T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/605 Esas
KARAR NO : 2025/159
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/09/2021
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;t Davalının ... 31.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile yapmış olduğu icra takibi sonucunda dosyadan yapılan tahsilatın müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, müvekkilinin böyle bir borcu olmamasına karşın elektronik tebligat ile tebliğ edilen ödeme emrini fark edememesi ve ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edememesi sebebiyle işbu takibin kesinleştiğini, kesinleşen dosya borcunun toplam 118.949,71 TL olarak 21.09.2020 tarihinde ihtirazı kayıt ile iade ve geri alım haklarını saklı tutarak müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin davalının Türkiye bölgesindeki tek satıcısı olarak faaliyet gösterdiğini ve bu ilişkinin davalının haksız sebepsiz feshi sebebiyle 18.03.2020 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yürürlükte olduğu süre içerisinde davalı şirket tarafından ... ülkesine yapacağı bazı satış faturalarının müvekkili şirket adına düzenlendiğini, huzurdaki dava ile iadesi talep edilen bedelin; davalının talep ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirilen en son ... satışı ile ilgili olduğunu, müvekkilinin borçlusu olmamasına rağmen kendisinden haksız şekilde tahsil edilmiş olduğunu, müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnameler ile; borçlandırıldığı tutarın cari hesaptan düşülmesinin davalıdan talep edildiğini, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığından icra takibinde asıl alacağa ilaveten faiz, vekalet ücreti, masraf vs. bedeller olarak tahsil edilen miktarın iadesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; Davalının ... 31. İcra Müdürlüğü” nün...E. Sayılı dosyasından yapmış olduğu icra takibi sonucunda müvekkili şirket tarafından ihtirazı kayıt ile cebri icra tehdidi altında ödenmek durumunda kalınan dosyaya yatırılan ve davalı tarafından dosyadan çekilen toplam 118.949,71 TL tutarındaki paranın şimdilik 60.000.- TL lık kısmının tahsilat tarihi olan 21.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdadına, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına, çelişkili davranış yasağına, güven ilkesine aykırı olarak ve açık şekilde kötü niyetle müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlatan davalı şirketin yasa gereği %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinin ardından davacı firmanın elinde bulunan üretimi dava dışı ... A.Ş. tarafından yapılmış davacı firma satışlarının müvekkili şirket üzerinden gerçekleştirilen ürünlerin stok durumu ve iadesine ilişkin olarak yazışmalar ve hazırlıkların 19.03.2020 tarihi şirkete ait olan ürünlerin bedeli karşılığında iade edilmesi ve aynı zamanda mevcutta bulunan cari bakiye borcunu kapaması hususunda davacı taraf ile anlaşma sağlandığını, davacı şirket tarafından belirli taksitlerle cari borcun kapatılmaya başlandığını, ödemelerde gecikme yaşanması üzerine davacı tarafa ihtarname gönderildiğini, ... nolu KDV dahil 56.309,60 TL tutarlı fatura bedelinin mahsup edilmesinin davacı tarafından talep edildiğini, söz konusu faturanın taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarına işlendiğini ve süresinde hiçbir itirazda bulunulmadığını, cari bakiye borcu olan 100.000,00 TL icra takibine konu edildiğini, davacı tarafından süresinde itiraz edilmeyerek dosyaya 118.949,71 TL ödeme yapıldığını, dosyadaki kesintilerden sonra 112.899,71 TL tahsilat sağlandığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, istirdat davasıdır.
Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davacının kesinleşen iflas takibi sonucu haksız olduğunu öne sürerek ödemek zorunda kaldığı alacağın istirdatına ilişkin olduğu görülmüştür.
Mahkememizin 13/09/2022 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı ve de tarafların ticari defterleri itibariyle inceleme yapmak suretiyle rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'na tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 19/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " 1)Davacı şirkete ait incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış onayları ile kayıtların usulüne uygun olarak yapılmış olduğunun tespit edildiği, 2) Davalı ...A.Ş. Tarafından 31.08.2020 tarihinde ... 31. İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile davacı şirket hakkında; 100.000,00 TL Asıl Alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, takibin kesinleştiği, davacı şirket tarafından 21.09.2020 tarihinde 118.949,71 TL tutarının icra dosyasına yatırılmış olduğu, 3) İhtilaf konusu olan, davalı şirket tarafından tanzim edilen 09.09.2019 tarih ... no.lu 56.309,60 TL bedelli “...” açıklamalı e-Fatura muhatabının davacı şirket olduğu, e-faturanın davacı şirkete elektronik ortamda tebliğ edilmiş olduğu, faturaya karşı yasal itiraz süresi içerisinde davacı tarafından yapılan herhangi bir itiraza dosya kapsamında rastlanılmadığı, söz konusu faturanın davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği,4) Talimat raporu ile incelenen davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan davacı şirkete ait cari hesap ekstresinde; davacı şirketin takip tarihi itibarıyla 1.757.562,52 TL davalıya borcu bulunduğu, 12.05.2020 tarihli 1.657.562,52 TL tutarındaki iade faturasının dava ve takip talebine konu olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafından başlatılan icra takibinde 100.000,00 TL bakiye cari hesap alacağının talep edildiği,5) İncelenen davacı şirketin ticari defter kayıtlarında; takip tarihi 31.08.2020 tarihi itibarıyla; davalı şirketin davacıdan 100.000,00 TL tutarında cari hesap alacağı bulunduğu ve icra takip dosyasına 21.09.2020 tarihinde ödenen 118.949,71 TL tutarının kayıtlı olduğu"şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 14/11/2023 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile davalının adresine talimat yazılarak mali müşavir bilirkişi ile günlü defter incelemesi yapılmasının istenilmesine, defter incelemesinde taraflarında belirlenen gün ve saatte hazır olması husuunun talimat müzekkeresine eklenilmesine karar verilmişse de mahkememizin 23/11/2023 tarihli ara kararı ile Her ne kadar 14/11/2023 tarihli duruşmanın 1 numaralı ara kararı ile defter incelemesi karar verilmiş ise de davacı vekilinin 21/11/2023 tarihli ara karardan rücu talebinin kabulü ile 14/11/2023 tarihli duruşmanın 1 numaralı ara kararından rücu edilerek dosyanın borçlar hukuku kürsüsünde akademisyen ...'a tevdine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan 21/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, Dosya münderecatından, huzurdaki davanın tarafları arasındaki iradenin sözleşme yapma noktasında birleştiği ve aralarında bir sözleşmenin mevcut olduğu, Davalının, taraflar arasında kurulmuş sözleşme ilişkisine yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyası hep birlikte tetkik edildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın, davalının ... satışlarında yaşadığı sıkıntı sebebiyle, ... bir müşterisine yapacağı satışın faturasını davacı şirkete kesmeyi ve fatura bedelini elden davacı şirkete ödeyerek cari borcu kapatma teklifi ile ilgili olarak, davalının yazılı olarak elektronik postalarla teyitleri sonucu taraflar arasında davalının düzenlediği fatura bedelini, davacıya elden ödeneceğine dair bir anlaşma ve sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığının ve sözleşmenin ifasının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile, taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davacının kesinleşen iflas takibi sonucu haksız olduğunu öne sürerek ödemek zorunda kaldığı alacağın istirdatına ilişkindir.
6098 sayılı Kanun'un 1. maddesinde düzenlendiği üzere sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İlgili hükümden de anlaşıldığı üzere sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların, sözleşme kurma yönündeki iradelerini açıklamaları gerektiği hususunda tereddüt yoktur. Tarafların bu yöndeki irade açıklamaları açık olabileceği gibi örtülü (zımni) de olabilir. Dolayısıyla irade beyanının mevcut olmadığı durumlarda ortada mevcut bir hukuki ilişkiden bahsedilemeyecek ve bu durum yokluk yaptırımına tabi tutulacaktır. Buna karşın irade beyanının mevcudiyeti açık bir şekilde belli ise yahut dosya münderecatından anlaşılıyor ise ortada bir irade beyanının varlığından bahsetmek mümkün olacaktır.
Somut olaya dönüldüğünde davalı şirket tarafından... elektronik posta adresinden davacı şirkete gönderilen 19/08/2019,31/12/2019 ve 07/01/2020 tarihli yazılı maillerin, ve mahkememizce 13/09/2022 tarihli duruşmada dinlenilen davacı tanığı ...'un ifadelerinden de anlaşıldığı üzere davacı şirketin süreç boyunca davalı şirketten düzenli olarak teyitler aldığı ve ticari defterlere işlenen bedellerin elden ödeneceği konusunda mutabık kaldıkları anlaşılmaktadır Dosyada mübrez elektronik posta yazışmaları ve tanık anlatımından da anlaşıldığı üzere taraflar arasında sözleşme kurulması için bir teklifte bulunulduğu, sözleşme serbestisi ilkesi gereği tarafların sözleşmeyi istedikleri şekilde yapabilecekleri ve sözleşme içeriğini serbestçe görüşüp tartışabilecekleri izahtan varestedir. Davacı şirket yetkilisi ...'ndan ...'ye 19.08.2019 tarihinde gönderilen elektronik postada; “(...) ...'da değilim ama ayarlayabiliriz. Bana biraz bilgi vermen yeterli, elimden geleni yaparım. Böylece, benim anladığım, bu siparişi İranlı müşteri için açacağız doğru mu? Bilgilerini rica ederim, yanlış yapmayalım. Bildiğin üzere...'den pek çok teslimat almaktayız. Ve ürün hakkında biraz da bilgi lütfen. Böylece daha önceki gibi, ...'ye sipariş vereceğiz ve malları alacağız. Siz de nakit ödeme yapacaksınız. Bu yöntem tamamdır. Öncekilerde olduğu gibi, malı onlara bizim teslim etmemizi ve onlardan nakit ödeme almamızı istiyorsanız, onların bakiyesi de ...'da burada ...'ye ödenecek (...)” şeklinde yapılan beyan ile taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmasına yönelik bildirimde bulunulduğu, Ayrıca, ...'den davacı şirket yetkilisi ...'na 07.01.2020 tarihinde gönderilen elektronik postada; “... malları alacak. Size nakden teslim etmem gereken tutarı yeniden teyit edebilir misin ” açıklamaları yer aldığı görülmektedir. Davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ... 37. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ekinde yer alan ... uyruklu ... isimli şahsın malların teslim edileceğine ve ödemenin yapılacağına ilişkin 09/01/2020 tarih imzalı yazısında “... A.Ş talimatı ile, (21.08.2019 tarihli ve 28.11.2019 tarihli ve takiben gerçekleştirilen email yazışmalara istinaden), tarafımıza satın alma siparişi oluşturulmadan gönderilen ... nolu faturaya istinaden konu bahse geçen ürünü 09/01/2020 tarihinde ...Yabancı kimlik no:... vatandaşı şahsa elden ödeme alınmadan... talimatı ile faturasız olarak elden teslim edilmiştir. Ödeme ... Türkiye çalışanı ... tarafından tarafımıza belirtildiği üzere elden nakit olarak ödenecektir.” şeklindeki beyanlarda elektronik posta yazışmalarında yer alan ilişkiyi tesvik eder nitelikte olduğu, dosyaya mübrez belgeler incelendiğinde, tarafların ifa hareketleri, aralarındaki yazışmalar, elektronik postalar, ticari belgeler bütünüyle ele alındığında; somut ihtilafta bir sözleşmenin var olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı şirket yetkilisi tarafından iletilen e-postaların teyit mektubu niteliği taşıdığı anlaşılmakla, Teyit mektubu, TTK m.21/3 hükmü ile düzenlenmiştir: "Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır."
Doktrin de bu düzenleme ile teyit mektubunun tanımını yapmış ve şartları taşıması halinde teyit mektubu ile taraflar arasında sözleşmenin kurulmuş olacağını belirtmiştir:
"Kanunun düzenlemesinden teyit mektubunun tanımını çıkarmak mümkündür. Buna göre teyit mektubu, telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulamak maksadıyla taraflardan birinin diğerine (muhataba) gönderdiği, varması gerekli irade beyanını ihtiva eden yazılı belgedir. Şekle tâbi olmayan bu yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, sözleşmenin gönderilen yazı içeriğine uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. Teyit Mektubu 55 Kanunun bu düzenlemesine nazaran, şekle tâbi olmayan bu yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yazıya yahut içeriğine itiraz etmezse, bu yazının (teyit mektubunun) içeriğine uygun bir sözleşmenin ortaya çıktığı kabul edilmiş sayılır. Bu halde teyit mektubunun içeriğine uygun olarak kurulmuş sayılan sözleşme, iki taraf için de bağlayıcı olur." (Prof. Dr. Rıza Ayhan, Teyit Mektubu, İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 51-70, 2013, sf. 54-55)
Yargıtay güncel yerleşik içtihatları ile e-mail, hatta mesaj uygulamaları vasıtası ile atılan mesajların 6100 Sayılı HMKnın 199. maddesi anlamında belge niteliğinde olduğunu belirtmektedir.
"Asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı, davalı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen 2.9.2009 tarihli mail yazışmasında; ...'ya açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf olarak 5.800,00 TL, 2.000,00 TL bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye 8.000,00 TL vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken 10.000,00 TL olan rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında 2.000,00 TL ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK'nın 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." (Y. 13. HD. ... E. ... K. 10.6.2020 T.)
Taraflar arasında maddi vakıaya uygun bir fiili uygulamanın bulunmasının yanı sıra teyit mektubu niteliği taşıyan e-posta yazışmaları, tüm dosya kapsamındaki deliller, tanık beyanı ve 21.12.2023 tarihli bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, uyuşmazlık konusu alacağın varlığı yukarıda açıklandığı üzere ticari defter kayıtları ile ispatlanabilecek türden olmayıp, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanmakla dosya kapsamında alınan ticari defter ve kayıtların incelendiği raporlara itibar edilmemiş, dosya kapsamında sözleşme ilişkisine yönelik davalı tarafça üzerine düşen yükümlülüğün yerine getirilmediği, davanın sübut bulduğu kanaatine varılmakla davanın kabulü ile davalı tarafından ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takip sonucu davacı tarafından ödenen 60.000-TL'nin 21/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, ispatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜ ile davalı tarafından ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatılan takip sonucu davacı tarafından ödenen 60.000-TL'nin 21/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına,
2-)İspatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 4.098,60-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.024,65-TL harcından mahsubu ile noksan 3.073,95-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-)Davacı tarafından yatırılan 3.546,30-TL yargılama gideri ile 1.024,65-TL peşin harç,59,30-TL başvurma harcı toplamı 4.630,25-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/02/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır