T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/927 Esas
KARAR NO : 2025/567
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/12/2022
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı ... vatandaşı..., bir takım gıda ürünlerinin satış ve ihracatı konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin bu kapsamda davalı şirket yetkilileri ile iletişime geçtiğini, müvekkili, müşterisinin ürünleri görmek istemesi üzerine, müşterilerini İstanbul'a davet ettiğini, 08 Mayıs 2022 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ..., Müşterisi ..., Türkiye'de yaşayan ve Türkçe bilen arkadaşı... ve...'da yaşayan arkadaşı ile birlikte ... içinde bulunan davalıya ait adrese gittiklerini, burada müşterisi tarafından davalı adresinde ürün seçimi yapıldığını, müvekkili müşterisi, ürünlerin ...'ya transferi için geçecek süreyi de dikkate alarak ürünlerin son tüketim tarihlerinin 08.05.2022 tarihinden en az 4-5 ay sonrası olmasını istediğini, bu hususun kendileri için en önemli şart olduğunu, belirtilen tarihten önceki ürünleri satmakta zorlanacaklarını, taleplerinin karşılanamayacak olması halinde ürünleri satın almayacağını belirttiğini, davalı şirket yetkilileri ise müşterinin son tüketim tarihine ilişkin bu talebini kabul ettiklerini, müşterisinin ürünleri seçmesi üzerine, müvekkili şirket yetkilileri bu ürünlerin kendilerine temini için 226.523,14TL bedelle davalı ile anlaştıklarını, davalı şirketin ön ödeme talep ettiğini, bu talep, daha sonra müvekkili ile aralarında anlaşılan bedelden mahsup etmek üzere müvekkilinin müşterisi tarafından karşılandığını, (Müvekkilinin müşterisinin şahsi kredi kartından 37.500,00TL bedeli davalı hesabına aktardığını) müvekkili şirket anlaşmaya varılan iş karışıldığında davalı ile anlaştığı 226.523,14TL bedelden müşterisinin ödediği 37.500,00TL bedel düştükten sonra kalan 189.025,00TL bedeli 12.05.2022 tarihinde ödediğini, 23.05.2022 tarihinde mallar davalının işçileri tarafından konteynıra yüklendiğini, 29.05.2022 tarihinde konteynerin Türkiye'den ...'ya yola çıktığını, davalı işçileri tarafından malların konteynırlara yüklenmesinden sonra, müvekkili şirket yetkilileri ürünlerin fotoğrafını çekerek anlaşma gibi malların son tüketim tarihlerinin 4-5 ay sonrası olduğunu müşterilerine ilettiğini, mallar 12.07.2022 tarihinde ...'ya vardığını, malların müşteri deposunda ayrılıp istiflenmesi sırasında konteynırın içinde dış kısımda kalan malların son tüketim tarihlerinin anlaşma gibi 4-5 ay olduğunu, iç kısımlarda kalan malların son tüketim tarihlerinin ise bir kısmının yükleme öncesi tarihlere, ait bir kısmının da anlaşmanın aksine 2-3 ay sonraki tarihlere ait olduğu müvekkili müşterisi tarafından tespit edildiğini ve hemen 24.07.2022 tarihinde durum müvekkili şirket yetkililerine bildirildiğini, böylece müvekkili, davalı tarafından konteynerlerin yüklenmesinden sonra kendisine gösterilen ve fotoğraflarını çektiği malların gözle görünen dış kısımdaki mallar olduğunu, davalının iç kısımdaki paletlerde kalan malların tarihlerini göstermeyerek kendisini aldattığını, müvekkili şirket yetkilileri 26.07.2022 tarihinde davalı şirket yetkilisi/sorumlusu ...'e durumu bildirdiğini, ürünlere ait görseller kendisi ile paylaşıldığını, ürünlerin, anlaşma gibi tavsiye edilen tüketim tarihlerinin minimum 4-5 ay değil, tavsiye edilen tüketim tarihlerinin yükleme öncesi ve sonraki 2-3 aylık periyot dahilinde sona erdiğini söz konusu malların bedelinin ödenmesi talep edildiğini, müvekkili şirket yetkililerinin kendisi ile görüşmesi neticesinde ... tarafından zararın karşılanacağı taahhüt edildiğini, ancak daha sonra sadece tavsiye edilen tüketim tarihleri (5. Ay) olanların bedellerinin ödeneceği belirtildiğini, bu durum müşteriye müvekkili şirket tarafından teklif olarak iletilmiş ancak müşteri bu teklifi kabul etmediğini, davalı tarafından da herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek; ayıplı hizmet sebebiyle anlaşmaya aykırı bir şekilde tarihe uyulmadan gönderilen malların bedeli olan 47.787,56TL'nin malların müşteriye ulaştırıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, nakliye ve vergi bedellerinin, falaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00TL'sinin malların müşteriye ulaştırıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK m.23/c uyarınca 2 ve 8 günlük ve TBK 223/2 maddesinde derhal olarak belirlenen ihbar süreleri içerisinde ve ayıp için gereken 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa bildirimde bulunması gerektiği; ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin şirketten 20.05.2022 tarihinde alınmasına rağmen 4 aya yakın zaman geçtikten sonra ayıplı ürünler için iade talep etmesinin basiretli tacir davranışına uymadığı; davanın hak düşrücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; faturaya konu malın davacıya satılıp teslim edildiği; müvekkili şirket, takibe konu faturadaki malları davacı şirkete teslim ettiğini, davacı şirketten, takibe konu faturadaki malların tesliminin yapılmadığı, eksik ve hatalı yapıldığı ve/veya ayıplı yapıldığına dair bugüne kadar davacıya iletilmiş bir ihbar/ihtar bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 20.05.2022 tarih ve ... NOLU e-fatura düzenlediğini ve davacıya teslim edildiğini, davacı, işbu faturaya karşı yasal 8 günlük sürede her hangi bir cevap ve itirazda bulunmadığını, 6102 sayılı TTK 21/2.madde uyarınca bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde mündericatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa, mündericatını kabul etmiş sayıldığını, faturaya konu mallar müvekkili şirket çalışanları tarafından konteynıra yüklenmediğini, ürünler davacı şirket tarafından davalının adresinden teslim alındığını, konteyner ve gümrükleme işlemleri davacı şirket tarafından yerine getirildiğini, ayrıca dış kısımlarda kalan son tüketim tarihlerinin 3-4 ay, iç kısımlarında olan ürünlerin son tüketim tarihlerinin 2-3 ay olduğu iddiasının afaki bir iddia olduğunu, vergi ödemelerinin davacı tarafından talep edilemeyeceği; şirketin yükleme, gönderim ve navlun yükümlülüğü bulunmadığı, whatsapp yazışmalarında iddia edilen delillerin kabul edilmediğini davacı vekili talebini 47.787,56 TL olarak belirlediğini, ancak, bu talebini faturaya konu hangi ürünlerin kaynaklandığını açıklamadığını faturaya konu malların teslim tarihinde (20.05.2022) son kullanma sürelerinin geçmediğini, davacı şirket ürünleri kontrol ederek teslim aldığını, her hangi bir itirazda bulunmadığını, faturaya konu malların ayıplı olmadığını, davacı vekili ayrıca gönderim ve gönderime ilişkin vergi ödemelerini de davalı şirketten talep ettiğini, bu talebin de haksız ve mesnetsiz bir talep olduğunu, müvekkili şirketin yükleme, gönderim ve buna ilişkin navlun vesaire yükümlüğünün bulunmadığını, müvekkili şirket faturaya konu malları yurt içine teslim ettiğini, ayrıca buna ilişkin talebin belirsiz alacak olarak talep edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, alacak davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, davacı ile davalı arasında vuku bulmuş satış sözleşmesi kapsamında son kullanma tarihi geçmiş veya geçmekte olan ürünlerin sözleşmeye aykırı olarak gönderilmiş olması nedeniyle davacı tarafından davalıya yapılan peşin ödemeden kaynaklanan 47.787,56 TL'nin istirdatı suretiyle tahsili hususundan kaynaklanmaktadır.
Mahkememiz 24/05/2023 tarihli duruşma ara kararı ile teslim hususu sözleşme neticesinde gerçekleşen fiili bir durum olduğundan taraflara tarafa tanıklarını bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde bildirildiğinde dinlenmek üzere çağrılmalarına karar verilmiştir.
Mahkememiz 15/11/2023 tarihli duruşmada tanık ... ve ...'ın hazır edildiği anlaşılmış ve tanık ..., tercüman vasıtasıyla beyanında ''ben davacı şirketin müşterisiyim, mayıs ayında ...'a geldim, iş yapmak amaçlı gelmiştim, ... firmasından ... ile atıştırmalık gıda ürünleri almak için ...'a gittik, birden fazla yer gezdik, en son şu an ismini hatırlayamadığım şirkette ürünler ile ilgili görüştük ve gambia'ya göndermek istediğimizi söyledik, deniz taşımacılığı en az bir ay süreceği için son kullanma tarihi en az beş ay sonrası olacak şekilde ürün talep ettik, anlaştığımız şey buydu, ön ödemeyi yaptık, geri kalanı ... firması halledecekti, hatırladığım kadarıyla 226.000,00 TL civarı ödeme yaptık, farklı ürünler aldık, bundan sonra kalan kısmı ... firması üstlendi, ürünlerin bir kısmı mağazaydı, onlara baktım, ancak tamamı mağazada değildi, ayrıca deniz taşımacılığında yapılan taşıma işlemi 30 ile 45 gün sürebilmektedir, bu nedenle dört, beş ay ve üzeri olacak şekilde son kullanma tarihi olması gerekmekteydi, mağazada bulunan ürünleri incelediğimde son kullanma tarihlerinin yakın olduğunu görünce bu malların teslimini istemedik, ilgili şirket bize bu konuda bir sıkıntı olmayacağını taahhüt etti, bundan sonra ... firması tarafından bana konteynar'a yüklendiği esnada fotoğrafları gönderildi, ancak ürünler palette streçlenmişti, fotoğraflar bana gönderildiğinde ...'daydım, limana ürünü teslim almaya gittim, ürünleri mağazaya götürdük, mağazada yaptığımız incelemede paletin dış kısmında kalan ürünleri talep edilen şekilde son kullanma tarihlerinin istenilen şekilde olduğunu gördüm, ancak iç kısımda yer alan ürünlerin son kullanma tarihleri geçmişti, bunların kimisinin son kullanma tarihinin mayıs, haziran olduğunu kimisinin ise ...'ya gelmeden önce son kullanma tarihlerinin dolduğunu gördüm, bunun üzerine ... firmasını aradım, fotoğraflarını çekerek kendilerine gönderdim, bu nedenle hayal kırıklığına uğradım'' şeklinde beyanda bulunduğu; tanık ... beyanında 'davaya konu olayda yaklaşık beş palet malı biz hazırladık, davacı şirket yetkilisi şu an huzurda bulunan bey paletler hazırlanıp mağaza dışına çekildiği esnada oradaydı, kendisine paletlerde bulunan tüm ürünler gösterilerek hasarlı olup olmadığı, eksik bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarını sordum, herhangi bir problem yaşanmadı, araca paletler yüklendi, ben malları sayıp malı kusurlu olup olmadığına dair huzurdaki kişiye bunları imzalattım, kendisi de bu ürünlere bakarak imzaladı, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir'' şeklinde beyan verdiği anlaşılmıştır.
Mahkememiz 04/12/2023 tarihli ara kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, dosya kapsamı itibariyle davacının uyuşmazlık konusu kapsamında davalıdan talep edebileceği fatura bedeli, davacının nakliye ve vergi bedellerinin talep edip edemeyeceği hususunda mahkememizce resen seçilecek 1 mali müşavir ve 1 taşıma uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişi ... ve taşıma uzmanı ...'den alınan 29/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle"..tarafların ibraz olunan e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, tarafların 2022 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davacının ticari defterlerine göre davacının dava tarihi itibariyle kaydi olarak1.098,14TL davalıya borçlu göründüğü, Davalının dava konusu istirdat talebine konu 20.05.2022 tarihli ... numaralı 226.523,14TL tutarlı fatura bedelinin tamamen ödenmiş göründüğü, davalının ticari defterlerine göre, Davalının dava tarihi itibariyle kaydi olarak 38.598,14TL alacaklı göründüğü, Davalının ticari defterlerinde davacının defterlerinden farklı olarak davacının 37.500,00TL tutarındaki kredi kartı ödemesi görünmediği, davacının istirdat talebine konu davacının düzenlediği faturaların tümü davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olmakla ayrıca bir teslim/tebliğ şerhi aramaya mahal olmaksızın yasal süresi içinde itiraza uğramamış olan davalı faturalarının davacı aleyhine borç doğurduğu, davacının yasal süresi içinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarından bulunduğuna dair dosyaya sunulu bir belge olmadığı, ayrıca dosyaya sunulu ürün fotoğraflarına göre söz konusu ürünlerin fatura tarihi itibariyle son kullanma tarihlerinin geçmemiş olduğu, dosyaya sunulu bir taşıma ve ihracat belgesi olmadığı, ayrıca davacının 47.787,56TL tutarındaki istirdat talebinin hangi ürünlere tekabül ettiğinin gerek miktar, gerek birim fiyat ve gerekse de tutar olarak açıklanması gerektiği, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu fatura içerir malların son kullanma tarihinin hangi tarih olduğuna dair dosyaya sunulu taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme olmadığı, bu nedenle davacının istirdat talebine esas ürünlerin son kullanma tarihinin fatura tarihinden 5 ay sonrası olacağına dair iddiasının dosyaya sunulu bilgi ve belgeler kapsamında bu aşamada ispata muhtaç olduğu, davacının ayıp ihbarını TTK m.23/1-c) ile düzenlenen süreler içinde yapmadığı, karşılıklı tanık anlatımları ile teyit edildiği üzere; denetim ve gözetiminde konteyner yüklemesi yapılan emtianın sonradan son kullanma tarihleri geçtiği veya süreleri az kaldığı iddiası ile ayıp ihbar sürelerinden sonra ayıp ihbarında bulunamayacağı tespit edilmiştir.
Mahkememiz 29/05/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davaya konu fatura değerinin 226.523,14 TL olduğu davacı vekilinin 47.787,56 TL yönünden istirdat talebinde bulunduğu anlaşılmakla HMK m.31 kapsamında davacının 47.787,56TL tutarındaki istirdat talebinin hangi ürünlere tekabül ettiğinin gerek miktar, gerek birim fiyat ve gerekse de tutar olarak açıklaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine beyanda bulunduktan sonra dosyanın kök bilirkişi raporunu düzenleyen heyete tevdi ile taraf vekillerini itirazları değerlendirmek suretiyle rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 22/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, Davacı vekili açıkça “...Çünkü taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme olmadığını, Dava dışı alıcının da bulunduğu ortamda talepler ve taahhütler sözlü olarak yapıldığını, Bu konuda dava dışı alıcı tanık olarak mahkeme huzurunda dinlenmiş ve verilen taahhütler hakkında tanıklık yaptığını, İddianın tanık delili ile ispatlandığını,...” ileri sürmektedir. Davacı yanın toplam emtia teslimi konusunda bir itirazı yoktur. Davacı yurtdışına ihracat yapmış, malları davalıdan tedarik etmiştir. Tüm mal davacı nezaretinde taşımaya alınmış ve gönderilene teslim ile süreç tamamlanmıştır. Ancak kapların dışında paketlerin son kullanma tarihi sorunu yokken, iç kısımlarda bir takım yüklerde son kullanma tarihi sorunu olduğu ileri sürülmektedir. Bu durumda söz konusu mal temininde ayıp olgusunu davacının ortaya koyması gerektiği
açıktır. Davacının yurt dışı müşterisine teslim edilen ürünlerden ne kadarının ve varış ülkesi hukukuna göre hangi sürelerle ticaretinin engellendiği, zararın gerçekten olup olmadığı ve miktarı hususları dosyada sabit değildir. Mahkemece verilen görev gereği de bilgi belge sunulmamış, tanık anlatımları ile zararın ispat edildiği ileri sürülmektedir. Bu durumda, davacının ödeme tutarından 47.787,56 TL tutarında malın zayi-ekonomik değeri kalmayacak şekilde son kullanma tarihlerinin geçtiği sayım-döküm tutanağı, zayi bildirimi, imha belgesi ve sair delille ispat edilemediği hususunda kök rapor değerlendirme sonucu değişmemektedir. Tanık anlatımlarının davacının iddiasını ispat edip etmediği hususunda takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye aittir. Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, davacının itirazlarına müteallik hususlara Kök Rapor'da değinildiği, ek rapor aşamasında dava dosyasına Kök Rapor'daki görüş ve kanaatler değiştirecek mahiyette yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı gözetilerek, bu aşamada da, aynı perspektif ile Kök Rapor'daki görüşün özünün muhafaza edildiği" tespit edilmiştir.
Mahkememiz 06/05/2025 tarihli ara kararı ile davalı ... Şirketi yetkilisi ...'e HMK.m228 kapsamında yemin davetiyesi çıkarılmasına, yemin davetine davalı şirket yetkilisinin bizzat gelecek celse duruşmada hazır bulunması, bulunmadığı yahut bulunup da yemini eda etmediği takdirde yemin konusu vakıaların ikrar etmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir.
Mahkememizin 21/05/2025 tarihli duruşmasında Davalı şirket yetkilisi ...'in hazır olduğu ve '"Dava konusu ürünlerin satın alınmasından önce, pazarlık aşamasında son tüketim tarihlerinin minimum 4-5 ay olması konusunda anlaşma bulunmadığına, ürünlerin davacı firma yetkilisince kontrol edilerek teslim alındığına, davacı şirketin ürünlerin anlaşmaya aykırı olarak gönderildiğini davacı tarafından 4-5 ay sonra iddia edildiğine; bildirim üzerine satış yetkilisi ... tarafından kendilerinin sıkıntı giderilmesi adına tazminin gerçekleşmesi için herhangi bir söz vermeye selahiyeti bulunmadığına, tarafımca bu yönde verilen bir söz olmadığına, ... ile tazmin konusunda bir görüşme yapmadığıma ve zararın giderileceğine dair herhangi bir söz söylemediğime'' dair namusum ve şerefim ve kutsal saydığım tüm inanç ve değerler üzerine yemin ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede taraflar arasında yazılı olmayan ticari ilişki kapsamında davacının davadışı yurt dışı müşterisine tedarik ettiği emtianın davalı yanın taahhüt ettiği niteliklerde olmadığı iddiası ile ayıp kaynaklı zarar meydana gelmesi nedeniyle malların bedelinin ve malların konteynır bazlı taşınması nedeniyle nakliye ve vergi bedellerinin talebi amacıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ekinde yer alan deliller incelendiğinde davalı tarafa ayıptan kaynaklı yapılan ihbar bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf davacının sunduğu whatsapp mesajlarını kabul etmediğini cevap dilekçesinde ileri sürmüştür. 15.11.2023 tarihli duruşmada beyanı alınan davacının müşterisi olan davadışı şirketin müşterisinin beyanında davacı şirket yetkilisi ile birlikte atıştırmalık gıda ürünleri almak için davalı şirkete gidildiği, ürünlerin incelendiği son kullanma tarihi yakın olması nedeniyle bu ürünlerin kabul edilmediği; davalının son kullanımın 4- 5 ay sonra olacak şekilde taahhüt verdiğini, yükleme esnasında fotoğrafları gördüğünü, gelen malların dış tarafının tarihinin talebi gibi olduğu ancak iç taraf ürünlerinin son kullanma tarihinin geçtiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı tanığı da beyanında davacı şirket yetkilisinin palet hazırlanıp mağaza dışına çıktığında orada olduğu, ürünleri gösterdiği ve ürünlere bakarak imzaladığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Davacı şirket yetkilisinin de aynı duruşmada alınan beyanında malların streçlenmiş şekilde palet üzerinde olduğu, detaylı inceleme yapılmadığını yalnızca dış taraftaki yazıların görülebildiği, iç kısımdaki yazıların görülemediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafın davalı taraf arasında davaya konu faturaya ilişkin mallardan kaynaklı tarihin 4-5 ay ileri verilmesi gerektiği hususunda yazılı ve kesin delil bulunmamaktadır. Davalı şirket temsilcisi yeminli beyanında da bu hususta yemin ettiği anlaşılmıştır.
Davacı şirket yetkilisinin davaya konu emtiaların taşınması esnasında malların ambalajlı olduğunu gördüğü, yalnızca dış kısmında yer alan bilgileri okuduğu, iç kısımda yer alan bilgileri göremediğini beyan etmiş ise de davacının yurt dışına ihraç etmek üzere davalıdan satın aldığı emtianın konteyner yüklemesine nezaret ettiği, yükün son halini ve dış görünüşünü denetleme imkanı bulduğu ayıp bakımından gerekli denetimde basiretli tacir olarak özeni göstermediği anlaşılmıştır. Davacının davalıdan tedarik ettiği malın ayıplı olduğu iddiasının TTK m.23/1-c bendi gereği ispatlayamadığı; davalıdan satın alınan emtianın 12.07.2022 tarihinde varış yerinde alıcıya teslim edilmesine karşın, alıcısının 24.07.2022 tarihinde ayıp konusunu davacıya bildirdiği, dolayısı ile iki günlük ayıp ihbar süresine uyulmadığı; 12.07.2022 tarihinde ...'ya ulaşan malların müşteri deposunda konteyner içinde dış kısımda kalan malların son tüketim tarihlerinin anlaşma gibi 4-5 ay olduğunu, iç kısımlarda kalan malların son tüketim tarihlerinin ise bir kısmının yükleme öncesi tarihlere ait bir kısmının da anlaşmanın aksine 2-3 ay sonraki tarihlere ait olduğu davacı müşterisi tarafından tespit edildiğini iddia etmiş ise de davacı ve davalı Türk şirketleri olduğu için teslim yeri ... da olsa, satış ulusal satış hükümlerine tabi olduğu için, somut olayda TTK m.23/1-c bendi gereği ihbar süresi hak düşürücü mahiyette kaçtığı; sekiz günlük süre dahi geçmiş olup, yapılan bildirim ayıp konusunda davacının davalıdan talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davalıdan malların bedelini ve malların konteyner bazlı yapılmasından kaynaklı nakliye ve vergi bedellerini de talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 3.278,03 TL karar harcının peşin yatırılan 819,51 TL harçtan mahsubu ile noksan kala 2.458,52 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/07/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır