T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/742 Esas
KARAR NO: 2024/297
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/09/2022
KARAR TARİHİ: 06/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.02.2019 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı davalı sigorta şirketinin sigortalısı arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin bu kazada kusuru bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 doğrultusunda sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduklarını, müvekkilinin 07.02.2019 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapmış olduğunu, sigorta şirketinin kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilin haklarını sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemek zorunda olduğu tazminatı sürünceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebinde bulunduğunu, ...tarihinde ... sayılı dosyası ile değer kaybı tazminatı talep edilmiş dosya ... numarasıyla karar verildiğini, bu karara itiraz sonucunda... karar numaralı kesin karar ile sigorta şirketinin itirazlarının reddedildiğini, hakem heyeti kararına göre; Talebin kabulüyle 10.000-TL değer kaybı zararına ilişkin tazminatın, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, Belirlenen toplam 10.000-TL tazminata 04.02.2021 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz tahakkukuna, kabul durumuna göre, başvuru sahibi tarafından yapılan 250 TI. ve 700 TL bilirkişi ücretinden oluşan 950 TL'sinin aleyhine başvuru yapılan davalı sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, kabul durumuna göre yürürlükteki AAÜT göre kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 4.080-1'L ücreti vekaletin sigorta kuruluşundan alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin borcunu 30.06.2021 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği değer kaybı tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmayacağını, dosyada tahsil edilen faizi ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, Yargıtay 15. HD. 2020/967 E., 2021/859 K. Anayasa mahkemesinin ihlal kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olduğunu, sigorta şirketini tazminat alacağını ödemeyerek kusuru ile borcun tahsil edilmesini engeltediğini, müvekkilin uğradığı munzam zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, müvekkilin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan yi munzam zararın şimdilik 500 ,00-TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Zamanaşımı, hak düşürücü süre, hukuki yarar ve dava şartı, husumet yokluğu yönünden itirazları olduğunu, motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımının 2918 sayılı KTK 109, Maddesinde düzenlendiğini, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza sürmesinden kaynaklı davalarda meydana gelen zararlarda idarenin sorumlu olduğunu, maddi zarara ilişkin olarak davalı müvekkil şirkete 09.01.2020 ihbar edildiğini, hasar dosyası kapsamında yapılan incelemede sigortalımızın kazada taraf olmadığı başvuran yanın kazaya sebep verdiği tespit edildiğini, 09.02.2021 tarihinde komisyona ... sayılı değer kaybı başvurusu ikame edildiğini, itiraz hakem heyeti incelemesi neticesinde 10.000-TL tazminat miktarı kesinleştiğini, karara karşı davacı tarafından icra takibine konu edilmiş icra dosyasına 29.06.2021 tarihinde ödeme yapıldığını, anıları ödeme ile müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığı, davacının talep konusunun hem teminat dışı hem de yargılamanın uzun sürmesinin müvekkil şirketin kusuruymuş gibi sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, davacı faizi aşan zararın inanılır, kesin ve net bir şekilde ispat Etmesi gerektiğini, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı gerekçeli kararında salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukların munzam Zararın kanıtı olarak kabul edilemeyeceğini, faizi aşan Zarar ve zarar miktarının davacı tarafından ispatı gerektiğini, davacı tarafça bu hususun ispata yarar somut delil sunulmadığını, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, dava konusu olayın Meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, yargılama süreçleri devam ederken savunma hakkını kullandığını, kararda çıkan miktarı tazminat sorumlusuna ödediğini, Yargılamanın uzun sürmesinden dolayı meydana gelen zararlardan dolayı ancak idare aleyhine dava açılabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
14/07/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Yapılan hesaplama neticesinde, 04.02.2021 temerrüt tarihli 10.000-TL değer kaybı tazminatının tahsil tarihi olan 29.06.2021 tarihindeki değeri 11.190,71-TL olduğu, tarihler arasında temerrüt faizinin ve anapara tutarının bu değerden çıkarılması sonucunda munzam zararın 833,18-TL olduğu, görüşü bildirilmiştir.
09/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu 10.000,00 TL değer kaybı zararına ilişkin, 23.03.2021 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı ile; 10.000,00 TL tazminatın 04.02.2021 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiş olduğu, alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından 25.03.2021 tarihinde ... 7. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketi hakkında icra takibi başlatılmış olduğu ve icra dosyasına davalı sigorta şirketi tarafından 29.06.2021 tarihinde ödeme yapılmış olduğu görüldüğünü, 10.000,00 TL tazminata temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işletilen yasal faiz miktarı; (10.000,00 TL x 145 gün x %9 / 365 =) 357,53 TL olarak hesaplanmıştır. Buna göre; davacı tarafından 29.06.2021 tarihi itibarıyla hesaplanan temerrüt faizi miktarı ile birlikte toplam 10.357,53 TL tutarının tahsil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 10.000,00 TL tazminata temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar güncellenmiş değerlerin ortalaması esas alınarak, 04.02.2021 temerrüt tarihindeki 10.000,00 TL tutarının 29.06.2021 tahsil tarihi itibarıyla güncellenmiş değeri 11.190,71 TL olarak hesaplandığını, Davacı talebi olan munzam zarar 29.06.2021 tarihi itibarıyla (11.190,71 TL-10.357,53 TL =) 833,18 TL olarak hesaplandığı görüşü bildirilmiştir.
Davacı vekili tarafından 11/03/2024 tarihinde ıslah harcı yatırılarak, maddi tazminat tutarının 833,18 TL olarak ıslah edilmiş olduğu görülmektedir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava, maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle davacının aracında meydana gelen değer kaybının tahsili için yapılan başvuru sonucunda sigorta tahkim komisyonu tarafından hükmedilen değer kaybı bedelinin geç ödendiği iddiasına dayanan munzam zararın tahsilinin mümkün olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı anlaşıldı.
Bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile Sigorta Tahkim Komisyonu dosyası, ... 7. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ve başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ... sayılı dosyasında verilen hakem kararında 10.000-TL değer kaybı zararın davalı sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, İtiraz Hakem Heyeti Kararı'nda sigorta şirketince yapıları başvurunun reddine karar verildiği, dosyaya celp edilen Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ...Sayılı dosyasında davalı sigorta şirketinin 04.02.2021 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü ve bu tarihten itibaren tahsil tarihine kadar yasal faiz işletildiği, ilgili hakem kararının ... 7. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı dosyasıyla işleme konulduğu,... 7. İcra Dairesi'ne ödenen ... Yev. No. ...Tarihli makbuz ile davalı Sigorta Şirketi tarafından 29.06.2021 tarihinde ödeme yapıldığı, davacı vekili tarafından bu tutarın 30.06.2021 tarihinde tahsil edildiği görülmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 122/1. maddesinde de "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilerek BK'nın 105. maddesindeki düzenlemeye paralel ve dili sadeleştirilmiş bir hüküm getirilmiştir.
Alacaklının zararı her zaman temerrüt faizi ile karşılanmayabilir ve alacaklı, temerrüt faizini aşar şekilde zarara uğramış olabilir. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmemiş ve borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasındaki farktır. Munzam zarardan sorumluluk, borçlunun temerrüde düşmekteki kusuruna dayanan bir sorumluluk olup kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlunun temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlü olup borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını kanıtlayarak munzam zarar sorumluluğundan kurtulabilir.
Kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında munzam zarar gündeme gelebilir. Borcun dayanağının haksız fiil, sözleşme yahut sebepsiz zenginleşme olması önemli değildir. Munzam zararın hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olup bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/10700 K. 2021/10183 T. 18.10.2021)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Y.2HD, 4.HD, 11 HD, 13.HD'si kararlarında özet olarak “Ülkemizde süregelen hiperenflasyonun yüzde yüzlerde seyrettiği, vadeli mevduatların en az bu oranlarda gelir getirdiği, yabancı para değerlerinin (kurların) her zaman temerrüt faiz oranlarını aştığı, banka kredilerinin yüzde iki yüze kavuştuğu, paranın iç alım (satım) değerinin büyük ölçüde azaldığı tartışmasız yaşanan bir gerçek olduğu açıktır. YHGK'nun 10.11.1999 gün E:1998/13-353 Kİ 999/929 sayılı ilke kararından sonra, YHGK ve daire kararlarında munzam zararın hesabı konusunda şu ilkeler benimsenmiştir; borçlunu temerrüde düştüğü tarihten asıl borcun ödenmesinin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde; Her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranları, Bu oranının eşya fiyatlarına yansıma durumu, Bankaların 3 aylık ortalama mevzuat oranlan, Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Döviz kurlarındaki (Amerikan Doları) değişim oranlan, Alacaklının zarar miktarı değinilen unsurlar toplanıp ,ortalamaları bulunarak munzam zararı belirlenir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu 10.000,00 TL değer kaybı zararına ilişkin, 23.03.2021 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı ile; 10.000,00 TL tazminatın 04.02.2021 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiş olduğu, alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından 25.03.2021 tarihinde... 7. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketi hakkında icra takibi başlatılmış olduğu ve icra dosyasına davalı sigorta şirketi tarafından 29.06.2021 tarihinde ödeme yapılmış olduğu görülmüştür.
Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiş, bu zararın tazminini iki bölümde düşünmüştür.Birinci bölüm, ispat edilmeden tahsili talep edilebilecek zarar miktarı olup, bu zararın temerrüt faizi ile karşılanması kabul edilmiştir. Bunun dışında alacaklının herhangi bir karineden istifade etmek olanağı yasal olarak mevcut değildir.Bu nedenle, munzam zarar isteminde bulunan alacaklı öncelikle borçlunun borcunu geç ödemesi nedeniyle uğradığı zararın temerrüt faizi ile karşılanamadığını, temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını ispat etmelidir. Alacaklı, borçlunun ilk temerrüde düştüğü tarihten alacağını faizi ile birlikte tahsil ettiği tarihe kadar olan dönem için munzam zararını isteyebilecektir.
Somut olayda, 07.02.2019 tarihinde sürücü/ işbu dosya davacısı ... idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı davalı sigorta şirketinin sigortalısı arasında maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, söz konusu kazada ... Plakalı aracın kusurlu, davacının ise kusurunun bulunmadığı, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." hükmüne havi olduğu, davacının alacağı ile ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, Tahkim kararında, "Talebin kabulüyle 10.000 TL değer kaybı zararına ilişkin tazminatın, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, 2 Belirlenen toplam 10.000 TL tazminata 04.02.2021 temerrüt tarihinden itibaren Yasal Faiz tahakkukuna," şeklinde karar verildiği,
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin ...numaralı kesin kararı ile sigorta şirketinin itirazlarının reddine karar verildiği, davacının, alacağının tahsili için ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığı ve alacağını 30/06/2021 tarihinde tahsil edebildiği, sigortalısı adına borçlu olan sigorta şirketinin tazminat alacağını süresinde ödemeyerek kusuru ile borcun tahsilini geciktirdiği, anlaşılmaktadır. Emsal Yargıtay kararları ışığında belirtilen hesaplama yöntemine göre davacının munzam zarar alacağının hesaplanması için dosya Mali Müşavir Bilirkişisine tevdi edilmiş, Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 14/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; 04.02.2021 temerrüt tarihli 10.000-TL değer kaybı tazminatının tahsil tarihi olan 29.06.2021 tarihindeki değeri 11.190,71-TL olduğu, tarihler arasında temerrüt faizinin ve anapara tutarının bu değerden çıkarılması sonucunda munzam zararın 833,18-TL olduğu, görüşü bildirilmiştir. Davalı vekilinin itirazları üzerinde dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, 09/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda kök raporda belirtilen görüşleri değiştirecek bir değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmıştır. Munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir dolar, euro, gram altın, TEFE, Yİ-ÜFE, net asgari ücret, en düşük memur maaşı ortalamalarını gösterir hesaplama tablosuna göre, dava konusu alacağa temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işletilen yasal faiz miktarının 357,53 TL olduğu, temerrüt tarihinde 10.000-TL olan bedelin, 29.06.2021 tarihindeki değerinin 11.190,71-TL olarak hesaplandığı, alacağa yalnızca yasal faiz işletilmiş olsaydı bu tutarın değerinin 10.357,53-TL olacağından, davacının munzam zararının; (11.190,71 - 10.357,53) = 833,18-TL olacağı şeklinde bilirkişi tarafından yapılan hesaplama mahkememizce denetime elverişli görülerek, yukarıda anılan gerekçeler mucibince davanın kabulü cihetine gidilerek, 833,18 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, 833,18 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 427,60 TL maktu karar harcından, 80,70 TL peşin harçtan, mahsubu ile noksan kalan 346,9 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 833,18 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 3.253,00 TL yargılama gideri ile 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı, toplamı 3.414,4 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
7-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi üzerine davacıya iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 06/05/2024
Katip
Hakim