T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/898 Esas
KARAR NO : 2025/592
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/12/2021
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı şirket yetkilisi ... tarafından gebeliğin tüm süreçlerine ilişkin çalışma yapıldığını, süreç devam ederken proje ile ilgili çeşitli tarihlerde davalı şirkete banka kanalıyla toplamda 70.000,00 TL transfer yapıldığını, çalışmanın bir aşamaya gelmesiyle taraflarca yeni şirket kurulmasına karar verildiğini ancak ...'in son anda evraklara imza atmaktan imtina ettiğini, müvekkil şirket avukatlarının hazırlayarak davalı şirket yetkilisine iletilen sözleşme taslağının kullanılarak projenin hayata geçirilmesinden sonra müvekkil şirket ile yetkilisi ...'in hiçbir sürece dahil edilmeyerek devre dışı bırakıldığını, bunun üzerine davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek 70.000,00 TL'nin iadesinin istendiğini ancak sonuç alınamadığını, tüm bu nedenlerle, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketinin yaptığı 70.000,00-TL ödemenin ihtarname tebliğ tarihi olan 30/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... ile müvekkil şirket arasında gebelik sürecine ilişkin bir aplikasyon hazırlanması konusunda anlaşıldığını, müvekkil şirketin uygulamanın baz halini hazırladığını ancak ...'in içerik tamamlanma işleminin yapılmadığını, davacının gerçekleştirdiği ödemenin ön ödeme mahiyetinde olduğunu, anlaşma konusu hizmet bedelinin çok daha fazla olduğunu, bu iş için ayrılan zaman ve emek nedeniyle şirketin yoksun kaldığı kar kaybı olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer verilen mail yazışmalarının davacı iddialarının ispatı noktasında elverişli olmadığını, davacının 29.07.2020 tarihli ihtarnamesinden önce 06.04.2020 tarihli başka bir ihtarnamesinin de bulunduğu, İki ihtarname içeriğinin birbiriyle çeliştiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında herhangi bir sözleşme olup olmadığı, bu sözleşme gereği davacının davalıya herhangi bir ödeme yapıp yapmadığı ve buna ilişkin iade davası olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 26/12/2023 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir , bir yazılım uzmanı bilgisayar mühendisi bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve tanık anlatımları incelenerek davacının yapmış olduğu ödemeleri iadesi talebinde haklı olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ... ve ...'e tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından sunulan 03/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Yukarıda detaylıca belirttiğim incelemeler ve tespitler sonucunda dava dosyasına konu olan somut olayda tespit edilen durumların yukarıda belirtilen gibi olduğu, bu belirtilen durumlara göre; Sayın Mahkemenizin 26.12.2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararında taraf ticari defterlerinin hangi adreste bulunduğuna dair beyanda bulunulması için taraflara 2 haftalık kesin süre verildiği, buna karşın davacının beyanda bulunmadığı ve yerinde inceleme talep etmediği, İşbu raporun “85. Ticari Defter Belge İncelemesi” başlığında ayrıntılarına yer verildiği üzere yerinde yapılan incelemede davalı ticari defterlerinin ibraz edilmediği,Banka müzekkere cevabına göre davacının davalı firmaya 2018 ve 2019 yıllarında ... Yazılım ödemesi açıklamasıyla toplamda 70.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiği, Davacının davacıya gönderdiği ihtarnamenin noter tebliğ mazbatasının dosya içeriğinde görülemediği, ihtarnamenin 30.07.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği yönündeki davacı beyanı dikkate alınarak huzurdaki dava ile 969 ticari faiz oranı üzerinden istenebilir faiz alacağının 7.211,34 TL olarak hesaplandığı, davacı Şirket yetkilisi ... ile Davalı Şirket arasında gebelerin kullanımına sunulmak üzere bir online proje geliştirilmesi konusunda şifahi anlaşma sağlanmış olduğu, anlaşmanın ilk ödeme tarihi göz önüne alındığından Aralık 2018 tarihinde gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, dava konusu proje geliştirme sürecinin tamamlanması için gerekli sürenin 3 ay olarak ön görülebileceği, projenin geliştirme sürecinin Eylül 2019 döneminde dahi devam ettiğinin görüldüğü, Davalı tarafından iddia edilen uygulamanın baz versiyonunun tam olarak hangi tarihte bitirilmiş olduğunun net olarak tespit edilemediği, bununla birlikte içerik sağlayacağı belirtilen Davacı Şirket yetkilisinin de dava dilekçesi ekinde yer verilen içerikleri Temmuz 2019 döneminde iletmiş olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla yaşanan gecikmenin tek taraflı nedenden kaynaklandığından bahsedilemeyeceği, her iki taraf kaynaklı gecikmenin görüldüğü, İnceleme yapılan kaynak kodlarına göre Davalı tarafından Ekim 2019 itibari ile uygulamanın baz versiyonunun hazır olduğu sonucuna ulaşılabileceği, ancak dava dilekçesi ekinde yer alan içeriklerin uygulamaya eklenmemiş olduğunun anlaşıldığı, dava dilekçesi ekinde yer alan içeriğin eklenmek suretiyle uygulamanın belirli bir noktaya getirilmesinin mümkün olabileceği, Davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan ve Davalı Şirket yetkilisi tarafından Davacı Şirket yetkilisine gönderilen 02/11/2019 tarihli mailde; alt yapının kendileri tarafından hazırlanmış olduğu, içeriklerin gelmemesi halinde başka uzmanlarla devam edileceğinin bildirildiği görülmüş olmakla birlikte söz konusu uygulamanın Davalı Şirket tarafından Davacı Şirket Yetkilisi olmadan tamamlandığının ve uygulamanın mobil uygulama marketinde Davalı Şirket tarafından yayınlanmış durumda olduğunun tespit edildiği (tespitlere ilişkin ekran görüntüleri aşağıda sunulmuştur), dolayısıyla Davalı Şirketin uygulamadan fayda elde etmiş olduğu, uygulamadan fayda sağlamayan Davacı tarafın ödemiş olduğu ücretin iade talebine ilişkin değerlendirme takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 02/07/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Davacı vekili tarafından süresi içerisinde defter ve kayıtların bulunduğu adresin bildirildiği, davalı tarafından inceleme adresinde defter ve kayıtların ibraz edildiği ancak raporda bu hususlarda gereği gibi inceleme yapılmadığı, raporun eksik ve yetersiz hazırlandığı , denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle dosyanın taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda mahkememizce resen seçilecek 1 mali müşavir , 1 yazılım uzmanı bilgisayar mühendisi ve 1 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekimden oluşan bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları , sunulan deliller , tanık anlatımları , daha önce alınan bilirkişi raporu ve rapora karşı taraf vekillerinin itirazlarının da tek tek değerlendirilmesi suretiyle davacının yapmış olduğu ödemelerin iadesi talebinde haklı olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ..., ..., ...'a tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 31/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davacıya ait ticari defterlerin bulunduğu yer olarak beyan edilen ... adresinde 05.08.2024 tarihinde yerinde inceleme yapıldığı, 2018-2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerin ibrazı istendiği, ticari defter kayıtlarda davalı firmaya ait bir fatura bulunmadığı ve 5 yılı geçtiği için defterlerin imha edildiğinin beyan edildiği, beyanı içerir inceleme tutanağının işbu raporun Ek-2 çalışmasında yer verildiği, İşbu raporun “B2.Davalı Defter İncelemesi:” başlığında ayrıntılarıyla yer verildiği üzere davalı ticari defter incelemesinde kök raporda yer verilerin tespitlerin cari olduğu, davacı vekilin kök rapora itiraz dilekçesinde herhangi bir defter belge sunmadığı, Dosyada mübrez banka dekontlarına göre davacının davalı firmaya 2018 ve 2019 yıllarında ... Yazılım ödemesi açıklamasıyla toplamda 70.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiği, teknik incelemelere göre bu tutarın davacıya ödenip ödenmeyeceği noktasındaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, Sayın Mahkemenizin davacı lehinde hüküm kurması ihtimalinde, davacının davalıya gönderdiği ihtarnamenin noter tebliğ mazbatasının dosya içeriğinde görülemediği, ihtarnamenin 30.07.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği yönündeki davacı beyanı dikkate alınarak huzurdaki dava ile %9 ticari faiz oranı üzerinden istenebilir faiz alacağı 7.211,34 TL olacağı, davacı Şirket yetkilisi ... ile Davalı Şirket arasında gebelerin kullanımına sunulmak üzere bir online proje geliştirilmesi konusunda şifahi olarak anlaşma sağlanmış olduğu, anlaşmanın ilk ödeme tarihi göz önüne alındığından Aralık 2018 tarihinde gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, Dava konusu proje geliştirme sürecinin Eylül 2019 döneminde dahi devam ettiğinin görüldüğü, Davalı tarafından iddia edilen uygulamanın baz versiyonunun tam olarak hangi tarihte bitirilmiş olduğunun net olarak tespit edilemediği, söz konusu projede yaşanan gecikmenin tek taraflı nedenden kaynaklandığından bahsedilemeyeceği, her iki taraf kaynaklı gecikmenin görüldüğü, Davaya konu proje içeriğinin herhangi bir web sitesinden benzeri bilgilerin elde edilebilecek vasıfta olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 11/02/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda dosyanın 1 borçlar hukukunda uzman nitelikli hesaplama uzmanı, 1 yazılım uzmanı ve 1 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekimden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak yeniden rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ..., ..., ...'a tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 20/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Taraflar arasında TBK m. 470 hükmünce eser sözleşmesi kurulduğu ve buna göre davacının işsahibi, davalının da yüklenici sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, davacı şirketin ortağının ve yetkilisinin ...'in olduğu; Davacı tarafından ... 4. Noterliği'nden ... tarihinde davalıya ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği ve özetle davalıya ödenen 70.000TL.nin tebliğ itibaren 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği; ihtarnamenin 10.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, Davalı tarafından ... 4. Noterliği'nden ... tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davacı ile davalı arasında gebelik bilgilendirme konusunda uygulama hazırlanması konusunda mutabık kalındığı; davalı baz istasyonunu hazırlanmış olsa da davacı tarafından bugüne kadar içerik üretilip davalıya verilmediği; taraflar arasında akdedilen “...” uyarınca davalının borcunun bulunmadığı; baz istasyonunun 3 gün içinde teslim alınması gerektiği hususunun ihtar edildiği; ihtarnamenin 06.05.2020 tarihinde tebliğ edildiği, Davacı tarafından ... 6. Noterliği'nden ... tarihinde davalıya ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği, davalıya ödenen 70.000TL.nin tebliğden itibaren 3 gün içinde iadesinin talep edildiği; ihtarnamenin 30.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, Mali bilirkişinin de olduğu heyetçe dosya kapsamına sunulan 03.06.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından davalıya 2018-2019 yıllarında “... Yazılım Ödemesi” açıklaması ile 70.000TL.nin ödendiğinin, ihtarnamenin 30.07.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği yönündeki beyan dikkate alınırsa faiz alacağının 7.211,34TL. olacağının; ödemeler dikkat alındığında Aralık 2018 tarihinde davacı şirketin yetkilisi ... ile davalı şirket arasında sözlü şekilde sözleşmenin kurulduğunun tespit edildiği; 31.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda ise önceki raporda yer alan mali tespitte bir değişiklik olmadığı; tarafların raporlara itiraz ettikleri, Tüm dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafından .... 4. Noterliği'nden ... tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davacı ile davalı arasında gebelik bilgilendirme konusunda uygulama hazırlanması konusunda mutabık kalındığı; taraflar arasında “...”nın akdedildiği beyan edildiği için (önceki raporlarda da olduğu gibi) taraflar arasında sözlü şekilde eser sözleşmesinin kurulduğu yönünde kanaati varıldığı; söz konusu projenin tamamlanmadığı hususunda tarafların aynı yönde irade beyanında bulundukları; önceden sunulan raporda yer alan mali tespitler uyarınca davacının davalıya toplamda 70.000TL. ödeme yaptığı da anlaşılmakla TBK m. 77/11 hükmü gereğince gerçekleşmemiş sebebe dayalı olarak sebepsiz zenginleşme kapsamında davalıya yapılan ödemelerin zenginleşmenin) iadesinin talep edilebileceği; faiz açısından ise TBK m. 117/1 hükmüne göre “...sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” şeklinde olduğu; davacı tarafından ... 6. Noterliği'nden ... tarihinde davalıya ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderilerek davalıya ödenen 70.000TL.nin tebliğden itibaren 3 gün içinde iadesinin talep edildiği ve ihtarnamenin 30.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği tebliğ şerhinden anlaşılmakla davalının iade borcu yönünden ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 07.2020 tarihinde değil, verilen 3 günlük sürenin sonunda, yani 03.08.2020 pazartesi temerrüde düşeceği ve bu tarihten itibaren faizin işletilmesi gerektiği (halbuki önceki raporlarda mali müşavir tarafından 30.07.2020 tarihinden itibaren faizin işletildiği, takdirin mahkemeye ait olacağı" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Davacı şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkisi arasında yapılan mutabakat uyarınca gebelerin kullanımına sunulmak üzere bir online proje geliştirilmesi konusunda mutabakat sağlandığı ve bu hususta bir kısım ödeme de yapıldığı, projenin gerçekleştirilmesi için yeni bir şirket kurulmasına karar verildiği, ancak son aşamaya gelindiğinde davalı tarafın şirket sözleşmesini imzalamadığı ve projenin hayata geçirilmesinden sonra davacı tarafın ve yetkilisinin sürece dahil edilmediği ve devre dışı bırakıldığı iddia edilerek proje kapsamda davalı Şirkete ödenen 70.000 TL' nin iade edilmesinin talep edildiği, dava açılmadan önce davacı şirket tarafından, davalı Şirkete keşide edilen ... 6. Noterliği' nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde ise yazılıma dair hiçbir hizmet verilmediği, ortaklık kurulmadığı ve bir takım işlerin tek başına yürütülmeye çalışıldığı bildirilerek ödenen bedelin iade edilmesinin ihtaren bildirildiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ... (Davacı Şirket yetkilisi) ile davalı şirket arasında gebelik sürecine ilişkin bir aplikasyon için anlaşıldığı, teknik kısmın davalı şirket tarafından hazırlanacağı, ... tarafından ise aplikasyon için içerik üreteceğinin belirtildiği, bu noktada davalı şirket tarafından aplikasyonun baz versiyonunun hazırlandığı, davalı tarafından üzerine düşen yükümlülüğün yerine getirilmiş olduğu ancak ... tarafından aplikasyonun tamamlanması için içeriğin iletilmediği savunulmuştur.
Taraflar arasında, gebelere yönelik bir uygulama geliştirilmesi konusunda anlaşma yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamakla birlikte gerek dava dilekçesinde, gerekse cevap dilekçesinde sunulan bir sözleşmeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla yapılan şifahi bir anlaşma ile sürecin başlamış olduğu, yapılan anlaşma gereği Davacı Şirkete ait hesaptan Davalı Şirkete; 21/12/2018 tarihli "... - Yazılım Ödemesi" açıklaması ile 5.000 TL, 08/04/2019 tarihli "... - Yazılım Ödemesi" açıklaması ile 7.000 TL, 21/05/2019 tarihli "... - Yazılım Ödemesi" açıklaması ile 8.000 TL, 08/07/2019 tarihi ... - Yazılım Hizmet Bedeli" açıklaması ile 50.000 TL bedelli ödemelerin yapıldığı görülmektedir.
Davalı şirket yetkilisi tarafından; Davacı Şirket Yetkilisi ...' in de yer aldığı 22/07/2019 tarihli yazışma ile dava konusu "..." isimli uygulamada "..." ürünlerinin satışının yapılabilmesi için iş birliği yapılması talep edilmiş olduğu, Davacı Şirket yetkilisi ... tarafından, Davalı Şirkete iletilen 16/08/2019 tarihli ve "Aplikasyon bebek içerikleri" konusu yazışma ile "aplikasyon bebek kısmının içeriğinin ekte yer aldığı" nın bildirildiği, ekte yer alan dokümanın fiziki çıktısına göre bu içerikte "O hafta - 42 hafta" arası gebelik dönemlerinin her bir haftasına ait genel bilgilendirmelerin yer aldığı, Davalı Şirket Yetkilisi tarafından, Davacı Şirket yetkilisi ...' e iletilen 23/09/2019 tarihli "videolar" konulu mail yazışmasında video çekimleri ile ilgili stüdyo, yönetmen ve ekipmanın ayarlandığı bilgisinin iletildiği, Davalı Şirket Yetkilisi tarafından, Davacı Şirket yetkilisi ...' e iletilen 02/11/2019 tarihli mail yazışmasında içeriklerin gönderilmesi ile ilgili gecikme durumunun bildirildiği, alt yapı çalışmasının hazırlandığı, içeriklerin gelmemesi halinde başka uzmanlardan destek alınarak sürecin devam edeceği bilgisinin iletildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ile ilgili olarak; taraflar arasındaki yazılı olmayan akdi ilişkinin adi ortaklık mı yoksa hizmet alım sözleşmesi mi olduğunun tespiti gerekmektedir.
TBK'da tarafların "İş görme " borcu altına girdiği sözleşmeler; "vekalet, yayım, hizmet, eser, komisyon sözleşmesi " olarak tanımlanmış ise de, tarafların kendi iradeleri ile bu sözleşmelerin dışında sözleşme kurması mümkündür.
Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir.
Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuş- ması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşul- ması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.
Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. maddesi gereğince yazılı delil ile ispat etmelidir.
Hizmet alım ilişkisi ve ortaklık ilişkisi işbirliğine dayalı iki farklı hukuki yapıdır. Bu iki ilişki türü arasındaki temel fark, tarafların birbirlerine karşı olan borç ve yükümlülüklerinin niteliğinden kaynaklanır. Hizmet alım ilişkisi bir tarafın (hizmet veren) diğer tarafa (hizmet alan) belirli bir işi veya hizmeti yerine getirmeyi taahhüt ettiği bir sözleşme ilişkisidir. Hizmet ilişkisi daha çok bağımsız edimler üzerine kuruluyken, ortaklık ilişkisi ortak menfaat ve risk paylaşımı esasına dayanır.
Dava konusu olaya ilişkin olarak dosya muhteviyatında yer alan bilgi ve belgeler ile dava konusu uygulamaya ilişkin olarak Davacı Şirket yetkilisi ... ile Davalı Şirket arasındaki anlaşmanın yapılan ilk ödeme dönemi itibari ile Aralık 2018 tarihinde şifahi olarak gerçekleştirildiği, bu kapsamda davacı şirket hesabından 70.000 TL bedelin davalı tarafa iletilmiş olduğu, davacı yanın proje kapsamında içerik ve proje konu alanı (know-how) bilgi sağlayıcı rollerini üstlenmiş olduğu, davalının ise teknik alt yapı oluşturma kısmını üstlenmiş olduğu sunulan beyanlara göre taraflar arasındaki ilişkinin hizmet alımı şeklinden ziyade ortaklık olarak planlanmış olduğu kanaatine varılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.
Dosya kapsamında çelişkileri giderir mahiyette alınan 20.04.2025 tarihli üçüncü bilirkişi heyet raporunda bilişim yönünden yapılan incelemede web projesinde kod mimarisinin tamamlanması kadar içeriklerin talep eden (davacı) tarafça zamanında sağlanmasının, proje zaman planına uyum açısından önemli olduğu; taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre yazılım sağlayıcının (davalının) içerik taleplerinin karşılanmasında davacı yanda aksama görüldüğü dosyaya sunulu olan 02/06/2024 tarihli ikinci bilirkişi raporu teknik incelemesinin de birinci raporla uyumlu olduğu görülmekle, projenin temel yönden kaba tasarım olarak ortada olduğu ve fakat tamamlanmamış olduğu zira içerik yönünden talep etkileşiminin sonuca ulaşamadığı, e-posta içeriklerine itibarla, uygulamanın kod yapısında son güncelleme tarihi olarak görülen 22/10/2019 tarihinin, davalının bir aydır içerik beklentisini dile getirdiği e-posta etkileşim tarihinden gerçekten de önceki ayı işaret ettiği; şu halde içerik beklenmesine dayalı olarak uygulamanın güncellenmesine son verilmiş/bekler duruma alınmış olabileceği; taraflar arasında şifai kabule dayalı olup yazılı bir proje sözleşmesi örneğine rastlanmayan örnek projenin zamansal fizibilitesinin yapıldığına, bağlayıcı olarak bir takvimin oluşturulduğuna dair somut bulguya erişilemediği, öngörü ile gerçekleşme arasında zamansal bir kıyasa gidilemediği; bu nedenle önceki her iki heyet raporunda da ifade edildiği gibi projenin tam olarak bitirilmesinin zaman karşılığının bulunmadığı, tarafların kendi risklerini üstlenebilecekleri ve aksine bir akit yok ise tek taraflı projeden çekilmesinin diğer tarafı zarara sokucu bir durum olarak değerlendirilmeyeceği; ortaklık modeli yerine ürün talep ve arz ilişkisine bir ticari ilişki olması halinde ise projenin ekonomik boyutunu ele alan mali fizibilite, takvimini ele alan zamansal fizibilite çıktılarına dayalı bir teklif mektubunun veya karşılığı olan sözleşme hükümlerinin dosyada mevcut olmadığı, mali çerçevede davacının ödediği ve davalıdan iadesini talep ettiği tutarın proje muvacehesinde daha ne kadarlık bir borç altında olduğunun bilinmediğinden ve bilinemeyeceğinden bahisle, olması beklenen bir yazılım proje başlangıç ve işleyişinden söz edilemeyeceği, taraflar arasındaki karşılıklı ihtarnamelerden, e-posta yazışmalarından, tanık beyanlarından ve bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere davacı şirket yetkilisinin dava konusu aplikasyon için içerik üreterek davalı şirkete sunacağı ve aplikasyonun tamamlanması taahhüdü altına girdiği ancak bu yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirmediği, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bilirkişi tarafından davacı taraf şirket yetkilisinin içerik olarak ileri sürdüğü başlıkların kullanılabilir nitelikte olmadığı, genel geçer olduğunun tespit edildiği, davalı şirket tarafından söz konusu aplikasyonun baz versiyonunun hazırlandığı, yazılım hizmeti alanında üzerine düşen edimi yerine getirmiş olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 4.781,70-TL karar harcının peşin yatırılan 1.195,43-TL harçtan mahsubu ile noksan kala 3.596,27-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır