T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/138
KARAR NO : 2024/806
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/12/2013
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Mahkememizin 11/10/2018 tarih 2013/376 E. 2018/1011 K. sayılı kararı İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi'nin 19/01/2021 tarih ve 2019/2283 E. 2021/109 K. sayılı kararı ile kaldırılmış olmakla dosya mahkememizin yukarıda belirtilen sırasına kaydedilmiş, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15/06/2011 tarihinde, konusu "... ili, ... İlçesi, ... Mah., 471 Ada, 1 nolu Parsel taşınmaz üzerinde 40 derslik kız meslek lisesi ile 200 kişilik öğrenci yurdu anahtar teslimi inşaatı yapılması işi olan" inşaat sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşmenin 9.2 maddesinde, yüklenici olan müvekkili şirkete iş bedelinin %25'i oranında avans verileceği ve bunun 15/06/2011 tarihinde 500.000,00 TL, 25/06/2011 tarihinde de 1.000.000 TL olarak ödeneceğinin belirtildiği, davacılarca 3 ayrı tarihte toplam 500.000 TL ödeme yapıldığını, dolayısıyla avans taahhüdünün tam olarak yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkilince ... 20. Noterliğinden gönderilen ... tarihli ihtarname ile avans ödemesinin yerine getirilmemesi durumunda inşaatın durdurulacağının bildirildiği, davalılar tarafından bu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediği gibi ödemede yapılmadığı, buna rağmen müvekkilinin işine devam ettiği, yapılan imalatlar için ... tarihli ... tarafından onaylanmış olan 1.638.654,00 TL'lik hakediş düzenlendiğini, bu hakediş tarihine kadar müvekkiline 850.000,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin mahsubu sonucu bakiye 788.654,00 TL alacağın kaldığını, davalılarca müvekkiline ... 48. Noterliğinden... tarihli ihtarname gönderildiğini, müvekkilince bu ihtarnameye ... 20. Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve davalılarca bakiye alacağının ödenmediği, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırıldığını ve davalılarca sözleşmenin 2.maddesinde belirtildiği şekilde elektrik, su, inşaat ruhsatı, zemin etüdü harçları ve masrafların ödeneceğinin belirtilmesine rağmen bu gereğinde yerine getirilmediğini belirterek yapılan iş nedeniyle 788.654,00 TL bakiye alacağının ihtarname tarihi olan 06/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ... anahtar teslimi hususunda anlaşma yapıldığını, tüm edimlerin vekillerince yerine getirildiğini, hatta tarafların kendi özgür iradeleri ile 31/01/2012 tarihinde bir araya gelerek fesihname ve ibralaşma adı altında bir sözleşme düzenleyerek davacıya karşı tüm ödemelerin yapılıp, alacak ve borç ilişkisinin kalmadığı hususunda tarafların birbirini ibra ederek inşaat sözleşmesini karşılıklı feshettiklerini, dolayısıyla bu tarihten itibaren davacıya ödenecek bir bedel kalmadığını belirterek haksız davanın reddini savunmuşlardır.
DELİLLER VE GEREKÇE /
Davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 15/06/2011 tarihli inşaat yapım sözleşmesi, davalılar ile ...arasında akdedilen protokol, hakedişler, ihtarnameler, davalıların dayandığı fesihname ve ibranameye ilişkin belge, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı dosyası ve dayanılan tüm deliller celp edilip incelenmiş ve mahallinde uzman bilirkişiler vasıtasıyla keşfen inceleme yapılarak ve tarafların ticari defter ve kayıtları tetkik edilmek suretiyle raporlar alınmış, tüm deliller toplanmıştır.
Dosyada mevcut bulunan 08/12/2015 tarihli raporda özetle; davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yaptığı imalat bedelinin toplam 833.185,47 TL olarak hesaplandığı, davalılar tarafından davacıya 850,000,00 TL ödeme yapıldığı, bu durumda davacının 16.814,52 TL fazla tahsilatı olup, bu bedelin davalılara iade edilmesi gerektiği, taraflar arasında 31/01/2012 tarihi itibariyle fesihname ve ibralaşma adı altında düzenlenen belgenin ikale anlaşması niteliğinde bulunduğu ve bu tarihi itibariyle yüklenicinin bedel alacağının ve iş sahibinin de eserin meydana getirilmesine ilişkin alacağının ortadan kalkacağı, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 850.000,00 TL'lik tahsilatın kaydedildiği ve yapılan inşaat işi dolayısıyla 25/08/2011 tarihli 665.756,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, davacı defterlerine göre de fazla tahsilatın 184.244,00 TL miktarında olduğu, davalının ticari defterlerinde ise kendisi tarafından yapılan 850.000,00 TL ödemenin bulunmadığı buna karşılık davacı tarafından düzenlenen 25/08/2011 tarihli 665.756,00 TL bedelli faturanın kaydının bulunduğu, hem taraf defterlerine göre hemde teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucu, davacının davalılardan alacaklı olmadığı açıklanmıştır. Davacı tarafın rapora itirazlarının değerlendirilmesi için aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış ve 14/11/2016 tarihli ek raporda da; davacının itirazları çerçevesinde yeniden yapılan teknik inceleme sonucunda, imalat bedelinin 1.111.059,56 TL olduğu, 850.000,00 TL'lik tahsilatın tenzili soncu davacının KDV hariç 261.059,56 TL alacağının bulunduğu, davacı tarafından davalılara gönderilen ihtarnamenin borç ihtarından ziyade taahhüt işinin devamının sağlanmasının ve aksi halde sözleşmenin feshedileceğine ilişkin olduğu, bu ihtarların karşı tarafa tebliğ edilemediği karşısında faizin başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği, yapılan ek hukuki değerlendirmede ise kök rapordaki açıklamaların aynen korunduğu, taraflar arasında yapılan 31/01/2012 tarihli anlaşmasının ikale niteliğinde olup, hukuki açıdan tarafları bağlayıcı olup olmayacağının mahkemenin takdirinde olacağı belirtilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetince düzenlenen kök rapor ve ek rapor arasında ciddi çelişkinin bulunması nedeniyle yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınma yoluna gidilmiş ve 25/09/2017 tarihli ikinci raporda özetle; " fesihname ve ibralaşma" başlıklı belgede imzası bulunan ve tanık olarak dinlenen dava dışı ...'ın ve bu belgenin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, 31/01/2012 tarihli fesih ve ibra belgesinin olmasına rağmen 01/03/2012 tarihli davalı şirket tarafından gönderilen ihtar içeriği değerlendirildiğinde, sözleşmenin devam ettiği yönündeki davacı taraf iddiasının da hukuki yorumu gerektirdiği ve yine takdirin mahkemeye ait olduğu, davacının kendi defterlerine göre yaptığı iş karşılığı düzenlediği 665.756,00 TL'lik fatura karşılığında 850.000,00 TL'lik ödemeyi tahsil ettiği, buna göre davacının davalı şirkete 194.244,00 TL borçlu olduğu, davalı şirket kayıtlarında fatura ve ödeme tutarları konusunda davacı şirket defterleri ile bir farkın görülmediği, dosyaya ibraz edilmiş olan bir nolu hakedişin hukuki geçerliğinin olup olmadığının mahkemenin takdirinde bulunduğu, taraflarca kabul edilen ve taraflarca ibraz edilen başkaca bir belge olmadığından yapılan imalatların bedelinin hesaplanması için ...D.İş sayılı dosyadaki tespit raporu ve projelere göre imalatların projeye uygun olarak gerçekleştirildiği, bu durumda teknik olarak hesaplama yapıldığında davacının toplam alacağının 1.008.156,25 TL olacağı, tahsil edilen 850.000,00 TL çıkarıldığında davacının imalat bedelinden kaynaklanan alacağının KDV hariç 158.156,30 TL olacağı açıklanmıştır.
Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen birinci ve ikinci rapor arasında teknik anlamda çelişki bulunması sebebiyle bu çelişkinin giderilmesi nedeniyle yeni oluşturulan bilirkişi heyetinden 3. rapor alınmış ve 17/07/2018 tarihli bu raporda ise; fesih ve ibralaşmanın yapıldığı tarih olan 31/01/2012'den iki ay sonra davalı şirketin işin bitirilmesi yönünde davacıya ihtarname gönderdiği ve bu durumun çelişkili olduğu ve ibra-fesih hususunun gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, davacı yüklenici firmanın imalat tutarının 1.098.431,08 TL artı KDV olduğu, davalılar tarafından ödenen 850.000,00 TL'lik miktar tenzil edildiğinde davacının KDV hariç 248.431,08 TL alacağının bulunduğu, bu miktarın KDV'sinin de davacıya ödenmesi gerektiği açıklanmıştır.
Davacı ile davalı şirket arasında 15/06/2011 tarihli " ..." akdedilmiştir. Bu sözleşmede tanımlar kısmında işveren olarak davalı ... ve ... A.Ş.'nin yer aldığı, ancak sözleşme içeriğinde ...'nın bağışçı olarak ifade edildiği, sözleşmede davalı ...'nın ... A.Ş.'nin yetkilisi olarak imzasının bulunduğu, kendi adına asaleten atılan imza bulunmadığı gibi sözleşmede bu yönde bir açıklamanın da yer almadığı, dolayısıyla bu davalının arsa sahibi olarak sadece bağışçı sıfatının bulunduğu, bunun dışında davacıya yapılan tüm ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığı ve şirket kayıtlarında yer aldığı, esasında sözleşmenin davacı ile davalı şirket arasında akdedildiği, ...'nın şahsi olarak sorumlu olamayacağı açık olduğundan, bu davalıya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmiştir.
15/06/2011 tarihli sözleşmenin konusunun ... İlçesi 471 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde 40 derslikli kız meslek lisesi ile 200 kişilik öğrenci yurdu inşaatının yapılmasına ilişkin olduğu, ve sözleşmenin anahtar teslimi şeklinde akdedildiği, davacının yüklenici, davalı şirketin de işveren olarak görüldüğü tespit edilmiştir.
Davacı taraf bu sözleşme kapsamında davalının avans ödemesine ilişkin edimini zamanında ve gereği gibi yerine getirmediği gibi 17/08/2011 tarihinde kontrollük ve ... tarafından onaylanmış olan hakediş bedelinin ödenmediğini, bu hakedişin 1.638.654,00 TL bedelli olup, davalı tarafından yapılan 850.000,00 TL'nin tenzili ile bakiye 788.654,00 TL alacağı olduğunu belirterek bu alacağın tahsilini istemiş, davalı ise taraflar arasında 31/01/2012 tarihli fesihname ve ibralaşmanın imzalandığı ve anılan sözleşmenin karşılıklı feshedildiği ve tarafların birbirini ibra ettiklerini ileri sürerek davacının alacak isteminde bulunamayacağını savunmuştur.
31/01/2012 tarihli "fesihname ve ibralaşma" başlıklı belge incelendiğinde, davacının ve davalı şirketin sözleşmeyi imzaladıkları, davacı şirket adına sözleşmeyi imzalayanın ... olduğu ve adı geçenin mahkememizce alınan beyanından, sözleşmedeki imzasının kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ancak davacı taraf, davacı adına bu belgeyi imzalayan ...'ın davacı şirketin yetkilisi olmadığını, dolayısıyla adı geçen tarafından atılan imzanın davacı şirket yönünden bir bağlayıcılığının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Davacı şirketin sicil kaydına göre, belgenin imzalandığı 31/01/2012 tarihi itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkili olanların ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. Nitekim 30/11/2007 tarihli ticaret sicil gazetesine göre, şirketin kuruluşunun 26/11/2007 olup, bu tarih itibariyle tescil edildiği ve ilk beş yıl için şirket müdürü olarak seçilen ... veya ...'tan herhangi birisinin şirket unvanı altında atacakları münferit imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları görülmektedir. 26/11/2007 tarihinden itibaren 5 yıllık temsil ve ilzam yetkisinin 26/11/2012 tarihinde sona ereceği açık olup, sonrasında şirketin temsili bakımından herhangi bir karar alınmadığı, ibra ve fesih başlıklı belgenin 30/01/2012 tarihli olduğu gözetildiğinde, davacı şirket adına bu belgenin ... veya ... tarafından imzalanması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Dosyaya ibraz edilen ... 20. Noterliğince düzenlenmiş ... tarihli vekaletnamede, davacı şirketi münferit imza ile yetkili olan ... tarafından, belgede imzası olan ...'ın vekil tayin edildiği ve şirket temsilcisi tarafından ...'a "taşeronluk sözleşmelerinin tanzimi, imzası, sözleşme şartlarının tayin ve tespiti, sözleşmelerde değişiklik yapılması, fesih ya da ek sözleşme imzası, gerekli her türlü beyan ve taahhütte bulunma konusunda " yetki verildiği anlaşılmıştır. Ancak 31/01/2012 tarihli belgede, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmenin feshi ile birlikte tarafların birbirlerini " ibra" ettikleri, vekaletnamede ibraya ilişkin olarak verilen özel bir yetkinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı şirket temsilcisi tarafından belgede imzası bulunan ...'a vekaletname ile yetki verilerek sözleşme imzalama ve bu sözleşmeleri fesih yetkisi verilmiş olsa da, fesih yetkisinin ibrayı kapsamayacağı, ibra için ayrıca ve açıkça özel bir yetkinin verilmesi gerektiği, ancak vekaletnamede bu yönde bir yetkinin bulunmadığı anlaşıldığından ... tarafından davacı şirket adına imzalanan 31/01/2012 tarihli belgedeki ibranın davacı şirket yönünden geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan 31/01/2012 tarihli fesih-ibra anlaşmasının imzalanmasından yaklaşık 2 ay sonra davalılar tarafından davacıya gönderilen ... 48. Noterliğinin ...tarihli bu ihtarname içeriğinde, taraflar arasında akdedilen 15/06/2011 tarihli sözleşmeden bahsedildikten sonra " 2012 yılı Ocak ayı başında yeni bir anlaşmanın yapıldığı, şimdilik yurt inşaatından vazgeçildiği, 2012 yılı Nisan en geç Mayıs ayına kadar lisenin bitirilmesi konusunda anlaşmaya varılarak davacıya ek ödemeler yapıldığı, ancak yapılan incelemelerde inşaatın tamamen durdurulduğu, bazen ise çok az işçi çalıştırıldığının tespit edildiği, ...ve ... yapılan protokole göre 2012 yılı Nisan ve Mayıs ayına kadar okul inşaatının bitirilip, gelecek öğretim yılı için öğrenci kabulüne başlanması gerektiği, ancak inşaatın durdurulması nedeniyle ... ve Bakanlığa karşı taahhüdün yerine getirilemeyeceği, bu nedenle derhal inşaatın bitirilmesi, aksi halde sözleşmenin feshedilerek ihtarname tarihine kadar inşaat bedelinin hesaplanıp fesihten sonra inşaatın kendilerince tamamlanacağının" belirtildiği anlaşılmaktadır. İhtarnamede yazılı hususlar dikkate alındığında, davalının savunmasında ileri sürdüğü şekilde 15/06/2011 tarihli sözleşmenin 31/01/2012 tarihli ibraname ve fesihname başlıklı belge ile sona erdirildiğinin kabul edilemeyeceği, nitekim davacıdan inşaatı tamamlanmasının istendiği ve bu gereğin yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin ve ihtar tarihine kadar yapılan imalat bedelinin hesaplanarak fesihten sonra inşaatın kendi şirketleri tarafından tamamlanacağının bildirildiği, dolayısıyla esasında davalının ibraname ve fesih anlaşmasının imzalandığı 31/01/2012 tarihinden sonra sözleşmeyi devam ettirme iradesini açıkça ortaya koyduğu, sözleşmenin 31/01/2012 tarihinde sona erdirildiği yönündeki savunmasının, davalıdan sadır olan ihtarname içeriği ile çelişkili bulunduğu anlaşıldığından, sözleşmenin 31/01/2012 tarihi itibariyle karşılıklı sona erdirildiği yönündeki savunmasına itibar edilememiş ve davacı ile akdedilen 15/06/2011 tarihli sözleşmenin devam ettiği, 31/01/2012 tarihli fesih ve ibra belgesinin fesih ve ibra belgesinin sonuca bir etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasında... Mahallesinde bulunan 471 ada, 1 parsel üzerine anahtar teslimi şeklinde inşaat yapılması işini konu alan 15.06.2011 tarihli sözleşme bulunduğu çekişmesizdir. Davacı yüklenici, yapılan imalat karşılığı düzenlenen 17.08.2011 tarihli ve 1.638.654,00 TL tutarlı 1 nolu hakediş alacağından 850.000,00 TL'sinin ödendiğini belirterek kalan 788.654,00 TL'nin tahsilini istemiş; davalılar vekili ise, müvekkili ...'nın sözleşmede taraf olmadığını, işin yarım bırakıldığını, yapılan işler bedelinin ödendiğini, tarafların 31.01.2012 tarihli belgeyle ibralaşmak suretiyle sözleşmeyi feshettiklerini ileri sürmüştür.
Davalı tarafça yapılan 850.000,00 TL'lik ödeme konusunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ...'nın sözleşmede taraf olup olmadığı, 31.01.2012 tarihli "fesihname ve ibralaşma" başlıklı belge ile dava dayanağı 17.08.2011 tarihli 1 nolu hakediş belgesinin geçerli olup olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce davalı gerçek kişi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen ... Esas ... K. 11.10.2018 tarihli karar İstanbul 15. Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... Esas ... K. Sayılı kararı ile taraflar arasında yapılan sözleşmenin götürü bedel sözleşme olması nedeniyle davacının hak ettiği alacağın belirlenmesi için fiziki oran uygulanarak hesaplama yapılması, eksik ve ayıplı işler de dikkate alınarak yapılan imalatın işin tamamına göre fiziki gerçekleşme oranı bulunarak bu orana KDV dahil götürü bedel uygulanmak suretiyle bulunan tutardan varsa ihtilafsız ödemeler düşülerek belirlenecek miktara hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmakla dosya mahkememizin yukarıda belirtilen sırasına kaydedilmiş ve ilamda belirtildiği gibi davacının hakediş alacağının hesaplanması için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişiler tarafından düzenlenen 19.04.2022 tarihli raporda özetle; davalı tarafından davacı şirkete yapılan toplam ödeme miktarının 850.000TL olduğu, davacı yüklenicinin yaptığı işler tutarının KDV dahil 1.281.905TL olarak hesaplandığı, bu bedelden yükleniciye ödenen tutar düştüğünde davacının talep edebileceği alacak tutarının 431.905TL olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan ancak kurumların onayı olmayan ...inşaatına ilişkin mimarı projenin ve ... 2. Sulh Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında aldırılan rapordaki tespitlerin benimsenmesi halinde davacının yaptığı işler tutarının 15.06.2011 sözleşme tarihi itibariyle 1.329.695TL olarak hesaplandığı, yükleniciye ödenen 850.000TL düşüldüğünde davacının talep edebileceği alacak tutarının 474.695TL olacağı, okul binasına ait onaylı mimarı projenin dosyaya sunulması gerektiği sunulacak onaylı projeye göre yapılacak hesaplamanın teknik yönden daha gerçekçi olacağı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
... Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak ...İnşaatına ilişkin onaylı mimarı proje 19.09.2022 tarihli yazı ile dosya içine celp edilmiş ve tarafların ek rapora itirazları ve onaylı mimarı proje incelenerek davacının bakiye alacak miktarının hesaplanması için dosya önceki heyete tevdi edilmiş bilirkişi heyetince düzenlenen 12.04.2023 tarihli raporda özetle; toplam inşaat alanının 13.385,50 m2 olduğu, bu alan üzerinden hesaplama yapıldığı kaba inşaatın gerçekleşme oranının %30,37 olduğu, ayrıca gro beton kazı ve kazı nakliyesi bedellerinin bu oran içinde olduğu, daha önceki raporda ise toplam inşaat alanının sözleşmede gösterilen 12.000 m2 üzerinden hesaplandığı bu nedenle rapordaki alacak miktarı arasında farklılık oluştuğu, davacının yaptığı işler tutarının 967.588TL olduğu, davalı tarafından yapılan 850.000TL tutarlı ödeme mahsup edildiğinde KDV dahil davacı alacağının 15.06.2011 sözleşme tarihi itibariyle 117.588TL olduğu bu bedelin 06.03.2012 tarihli ihtarname tarihindeki değerinin 126.286TL olduğu yönünde tespitte bulunulduğu anlaşılmıştır.
İkinci ek rapora davalı ve davacı tarafından yapılan itirazların değerlendirilmesi için dosya yeniden önceki heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 02.05.2024 tarihli raporda son ek rapordaki görüşlerinde değişiklik bulunmadığı, davacının bakiye alacak miktarının 15.06.2011 tarihi itibariyle 117.588TL olduğu ve ihtarname tarihi itibariyle 126.286TL olduğu yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce fiili duruma göre hesaplama yapılan 19.04.2022 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiş, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş sayılı dosyasındaki tespitler nazara alındığında okul binasının her kattaki alanın 1.326,75m² olduğu ve toplam inşaatta alanının 5.307m² olarak belirlendiği, okul binasında yapılan toplam kaba inşaat alanının 4.245,60m² olduğu, sözleşmede belirlenen inşaat alının ise 12.000m² olduğu ve sözleşmede6.000.000TL götürü bedeli kararlaştırıldığı, kaba inşaatın fiziki gerçekleşme oranının %35,38 olduğu ve inşaat imalatlarının işin bütününe oranının %15,921 olduğu, B,C ve D blok temel kazıları ile B ve C blok gro beton imalat tutarlarının inşaat içindeki oranın %2,86 olduğu, tamamlanan kaba inşaatın, inşaatın bütününe oranının %18,781 olduğu, kaba inşaat işlerinin 15.06.2011 tarihli sözleşmeye göre hak edilen miktarının KDV dahil 1.329.695 TL olduğu bu bedelden yükleniciye yapılan 850.000TL düşüldüğünde davalının bakiye alacağının 479.695TL olduğu kanaatine varılmış, fiili durum dikkate alınmadan hesaplama yapılan 12.04.2023 ve 02.05.2024 tarihli ek rapora bu sebeple itibar edilmemiş, davanın şirket yönünden kısmen kabulüne, 479.695 TL'nin 06.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, ispat edilemeyen fazlaya ilişkin alacak isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ...'ya karşı açılan davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalı .... A.Ş.'ye karşı açılan davanın KISMEN KABULÜNE;
479.695 TL'nin 06.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken karar harcı 32.767,96 TL olduğundan peşin yatırılan 13.468,25 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 19.281,71 TL harcın davalı ... Tic. A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılıp mahsup edilen harç tutarı 13.468,25 TL'nin davalı ...Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 75.954,25 TL nispi vekalet ücretinin davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı ... Tic. A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince rededilen miktar üzerinden hesaplanan 49.433,44 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Tic. A.Ş.'ye verilmesine,
7-Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 23.600,00 TL, posta ve tebligat masrafı 1.274,20 TL olmak üzere toplam 24.874,20 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak 15.129,61 TL yargılama gideri ile 195,40 TL keşif harcı toplamı 15.325,01 TL'nin davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından yapılan 37,90 TL posta ve tebligat giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ya verilmesine,
10-Davalı ...A.Ş. tarafından yapılan 152,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak 59,54 TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak davalı ...davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/11/2024
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...