T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/435 Esas
KARAR NO: 2024/559
DAVA: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ: 22/06/2021
KARAR TARİHİ: 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, takip talebinin açıklama kısmında takip konusu müvekkilin ... şubesi çalışanlarının yeterli özenli ve gerekli inceleme yapmadan ağır kusuru sebebiye ... adlı müşterinin ... cep telefonu aldığını, adresinin ... olduğunu... kargo takip numarası ile gönderildiği bilgisine ulaşılmış olduğunu, ...'dan da ... (TC: ...) (...) ... Şubesinden teslim aldığını tespit ettiğini, ... sistemlerinde ... numaralı TC Kimlik numarası ..., ..., ... adına kayıt çıkmakta ve TC numarasının ... ait olduğuna dair uyarı verdiğini, öncelikle ... şubeden değilde adrese teslime gitseydi ...'ün ... adresinde oturmadığını öğrenecek olduğunu hatta ... 10/10/2006 tarihinde öldüğünü de tespit edebilme durumu olacağını, müvekkilinin zararı KEP mail ile temerrüt 25/01/2021 gerekçesi ile bedel istenildiğini, olay ve tazminat gerektiren eylem burada detaylı anlatıldığını, müvekkili ... telefon dolandırıcılığı ile kredi kartı bilgileri ele geçirilmiş olduğunu, Trendyol üzerinden 2006 yılında ölen ... adına 15000 TL'lik telefon alındığını, satıcı firma ... ile ... dağıtım sınırlarında kalan adrese teslim cep telefonu kargolandığını, 2006 yılında ölen ... yerine oğlu ...'ün kargo dağıtıma çıkarılmadan şubeden teslim aldığını, şubeden teslim alırken ...'ün TC Kimlik numarası ... Şubesi sistemine girilmiş olsaydı bu TC Kimlik numarasının ..., ..., ... adına kayıt çıktığı ve TC numarasının ...'e ait olduğuna dair uyarı görülecek ve ... görevlisi durumu farkedip cep telefonu kargosunu teslim etmeyerek dolandırıcılık eyleminin tamamlanması engelleneceğini, ... çalışanlara adres teslim kargoyu dağıtıma çıkarmayarak ve TC kimlik numarasını kontrol etmeyerek şubeden teslimde ağır kusurlu olduğunu, borçlu adına İİK 155 maddesi uyarınca adi iflas yoluyla takip açıldığını, borçlu vekili takibe itiraz ederek durdurduğunu, bu sebeple İİK 156/3 maddesi uyarınca itirazın kaldırılması ve davalının iflası talep edilme zorunluluğu doğduğunu, davanın sonunda davalının iflas etme ihtimali olduğundan davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin TTK 513 maddesi uyarınca para geri verme sorumluluğu doğacağını, bu sebeple davanın davalı şirket yönetim kurulu üyelerine de ihbarı gerektiğini, davanın TTK 513 maddesi uyarınca davalı şirket yönetim kurulu üyelerine davanın ihbarına, İİK 156/3 maddesi uyarınca ... 3. İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın kaldırılarak davalının iflasına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarının müvekkili şirket ile bağlantısı ve içeriği anlaşılamadığını, bu sebeple öncelikle davacı yanın dava dilekçesini açıklaması gerektiğini, davada davacı yanın sunmuş olduğu dava dilekçesinde bahse konu davacının yaşamış olduğu dolandırıcılık olayı ile müvekkili şirketin hukuka uygun kargo teslim işlemi arasında sebep sonuç bağı kurulamadığını, davacının, müvekkili şirketi iddia olunan dolandırıcılık işlemi ile suçlayarak, dolandırıcılık eyleminin faili olarak müvekkili şirketin hedef alınıp alınmadığı, huzurdaki dava ile hangi gerekçe ve sebeplerle müvekkili şirketin iflasının istendiği izaha muhtaç durumda olduğunu, HMK 194. madde gereği, davanın aydınlanması için tarafların dayandıkları vakıaları somutlaştırma yükümlülüğü bulunduğunu, ayrıca talep sonucunun açık olmaması durumunda, HMK'nın 31. maddesine göre mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılması gerektiğini, itiraz ve dava hakları saklı kalmak üzere davacı yanın dava dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu müvekkili şirketin KEP adresine gönderilen soyut iddialardan oluşan talep evrakından anlaşılacak şekilde yasal süresi içerisinde davacı yanın iddialarına cevap vermek durumunda kaldıklarını, müvekkili şirket taşıma sözleşmesi uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davanın reddi gerektiğini, davacı yanın telefon dolandırıcılığına maruz kalmış olduğu ve kredi kartından harcama yapıldığı iddiası ile huzurdaki davayı müvekkiline yönlendirmesi kanuna, hukuka, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı yanın, müvekkili şirketin ilgili kargoyu şubede teslim etmek yerine adrese teslim etse idi dolandırıcılık eyleminin tamamlanmasını engelleyeceğini ve kargoyu dağıtıma çıkarmaması sebebiyle ağır kusurlu olduğunu ve bu sebeple iflasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin iddiaları arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının iddialarının muhatabının müvekkili şirket olmadığını, davacı yan iddia ettiği dolandırıcılık işleminde kendi rızası ile kart bilgileri ve güvenlik numarasını sorgulamadan paylaştığını, telefonuna gelen SMS'te 15.299,00 TL bedelin çekildiğini görmesine rağmen yapılan işlemi sorgulamadığını ve iptalini talep etmediğini iddia edilen dolandırıcılığa adeta kendi rıza ve onayı ile ön ayak olmuşken müvekkili şirketten tüm TC kimlik numarasını yalnızca alma ve kaydetme sorumluluğu bulunmakla birlikte araştırma ve ayrıca sunulan kimlik örneğinin sahte olup olmadığının sorgulanmaması sebebiyle sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin kimlik ibraz eden alıcının TC kimlik numarasını yalnızca alma ve kaydetme sorumluluğu bulunmakla birlikte araştırma ve ayrıca sunulan kimlik örneğinin sahte olup olmadığını tespit etme yükümlülüğü bulunmadığını, öncelikle husumet itirazının değerlendirilmesi talebi ile; taşıma işleri ve taşıyanın sorumluluğu TTK 850. ve devam maddelerinde hüküm altına alınmakta olup açıkça düzenlendiğini, müvekkili şirketin davacının talep ettiği alacağın tamamından sorumlu olmayacağını belirterek davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, haksız olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, İİK. 156. maddesine dayalı olarak açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasına ilişkindir.
Davacı vekili ...ve davalı vekili ... UYAP'tan göndermiş oldukları 18/07/2024 havale tarihli dilekçeleri ile birbirlerinden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığından yargılama masrafları ve vekalet ücreti taleplerinden karşılıklı olarak feragat ettiklerini, vekaletnamelerinin incelenmesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
Yukarıda yazılı yasal düzenleye göre; davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu, davacı vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen vazgeçtiği, feragat sebebiyle davacı tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerinden sorumlu olduğu ancak davalının bu konuda talebinin bulunmadığı hususu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT nedeniyle REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60-TL olduğundan peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflar talep etmediğinden karşılıklı vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
6-İflas avansının kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin talep halinde davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip