T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/565 Esas
KARAR NO: 2024/370
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/05/2016
KARAR TARİHİ: 22/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/11/2009 tarihinde müteveffa ... ve ...'in içinde yolcu olarak bulunduğu ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın tek taraflı kaza yapması neticesinde destekler ... ve ...'in vefat ettiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, bu nedenle 6100 sayılı HMK m.107 kapsamında destek tazminatı miktarının tespiti ile poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davacıların 12/04/2010 tarihinde davalı şirketten müteveffa ... için 31.064,00 TL, müteveffa ... için 34.434,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı aldığını ve davalı şirketi ibra ettiklerini, işbu davanın ibra sözleşmesinin üzerinden iki yıldan fazla süre geçtikten sonra açıldığını bu nedenle zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin ödeme yapması nedeniyle sorumluluğu kalmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle davalı şirketin poliçe limitleri ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, bu nedenle vaki kazadaki kusur oranlarının tespit edilmesini, davacıların ancak ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi talebinde bulunabileceklerini neticeten davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, 6098 sayılı TBK m.53'de düzenlenen ölüm nedeniyle yoksun kalınan destek tazminatının tahsili davasıdır.
Davacı, 07/11/2009 tarihinde müteveffa ... ve ...'in içinde yolcu olarak bulunduğu ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın tek taraflı kaza yapması neticesinde destekler ... ve ...'in vefat ettiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun davalı sigorta şirketi tarafından sigorta güvencesine alındığını, bu nedenle 6100 sayılı HMK m.107 kapsamında destek tazminatı miktarının tespiti ile poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
SGK'ya yazılan müzekkere cevabında davaya konu kaza nedeniyle herhangi bir gelir ve ödeme işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır.
Davaya konu hasar dosyası incelendiğinde davacılar vekilinin şirkete hitaben 02/01/2009 tarihli başvuru dilekçesinin 04/01/2009 tarihinde gelen evrak olarak kaydedildiği anlaşılmıştır.
Trafik kazalarından kaynaklanan sorumluluk davalarında, davalı işleten ile davalı sigortacının sorumluluğu paralel olup 2918 sayılı KTK'nın 85 v.d. maddelerinde düzenlenen tehlike sorumluluğu, davalı sürücünün sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK 49 vd. maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklı kusur sorumluluğu olup, işleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 sayılı yasanın 86. maddesi kapsamında işleten ve sigortacı, zarara sebep kazanın ''mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş'' olduğunu ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumludurlar. Bu nedenle zarara sebep kazanın mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiğini ispat yükü davalı işleten ve sigortacıda olmasına karşılık TBK m.50 kapsamında meydana gelen zararın miktarını ispat külfeti zarar görenin kendisindedir.
Davacıların, müteveffaların anne ve babası olması nedeniyle müteveffalar yaşasa idi davacılara destek olacak olduğu, böylece desteklik durumunun var olduğu mahkememiz tarafından kabul edilmiştir.
İhtilaf, tarafların vaki kazadaki tazminata esas kusur oranı ve davacıların yoksun kaldığı destek tazminatı miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Kusur oranı ve destek tazminatı miktarının tespiti konuları hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirilmesi gerekmektedir.
Mahkememizin bozma ilamı öncesi alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarih - ... sayılı kusur raporunda "A)Sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyoneti ile mahal şartlarını yol durumunu dikkate almayıp aracına istiap haddinden fazla yolcu alarak nizamlara aykırı bir şekilde seyrettiği, yolun geometrik özelliklerini ve aracında bulunan yolcuları dikkate almayıp hızını azaltmadığı ve mevcut hızıyla seyrederek aracının lastiğinin patlamasına ve akabinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybetmesine neden olduğu kazada kusurludur.
B)Maktul ... nizamlara aykırı bir şekilde istiap haddinden fazla araç içerisinde denetimindeki ve gözetimindeki müdrik olmayan kardeşi ile yolculuk ettiği kazada kusurludur.
C)Maktul ... araç içerisinde denetimindeki ve gözetimindeki ablası ile birlikte yolcuk ettiği esnada meydana gelen kaza nedeniyle hayatını kaybettiği ve olayda atfıkabil bir kusuru bulunmamaktadır.
D)Kazanın meydana gelmesinde lastik patlamasının teknik arıza mahiyetinde olması nedeniyle sonuç üzerine etkendir.
Sonuç: ... plakalı araç sürücüsü ...'in %60 oranında, müteveffa ...'in %15, müteveffa ...'in ise kusursuz olduğu ve lastik patlamasının sonuç üzerinde %25 oranında etken olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizin bozma ilamı öncesi alınan aktüerya raporunda davacıların, müteveffa çocukları açısından kusur oranı kapsamında poliçe limitleri ile sınırlı olarak tazminat miktarlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 11/12/2019 tarihli 2016/513 Esas ve 2019/1017 Karar sayılı ilamında ''ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan... tarih - ... sayılı rapor ile; ... plakalı araç sürücüsü ...'in %60 oranında, lastik patlamasının %25 oranında, müteveffa ...'in %15, müteveffa ...'in ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Ancak araç işletilmesinden kaynaklanan sorumluluk tehlike sorumluluğu olduğundan (Yargıtay 17. HD. 20/03/2018 tarih, 2015/5866 E. - 2018/2801 K.) lastik patlamasından kaynaklı %25 oranındaki kusurun da sürücünün kusuruna eklenmesi gerektiği, böylelikle sürücü kusurunun %85 oranında tazminata esas kabul edilmesi gerekir.
Aktüer bilirkişi Y. Müh. ...'tan alınan 10/09/2018 tarihli bilirkişi raporu ile; müteveffa ...'in ölümü nedeniyle hak sahiplerinin zararı sürücünün %85 kusur oranına göre asgari ücret üzerinden ve kazanın 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olması nedeniyle PMF 131 tablosuna göre, progresif rant tekniği uygulanarak asgari ücret üzerinden saptanan tazminattan yetiştirme giderleri ve bu kişinin ölümü nedeniyle hak sahipleri ... 'e 12/04/2010 tarihinde yapılan 18.572,00 TL ve ... 'e 12/04/2010 tarihinde yapılan 15.861,59 TL ödeme mahsup edilmek suretiyle davacı ... 'in nihai zararının 47.131,94 TL, davacı ... 'in nihai zararının ise 39.905,48 TL olarak tespit edildiği, müteveffa ...'in ölümü nedeniyle hak sahiplerinin zararı sürücünün %85 kusur oranına göre asgari ücret üzerinden ve kazanın 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olması nedeniyle PMF 131 tablosuna göre, progresif rant tekniği uygulanarak asgari ücret üzerinden progresif rant tekniğine göre saptanan tazminattan yetiştirme giderleri ve bu kişinin ölümü nedeniyle hak sahipleri ... 'e 12/04/2010 tarihinde yapılan 16.884,45 TL ve ... 'e 12/04/2010 tarihinde yapılan 14.179,55 TL ödeme mahsup edilmek suretiyle davacı ... 'in nihai zararının 43.489,78 TL, davacı ... 'in nihai zararının ise 35.785,72 TL olarak tespit edilmiştir.
Sürücü ile müteveffa çocukların kardeş olması nedeniyle sürücünün müteveffa kardeşlerini taşıması kardeş dayanışması kapsamında ortak toplumsal değerlerden kaynaklandığındnan olayda hatır taşımasının söz olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 17. HD. 19/12/2016 tarih, 2014/14700 E. - 2016/11648 K.).
Davacı vekili 18/10/2019 havale tarihli dilekçesi ile müteveffa ...'in vefatı nedeniyle hak sahibi davacı ... için 47.131,94 TL, hak sahibi davacı ... için 39.905,48 TL destekten yoksun kalma tazminatının, müteveffa ...'in vefatı nedeniyle hak sahibi davacı ... için 43.489,78 TL, hak sahibi davacı ... için 35.785,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının, temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Dosya kapsamı ile alınan kusur ve aktüer bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle davanın kabulü ile müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 47.131,94 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'e verilmesine, müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 39.905,48 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 43.489,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'e verilmesine, müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 35.785,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2022 tarihli 2020/1379 Esas ve 2022/1154 Karar sayılı ilamı ile ''Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/05/2019 tarih, 2016/13076 E. ve 2019/6001 K. sayılı kararında "...Kabule göre de; davacı, meydana gelen kazada yolcu olup, kusursuzdur. Davacının emniyet kemeri olmadan nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması ise sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Emniyet kemeri olmadan yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir. Oysa mahkemece hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda; davalı sürücü kazanın meydana gelmesinde %90 kusurlu, davacının da emniyet kemeri takmaması nedeniyle davacı yolcu %10 kusurlu olduğu belirlenmiştir. Mahkemece; öncelikle davacının trafik akışına ilişkin olarak kusursuz olduğu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kabul edilerek daha sonra belirlenen tazminattan davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken davalının zarardan %90 kusuruna göre hesap yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir." yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17/06/2020 tarih, 2019/ 1444 E. ve 2020/ 3593 K. sayılı kararı).
Yukarıya aktarılan Yargıtay ilamında da açıklandığı üzere ATK kusur bilirkişi raporunda müteveffa ...'ya istiap haddinden fazla, denetimi ve gözetiminde bulunan kardeşi ... ile yolculuk etmesi nedeni ile verilen %15 oranında kusur, zararın doğması ve artmasına neden olan müterafik kusur mahiyetinde olup, kazanın oluşumuna etki eden bir kusur değildir. Kazanın meydana gelmesinde sürüş kusurunun tamamı davalı araç sürücüsüne aittir. Bu nedenle kaza tek taraflı olarak meydana gelmiş olup müteveffalar araçta yolcudur. Müteveffa ...'ya verilen kusur müterafik kusur olup kusur raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun, gerekçeli ve denetlenebilir olduğu kanaatine varıldığından, bu rapora itibar edilerek karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin kusura yönelik iddia ve itirazı yerinde değildir. Ancak İlk Derece Mahkemesince müteveffaya atfedilen kusurun müterafik kusur olduğunun kabulü ile tazminattan Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin gerekçeli kararda tartışılmamış olması eksik incelemeye dayalı olmuştur.
2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda KTK’nın 111. maddesi çerçevesinde ödeme tarihine göre de hesaplama yapılmış olması nedeni ile bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. Ancak davacılar ile davalı Sigorta Şirketi arasında KTK'nın 111. maddesi kapsamında kalan anlaşma bulunup bulunmadığının tespiti yönünden ödeme ve ibra belgeleri getirtilerek KTK'nın 111. maddesi hükmüne göre geçerli bid ibra olup olamdığı tartışılmadan, geçerli bir ibra varsa davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı denetlenmeden yine KTK'nın 97. maddesi gereği faizin başlangıç tarihinin belirlenmesi için başvuru evrakları getirtilmeden ve kabule göre de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunup bulunmadığını tespiti yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası mahkememizin işbu dosyasında makine mühendisi Fatih Arslan'dan alınan 30/05/2023 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde 07/11/2009 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ... in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52. Maddesinin 1/b bendi olan “Aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” kuralını ve 65/g bendi olan ” Gabari dışı yük yüklenmesi, taşınan yük üzerine veya araç dışına yolcu bindirilmesi,” kuralını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu, kazada yolcu olarak bulunan davacıların müteveffa çocuklarının 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 65/g bendi olan ” Gabari dışı yük yüklenmesi, taşınan yük üzerine veya araç dışına yolcu bindirilmesi,” ve 47/1-d bendi olan “ Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, Uymak zorundadırlar. ” kurallarını ihlal ettikleri dosyası verilerinden anlaşılmış olup, bundan dolayı davacıların her birinin %15 oranında müterafik kusurunun olduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar bozma ilamı sonrası kusur durumuna ilişkin yeni bir rapor aldırılmış ise de dosya kapsamında bozma ilamında açıkça "bu rapora itibar edilerek karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin kusura yönelik iddia ve itirazı yerinde değildir. Ancak İlk Derece Mahkemesince müteveffaya atfedilen kusurun müterafik kusur olduğunun kabulü ile tazminattan Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin gerekçeli kararda tartışılmamış olması eksik incelemeye dayalı olmuştur." ATK raporunda yer alan kusur oranları yönünden yapılan istinaf itirazının yerinde olmadığına karar verilerek mahkemenin gerekçesinde müterafik kusuru tartışması gerektiği anlaşılmakla bozma ilamı sonrası alınan kusur raporunda yer alan müterafik kusura ilişkin her bir davacı yönünden ve %15 kusur oranı belirterek düzenlenen rapora itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede 07/11/2009 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'in kullanımında olan kamyoneti ile mahal şartlarını yol durumunu dikkate almayıp aracına istiap haddinden fazla yolcu alarak nizamlara aykırı bir şekilde seyredip yolun geometrik özelliklerini ve aracında bulunan yolcuları dikkate almayıp hızını azaltmadığı ve mevcut hızıyla seyrederek aracının lastiğinin patlamasına ve akabinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybetmesine neden olduğu % 60 kusurlu olması nedeniyle ... ve ...'in kamyonetin içerisinde bulunduğu; müteveffa ...'in nizamlara aykırı bir şekilde istiap haddinden fazla araç içerisinde denetimindeki ve gözetimindeki müdrik olmayan kardeşi ile yolculuk ettiği kazada % 25 kusurlu olduğu ancak müteveffa ...'nın kusuru kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren kusur olmadığı için iş bu kusur oranı dikkate alınmamıştır. Müteveffa ...'ın araç içerisinde denetimindeki ve gözetimindeki ablası ile birlikte yolculuk ettiği esnada meydana gelen kaza nedeniyle hayatını kaybettiği ve olayda atfıkabil bir kusuru bulunmadığından dosya kapsamında yalnızca müteveffa ... yönünden müterafik kusur oluşup oluşmadığı hususu irdelenmelidir.
Müteveffa ...'nın kamyonetin içerisinde denetimindeki ve gözetimindeki kardeşi küçük ... ile kendi kusuru ile yaralanmasına sebebiyet vermesi nedeniyle müterafik kusurlu olarak kabul edilerek yalnızca müteveffa ... yönünden yerleşik içtihatlar dikkate alınarak müterafik kusur oranı olarak %20 kabul edilerek bozma ilamı öncesi alınan aktüerya raporu üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Bozma ilamında 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler.Davacılar ile davalı Sigorta Şirketi arasında KTK'nın 111. maddesi kapsamında kalan anlaşma bulunup bulunmadığının tespiti yönünden ödeme ve ibra belgeleri getirtilerek KTK'nın 111. maddesi hükmüne göre geçerli bid ibra olup olamdığı tartışılmadan, geçerli bir ibra varsa davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı denetlenmeden" karar verilmesi yönünden mahkememizce yapılan değerlendirmede makbuz ve ibraname başlıklı belgede davalı şirket tarafından davacılar ... için ... yönünden 18.996,00 TL davacı ... için ... yönünden15.468,00 TL ödemenin tahsili ile iş bu meblağa kadar ibra edilen doğmuş ve doğacak bu hak ve alacakların tümünden feragat edildiği peşinen itirazsız kabul ve beyan edildiğine dair davacı ... kendisine asaleten, davacı ... vekaleten parmak basmak suretiyle imzaladığı; davacılar ... için ... yönünden 16.771,00 TL davacı ... için ... yönünden 14.293,00 TL ödemenin tahsili ile iş bu meblağa kadar ibra edilen doğmuş ve doğacak bu hak ve alacakların tümünden feragat edildiği peşinen itirazsız kabul ve beyan edildiğine dair davacı ... kendisine asaleten, davacı ... vekaleten parmak basmak suretiyle imzaladığı anlaşılmıştır. Bozma ilamı öncesinde alınan aktüerya raporunda her bir davacının müteveffa çocuklar ... ve ... yönünden takdir edilen miktarların daha yüksek olduğu anlaşılmakla KTK 111. maddesi kapsamında geçerli bir ibradan bahsedilemeyecektir. Bu nedenle davacılara 12/04/2010 tarihinde ödenen miktarlardan kaynaklı makbuz ve ibranameler geçersiz sayılarak yalnızca aktüerya raporunda iş bu ödemeler düşülerek yapılan hesaplamalar dikkate alınmıştır.
Bozma ilamı öncesi alınan aktüerya raporunda "müteveffa ...'in ölümü nedeniyle hak sahiplerinin zararı sürücünün %85 kusur oranına göre asgari ücret üzerinden ve kazanın 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olması nedeniyle PMF 131 tablosuna göre, progresif rant tekniği uygulanarak asgari ücret üzerinden saptanan tazminattan yetiştirme giderleri ve bu kişinin ölümü nedeniyle hak sahipleri ... 'e 12/04/2010 tarihinde yapılan 18.572,00 TL ve ... 'e 12/04/2010 tarihinde yapılan 15.861,59 TL ödeme mahsup edilmek suretiyle davacı ... 'in nihai zararının 47.131,94 TL, davacı ... 'in nihai zararının ise 39.905,48 TL olarak tespit edildiği," olarak tespit yapılmış ise de müteveffa ... yönünden %15 kusur indirimi yapılması hatalı olduğundan mahkememizce hesaplama yapılarak davacı ... yönünden"yetiştirme bedeli indirimi sonrası kalan tutar olan" 93.855,47 TL yönünden %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında 93.855,47 TL %20 = 18.771,094 TL indirim yapıldığında 93.855,47 TL - 18.771,094 TL=75.084,376 TL hak kazandığı davalı şirketçe (bilirkişi raporunda hesaplanan ödemenin ana para+ faizi ) 32.645,21 TL ödeme yapıldığından 75.084,376 TL- 32.645,21 TL= 42.439,16 TL davacı ...'ın müteveffa ...'nın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır.
Davacı ... yönünden "yetiştirme bedeli indirimi sonrası kalan tutar olan" 79.748,01 TL yönünden %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında 79.748,01 TL %20 = 15.949,60 TL indirim yapıldığında 79.748,01 TL - 15.949,60 TL= 63.798,41 TL hak kazandığı davalı şirketçe (bilirkişi raporunda hesaplanan ödemenin ana para+ faizi ) 27.880,33 TL ödeme yapıldığından 63.798,41 TL- 27.880,33 TL=35.918,08 TL davacı ...'nın müteveffa ...'nın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır.
Bozma ilamı öncesi alınan aktüerya raporunda müteveffa ... yönünden de %15 kusur indirim yapılarak hesaplama yapılmış ise de davaya konu kazanın meydana gelmesinde ...'ın kusuru bulunmadığı; müterafik kusurdan dahi bahsedilemeyeceğinden raporda kusur indirimi yapılmayan hali ile hesaplamanın yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce hesaplama yapılarak davacı ... yönünden"yetiştirme bedeli indirimi sonrası kalan tutar olan"86.080,02 TL yönünden davalı şirketçe (bilirkişi raporunda hesaplanan ödemenin ana para+ faizi ) 29.678,24 TL ödeme yapıldığından 86.080,02 TL -29.678,24 TL= 56.401,78 TL davacı ...'ın müteveffa ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin bozma ilamı sonrası ıslah dilekçesi sunmadığı ve talepte bulunmadığı anlaşılmakla 18/10/2019 tarihli bedel artırım dilekçesindeki talep ile bağlı kalınarak 43.489,78 TL davacı ...'ın müteveffa...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır.
Davacı ... yönünden "yetiştirme bedeli indirimi sonrası kalan tutar olan" 71.422,92 TL yönünden davalı şirketçe (bilirkişi raporunda hesaplanan ödemenin ana para+ faizi ) 24.923,76 TL ödeme yapıldığından 71.422,92 TL- 24.923,76 TL= 46.499,16 TL davacı ...'nın müteveffa ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin bozma ilamı sonrası ıslah dilekçesi sunmadığı ve talepte bulunmadığı anlaşılmakla 18/10/2019 tarihli bedel artırım dilekçesindeki talep ile bağlı kalınarak 35.785,72 TL davacı ...'nın müteveffa ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır.
Bozma ilamı doğrultusunda davalı şirketin temerrüt tarihi yönünden yapılan değerlendirmede davacılar vekilinin şirkete başvuru dilekçesinin şirket tarafından 04/01/2010 tarihinde kaydedildiği anlaşılmakla iş bu tarihten itibaren 8 iş günü sonrası olan 14/01/2010 tarihinde davalı sigorta şirketi temerrüde düştüğü kabul edilerek davacılar yönünden her bir müteveffa yönünden iş bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda izah edilen tüm açıklamalar doğrultusunda davacının davasının kısmen kabulüne, Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 42.439,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'e verilmesine,; Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 35.918,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,; Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 43.489,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'e verilmesine; Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 35.785,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 42.439,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'e verilmesine,
2-Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 35.918,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
3-Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 43.489,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'e verilmesine,
4-Müteveffa ...'in vefatı nedeniyle 35.785,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 10.767,89 TL nispi karar harcının 29,20 TL peşin harç, 2.838,55 TL bedel artırım harcından mahsubu ile 7.900,14 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktarı üzerinden hesaplanan 25.221,24 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
7-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 8.680,18 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacılar tarafından yapılan toplam 2.300,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.162 TL yargılama gideri ile 29,20 TL peşin harç, 2.838,55 TL bedel artırım harcı, 29,20 TL başvurma harcı toplamı 5.058,95 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/05/2024
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır