T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/82
KARAR NO : 2025/748
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 13/01/2022
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in19.05.2020 tarihinde sürücüsü olduğu ... plakalı iş makinesi ile müvekkiline ait evin bahçesinde bulunan hafriyatı kaldırırken müvekkiline çarptığını, müvekkilinin kafatasına aldığı darbe ile olay yerinde bulunan çukurun içerisine düştüğünü ve hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralanarak malul kaldığını, olay tarihinde davalı ...'in diğer davalı ... isimli şahıs şirketinin sigortalı çalışanı olduğunu, bu işverenin nam ve hesabına faaliyet yürüttüğünü, olaya karışan iş makinesinin olay tarihi itibariyle sigortasının bulunmaması nedeniyle de dava konusu bedensel zararların Güvence Hesabından talebinin zorunlu hale geldiğini, dava konusu olayın, davalı sürücünün alkol etkisinde ve gece vakti ağır kusurlu davranışı sonucu meydana geldiğini, dava konusu olay nedeniyle kafatasında kırıklar oluşan, beyin dokuları zedelenerek hayati tehlike geçiren ve konuşma yeteneğini dahi kaybeden müvekkilinin malul kaldığını, müvekkilinin söz konusu bu maluliyetinden dolayı çalışamamakta ve maddi yoksunluk içerisinde yaşadığını, öncelikle müvekkilinin maddi olarak zor durumda olması nedeniyle açıklanan hususlar ve sundukları Fakirlik Belgesi doğrultusunda adli yardım kararı verilmesini, alacağın belirsiz olması nedeniyle belirsiz alacak davası olduğunu belirtmekle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili için 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL tedavi ve bakıcı gideri olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, olay nedeniyle kafatasında kırıklar ve beyin dokularında zedelenmeler olan , konuşma yeteneğini kaybeden ve hayati tehlike geçiren müvekkilinin gerek kendisinin gerek aile yaşantısının altüst olması ve hayatını bundan sonra eskisi gibi devam ettiremeyecek olması nedenleri ile 200.000,00 TL manevi tazminatın Güvence Hesabı dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, olaya karışan aracın ticari faaliyet yürütmesi nedeniyle her bir alacak kalemi için olay tarihi olan 19.05.2020 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Taraflıran Savunmalarının Özeti:
Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen araç işleteni... A.Ş.'nin davaya ihbarı gerektiğini, müvekkili kurum tarafından yapılan başvuruya istinaden davacı taraftan sağlık kurulu raporu ve birtakım bilgi/belgeler istenilmiş olup, istenilen evraklar Kuruma iletilmeden bu davanın ikame edildiğini, dava sahibinin yasanın aradığı anlamda başvuru şartını yerine getirmediğinden başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, somut olayda kazanın meydana geldiği yerin Kanunda öngörülen kamuya açık Karayolu kapsamında bulunmaması nedeniyle talebe konu kaza, ZMMS Genel Şartlarının A.1. Maddesinde belirtilen Trafik kazası kapsamında bulunmadığını, trafik kazası kapsamında bulunmayan talebin Güvence Hesabından karşılanmayacağını, iş bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, söz konusu kazaya ...'in sevk ve idaresindeki iş makinesinin sebebiyet verdiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili kurumu geçici bakıcı ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, arazların bakıcı tutmayı gerektirmeyecek düzeyde olduğunu, başvurucunun fiilen bakıcı tuttuğunu ispat etmediğini, ayrıca bakıcı giderlerini kabul etmemekle birlikte aktüer hesaplamasında net asgari ücret ve brüt asgari ücret olarak ikili hesaplama yapılmış olup, aleyhlerine hüküm tesis edilmesi halinde net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, davacının maluliyet ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için maluliyet oranını ve malul kaldığını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirilmesi gerektiğini, kusur oranının bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun ödediği tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini, temerrüt faizi talep edilemeyeceği, güncel Yargıtay Kararları doğrultusunda yapılacak olan hesaplamada %1,65 Teknik faizin esas alınmasını, başvuru sahibi vekilinin Güvence Hesabına yapmış olduğu huzurdaki haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi taktirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebin esastan reddine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin başvuru sahipleri üzerine yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... Hastanesinden gelen ...'un radyoloji bölümünde çekilen tomogrofi kaydı(CD)
2-... Hastanesinden gelen ...'un tedavi evrakları,
3-... Dr. ...Devlet Hastanesinden gelen ...'un tedavi evrakları,
4-Ağrı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya aslı,
5-...İnfaz Kurumu Müdürlüğünden gelen ...'e ait tebliğ tebellüğ belgeleri,
6-...Finansal Kirlama A.Ş.'den gelen 09.06.2017 tarihli ve ... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi sureti ve Beşiktaş ... Noterliği’nin 25.03.2021 tarihli ... yevmiye numaralı iş makinası satış sözleşmesinin sureti,
7-...Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığından gelen ...'un sosyal ve ekonomik durum araştırması,
8-...Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası,
9-... Hastanesinden gelen ...'un hastanelerinde kaydı olmadığı hususunda bilgi,
10-...Rektörlüğü Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğünden gelen ...'un tedavi evrakları, (CD)
11-...Odasından gelen ... plaka nolu iş makinesine ait noter satış sözleşmesinin fotokopisi, müracaat dosyasının fotokopisi,
12-Bilirkişi kök raporları ve ek raporu,
13-Adli Tıp Raporları,
14-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası iş makinesinin sebep olduğu yaralamalı kaza nedeniyle geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı giderinden oluşan maddi tazminat ile ve manevi tazminat davasıdır.
Davacı, manevi tazminat talebini davalı gerçek kişilere, maddi tazminat davasını ise tüm davalılara yöneltmiştir.
Davacının davası yaralamalı trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik ile bakıcı giderinden oluşan maddi tazminat ile manevi tazminat davasıdır.
Taraflar arasında davalılardan ...'in sevk idaresinde bulunan ... plakalı iş makinesinin davacıya çarpması nedeniyle 19.05.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, kaza tarihi itibariyle davalılardan ...'ın iş makinesinin işleteni olduğu ve iş makinesinin kaza tarihi itibariyle trafik sigortasının bulunmadığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya dayanak trafik kazası nedeniyle davacının davalılardan talep edebileceği geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı giderinden oluşan maddi tazminat miktarı ile davalı Güvence hesabı dışındaki davalılardan talep edebileceği manevi tazminat miktarının kadar olduğu hususundadır.
Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılan müzekkere cevabına göre, dava dışı SGK tarafından davacıya davaya dayanak yaralanma nedeniyle ödeme yapılmadığı, anlaşılmıştır.
Dava konusu trafik kazasına ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...sayılı soruşturma dosyası ile davacının tedavi belgeleri ilgili yerlerden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce dava konusu kazanın trafik kazası olup olmadığı hususunda talimat mahkemesi aracılığı yerinde inceleme yetkisi verilen bir trafik bilirkişisinden rapor alınmıştır.Dosyaya sunulan 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, kazanın meydana geldiği yerin karayolu ile bağlantısının bulunduğu, anlaşılmıştır.
Kazanın meydana gelmesinde davacı ile davalılardan araç sürücüsü ...'in kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmıştır.
Dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 08.08.2023 tarihli raporunda özetle,
Sürücü ... sevk ve idaresindeki iş makinesi ile olay mahallinde hareket alanının yakınında olan yayanın varlığını dikkate alarak her an tedbir alabilecek şekilde hareket etmesi gerekirken bu hususa riayet etmediğinden kusurlu olduğu, davacı yaya ...'un iş makinesinin hareket alanına girmemesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak iş makinesinin hareket alanına girdiği anlaşılmakla kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, sonuç olarak davalı sürücü...' in % 50 ( yüzde elli ), davacı yaya ...' un % 50 ( yüzde elli ) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
İbraz edilen kusur raporuna, dosya içeriği ve somut olay ile uyumlu, gerekçeli, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli, raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olması nedeniyle Mahkememizce itibar edilmiştir.
Davacının maluliyet oranı, iyileşme süresinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu ... Adli İhtisas Kurulundan alınan 12.01.2024 tarihli maluliyet raporuna göre davacının kalıcı maluliyet oranının % 21 olduğu ve iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
ATK İkinci İhtisas Kurulu'nun tarafından dosyaya ibraz edilen 12.01.2024 tarihli maluliyet raporuna, somut olaya ve dosya içeriğine uygun, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli, gerekçeli olması nedeniyle Mahkememizce itibar edilmiştir.
Mahkememizce itibar edilen kusur ve maluliyet raporları ve celp edilen diğer belgeler nazara alınarak davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için bir aktüer bilirkişisi ile SGK uygulamaları alanında uzman bir hekim bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.
Dosyaya sunulan 09.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının toplam 853.979,68 TL olduğu, maddi tazminatın 410.000,00 TL'sinden davalı Güvence hesabının sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetinde bulunan aktüer bilirkişisinden, talep edilen her bir zarar kalemi yönünden talep edilebilecek maddi tazminat miktarının ne kadar olduğu hususunda ek rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 22.01.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 16.113,54.TL,sürekli iş göremezlik maddi zararının 834.366,14.TL, bakıcı ve tedavi giderinden oluşan maddi zararının 3.500,00.TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekili kök rapor doğrultusunda talebini arttırmış ve bila tarihli beyan dilekçesi ile dava dilekçesinde bakıcı ve tedavi gideri başlığı altında talep edilen 100,00 TL'nin 989 TL'sinin tedavi gideri, 1,00 TL'sinin ise bakıcı giderine ilişkin olduğunu beyan edip, davacının bir başkasının bakımına muhtaç olup olmadığı, var ise süresinin ne kadar olduğu hususunda dosyanın ATK'na yeniden gönderilmemesini talep etmiştir
Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu yönünde bir iddia ve talep bulunması hâlinde gerçek zararın tespit edilebilmesi bakımından kusur durumu, kişinin gelir durumu, yaşam tablolarına göre belirlenen bakiye ömür süresi, maluliyet oranı gibi birden fazla veri bir arada göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmaktadır. Dolayısıyla tazminat hesabında (varsa geçici işgöremezlik süresinin ve) maluliyet, (sürekli iş gücü kaybı) oranının usulüne uygun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamaları uyarınca kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmak koşuluyla bu belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi, üniversite ya da araştırma hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlıkları aracılığıyla tespit edilmesi gerekmektedir. Söz konusu bu belirlemenin kayba uğradığı iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve Yargıtay uygulamaları ile benimsenen mevzuata uygun olarak yapılması gerekmektedir.
Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 56. (BK m. 47) maddesinde;
"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere TBK’nın 56. maddesi gereğince vücut bütünlüğü zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (BK m. 47) maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde belirtilmiştir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/8168 Esas 2022/608 Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak kazanın meydana geldiği yer nazara alındığından kazanın trafik kazası mahiyetinde olduğu, davalılardan ...tarafından işletilen ve davalı ...'in sevk ve idaresi altındaki... plakalı iş makinesinin çarpması sonucunda davacının yaralandığı, yaralamalı trafik kazasının meydana gelmesinde davacının ve davalı sürücünün yarı yarıya kusurlu oldukları, meydana gelen kaza nedeniyle davacıda % 21 oranında kalıcı iş göremezlik oluştuğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 16.113,54.TL,sürekli iş göremezlik maddi zararının 834.366,14.TL, bakıcı ve tedavi giderinden oluşan maddi zararının 3.500,00.TL olduğu, davalı Güvence Hesabının sorumlu olduğu teminat limitinin 410.000,00 TL olduğu, davacının bakıcıya muhtaç olup olmadığına ilişkin bilirkişi delilinden vazgeçtiği, tarafların kusur oranı, davacıda meydana gelen kalıcı maluliyet oranı ile iyileşme süresi ve paranın alım gücü gibi hususlar nazara alındığında davacının davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan takdiren 200.000,00 TL manevi tazminat talep edebileceği anlaşılmakla davacının maddi tazminat davasının talep artırım dilekçesi nazara alınarak kısmen kabulüne, manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
A)Davacının maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE,
796.744,845 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 53.734,83 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 3.500,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 853.979,67 TL maddi tazminatın ( davalı sigorta şirketi kalıcı iş göremezlik tazminat bedeli yönünden 410.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılar ... ve... yönünden kaza tarihi olan 19.05.2020 tarihinden itibaren, davalı Güvence Hesabı yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 58.338,35 TL karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 131.557,15 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı Güvence Hesabı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı Güvence Hesabı'na verilmesine,
Suç üstü ödeneğinden karşılanan 2.923,00 TL adli tıp kurumu fatura ücretlerinin, 12.200,00 TL bilirkişi ücreti, 2.581,00 TL posta gideri toplamı 17.704,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 17.703,99 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Adli Tıp Kurumu'nun 03/08/2023 tarih ... sayılı 3.845,00 TL bedelli faturasının davanın kabul red miktar oranı göz önüne alındığında hesaplanan 3.844,00 TL'nin davalılarca, 1,00 TL'nin davacı tarafça ilgili kuruma ödenmesine,
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.599,00 TL'nin davalılardan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 1,00, TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
B)Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜNE,
200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...’dan tahsili ile davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 13.662,00 TL harcın davalılar ... ve...’dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar... ve ...’dan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/10/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır