretici firma ile görüşüp seçimlik hakkını kullandığı onarım talep etmiş olması nedeniyle üreticiden parçalar gönderildiğini, Karşı tarafın talebi doğrultusunda, cihazda bir sorun tespit edilmemiş olmasına rağmen, müvekkili şirket çalışanının cihazdaki parçaları üreticiden gelen parçalarla değiştirdiğini, eskileri de halen davacının uhdesinde olduğunu, Cihaz çalışır bir vaziyette davacıya imzası karşılığında teslim edildiğini, Müvekkili şirketin, karşı tarafın cihazın değiştirilmesi isteğini üreticiye bildirdiğini, cihazın yenisi ile değişimini talep ettiğini, Karşı tarafın müvekkili şirketten habersiz ve hağımsız olarak üretici firma ile bağlantı kurduğunu ve 27.12.2018 tarihinde üretici firma ile yazıştığını, Bu mailde üretici firma yetkilisinin söz konusu cihazda ... görülmediğini, sadece davacı cihazında karşılaştığını ve tüm parçaların yeniden gönderildiğini beyan ettiğini, Davacı vekilinin dilekçesinde Eylül ayı itibarı ile klinik hastalarda uygulandığını belirttiğini ancak davacının yazışmalarında yaz öncesi cihazın kullanılacağına dair beyanlarının olduğunu, cihazın yanında satılan ve karşı tarafça da satın alınan ... ile çalıştığını, Tüm bu nedenlerle, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, Alacak davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında satıma konu ... isimli medikal cihazın ayıplı olup olmadığı, üretim ve/veya kullanımdan kaynaklı olup olmadığı, üretimden ise bu ayıbın niteliği, ürününün garanti süresinin dolup dolmadığı, davalıya gerekli bildirim yapılıp yapılmadığı, davacı tarafın cihazın iadesi ile ödenen cihaz bedeli olduğu belirtilen 28.500 Euro'yu 3095 Sayılı Yasa 4/A maddesinde işletilecek faizi ile tahsili talebinin yerinde olup olmadığı hususundan kaynaklandığı görülmüştür.
Dosyada mevcut bulunan ve ... tarafından ... adına kesilen ...tarihli, ... sıra numaralı fatura ile Davalı Şirket tarafından Davacıya 28.000 Euro bedel karşılığında 1 adet “...” cihazı ile birim fiyatı 10 Euro bedel ile toplam 500 Euro karşılığında 50 adet “...” satışı gerçekleştirildiği, satın alınan ürünün davacı tarafa 14.05.2018 tarihinde teslim edildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı görülmüştür.
Dava dilekçesi ekinde yer alan 15/05/2019 tarihli ihtarnamede, davacı ... vekili tarafından davalı ...Şirketine hitaben 24/04/2018 tarihinde satın alınan ve 14/05/2018 tarihinde teslim alınan ... isimli medikal cihazın sık sık arızalanması nedeniyle davalıya gizli ayıbın ihbar edildiğini, davalının teknik ekibinin tamirat yaptığını, arızanın giderilemediğini, davacının makineden istediği faydayı elde edemediğini ileri sürerek, cihazın tamiri ve amacına uygun bir şekilde çalışır vaziyette teslim edilmemesi halinde veya alternatif olarak bahse konu cihazın iade alınarak makine bedelinin derhal iade edilmesini talep ettiği, davalı vekili tarafından ihtarnameye verilen cevapta davacı ile davalı arasında söz konusu cihaz satımına ilişkin özel şartların konuşulup yazılmış olduğu bir sözleşme bulunmadığını, cihaz için üretici firmanın vermiş olduğu 1 yıllık garanti süresinin dolduğunu, davalı şirket distribütör olduğundan, üreticinin garantisini taahhüt etmekte olup, bir yıllık garanti süresinin 24.04.2019 tarihinde dolduğunu, söz konusu arıza iddiasının haksız olduğunu, elektronik cihazın kusurlu olup, arıza vermesi halinde sürekli vermesi gerekeceğini ancak davacının iddiası olan yirmi kişide vermeyip, bir kişide vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca bağlanan hastaların dokusu, cihazın çalışma prensibine uygun değil ise cihazın hastaya zarar vermemek için bu kodu (...) veriyor olabileceği, hastanın analizinin ise uzman kullanıcının ( dosya davacısı) belirlenmesi gereken bir durum olduğunu, davacı tarafından cihaz için 02.10.2018, 09.11.2018, 13.02.2019 tarihlerinde teknik servis hizmeti talep edilmiş olup, tüm servislerde cihazda bir sorun tespit edilemediğini ancak buna rağmen müşteri memnuniyeti gereği, olmayan arızaya sebebiyet verecek parçaların garanti dahilinde değiştirildiğini, ve her defasında teknik servis formlarında da yazılıp, imzalandığı üzere cihazın çalışır durumda teslim edildiğini, bu nedenle davacının iddialarının kabul edilmediği bildirilmiştir.
Davacı tarafından dava konusu cihaza ilişkin olarak ... tarihinde “...” numarasına “...” şeklinde uyarı verdiği bilgisinin iletildiği belirtilmiştir Dava dosyası içeriğinde ihtilafa konu olan cihaza ilişkin teknik servis formları mevcut olup;
Davalı ... tarafından Davacı ... adına hazırlanan ... tarihli ... numaralı teknik servis formunda, tespit edilen arıza yapılan işlemler başlığı altında; “Başlık Kıbrısa temparature hatası üzerine kargo gönderildi”, değişen parçalar başlığı altında “...” ifadelerinin yer aldığı,
Davalı ... tarafından Firma adı: ...Firma yetkilisi ... adına hazırlanan ... tarihli ... numaralı teknik servis formunda, tespit edilen arıza yapılan işlemler başlığı altında; “... hata kodu veriyor şikayeti üzerine cihaza müdahale edildi. Vakum motorunda tek tarafta su sızması görüldü ve müdahale edildi. Cihazın suyu boşaltılıp tekrar yükleme yapıldı, Başlıklar defaten ılık su ile temizlendi. Cihaz ilk 2 defa 40 dk eldiven ile bağlandı herhangi bir sorun görülmedi. Sonrasında 2 defa 60 dk ve 50 şer dk lık uygulama alındı.”, Başlıklar “...” 1 adet, “...” 1 adet, “...” 1 adet yedek başlık müşteride teknik servis notları başlığı altında; “Cihazda herhangi bir problem görünmüyor. Eksiksiz çalışır şekilde teslim edildi, kullanıcı gerekli hususlarda bilgilendirildi., Voltaj yüksek stabil hale getirilmeli cihaz için risk unsuru” ifadelerinin yer aldığı,
Davalı ... tarafından Davacı Dr. ... adına hazırlanan ... tarihli ... numaralı teknik servis formunda, tespit edilen arıza yapılan işlemler başlığı altında; “Cihazın ara ara ... vermesi üzerine yurtdışının yönlendirmesi ile gönderilen parçalar değiştirilmiş. Cihaz kontrol edilmiş, demo uygulama alınarak eksiksiz çalışır şekilde teslim edilmiştir.”, değişen parçalar başlığı altında; “Power suply unit 1 ad, İşlemci kart 1 ad, işlemci bağlantılı diğer kart 1 ad, Başlıklar (Hand piece) 2 ad, Başlık bağlantı soketi (cihaz tarafı) 2 ad, Sokete giden tüm kablolar 1 set”, teknik servis notları başlığı altında; “Cihaz üzerinden sökülen hand piece + malzemeler kargo yolu ile tarafımıza yahut yurt dışı firmasına müşteri tarafından gönderilecek müşteride ... mevcut göndermesi gereken” ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.
Teknik servis formları dışında dosya muhteviyatında taraflarca sunulan mail ve mesaj yazışma kayıtlarının bulunduğu görülmüştür. Mail yazışmaları içerisinde; davalı Şirket yetkilisi tarafından 26/12/2018 tarihinde; cihazın aynı hata kodu “...” ü verdiği ve davacının cihaz değişimi istediği hususunun yurt dışındaki üretici firma yetkilisine iletildiği, Yurt dışındaki üretici firma yetkilisi tarafından 27/12/2018 tarihinde; ... hatasının başlığın iç aksamlarının kırılması (%99) ile ilişkili olduğu, bu yüzden bir adet başlık ile başlık ve cihaz ana gövdesinin bağlantı kablolarını da gönderdiği, problemin top ya da bottom base board parçaları ya da SMPS board parçaları olabileceği, davacının dışında bu problem ile hiç karşılaşmadıkları hususunun davacıya iletildiği, Yurt dışındaki üretici firma yetkilisi tarafından 31/12/2018 tarihinde davalı şirket yetkilisine parça gönderimine ilişkin bilgi verildiği tespit edilmiştir.
Mesaj yazışmaları içeriğinde; dava dilekçesi ekinde yer alan ve “...” numarası ile yapılan yazışma kaydında ilk olarak 20/09/2018 tarihinde “... uyarısı” verdiği bilgisinin iletildiği, Cihazın satın alma sürecinde “...” numarası ile yapılan yazışma kaydında cihaz garantisinin 2 yıl olduğu, ilk etapta 50 adet patch (faturada pad olduğu anlaşılan) verileceği, cihazın patch” den başka sarf malzemesinin bulunmadığı, 14/10/2018 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından soruna ilişkin video çekilmesinin talep edildiği, davacı tarafından ise eldivenleri takıp bir saat denediğinde error vermediği, sonrasında bir hastada denediğinde aynı hatanın olduğu bilgisinin verildiği, 25/12/2018 tarihinde davacı tarafından aynı “...” hatasının verdiğinin iletildiği, 26/12/2018 tarihinde davacı tarafından, artık teknik servis istemediği, cihazın değiştirilmesi ya da para iadesi talep ettiği, 28/12/2018 tarihinde davacı tarafından yurt dışı ile mailleştiği ve parçaların davalıya gönderileceği bilgisinin iletildiği, 06/03/2019 tarihinde davacı tarafından cihazın yine hata verdiği ve cihazın iadesini talep ettiği, Cevap dilekçesi ekinde 07/01/2019 tarihli yazışma kaydı içerisinde “cihazı yeni cihaz haline getirecek şekilde tüm parçaların değişiminin” kabul edildiği tespit edilmiştir.
Mahkememizin 25/05/2021 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı ve de dava konusu cihaz üzerinde yapılacak inceleme ile dava edilen arızanın imalat mı yoksa kullanım hatası mı olduğu, tamir edilip edilemeyeceği, ayıbın nedeni ile bu ayıbın gizli veya açık ayıp olup olmadığı, makinenin tamir ile çalışır duruma getirilip getirilemeyeceği, tamir ile beklenilen faydanın yerine getirilip getirilemeyeceği, tamir masrafı ile söz konusu makinenin dava tarihindeki sıfır ve ikinci el fiyatları ile davacı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında mahkememizce celse arasında resen belirlenecek Bilgisayar Mühendisi, Makine Mühendisi ve de Medikal Konusunda Uzman Sektör Bilirkişisi vasıtasıyla 6100 Sayılı HMK 266 vd maddeleri gereğince inceleme yapılmasına karar verilmiş, bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından sunulan 20/03/2022 tarihli raporda özetle; " Dava konusu cihaz dava tarihi itibariyle garanti kapsamında olduğu, Cihazdaki mevcut arızanın kullanım hatası olmadığı, arızanın imalat hatasından kaynaklandığı, oluşan imalat hatasından bundan ötürü cihazın stabil çalışmadığı mevcut ayıbın gizli ayıplı olduğu, Makinenin tamir ile çalışır duruma getirilemcyeceği, (cihaz üzerinde bulunan ana kart ve buna bağlı yardımcı unsur kartların ve yedek parçaların değiştirildiği ancak cihazın uzun süreli stabil bir çalışma konumuna davalı tarafından getirilemediği nedenleri ile) ayıbın gizli ayıp olması nedeni ilc onarımının mümkün olmadığı, Kullanıcının cihazdan beklenen faydayı göremediği, tespit edilmiştir. Yukarıdaki yer alan tespitler ve incelemeler çerçevesinde işbu dava dosyası ayrıntılı olarak ele alınmış ve Sayın Mahkemenizin görevlendirmesi ölçüsünde değerlendirilmecler yapılmıştır. " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 23/05/2022 tarihli ara kararı ile Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı ve davacı vekilinin yazılı dilekçesi bulunduğundan yargıda hedef süre ve usul ekonomisi göz önüne alınarak itirazların değerlendirilip ek rapor alınması için dosyanın bilirkişi heyetine verilmesine karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 18/08/2022 tarihli raporda özetle; " Tüm delillerin münakaşası, her türlü hukuki tavsif ve nihai karar tamamıyla Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle:Tüm dosya kapsamı ve de dava konusu cihaz üzerinde yapılan incelemeler sonucu mevcut arızanın kullanım hatası olmadığı, Mevcut arızanın imalat hatasından kaynaklandığı, Mevcut ayıbın gizli ayıplı olduğu, Makinenin tamir ile çalışır duruma getirilemeyeceği, (cihaz üzerinde bulunan anakart ve buna bağlı yardımcı unsur kartların ve yedek parçaların değiştirildiği ancak cihazın uzun süreli stabil bir çalışma konumuna davalı tarafından getirilemediği nedenleri ile), Kullanıcının cihazdan beklenen faydayı göremediği, davacı talebinin yerinde olabileceği değerlendirmesi yapılmıştır." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 05/12/2023 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Davalı yanın itirazlarının HMK mad. 266 kapsamında özel ve teknik bilgi gerektirene hallerden olması gözetilerek önceki alınan kök ve ek bilirkişi raporu ile birlikte davacı yanın beyanları, davalı yanın itirazlarının değerlendirilmesi sureti ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 medikal cihazlar konusunda uzman makine mühendisi, 1 bilgisayar mühendisi , 1 medikal konusunda uzman sektör bilirkişisinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile 25/05/2021 tarihinde bilirkişilerden istenilen hususlara ilaveten alınan raporlar, tarafların beyan ve itirazlarında değerlendirmesi ile dava konusu cihazla ilgili yerinde inceleme yapılarak dava konusu cihaz da meydana gelen arızanın imalat hatası mı yoksa kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 05/11/2024 tarihli raporda özetle; " Davalı ...tarafından Davacı ... adına kesilen ... tarihli, ... sıra numaralı fatura ile Davalı Şirket tarafından Davacıya 28.000 Euro bedel karşılığında 1 adet “...” cihazı ile birim fiyatı 10 Euro bedel ile toplam 500 Euro karşılığında 50 adet “...” satışı gerçekleştirilmiş olduğu, cihazın Davacının ...” ta bulunan adresine teslimi ve kurulumu hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, Dava konusu “...” cihazının fatura tarihi 24/04/2018 tarihinden itibaren 2 yıl süre ile garanti kapsamında değerlendirildiği, Davacı tarafından Davalıya ilk olarak 20/09/2018 tarihinde cihazın dijital ekranında “...” uyarısı verdiğine dair bildirimin yapıldığı, Davalı tarafından dava konusu cihaz için “...” uyarı şikayeti sebebi ile 02.10.2018, 9.11.2018 ve 13.02.2019 tarihlerinde teknik servis hizmeti verildiği, davalı firmanın müdahalelerine ve parça değişikliklerine rağmen, dava konusu makinada “...” uyarısının devam ettiği, sorunun giderilemediği, makinadan yararlanamamanın süreklilik kazandığı, bu durumda makinada kullanıcı hatasına bağlı olmayan “Gizli Ayıp” olduğu" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 21/01/2025 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile Davalı vekilinin itirazlarının tek tek değerlendirilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınmasına, yeni bir heyetten rapor alınmasına ilişkin talebin dosyanın gelmiş olduğu aşama itibari ile reddine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 11/06/2025 tarihli raporda özetle; "Dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler tarafımızdan değerlendirildiğinde, “...” cihazının davacı tarafından davalıdan 24/04/2018 tarihinde satın alındığı, Davacı tarafından Davalıya ilk olarak 20/09/2018 tarihinde cihazın dijital ekranında “..." uyarısı verdiğine dair bildirimin yapıldığı, Davalı tarafından dava konusu cihaz için “...” uyarı şikayeti sebebi ile 02.10.2018, 9.11.2018 ve 13.02.2019 tarihlerinde teknik servis hizmeti verildiği, davalı firmanın müdahalelerine ve parça değişikliklerine (Power suply unit 1 ad, İşlemci kart 1 ad, işlemci bağlantılı diğer kart 1 ad, Başlıklar (Hand piece) 2 ad, Başlık bağlantı soketi (cihaz tarafı) 2 ad, Sokete giden tüm kablolar 1 set) rağmen, dava konusu makinada “...” uyarısının devam ettiği, sorunun giderilemediği, makinadan yararlanamamanın süreklilik kazandığı, bu durumda makinada kullanıcı hatasına bağlı olmayan, davalı müdahalesi ile giderilemeyen “Gizli Ayıp” olduğunun anlaşıldığı, kök raporda açıklanan bu görüşün aynen geçerli olduğu, " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 14/10/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Davalı vekili tarafından ekte sunulan video kaydının bilirkişi tarafından incelenmediği ancak video kaydının dosya içerisinde mevcut olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin itirazları yönünden dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile son kez ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 02/04/2026 tarihli ek raporda özetle; " Cihazın, tesliminden itibaren başlayan ve üretici tarafından "iç aksam kırılması" olarak tanımlanan sistematik ... verdiği, Davalı tarafın "uyarı" savunmasının, cihazda yapılan ana kart ve güç ünitesi değişimleri ile teknik olarak çeliştiği, Pad kullanım sayısı ile çalışma saati arasındaki farkın kullanıcı hatasına dair bir şüphe uyandırmakla birlikte, cihazdaki donanımsal ve kronik arızaların (gizli ayıp) temel ve tekil nedeni olamayacağı, Yapılan kapsamlı müdahalelere rağmen cihazdan beklenen ticari faydanın sağlanamadığı ve sorunun giderilemediği saptanmıştır." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Dava, TBK m.227/1 kapsamında ayıp nedeniyle satış sözleşmesinden dönülmek suretiyle ödenmiş olan satış bedelinin faizi ile birlikte iadesi davasıdır.
TTK m.23/1 düzenlemesi ile TTK'da açık hüküm bulunmayan hallerde ticari satış sözleşmeleri de TBK hükümlerine tabi tutulmuştur. TTK m.23/c düzenlemesi ile satılanın ayıp bakımından muayenesi ve ayıbın ihbarı açık ayıplar bakımından 2 gün, açıkça belli olmayan ayıplar bakımından ise 8 gün ile sınırlı tutulmuştur. Ancak satılandan olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak gizli ayıp bulunması halinde satıcı ayıbın süresinde bildirilmediği def'inde bulunamaz. Bunun dışında ayıp TBK m.219'da tanımlanmış olup ayıp halinde alıcının seçimlik hakları TBK m.227'de düzenlenmiş olup bu haklar m.231 düzenlemesi ile 2 yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur.
Tarafların tacir olması, uyuşmazlığın ticari nitelikte ilgili olması ve satış sözleşmesinin tarafların kabulünde olması karşısında ihtilaf, satılanın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği ve süresinde ihbar edilip edilmediği, arızaların giderilip giderilmediği, arızaların giderilememiş olması halinde daha önceki tamir talebine rağmen sözleşmeden geri dönmek suretiyle bedelin iadesinin talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
İstanbul BAM 14. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamı dikkate alındığında "...Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğundan uyuşmazlığın TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.
Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.
Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;
-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dosya içeriğinde bulunan teknik dokümanlar üzerinde ve dava konusu cihazda yapılan yerinde inceleme sonucu hazırlanan 20/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, teknik servis formunda voltaj yüksekliğinden dolayı cihazda risk oluştuğu belirtilmesi üzerine, davacı tarafından bu durum için yeni sigorta hattı ve regülatör sisteminin kurulumunun yapıldığı ve kurulumdan sonrada 4 ya da 5 hasta üzerinde çalışmanın yapıldığı, cihaz üzerinde voltmetre ile ölçüm yapılarak, servis tarafından çıkarılan powersuply ve cihaz üzerinde bulunan powersupiİy üzerinde yapılan ölçümlerde 1528 V aynı değerlerin ölçümü yapıldığı, yani değişen powersuply da arıza olmadığı dolayısıyla elektrik akımı yani voltaj ile ilgili bir sorun olmadığının tespit edildiği, dava konusu cihazda oluşan ... hata kodunun oluşmasında, tarafların üretici firma ile yapılmış görüşmelerinde ... hatasının başlığın iç aksamlarının kırılması (%99) ile ilişkili olduğu, bu nedenle başlık ve bağlantı kablolarının değişimine gidildiği, bu durumdan anlaşıldığı üzere mevcut problemin kullanıcı kaynaklı bir neden teşkil etmediği çünkü gelen başlıklardan sonrada kullanıcı tarafından 2 yada 3 hastanın çalışmasının yapıldığı dosya içeriğindeki verilerden anlaşılmış olup, mevcut hatanın cihazın elektronik yapısındaki komplikasyonların birbiri ile uyumlu bir şekilde çalışmadığından kaynaklandığı, cihazdaki mevcut arızanın kullanım hatası olmadığı, arızanın imalat hatasından kayaklandığı, oluşan imalat hatasından bundan ötürü cihazın stabil çalışmadığı mevcut ayıbın gizli ayıplı olduğu, cihaz üzerinde bulunan sistem kartlarının, yardımcı unsur bağlantı aparatlarının, başlıklarının yerinde inceleme soncunda yenisi ile değişimlerinin yapıldığı ancak cihazda ... hatasının giderilemediği, Makinenin tamir ile çalışır duruma getirilemcyeceği, ayıbın gizli ayıp olması nedeni ilc onarımının mümkün olmadığı, kullanıcının cihazdan beklenen faydayı göremediği, davalının davacı tarafından süresi içerisinde ihbar bildiriminde bulunmadığına ilişkin itirazları bakımından, davacının talebi gizli ayıba dayalı olduğundan Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası'nın somut olayda uygulama yeri bulacağı, dava konusu cihazın davacı tarafından davalıdan 24/04/2018 tarihinde satın alındığı, davacı tarafından davalıya ilk olarak 20/09/2018 tarihinde cihazın dijital ekranında “...” uyarısı verdiği bildiriminin yapıldığı, davalı tarafından dava konusu cihaz için “...” uyarı şikayeti sebebi ile 02.10.2018, 09.11.2018 ve 13.02.2019 tarihlerinde teknik servis hizmeti verildiği, davalı firmanın müdahalelerine ve parça değişikliklerine (Power suply unit 1 ad, İşlemci kart 1 ad, işlemci bağlantılı diğer kart 1 ad, Başlıklar (Hand piece) 2 ad, Başlık bağlantı soketi (cihaz tarafı) 2 ad, Sokete giden tüm kablolar 1 set) rağmen, dava konusu makinada “...” uyarısının devam ettiği, sorunun giderilemediği, makinadan yararlanamamanın süreklilik kazandığı, bu durumda makinada kullanıcı hatasına bağlı olmayan, davalı müdahalesi ile giderilemeyen “Gizli Ayıp” olduğu dosya kapsamında alınan 20/03/2022 ve 05/11/2024 tarihli iki farklı bilirkişi heyetinden alınan kök ve davalı yanın itirazları üzerine alınan 18/08/2022, 11/06/2025 ve 02/04/2026 tarihli ek raporlar ile tespit edildiği, alınan raporlar arasında çelişki bulunmadığı ve raporlarda aynı gerekçelerle aynı sonuca varıldığı, davalı vekili tarafından bir yıllık garanti süresinin 24.04.2019 tarihinde dolduğu bu nedenle davacının taleplerinin yerinde olmadığı savunmasında bulunulmuş ise de, dava konusu cihaza ait satış ve buna bağlı garanti süresinin ne kadar olduğuna dair yazılı bir sözleşme olmadığı, tarafların cihazı ilk alım sürecinde karşılık olarak bir sürenin söylendiği ancak yazılı ve imzalı bir mutabakat metninin mevcut olmadığı görülmüştür. Tacirler arasında ayrı bir garanti sözleşmesi veya hükmü yoksa yukarıda bahsedildiği üzere Türk Borçlar Kanunu'ndaki ayıptan doğan sorumluluk ve TBK md. 231 hükmü uyarınca belirlenenen zamanaşımı sürelerinin geçerli olacağı, TBK md. 231 "Satıcı daha uzun süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılananın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanşımına uğrar" hükmü gereğince, cihazın davacıya teslim tarihinden 2 yıl sonrasına denk gelen 14.05.2020 tarihinde davacının alacak talebinin zamanaşımına uğrayacağı davanın 22.04.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmakla işbu itiraz yerinde görülmemiş. Mahkememiz tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile davalı şirket tarafından, davacıya satılan ... isimli medikal cihazın masrafı davalı firmaya ait olmak üzere, davalı ... Şti'ne iadesine, Cihazın iadesi halinde 28.500,00-Euro cihaz bedelinin, cihazın davalıya iade edileceği tarihten itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜ ile
Davalı şirket tarafından, davacıya satılan ... isimli medikal cihazın masrafı davalı firmaya ait olmak üzere, davalı ... Ltd. Şti'ne iadesine,
2-) Cihazın iadesi halinde 28.500,00-Euro cihaz bedelinin, cihazın davalıya iade edileceği tarihten itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 14.792,05-TL harçtan peşin yatırılan 3.676,31-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.115,74-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-)Davacı tarafından yatırılan 13.049,50-TL yargılama gideri ile 3.676,31-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı toplamı 16.780,21-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
7-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine,
8-)Davalı tarafından yapılan masrafın davalı üzerinde bırakılmasına,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/06/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır