T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/334
KARAR NO : 2024/757
DAVA : TİCARİ ŞİRKET (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 12/05/2021
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'nin 13.02.2012 yılında tescil edilmiş ve 100.000 TL sermaye ile süresiz olarak ...adresinde kurulmuş olan davalı Şirket ... Şirketi’nin %15 hisse payı ile azınlık sıfatını haiz kurucu ortaklarından olduğunu, davalı şirket kuruluş tarihi olan 2012 yılından beri hiçbir surette kar dağıtmadığını, müvekkilinin 2016 sonrasında hiçbir genel kurula katılım gösteremediğini, 03.04.2017 tarihinde gerçekleşen genel kurul toplantısında, genel kurul gündeminde yer alan maddelerin görüşülmesi aşamasında, ilgili kararlara ilişkin olarak müvekkilinin vekili ... tarafından ret oyu kullanılmış, ancak toplantı tutanağından da görüleceği üzere ilgili ret oyunun hiçbir etkisi olmadığının, 25.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında, müvekkilinin yönetim kuruluna alınması ve kâr payı dağıtılması teklif edilmiş, ancak sistematik olarak bütün taleplerinin reddedildiğini, kar payını hiçbir surette dağıtmayan davalı şirketin, bütün kar payını olağanüstü yedeklere ayırmış ve 20.05.2016 tarihli genel kurul toplantısında şirketin sermayesi 100.000 TL’den 1.500.000 TL’ye çıkarıldığını, artırılan sermayenin 100.000 TL’si nakden ödenmiş olup 1.400.000 TL’si olağanüstü yedeklerden hisse oranlarında sermaye ilavesi suretiyle karşılandığını, davalı şirketin ödenmeyen sermaye tutarı olmadığını, davalı şirket aktif olarak duran varlık yatırımı yaptığını, Genel Kurul Toplantılarında dağıtılan faaliyet raporlarında belirtilen hususlara ilişkin olarak şirketin hedeflerine, karlılık-zararlılık hedeflerine ve duran varlık yatırımlarına ilişkin müvekkiline hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, nitekim 03.04.2017 tarihli Genel Kurul Toplantısında müvekkili temsilen orada bulunan ... tarafından sorulan sorulara afaki, üstü kapalı ve genel geçer cevaplar verilmiş, yine ilgili toplantı evvelinde 02.03.2017 tarihli ihtarname ile vekilce talep edilen detay mizanları müvekkiline gönderilmemiş, verilen cevapların yetersiz olması sebebiyle özel denetçi atanması talep edilmişse de bu talep yine reddedilmiş olup yine 25.03.2021 tarihli Genel Kurul Toplantısına ilişkin müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmadığı ve faaliyet raporunun, bilançoların müvekkiline tebliğ edilmediğini, ilgili toplantıya ilişkin olarak toplantı tarihi ticaret sicil gazetesinden bilahare öğrenildiğini, müvekkilini temsilen ilgili tarihte toplantıya iştirak edildiğini, 2020 yılına ait duran varlık yatırımlarının nereye yapıldığına ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 437. maddesi kapsamında bilgi talep edilmiş daha sonrasında muhasebeden evrak getirilmiş, ancak evrak daha sonra adeta elimizden alınmış ve tutanağa “bu talebin yazılı olarak yapılması halinde talebin değerlendirileceği” şeklinde geçtiğini, dolayısıyla davalı şirketin müvekkiline bilgi vermek istemediğine ilişkin iradesi, bu şekilde açıkça ortaya konulduğunu, bahsi geçen bütün hususların, azınlık olan müvekkilinin ortaklıkta pay sahibi olmaktan umduğu faydaları daimi olarak ortadan kaldıracağı için müvekkili şirketin feshini talep etmede haklı sebep teşkil ettiği tartışmasız olarak ortaya konulduğunu belirterek davanın kabulüne, davalı şirketin haklı nedenle feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ileri sürülen sebeplerin çözümü kanunen başka yollarla mümkünken, o yollara başvurulmadan bu davanın açılmasının haksız olduğunu, davacı, genel kurul kararın iptali, denetçi atanması, bilgi edinme hakkının kullanılması için dava açılması gibi kanunen tanınmış hukuki yollara gitme imkanı varken, bu haklarını kullanmayarak, fesih davası açtığını, davacının bu davranışı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, haklı sebep olarak iddia edilen ve ileri sürülen olayların çözülmesi için kanunla başka bir yol öngörülmüş ise (genel kurul kararın iptali, denetçi atanması, bilgi edinme hakkının kullanılması için dava açılması vb.) fakat davacı bu yollara başvurmamışsa ve bu başvuruları yapıp sonuçlarını beklemeden doğrudan şirketin feshini talep etmiş ise bu noktada şirketin haklı nedenle feshi davası kabul edilmeyeceğini, burada amaç davacı pay sahiplerinin şirketin haklı nedenle feshi davasının bir tehdit aracı olarak kullanmasını da önlemek olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2015 tarihli, .. E. ...K. sayılı ilamında; davacı pay sahiplerinin kanuni şartları taşımayan (genel kurul kararın iptali, denetçi atanması, bilgi edinme hakkının kullanılması için dava açılması gibi) bağlam hükümlerinin geçersizliğini ileri sürebileceği dava imkanı bulunmaktayken ve öncelikle bu tür davaları açma yoluna başvurmaksızın doğrudan haklı nedenle feshi davası açılmasının kabul edilemeyeceğine, bu sebeple açılan davanın reddinin gerektiğine hükmettiğini, davacının müvekkili şirketin kuruluşundan bugüne kadar hiçbir dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığını, davacının, başka şirketlerde olan yönetim kurulu üyeliklerini sanki davalı şirkette yaşanmış gibi beyan ederek haksız, doğru olmayan ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik bir izlenim vermeye çalıştığını, davacının bu şekildeki muğalatalı anlatımı ve bayanları mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu ve kötü niyetli olduğunu, yasada belirtilen ve davacı ortağa verilmesi gereken yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları davacıya verilmiştir ve yasada belirtilen şekilde ve sürelerde şirket kayıtları davacının incelemesine de hazır tutulduğunu, davacının usulüne uygun ve süresinde talep ettiği halde ve davacıya yasa gereği verilmesi gerektiği halde verilmemiş hiçbir belge veya bilgi olmadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkı kısıtlanmadığını, davacı tarafından davalı şirkete karşı aksi yönde açmış olduğu herhangi bir dava ya da göndermiş olduğu herhangi bir ihtarname de olmadığını, davacının diğer iddiaları gibi bu yöndeki iddialarının da doğru olmadığını, davacının iddialarının ve dava dilekçesinde beyan edilmiş diğer tüm davacı iddialarının ve aleyhe beyanlarının tamamı davalı şirketle ilgisiz, temelsiz ve doğru olmayan iddialar ve beyanlar olduğunu, davacının iddialarının tamamını kabul etmediğimizi ve itiraz ettiğimizi beyan ettiklerini, söz konusu iddiaları kabul etmemekle birlikte, bu türden iddiaların şirketin haklı sebeple feshi davasına dayanak teşkil etmeyeceği de yine Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları ile sabit olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kanunun aradığı fesih şartlarının olmadığını, feshin son çare olduğunu, davalı şirket dürüst ve şeffaf bir yönetim yapısına sahip olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların ya da iddia ettiği vakıaların hiçbirinin şirketin feshi için haklı neden olmadığı, haklı neden olarak kabul edilemeyeceği ve davanın reddine karar verilmesini gerektirdiği açıkça ortada olduğunu, bir an için aksinin düşünülmesi halinde bile davacının dava dosyasına sunmuş olduğu WhatsApp yazışmalarının içeriğinden de davacının kusurunun ve kusurlu davranışlarının olduğu anlaşılmakta ve görülmekte olduğunu belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı şirketin 2012-2021 yıllarında kar dağıtımı yapıp yapmadığı, uzun süre kar dağıtımı yapılmamasının haklı nedenle fesih sebebi sayılıp sayılmayacağı, davacının davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev alıp almadığı, hangi dönemde yönetim kurulu üyeliği sıfatının bulunduğu konularında ticaret sicil kayıtları incelenmek suretiyle rapor tanzim edilmesi için dosyanın mali müşavir... ve şirketler hukukunda uzman ...vasıtasıyla inceleme yapılarak rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verildiği ve bilirkişiler tarafından sunulan 06.60.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle, '' ... davalı şirketin 2016 yılında biriken karları sermaye artırımında kullandığı bundan sonraki yıllarda kar dağıtılmaması yönünde karar aldığı, bir şirkette uzun yıllar karın dağıtılmamasının haklı sebeple fesih davasında haklı sebep olarak kabul edilebileceği, şirketin faal ve kazanç elde eden bir şirket olduğu, şirketin feshinin son çare olması da göz önünde bulundurulduğunda fesih yerine Sayın Mahkemece TTK md. 531'in tanıdığı duruma uygun çözüm yetkisi çerçevesinde genel kurulun yerine geçerek karın dağıtımına karar vermesinin menfaatler dengesine uygun alternatif çözüm olabileceği düşünülmektedir'' şeklinde görüş belirtilmiştir.
Davalı şirketin TAKBİS kaydının dosya içine alınarak ve heyete ekonomist bir bilirkişi dahil edilerek rapor tarihi itibarı ile davacı paylarının gerçek değerinin hesaplanması için dosya bilirkişi heyetine tavdi edilmiş, bilirkişiler 04/11/2022 havale tarihli bilirkişi ara raporunda net aktif değer yöntemine göre şirket değeri temel olarak varlıkların değerleme günündeki değerinden yükümlülüklerin değerleme günündeki değeri çıkarılarak hesaplandığını, bu kapsamda derdest davada net aktif değerine göre şirket değerinin tespit edilebilmesi için şirketin stoklarının ve maddi duran varlıklarının güncel değerlerinin belirlenmesi gerektiğini, bu konu bilirkişi heyetinin uzmanlığı dışında olduğundan şirketin stoklarının ve maddi duran varlıklarının güncel değerlerinin belirlenebilmesi için makine mühendisi bir bilirkişinin heyete eklenmesinin uygun olacağı belirtilmiş olduğundan bilirkişi heyetine makine mühendisi ...'in dahil edilmesine, bilirkişi heyetinin..., ..., ... ve ...'den teşekkül ettirilmesine karar verildiği ve bilirkişiler tarafından sunulan 21.03.2023 havale tarihli raporda özetle, ''şirket değerinin ölçülebilmesi için en uygun yaklaşımın maliyet yaklaşımı ve en uygun yöntemin net aktif değeri yöntemi olduğu, demirbaşların güncel rayiç değerinin 715.000 TL ve stoktaki malların değerinin 21.258.163 TL olduğu, net aktif değeri yöntemine göre şirket değerinin 23.022.346,66 TL olarak hesaplandığı ve bu durumda şirkete ortağının % 15 payına düşen tutarın 3.453.352,- TL olduğu'' şeklinde görüş belirtilmiştir.
Davalının 20/03/2023 tarihli ek rapora itirazlarının değerlendirilmesi, özellikle stoklara ve kıdem tazminatı karşılığına ilişkin itirazları değerlendirilip duruşma tarihine en yakın tarih itibarıyla davalı şirketin güncel rayiç değer bilançosu düzenlenip davacının gerçek pay değerinin hesaplanmasının istenilmesine karar verildiği ve bilirkişiler tarafından sunulan 22.04.2024 havale tarihli raporda özetle, '' şirket değerinin ölçülebilmesi için en uygun yaklaşımın maliyet yaklaşımı ve en uygun yöntemin net aktif değeri yöntemi olduğu, net aktif değeri yöntemine göre şirket değerinin 14.648.205,74 TL olarak hesaplandığı ve bu durumda şirkete ortağının % 15 payına düşen tutarın 2.197.230,86 TL olduğu'' şeklinde görüş belirtilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, anonim şirketin haklı nedenle feshi ve fesih yerine alternatif çözüm olarak ortaklıktan çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalı şirketin feshi için haklı neden bulunup bulunmadığı ve haklı nedenlerin varlığı halinde davacı paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ne kadar olduğu konusunda toplanmıştır.
"6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir” hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir." (Yargıtay 11. HD. 28.01.2016 T,...E, ... K sayılı kararı) Kanun, haklı nedenlerin bulunması halinde anonim şirketin feshinin talep edilebileceğini belirtmiş olup haklı nedenlerin nelerden ibaret olduğu açıklanmamıştır. Ancak öğretide ortağın kanuna aykırı şekilde bir çok kez toplantıya çağrılmamış olması, azınlık ve bireysel hakların sürekli şekilde ihlali, bilgi edinme ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, uzun süre haklı bir gerekçesi olmaksızın kâr payı dağıtılmaması, dağıtılan kâr paylarının düzenli şekilde azalması gibi sebepler, haklı sebepler olarak kabul edilmektedir.
2016-2017 yıllarından itibaren davacının (davalı şirket dışındaki) grup şirketlerindeki yönetim kurulu üyeliği görevlerinin sona erdiği, davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren davalı şirkette yönetim kurulu üyeliği görevinin bulunmadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, davalı tarafından inkar edilmeyen ve davalı şirket sermayesinde % 26 pay sahibi kurucu ortak... ile davacı arasında gerçekleştirilen mesajlaşma dökümleri ve davalı şirketin ticari defterleri incelenerek tanzim ettirilen bilirkişi raporlarından ; davacının davalı şirketin de aralarında bulunduğu grup şirketlerinin sermayesinde pay sahibi olduğu, davacının davalı şirket sermayesindeki pay oranının %15 olduğu, şirketin kuruluşundan ( 2012) 2016 yılına kadar kâr dağıtımı yapılmadığı, 2016 yılında şirketin 100.000 TL olan kuruluş sermayesinin 1.500.000 TL'ye çıkarılarak 1.400.000 TL tutarındaki sermaye artırımının geçmiş dönem kârlarından karşılandığı, ancak 2016 yılından dava tarihine kadar kâr dağıtımı yapılmadığı, 2016 yılından sonra davalı şirketin nakit kâr dağıtımı yapmamasında finansal zorunluluk bulunmadığı, davalı şirket sermayesinde %15 pay sahibi ... tarafından davacıya ... 2. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek ... ili ... ilçesindeki taşınmazın boş olarak teslim edilmesi hususunun ihtar edildiği, davacı ile davalı şirket sermayesinde pay sahiplerinden ... arasında yapılan yazışmalarda davacıdan hisse devri konusunda makul bir değer bildirmesinin istenildiği, 2017 yılından itibaren davacının grup şirketlerindeki yönetim kurulu üyeliği görevinin sona erdiği, 03.04.2017 tarihli genel kurul toplantısında davacı vekilinin muavin kayıtların incelenmesi ve toplantının ertelenmesi isteminde bulunduğu, finansal tabloların incelenmesi amacıyla toplantının ertelenmesi isteminin oy çokluğuyla reddedildiği, davalı şirketin 25.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında davacı vekilinin huzur hakkının kimlere ve ne kadar ödendiği ve duran varlık yatırımlarının nereye yapıldığı konusunda bilgi talep ettiği ayrıca kâr payı dağıtılması önerisinin oylanması talebinde bulunduğu, kâr payı dağıtılması önerisinin oy çokluğu ile reddedildiği, davalı şirketin 25.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında 2020 yılı net dönem kârından 25.045,15 TL birinci tertip yasal yedek akça ayrılmasına ve birinci temettü ödenmeyerek kalan kârın olağanüstü yedeklere alınmasına oy çokluğuyla karar verildiği, davacı vekilinin bu karara karşı iptal davası açacağı yönündeki beyanının toplantı tutanağına geçirildiği anlaşılmakla uzun süre kâr dağıtımı yapılmayarak ve davacı pay sahibinin azlık hakları ihlal edilerek (TTK madde 420 ) fesih için haklı nedenlerin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Esasen, anonim şirketin haklı sebeple feshi daha çok çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare ise de şirketin yaşatılmasında ortakların dışında, üçüncü kişilerin (şirket çalışanları, şirketle iş yapan tacirler, kamu) de menfaati olduğundan aslolan şirketin yaşatılması olup, azınlık pay sahiplerinin hakları alternatif çözüm yöntemleri ile (gerçek pay bedelinin ödenip şirketten çıkartılması, şirketin bölünmesi vs.) korunabiliyorsa fesih yerine bu çözüm yolları denenmelidir.İşbu davada şirketin feshi için haklı nedenlerin bulunduğu ancak 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi gereğince Mahkemece, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğinden faal olan ve istihdam sağlayan şirketin feshi yerine davacının şirket ortaklığından çıkarılması alternatif çözümüne karar vermek gerekmiştir.Çıkma payı konusunda davalının hesaplama yöntemine ilişkin itirazlarının değerlendirildiği denetime elverişli 22.04.2024 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiş; şirket değerinin ölçülebilmesi için en uygun yaklaşımın, " maliyet yaklaşımı" ve en uygun yöntemin " net aktif değeri yöntemi" olduğu, net aktif değeri yöntemine göre şirket değerinin 14.648.205,74 TL olarak hesaplandığı ve davacının şirket sermayesindeki % 15 'lik payına düşen tutarın 2.197.230,86 TL olduğu anlaşılmakla davalı şirketin feshine alternatif çözüm olarak davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve davacının 2.197.230,86 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, fesih talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalı şirketin feshine ilişkin talebinin REDDİNE,
Davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve davacının 2.197.230,86 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan harçlar tarifesine göre tahsil edilmesi gereken harç 150.092,84 TL olduğundan, 59,30 TL peşin harç ile 37.525,00 TL ıslah harcı toplamı 37.584,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 112.508,54 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 461,70 TL bilirkişi masrafı 22.000,00 TL, mahsup edilen harç 37.584,30 TL olmak üzere toplam 60.046,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 247.778,47 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/10/2024
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP