T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/278
KARAR NO : 2025/422
DAVA : Sorumluluk-Tazminat
DAVA TARİHİ : 01/03/2011
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizin 2015/123 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden verilen ... Esas ... K. Sayılı kararının temyizi neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı ilamı ile asıl dava yönünden verilen hükmün onanmasına, birleştirilen dosyada verilen kararın bozulmasına karar verilmekle (asıl dosyada verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan) birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden dava dosyası Mahkememizin 2021/278 Esasına kaydedilmiş yapılan açık yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili (birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında) dava dilekçesinde özetle; Davalıların müvekkili bankanın ... Bölge Başmüdürü ..., Bölge Müdürü ... ve Bölge Müdür Yardımcısı ...'un görev yaptıkları döneme ilişkin 28/01/2002 tarihli Bankalar Yeminli Murakıpları Raporu'na göre mali durumu kötü olan ve kredi yeterliliği bulunmayan ... AŞ.'ye kredi kullandırmak sureti ile bankanın zarara uğratıldığı, Banka Ticari Krediler Yönetmeliği'nin 15. Maddesinde "Bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, o firma hakkında istihbarat ve Mali Tahlil Yönetmeliği doğrultusunda istihbarat yapılması ve edinilen bilgi ve verilerin kredi tespiti için olumsuz olmaması koşulu ile ve genel müdürlükçe belirlenen ilkeler doğrultusunda kredi saptanır." hükmü yer almasına rağmen ... AŞ için düzenlenen istihbarat ve Mali Tahlil Raporu'nda olumsuz verilerin yanında firmanın mali verilerin de kötü olduğunun tespit edilmesine rağmen bu firmaya kredi tahsisi ve kredi kullandırması yoluna gidildiği, bankanın bu nedenle 429.493,61 TL zarara uğradığı, 399 Sayılı kanun hükmünde Kararname'nin banka çalışanları için getirdiği sorumluluk esaslarına aykırı davranıldığı ve banka kaynaklarını verimlilik ve karlılık ilkesine göre kullanmayan, bu konuda gereken gayreti yerine getirmeyen; ... İstihbarat Müdürlüğü tarafından firma hakkında düzenlenen ... tarihli ... numaralı Mali Tahlil ve İstihbarat Raporu'nda yer alan olumsuz tespitlere rağmen kredi teklifinde bulunan ... Şubesi Müdürü ... ile şubece kredi değerliliği bulunmayan firma içinde yapılan kredi teklifini ...Bölge Başmüdürlüğü'nün ... tarih ... sayılı kararı ile aynen onaylayarak tahsis eden ... Başmüdürü ..., Bölge Müdürü ... ve Bölge Müdür Yardımcısı ...'un banka zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını mükerrer tahsile yer vermemek kaydı ile 28/06/2007 tarihi itibari ile 80.782,96 TL ana para alacağı ile 349.010,66 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 429.493,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Davalı ... vekili (birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında) cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili (birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında) beyan dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden olmadığı takdirde esastan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili (birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında) cevap dilekçesinde özetle; esas davaya sunduğu cevap dilekçesindeki açıklamaları tekrarla beyan dilekçeleri ile davanın zaman aşımı nedeniyle olmadığı takdirde esastan haksız olup reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkememizce asıl dosya olan 2015/123 Esas sayılı dosya yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek karar düzeltme talebinin reddedildiği, 25/02/2021 tarihi itibari ile kesinleştiği, birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden ise davalılar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla birleştirilen dosya yukarıda belirtilen esasa kaydedilerek ve usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Yargılama sırasında davalılardan ... vekili cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun " Sorumluluk davalarına ilişkin istisnai yetkiler" başlıklı 133/1 maddesi " Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir." hükmünü ihtiva etmekte olup dava tarihi itibari ile davacı bankanın tasfiye halinde olduğu ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu anlaşılmakla davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur. Bu bankaların başka bir bankaya devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini istemi ile Fon tarafından dava açılabilir. Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer.
... AŞ. , ...(sorumlu ortak baş denetçi) tarafından düzenlenen 04/03/1998 tarihli Özel Bağımsız Denetim Raporunda özetle: ... AŞ'nin 31/12/1997 tarihi itibari ile sermayesinin toplamının 450.000 TL olduğu, 31/12/1997 tarihi itibari ile diğer faaliyetlerden gider ve zararların 9.138 TL olduğu, bunların tamamının kambiyo zararlarından oluştuğu, aynı tarih itibari ile olağanüstü gelir ve karların 201.333 TL olduğu, bunların tamamının bağlı ortaklık satış gelirleri olduğu, şirketin 31/12/1996 tarihli mali tablosunun incelendiği ve şartlı rapor verildiği belirtilmiştir.
... AŞ.'nin yeni kredi talebi üzerine ... Başmüdürlüğü İstihbarat Müdürlüğü tarafından düzenlenen ... tarihli ... sayılı mali tahlil ve istihbarat raporunda, 1995 yılında kurulan holdingin bağlı ortaklık şeklinde 6 adet firmayı bünyesinde bulundurduğu, bu firmaların sağlık alanında faaliyet gösterdiği, holdingin bağlı ortaklıklara verdiği hizmetleri sonucunda 92.408 milyon TL tutarlı net satışta bulunduğu, holdingin 4.660 milyon TL faaliyet karının oluştuğu, 1997 yılında ise 242.368 milyon TL bilanço karı sağladığı, holdingin ... AŞ'den devralınan borçları olduğu, kısa vadeli borçlarının 103.213 milyon TL , uzun vadeli borçlarının 634.754 milyon TL olduğu ve bu borçların USD olarak ödendiği, faizleri ile birlikte 7.670.000 USD borcun ödeme planına bağlı kalınarak ödendiği, ...'e olan borçların 2 milyon USD'lik kısmının ödendiği, 1997 yılına ait mizan kayıtlarına göre kalan 582.6 milyar TL borcun 88 ayda ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, ... Üniversitesi Hastanesi Radyoloji bölümünün işletilmesi sureti ile aylık 57.500 USD'ye ...'e devredilerek borç mahsubuna gidildiği, firmanın esasen sağladığı fonlar ile bağlı ortaklıkları finanse ettiği, finanse ettikleri ortaklar içerisinde en büyük payın ... AŞ'ye ait olduğu, grubun lokomotif şirketi ... A.Ş 'nin ...firmasına olan borçları ile ortaklara olan borçlar nedeniyle şirketin mali yapısının olumsuz görüntü verdiği ancak ortakların şirketten olan alacaklarını gerekmedikçe istemeyecekleri, ayrıca şirketin ... A.Ş ye olan borçlarını hizmet karşılığında ödeyeceği bu durumun firmanın finansman yapısını olumlu yönde destekleyeceği, grup şirketlerinden ... A.Ş hakkında holding ile aynı tarihte rapor düzenlendiği,holdingin ve bu şirketin mali yapısının olumlu yönde geliştiği yönünde tespitlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacağından 6762 Sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca sorumluluk davası açılması için genel kurul tarafından alınan bu yönde bir karar olması gerektiği, buna göre davacı vekiline, banka genel kurulu tarafından davalılar aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için gerekli olan genel kurul kararını sunması yönünden süre verilmiş, davacı vekilince bankanın 2014 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı 31.03.2015 tarihli genel kurul tutanağı sunulmuş ve bu toplantının 9. maddesinde, haklarında mali mesuliyet öngörülen ve ekli listede belirtilen, bankanın eski yönetim kurulu üyeleri, genel müdürler, icracı müdürler ve diğer tüm personel hakkında açılmış olan mali mesuliyet davalarına muvafakat edilmesi ve bundan sonra açılacak mali mesuliyet davaları için yönetim kuruluna yetki verilmesi şeklinde karar alındığı anlaşılmış, anılan madde de ifade edilen ekli listede dosyaya ibraz edilmiş ve bu listede mahkememizin iş bu dosyasının ve davalıların isimlerinin açıkça zikredildiği anlaşılmakla TTK 341. maddesinde tanımlanan ve dava açma koşulu olarak ileri sürülen genel kurul kararının sunulduğu bu eksikliğin giderildiği anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, 6762 Sayılı TTK. 342. maddesi yollamasıyla TTK 336. maddesine dayalı olarak açılan sorumluluk davasıdır.
6762 sayılı TTK’nın 336/1. maddesinde 1. ilâ 5. bentleri arasında yönetim kurulu üyelerinin hangi hâllerde sorumlu olacakları belirtilmiştir. Anılan maddenin ilk dört bendinde belirtilen hâller tadadi mahiyette; 5. bent ise ilk dört bendi de kapsayacak şekilde genel mahiyet arz etmektedir. Bu maddenin 5. bendine göre; “Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması” yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumluluğunu gerektirmektedir. Buradaki davranış, müspet bir davranış olan yapma fiili olabileceği gibi, pasif bir davranış olan yapmama fiili de olabilir. Bu itibarla kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık yoksa zarar meydana gelse dahi yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin olarak müteselsil sorumluluk ilkesi kabul edilmiştir.Ancak 6762 sayılı TTK’nın 336/2. maddesi gereğince yönetim kurulunun vazifelerinden biri 6762 sayılı TTK’nın 319. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinden birine veya ortak olmayan bir murahhas müdüre bırakılmışsa, bu durumda sorumluluk sadece o kişiye ait olacaktır.Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın, sorumluluk davalarının vazgeçilmez koşulu ortada bir “zararın” olmasıdır. Başka bir deyişle bir kimsenin hukuka aykırı davranışı nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için bu davranışının başkasına zarar vermesi gerekmektedir; zarar meydana gelmemiş ise sorumluluk söz konusu olamaz. Yönetim kurulu üyesinin şirkete, ortaklara ve alacaklılara verdiği zarar, kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir davranışın sonucu olabilir. Bu bağlamda, zarar veren yöneticinin kendisine bir çıkar sağlayıp sağlamaması veya çıkar sağlamak istemesinin bir önemi yoktur. Ortada bir zarar yoksa yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine sorumluluk davası açılması söz konusu olamaz.
Zarar, kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar kavramı öğreti ve uygulamada dar ve geniş olmak üzere iki anlamda kullanılmaktadır. Dar anlamda zarar, sadece maddi zararı kapsarken; geniş anlamda zarar ise, maddi zararın yanında manevi zararı da kapsamaktadır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1961, s. 63).
Maddi zarar, zarar görenin zarar verici olaydan sonra malvarlığının gösterdiği durum ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki fark olarak nitelendirilebilir. Şirketin, ortakların ve alacaklıların zararı, malvarlığının mevcut durumunda fiili bir azalma olarak ortaya çıkabileceği gibi, olayların normal akışına, genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek artışın zarar verici davranış nedeniyle kısmen veya tamamen önlenmesi suretiyle kârdan yoksunluk şeklinde de ortaya çıkabilir. Yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarında her iki maddi zarar türü de talep edilebilir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir diğer koşul da illiyet bağıdır. Sorumluluk, ister sözleşme dışı sorumluluğa, ister sözleşmesel sorumluluğa, ister kusur sorumluluğuna isterse kusursuz sorumluluğuna dayansın, illiyet bağının varlığı sorumluluk için zorunlu unsurdur. Öğretide ve uygulamada hukuki illiyete ilişkin olarak “uygun illiyet teorisi” benimsenmiştir. Buna göre, yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı davranışlarından doğan zararın tazmini için, zarar ile hukuka aykırı davranış arasında uygun illiyet bağı bulunmalı; böylece hukuka aykırı davranışın olayların normal akışına, genel hayat tecrübelerine göre somut olayda gerçekleşen türden bir zararı meydana getirmeye mahiyeti itibarıyla elverişli olmalıdır.
6762 sayılı TTK’da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, esas itibarıyla kusurlu sorumluluk ilkesine göre düzenlenmiştir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bir eylem ya da işlemin kendilerine izafe edilmesi gerekmektedir. Ancak 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesi bir kusur karinesi öngörerek yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zarardan dolayı kusurlu olduklarını kabul etmiş; zarardan sorumlu tutulan yönetim kurulu üyelerinin kusursuzluklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilecekleri düzenlenmiştir. Kusursuzluğun ispatı genel hükümlere tabi olmakla birlikte 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesi bu konuda bazı özel ölçüler vermiştir. Anılan madde; “Yukarıki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucib olan muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o muamelenin müzakeresinde hazır bulunmayan aza dahi mesul değildir” hükmünü haizdir. Bu durumda yönetim kurulu toplantısına katılarak alınan karara muhalif kalan üyelerin kusursuz sayılabilmesi için, durumu müzakere zaptına yazdırıp denetçilere yazılı olarak derhal bildirmesi gerekmektedir. Toplantıya katılmayan üyelerin ise kabul edilebilir bir mazerete dayalı olarak toplantıya katılmamaları hâlinde kusursuz sayılacağı kabul edilmektedir. Bu madde ile konulan esaslar sınırlayıcı olmamakla birlikte; yönetim kurulu üyesi kusursuzluğunu başka şekilde de ispat imkânına sahiptir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda kusurun ölçüsünün tespiti bakımından yönetim kurulu üyelerinin özen borcunu düzenleyen 6762 sayılı TTK’nın 320. maddesinin atıf yaptığı ve adi şirket ortağının özen borcunu düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 528/2. maddesine bakılması gerekir. Anılan madde, şirket işlerini ücretle gören ortağın özen borcunun vekilin özen borcu hususundaki hükümlere tabi olduğunu düzenlemektedir. Vekilin özen borcunun düzenlendiği 818 sayılı
BK’nın 390. maddesi ise işçinin sorumluluğuna ilişkin aynı kanunun 321. maddesine atıf yapmaktadır. Buna göre 818 sayılı BK’nın 321. maddesi esas itibariyle objektif bir özen ölçüsü aramakla beraber bir yandan da bazı sübjektif unsurlara önem atfetmektedir.
Bu durumda 6762 sayılı TTK’nın 320. maddesi, yönetim kurulu üyelerinin ücret alıp almadıkları ayrımı yapmaksızın 818 sayılı BK’nın 528/2. maddesine atıf yaptığı için yönetim kurulu üyelerinin özen borcu için ücret alıp almadıklarına bakılmaksızın aynı hususların benimsenmesi gereklidir. Buna göre yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun belirlenmesinde ölçü, ortalama bilgi ve yeteneğe sahip bir yöneticinin aynı şartlar altında seçeceği hareket tarzına uygun davranan bir yönetim kurulu üyesinin kendinden beklenen özeni göstermesidir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Hukuku Şerhi, İstanbul, 2004, s. 949). Özen ölçüsü aynı nitelikteki anonim şirket yöneticileri için aynıdır. Aynı nitelik ve büyüklükteki bir anonim şirket yöneticisinin aynı somut olayda göstermesi gereken özeni göstermeyen yönetim kurulu üyesi hem davranışlarında kusurlu sayılır hem de özen borcunu ihlal etmiş olur (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/ Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, s. 297).
Davalı icracı müdürlere isnat edilen eylem, ödeme gücü olmayan şirkete kredi tahsis edilmesinden oluşmakta ; davalıların kanun ve kredi tahsisine ilişkin yönetmelikle kendilerine yüklenilen görevleri ihmal ettikleri iddiasına dayanmaktadır.
Davacı vekili tarafından 08/04/2009 tarihli dilekçe ekinde sunulan ...Bankası AŞ Genel Müdürlüğü'nün... tarihli ... sayılı Ticari Krediler Yönetmeliği 15. Maddesi "bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara istihbarat ve mali tahlil yönetmeliği esasları doğrultusunda istihbarat yapılması ve edinilen bilgi ve belgelerin kredi tespiti için olumsuz olmaması koşuluyla ve genel müdürlükçe belirlenen ilkeler doğrultusunda kredi saptanır" şeklinde düzenlenmiştir.
Banka zararının ve varsa davalıların zarardan sorumlu oldukları miktarın hesaplanması için dosya bir bankalar yeminli murakıbı bilirkişi, bir bankacı bilirkişi ve bir yeminli mali müşavir bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 18/09/2023 tarihli raporda özetle: ...AŞ. Yönetim Kurulu'nun ... tarihli ... Sayılı kararı ile Bölge BaşMüdürlükleri'nin teminatlı, nakdi ve gayrinakdi kredi açma yetkisini ... BaşMüdürlüğü için 400.000.000.000 TL (dörtyüzmilyar) olarak belirlendiğini, bu yetkinin 100.000.000.000 TL (yüzmilyar) ya da 400.000 USD'ye kadar olan bölümünün teminatlı, nakdi ve gayrinakdi her tür kredi açılmasında kullanılması konusunda ... Baş Müdürlüğü'nün, Kredi Değerlendirme Müdürlüğü'nün ... tarihli ... Sayılı yazıları ile yetkilendirildiği, ... AŞ. İle ilgili 04/03/1998 tarihinde Özel Bağımsız Denetim Raporu ve yeni kredi talebi üzerine düzenlenmiş ...tarihli ... sayılı Mali Tahlil ve İstihbarat Raporu'nun mevcut olduğu, davacı bankanın...Şubesi tarafından ... Başmüdürlüğü Ticari Krediler Servisi'ne gönderilen ... tarih ... sayılı yazı içeriğinde ... AŞ'nin 6 firmayı bünyesinde bulunduran ve şirketlerin sermayelerine ve yönetimlerine katılmak üzere faaliyet sürdüren, daha çok sağlık konusunda faaliyet gösteren doktorların ortaklıklarından oluşan şirketler olduğu, kredi önerisinde firmaya kullandırılacak nakdi kredinin teminatını ise bağlı kuruluşlarından temin edeceği senetlerle sağlanacağının ve firma ortaklarından ..., ... ve... AŞ'nin müteselsil kefaletlerinin alınacağının, kredi teklifinde belirtildiği, davacı bankanın ...Bölge Baş Müdürlüğü'nün ...Şube Müdürlüğü'ne gönderdiği ... tarihli yazı içeriğinde firmanın mali ve ticari durumu göz önünde tutularak, kredi kullandırılmasının şubenin takdirine bırakıldığının bildirildiği, kredi onay tablosunda Bölge Başmüdürü ..., Bölge Müdürü ...ve Bölge Müdür Yardımcısı ...'un onayının bulunduğu, ... Şubesi tarafından ... AŞ'ye ... no'lu kredi hesabından ... no'lu mevduat hesabına virman yoluyla toplam 76.500.000.000 TL kredi kullandırıldığını, 23/06/1998 tarihinde de ... no'lu mevduat hesabını 1.500.000.000 TL yatırıldığı, ... 9. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edilerek kredi kullandırılan ... AŞ'ye ve kredi sözleşmesinde müteselsil kefaleti bulunan ... AŞ.'ye, ...'ya, ...'a 13/11/1998 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede hesapların 30/10/1998 tarihi itibari ile kat edildiği, borçlu şirkete 100.000.000.000 TL (yüzmilyar) kredi kullandırıldığının ve ihtarname tarihi itibari ile borç toplamının 113.912.286.032 TL'ye ulaştığının borçlu ve müteselsil kefillere ihtar edildiği, davacı bankanın teftiş kurulu başkanı tarafından düzenlenen 21/06/1998 tarihli ...Şubesi yasal takipteki krediler raporunda ... Başmüdürlüğü İstihbarat Müdürlüğü'nün 06/06/1997 tarihli İstihbarat Raporu'nda şirketin mali yapısının olumsuz olduğunun belirtildiği, Banka İstihbarat Müdürlüğü'nün 21/05/1998 tarihli istihbarat raporunda ise holdingin önceki yıla kıyasla mali yapısının olumlu yönde geliştiği tespitlerine yer verildiği, bu raporun ardından ... Başmüdürlüğü'nün 05/06/1998 tarihli kararı ile şirkete 75.000.000.000 TL (yetmişbeşmilyar) tutarlı kredi kullanımına onay verildiği, şirkete şube tarafından 76.5 milyar TL'ye ulaşan kredi kullandırıldığı, 1.5 milyar TL tutarlı aşımın 23/06/1998 tarihinde giderildiği, kredinin güvencesi olarak şirket ortaklarından ve bağlı firmadan çek alındığı, 30/09/1998 tarihli devre faizinin ödenemediği, 05/02/1999 tarihinde toplam 97.076.622,428 TL tutarlı bakiyenin yasal takip hesaplarına aktarıldığı, borçlu şirketin adresine hacze gidildiği, şirketteki tüm malzemelerin finansal kiralama şirketlerine ait olduğu, bu nedenle işlem yapılamadığı, taşınmaz hacizlerinden de olumlu netice alınamayacağı düşünüldüğü şeklinde tespitlerde bulunulduğu, ... AŞ ve grup şirketleri hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2000 tarihli ... Esas ...K. sayılı kararıyla iflaslarına hükmedildiği, senet borçluları ve kefilleri hakkında icra takipleri başlatıldığı, ... AŞ. İflas masasından toplam 17.500.716.843 TL tahsilat yapıldığı, 02/07/2001 tarihi itibari ile faizsiz kredi alacağının 80.482.957.365 TL olduğu, BBDK tarafından düzenlettirilen Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkanlığı'nın ... tarihli raporunda firmanın kredi değerliliğinin tespiti amacıyla düzenlettirilen 21/05/1998 tarihli Mali İstihbarat Raporu'ndaki olumsuz tespitlerine rağmen kredi teklifinde bulunan...Şubesi Müdürü ...'in, kredi değerliliği bulunmayan firma için kredi teklifini onaylayan ... Başmüdürü ..., Bölge Müdürü ... ve Bölge Müdür Yardımcısı ...'un zarardan sorumlu oldukları, bu şahıslar hakkında TCK 240. Maddesi gereğince yasal takibe geçilmesi gerektiğinin belirtildiği, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen suç duyurusuna istinaden davalılar hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan ... tarihli ... Esas sayılı iddianame tanzim edildiği, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarihli... Esas sayılı dosyasında ... tarihli ...K. Sayılı kararla sanıklar hakkında açılan kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine dair karar verildiği, davacı bankanın borçlu ve müflis şirketten olan 4.134.898.586.978 TL tutarındaki alacağı ile ilgili davacı bankaya 26/05/2003 tarihinde borç ödemeden haciz belgesi verildiği, ... Bankası AŞ. Genel Müdürlüğü'nün... tarihli ... no'lu genelgesi ekindeki Ticari Krediler Yönetmeliği'nin 15. Maddesinde bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, o firma hakkında istihbarat ve mali tahlil yönetmeliği esasları doğrultusunda istihbarat yapılması ve edinilen bilgi ve verilerin kredi tespiti için olumsuz olmaması kaydı ile genel müdürlük tarafından belirlenen ilkeler doğrultusunda kredi saptanacağı düzenlemesine yer verildiği, dosya içinde yer alan ... tarihli Mali Tahlil ve İstihbarat Raporunun sonuç kısmında holdingin mali yapısının olumlu yönde geliştiğinin belirtildiğini, raporda bu firmaya kredi açılmasının sakıncalı olduğunu ileri süren bir ifadenin bulunmadığı ancak davalıların krediler servisinde görev yapan kişiler oldukları, firmaya ait cari alan, likidite oranı ve finansman oranı gibi oranlara bakıldığında son derece zayıf olan bu oranların ve özellikle borçlanma oranına göre kredi verilebilmesi için ipotek vb. sağlam teminatlar alınmadan kredi önerilmemesi gerektiğini bilmeleri gerektiği, bu nedenle banka zararından sorumlu sayılmaları gerektiği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmesi, birleştirilen dosyada dava tarihi 01/03/2011 tarihi olduğu ve zarar hesabının bu tarih itibari ile yapılması gerektiğinin dikkate alınması, davalıların zarardan sorumlu oldukları miktarın belirlenmesi için dosya son bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiler 06/06/2024 tarihli raporda özetle: Dava tarihi itibari ile davacı banka zararının 80.482,96 TL ana para 349.010,66 TL işlemiş faiz ve 26.612,30 TL de işlemiş yasal faiz olmak üzere 456.105,92 TL zarar hesabı yapıldığı, işlemiş faizin avans faizi üzerinden yapılması halinde davacının 80.482,96 TL kredi ana para alacağı, 349.010,66 TL faiz alacağı ve 66.796,45 TL işlemiş avans faizi olmak üzere zararının 496.290,07 TL olduğu, ana para alacağı 80.482,96 TL'ye yasal faiz yürütülebileceği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
... AŞ. Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli ... no'lu genelgesi ekindeki Ticari Krediler Yönetmeliği'nin 15. Maddesinde bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, o firma hakkında istihbarat ve mali tahlil yönetmeliği esasları doğrultusunda istihbarat yapılması ve edinilen bilgi ve verilerin kredi tespiti için olumsuz olmaması kaydı ile genel müdürlük tarafından belirlenen ilkeler doğrultusunda kredi verilebileceği düzenlemesine yer verildiği, 21/05/1995 tarihli Mali Tahlil ve İstihbarat Raporu içeriğinden ... AŞ'nin cari oranının , likidite oranının ve finansman oranlarının zayıf göründüğü, krediler servisinde görev yapan davalıların ipotek veya ayni teminat alınmadan kredi önerilmemesi gerektiğini bilmeleri gerektiği , davacı bankanın ...Şubesinden gelen kredi teklifini onaylayan davalılar ...'nın bankanın ... Bölge Başmüdürü,...'nun Bölge Müdürü olarak ve ...’un Bölge Müdür Yardımcısı olarak krediler bölümünde görev yaptıkları, kredi tahsis edilen ... AŞ.'nin 31.12.1997 tarihi itibari toplam sermayesinin 450.000 TL olduğu, 1995 tarihinde kurulan ve bünyesinde sağlık alanında faaliyet gösteren 6 şirket bulunan ... AŞ.'nin esas faaliyetinin grup şirketlerine finansman sağlamak olduğu, holding gelirlerindeki artışın bağlı ortaklıkların satış gelirlerinden kaynaklandığı , grup şirketlerinin ve satış gelirlerinin grup şirketlerinin lokomotifi niteliğinde bulunan ... AŞ'nin kısa ve uzun vadeli borçları ile ortaklara olan borçlarının mali yönden olumsuz görüntü verdiğinin mali istihbarat raporunda açıkça belirtilmesine rağmen ... A.Ş dışındaki grup şirketleri hakkında mali tahlil ve istihbarat raporu düzenlenmeden , yeterli teminatlar alınmadan kredi teklifini onaylayan banka yöneticilerinin, Banka Ticari Krediler Yönetmeliği'nin 15.maddesine aykırı olarak kredi yeterliliği bulunmayan ... AŞ'ye kredi tahsis edilmesi suretiyle oluşan banka zararından sorumlu oldukları, davacı bankanın 29.06.2007 tarihi itibari ile zararının 80.842,96 TL'si ana para ,349.010,66 TL'si işlemiş faiz olmak üzere toplam 429.493,64 TL olduğu, işbu davada 01.03.2011 tarihi itibari ile aynı zararın tahsilinin talep edildiği, taleple bağlı kalınarak toplam üzere 429.493,64 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği anlaşılmakla denetime elverişli bilirkişi görüşü doğrultusunda banka zararının davalılardan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne,
80.842,96 TL'nin dava tarihi 01.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
349.010,66 TL 'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre tahsili gereken harç miktarı 29.338,71 TL karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından bu dosya nedeniyle yapılan 1.694,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.694,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalılardan ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürülükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 68.424,04 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Dair, davacı (Birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında) vekili ..., davalı (Birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında) vekili ... vekili..., davalı (Birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında) ... vekili ... yüzüne karşı, davalı (Birleştirilen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında) ...'nun yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde YARGITAY'a Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/05/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP