T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/242 Esas
KARAR NO : 2025/571
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/05/2017
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketler ile davalı şirket arasında satış ve dağıtım hizmeti sağlanması hususunda 01/06/2007 tarihli hizmet sözleşmeleri imzalandığı, davacı şirketlerin kendi içeresinde grup şirketler olduğu, davalı ile yapılan sözleşmeler neticesinde ... Firması ...; ... firması da ... sözleşme hükümlerince hizmet verdiği, hizmet sözleşmesinin 23. Maddesinde taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin belirlenmiş olduğu, sözleşmenin bir yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren üç ay önce haber verilmediği takdirde sözleşmenin otomatik olarak bir yıl daha uzayacağının kararlaştırıldığı, 16/05/2016 tarihine kadar taraflar arasında sözleşme hükümlerinin devam ettiği, 16/05/2016 tarihine gelindiğinde ... firmasına, 18/05/2016 tarihinde ise ... firmasına ... tarafından yüklemeler yapılmadığı, davalı şirket yetkilerince artık kendileri ile çalışmaya devam edilmeyeceğinin bildirildiği, davacı şirketlerin sözleşmeden doğan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiği halde davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı olarak hiçbir bildirimde bulunmaksızın şekle ve sürelere uymadan feshettiği, yapılan bu fesihin tamamen haksız olduğu; ... ile sözleşmenin 6. Maddesinde belirtilen araç ve ekipman başlıklı maddesinde 2007 yılında toplam 17 adetten az olmamak üzere yaz mevsiminde dahi 4 C kasa içi sıcaklık sağlayacak soğutma sistemine sahip frigorifik araç ve yeterli sayıda şoför temin edeceği; sipariş arttığı dönemde ilave araç ve şoför istihdamı isteyebilir. Distribütör bu isteği en geç 1 hafta içerisinde yerine getirecektir. Hükmü gereği davalı ile devam eden sözleşmeye istinaden 33 kamyon istihdam etmek zorunda kaldığı; 18 adedi zincir market, 15 adedi geleneksel kanal aracı olarak çalıştığı; 40 adet plasiyet ve 22 adet depo ve muhasebe elemanı olmak üzere 62 adet personel bulundurduğu; sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tüm çalışanları işten çıkarıp 203.144,00 TL kıdem ödemesi yapmak durumunda kaldığı ve 7 işçinin iş davası açtığı; davalının süresinde fesih bildiriminde bulunması durumunda portföy arayışı yaşanabilecek ve ticari yaşantısına devam edebileceği çözümler bulabilecekken davalı tarafın sözleşmeden önce bildirimsiz feshi nedeniyle sıkıntı yaşadığı, davalının basiretli tacir olarak davranmadığı; ... ile sözleşmenin 6. Maddesinde belirtilen araç ve ekipman başlıklı maddesinde 2007 yılında toplam 27 adetten az olmamak üzere yaz mevsiminde dahi 4 C kasa içi sıcaklık sağlayacak soğutma sistemine sahip frigorifik araç ve yeterli sayıda şoför temin edeceği; sipariş arttığı dönemde ilave araç ve şoför istihdamı isyetebilir. Distribütör bu isteği en geç 1 hafta içerisinde yerine getirecektir. Hükmü gereği davalı ile devam eden sözleşmeye istinaden 24 kamyon istihdam etmek zorunda kaldığı; 28 adet plasiyet ve 19 adet depo ve muhasebe elemanı olmak üzere 47 adet personel bulundurduğu; sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tüm çalışanları işten çıkarıp 173.972,00 TL kıdem ödemesi yapmak durumunda kaldığı ve 5 işçinin iş davası açtığı; sözleşmenin 22. Maddesinde yer alan rekabet yasağı uyarınca müvekkil şirketin ne doğrudan ne de dolaylı rakip ürün satamayacağı; rakip ürünlerin dağıtıcılığını, bayiliğini üstlenemeyeceğini; davacıların yalnızca davalı firmaya hizmet etmek zorunda kaldığı; haksız fesih nedeniyle yoksun kaldığı kar ve zararların talep edildiği; davalı firmanın sözleşmenin feshedilmesi konusunda haksız ve kötü niyetli olduğu, davalı firmanın davacı yanında çalışan tüm personele davacı firma ile sözleşmeyi feshedeceklerini, dedikodu şeklinde yayarak davacı firma yanında çalışan bazı personeli kışkırttığını, bu söylentiler üzerine bazı çalışanlarda davacı firmadan ayrılmak suretiyle davalı firmanın bünyesine geçiş yaptığı, sözleşmenin 24. Maddesinde sözleşmenin süresinin 1 yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin vadesinden en az 3 ay önce fesih ihbarında bulunmazlarsa birer yıl süreyle uzatılacağı;fesih ihbarı olmadıkça devam edeceği; sözleşmenin süresi ne olursa olsun hiçbir koşulda 5 yılı geçmemek kaydıyla yürürlükte kalacağı, beşinci yılın sonunda hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulacağının kararlaştırıldığı; sözleşmenin başlangıcı olan 01.06.2007'den 16.05.2016 tarihine kadar sözleşme hükümlerinin uygulandığı; taraflar arasında imzalanmış başkaca sözleşme bulunmadığı; TTK m.121 uyarınca davalı tarafın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyip sözleşmeyi haksız feshettiği ve yasal ihbar sürelerine uymadığı; TTKm.122 uyarınca sözleşmenin karma nitelikte sözleşme olması nedeniyle hukuki ilişkiden kaynaklı acente hükümlerinin kıyasla uygulanması gerektiği ; sözleşmenin 10. Maddesinde davacıların piyasada ne şekilde çalışacağının belirlendiği; şirketin yıllık ve aylık kazançlarının tespiti ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığı kar kaybı ve zararın bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiği; davalı firmanın sözleşmeyi süresinden önce haksız bir şekilde feshettiği için davacı firmaların bu sözleşme boyunca kazanacağı kardan mahrum kaldığın, şirket tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle her iki şirkette de büyük zararlar oluştuğu sözleşmenin haksız feshinden itibaren kalan süreler için ve sözleşmenin fesih sürelerine uyulmadığı için davacı firmanın yoksun kalacağı kar ve uğradığı zarar için fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik her bir şirket için toplam da 20.000 TL tazminat istemenin zorunlu hale geldiği, neticeten davanın kabulüne, sözleşmenin haksız feshinden itibaren kalan süreler için ve sözleşmenin fesih sürelerine uyulmadığnıdan dolayı uğranılan kar kaybı ve zararların fazlaya ilişkih haklarının saklı kalması kaydıyla her bir şirket için şimdilik 10.000 TL olmak üzere kar kaybının ve zararlarının davalı yandan alınarak davacı şirketlerin her birine ayrı ayrı ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Davacı firmalar ile 2007 senesinde ... Dağıtım Sözleşmelerinin akdedildiği, davacılar ile akdedilen sözleşmeler kapsamında ..., ...; ... ise ...sınırları içerisinde müvekkil şirkete ait ürünleri, soğutma sistemine sahip kamyonlar vasıtasıyla müvekkil şirket tarafından belirlenen müşteri çevresine dağıtım ve iade ürünlere dair lojistik hizmetini üstlendiği, davacılarla akdedilen sözleşmelerin 1 Temmuz 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, karşılıklı anlaşılarak sona erdirildiği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tasfiye edildiği, davacıların, sözleşmelerinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği iddiasıyla dava aracılığıyla tazminat taleplerini ileri sürdükleri; taraflar arasındaki ilişkinin sona ereceği ve tasfiye edileceği 2016 yılının başından beri görüşülmeye başlandığı; görüşme ve e posta yazışmalarında çalışma koşullarının değiştirilmesi ve nihai olarak ilişkinin aşamalı olarak sona erdirilmesinin kararlaştırıldığı; öncelikle dağıtım işinin sona erdirildiği; 28 Mart 2016 itibariyle yalnızca lojistik hizmeti vermeye devam ettiği; karşılıklı mutabakat ile iskonto bedellerinin karşılıklı olarak düşürüldüğü; davacılarca üstlenilen ... bulunan depo masraflarının 27 Mart 2016 itibaren karşılandığı; depo masraflarının faturalandırılarak müvekkil şirketin alacağından mahsup edildiği; davacılarda bulunan tüm stokların davacıların mevcut borçlarından mahsup edilerek geri alındığı;ticari ilişkinin tasfiyesine başlanması üzerine iş akitleri sona erdirilmek durumunda kalan işçilerin ödenecek tazminatlarına ilişkin mali yardımda bulunduğu; tasfiye işleminin 1 Temmuz 2016'da sona erdiği; davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğundan davanın yetki itirazının kabulü ile reddine karar verilmesini talep ettiği; 5 Ocak, 7 Ocak ve 12 Ocak 2016 tarihlerinde davacılar yetkilisi ...ve müvekkil Şirket yetkilileri arasında yapılan yazışmalardan sözleşmenin mevcut durumunun tartışmaya açıldığıı, ilerleyen süreçte davacılar yetkilileri tarafından gönderilen 14 Ocak, 25 Şubat, 14 Şubat, 22 Mart ve 27 Mart 2016 tarihli e-posta yazışmalarından da, davacıların sözleşme ilişkisini salt dağıtım ve lojistik olarak değiştirme yönünde teklifte bulundukları ve sefer başına km ve yakıt üzerinden yapılan hesaplamalar doğrultusunda bir teklif ve sözleşme taslağı paylaşıldığı, davacıların sözleşmelerinin feshinin bildirimsiz ve hukuka aykırı şekilde yapıldığı iddialarının gerçeklerle bağdaşmadığı; araçlara yüklemenin durdurulmasının sebebinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tasfiye aşamasında sona ermiş olduğu; davacıların zarar kalemlerine ilişkin olarak müvekkil şirketin kendisine atfedilebilir sorumluluğun bulunmadığı,taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin "Araç ve Ekipman" başlıklı 6. maddeleri kapsamında sözleşmelerin ifası için araç ve ekipmanların teminine ilişkin olarak tüm hukuki, mali ve cezai sorumluluğun davacılara ait olduğu açıkça kabul ve taahhüt edildiği, müvekkil Şirket tarafından gerçekleştirilen feshin hukuka uygun olduğu ve davacıların sözleşmenin ifası için kamyon temin ve kullanılması hususunda münhasıran sorumlu oldukları dikkate alındığında, sözleşmelerin sona erdirilmesi sonrası bu kamyonlara ilişkin olarak müvekkil şirkete talep yönetilmesi hukuka aykırı bulunduğu, söz konusu kamyonlar davacıların aktifinde yer alan birer değer olduğu, araçları işlerinde kullanabilecekleri gibi her türlü tasarruf hakkına da sahip olduğu, davacının münhasırlık iddiasının gerçekle bağdaşmadığı, davacılar tarafından işletilen depolarda farklı tüzel kişiliklere ait marka ve ürünlere ilişkin depolama, ticari faaliyet yürütüldüğü, zarar iddialarının asılsız olduğu, sözleşmelerin mutabakatla sona erdiriliği neticeten davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, aksi halde usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, sözleşmelerin haksız feshedildiği iddiasıyla kar kaybı tazminine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında ilk olarak 01/06/2007 tarihinde başlayıp 16/05/2016 tarihine kadar devam eden gıda dağıtım sözleşmesinin davalı tarafından feshinin haklı olup olmadığı ve feshin haksız olması halinde davacının bu fesih nedeniyle kâr yoksunluğundan kaynaklı bir zararı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2019 tarih ... Esas... Karar sayılı ilamında özetle'Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır(HMK m.17).
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir(TTK m.12/1). Ayrıca ticaret şirketleri de tacir sayılırlar(TTK m.16/1).
Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir(TTK m.11 ).
Mahkememizce ön inceleme duruşmasında davalının yetki itirazı konusunda her ne kadar taraflar arasında 01/06/2007 yılında yapılan sözleşmenin 31. Maddesinde İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmış ise de, sözleşmenin 23. Maddesinde sözleşme süresinin 5 yıl olarak düzenlenip bu sürenin sonunda kendiliğinden feshedileceğinin düzenlendiği, 5 yılın sonunda taraflar arasında devam eden ticari ilişki nedeniyle yeni bir yazılı sözleşme ve yetki kaydı bulunmadığı anlaşıldığından yetki itirazının reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında yapılan sözleşmenin incelenmesinde yetkili mahkemeyi düzenleyen 31. Maddesinde iş bu sözleşme eklerinden doğabilecek bilcümle uyuşmazlıklarda ve teminatların paraya çevrilmesinde İstanbul Mahkameleri ve İcra-İflas Müdürlükleri yetkili olacaktır şeklinde düzenleme olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, hizmet sözleşmesinin 23. Maddesinde taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin belirlenmiş olduğunun, sözleşmenin bir yıl süreyle geçerli olduğunu, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren üç ay önce haber verilmediği takdirde sözleşmenin otomatik olarak bir yıl daha uzayacağının kararlaştırıldığını, 16/05/2016 tarihine kadar taraflar arasında sözleşme hükümlerinin devam ettiğini beyan etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde, davacılarla akdedilen sözleşmelerin 1 Temmuz 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, karşılıklı anlaşılarak sona erdirilmiş ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tasfiye edildiğini beyan etmiştir.
Davacı ve davalı vekilinin beyanlarından da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin aynı şart ve koşullarda 2016 yılına kadar devam ettiği çekişmesizdir. Davacı, dava dilekçesiyle 2016 yılında sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla sözleşmenin 23. Maddesinde sözleşme süresinin 5 yıl olarak düzenlenip bu sürenin sonunda kendiliğinden feshedilebileceği, düzenlenmiş ise de, tarafların beyanlarından sözleşmenin zımnen 2016 yılına kadar yürürlükte olduğu ve geçerli olduğu sabittir. Sözleşme sabit olduğuna göre, sözleşmenin bir parçası olan yetki sözleşmesinin de geçerli olduğu kuşkusuzdur.
Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, ticaret sicil kayıtları, sözleşmeler, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; tarafların tacir oldukları, taraflar arasında yapılan Sözleşmenin 31'inci maddesinde sözleşmeden kaynaklı ihtilaflarda çözüm yerinin İstanbul Mahkemeleri olarak belirlendiği, davacı ve davalı beyanlarından da sabit olduğu üzere sözleşmenin 2016 yılına kadar ayakta olduğu, sözleşmenin beş yıl süreli olduğu kararlaştırılmış ise de tarafların zımni iradeleri doğrultusunda devam ettiği, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konulara veya kesin yetki hâllerine ilişkin olmayıp, belirli olduğu ayrıca yetkili kılınan mahkemenin açıkça gösterildiği(HMK m.18), sözleşmede belirlenen mahkeme kesin yetkili olmamakla beraber davalının cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunarak uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemesinin yetkili olduğunu beyan ettiği(HMK m.19/2), bu halde genel yetki(m.6) ve diğer yetki kurallarının uygulanma imkanı kalmadığı, davalının yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun olduğu, mahkememizce her ne kadar ön inceleme duruşmasında davalının yaptığı yetki itirazının reddine karar verilmiş ise de verilen kararın yerinde olmadığı, davalının sözleşmedeki yetki şartına dayalı itirazı ile birlikte Mahkememizin yetkisinin sona erdiği, yetkili mahkemenini sözleşme ile belirlenen İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak yargılama harç ve giderleri yetkili mahkemede değerlendirilmek üzere Mahkememizin yetkisizliğine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2023 tarih ... Esas... Karar sayılı ilamında özetle ''...Taraflar arasında 01/06/2007 tarihinde imzalanan sözleşmelerin 31. Maddesinde "İşbu sözleşme eklerinden doğabilecek bilcümle uyuşmazlıklarda ve teminatların paraya çevrilmesinde İstanbul Mahkameleri ve İcra-İflas Müdürlükleri yetkili olacaktır" hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin 23. Maddesinde sözleşme süresinin 1 yıl olduğu, uzaması halinde en fazla 5 yıl yürürlükte kalacağı, bu sürenin sonunda kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde sözleşmenin süresinin 5 yıl olması nedeniyle bu süreden sonra taraflar arasındaki ilişkinin yeni bir sözleşme olduğunu ileri sürmektedir. Ancak dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin 16/05/2016 tarihine kadar aynen devam ettiğini, bu tarihten sonra sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kar kaybının tazminini talep etmiştir. Davalının kabulü de sözleşme ilişkisinin 2016 yılı temmuz ayına kadar devam ettiği yönündedir. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kesintisiz devam etmesi karşısında, sözleşmenin nazara alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak Sözleşme 01/06/2007 tarihli olup, dava 12/05/2017 tarihinde açılmıştır. Yani sözleşme 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde imzalanmış ancak dava 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmıştır. Bu nedenle ilgili hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
1086 sayılı HUMK'un 22.maddesinde; "Mahkemenin salahiyeti intizamı amme esasına binaen tayin edilmemiş olan hallerde iki taraf bir veya mütaaddit muayyen hususa mütaallik ihtilaflarının salahiyettar olmıyan mahal mahkemesinde görülmesini tahriren mukavele edebilirler. Bu halde işbu mahal mahkemesi o davaya bakmaktan imtina edemez." hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme ile taraflar genel yetki hükümlerinin yanında, aralarındaki ihtilaf nedeniyle yetki sözleşmesiyle başka bir mahkemenin daha yetkili olduğunu kararlaştırabilirler, bu durumda davacı genel hükümlere göre yetkili mahkemede dava açabileceği gibi sözleşmeyle belirlenen mahkemede de dava açabilir.
6100 sayılı HMK'nın 17.maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm ise münhasır yetki hükmüdür ancak kesin yetkiyi düzenlememektedir. Yani yetki itirazı süresi içerisinde ileri sürülmediği takdirde mahkemece re'sen nazara alınamayacak, yetkisiz mahkeme yetkili hale gelecektir.
6100 sayılı HMK'nın 448.maddesinde ise; "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bir usul hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra bir dava açılırsa, bu davaya yeni usul kurallarının uygulanması esastır. Dava konusu işlemin daha önce yapıldığı ileri sürülerek, o sırada geçerli kuralların uygulanması istenemez. Ancak yeni hükümlerin ne zaman yürürlüğe gireceği açıkça düzenlenmişse, bu düzenleme dikkate alınacaktır. Buna ilişkin hüküm yoksa, usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılması gerekir. Eğer bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse o işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış veya başlamamış ise, yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Çünkü genel olarak kanunlar hemen etkili olur ve uygulanırlar. (Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2000, syf 47 vd.) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/05/2013 tarihli ...E.... K. sayılı kararı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2016 tarihli ... E. ... K sayılı ilamında; "...Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 6100 Sayılı HMK.nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce 20.01.2009 tarihinde taraflar arasında düzenlenen Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin 8.maddesindeki yetkili mahkemeyi düzenleyen “Bu sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda ... ili mahkeme ve icra daireleri yetkilidir” hükmünün HMK.nın yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden sonra (23.12.2011 tarihinde) açılan davada HMK.nın 17.maddesi hükmü karşısında uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemelerin ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır;
Taraflar arasındaki sözleşme, 20.1.2009 tarihli olup, bu tarihte henüz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükte değildir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 10.maddesine göre “Dava, mukavelenin icra olunacağı veyahut müddeaaleyh veya vekili dava zamanında orada bulunmak şartiyle akdin vuku bulduğu mahal mahkemesinde de bakılabilir.'' Aynı Yasanın 22.maddesine göre '' Mahkemenin salahiyeti intizamı amme esasına binaen tayin edilmemiş olan hallerde iki taraf bir veya mütaaddit muayyen hususa müteallik ihtilaflarının salahiyettar olmayan mahal mahkemesinde görülmesini tahriren mukavele edebilirler. Bu halde işbu mahal mahkemesi o davaya bakmaktan imtina edemez.”
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uyuşmazlıkla ilgili “Sözleşmeden doğan davalarda yetki” başlıklı 10.maddesine göre; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” Aynı Yasanın 17.maddesine göre;“Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.”
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulanma” başlıklı 448. maddesi ise; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” şeklindeki ifadesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağına vurgu yapmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki 20.01.2009 tarihli sağlık hizmeti satın alım sözleşmesinin 8.maddesinde sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda ... mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 17.maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında sözleşme ile mahkemeleri yetkili kılabilecekleri aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirtilen mahkemede açılacağı, aynı Kanun’un 448.maddesi gereğince kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı belirtildiğinden yerel mahkemece bir tarafın kamu tüzel kişisi diğer tarafın tacir olduğu, sözleşme ile yetkili mahkeme olarak ... mahkemelerini yetkili kıldıkları, genel yetkili mahkemeyi kararlaştırmadıkları gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır..." denilerek 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde imzalanan sözleşme nedeniyle, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılan davalarda yetki sözleşmesinin HMK'nın 17.maddesi kapsamında değerlendirileceğine vurgu yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların, dava dilekçesinde açıkça taraflar arasındaki 01/06/2007 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshine dayalı tazminat talep ettikleri, davalı tarafın yasal süre içerisinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunduğu, sözleşmenin 31.maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun düzenlendiği anlaşılmakla, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca karar usul yönünden hukuka uygun olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede iş bu davanın ... 9. ATM... Esas sayılı dosyasında yargılamaya başlandığı; mahkemenin ... Karar sayılı ilamında yetkisizlik kararı verildiği ve kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 45. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve doyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Davacı ... Ltd.Şti ile davalı arasında "...Sözleşmesi" imzalandığı; davacının distribütör olduğu; sözleşmenin konusunun şirket tarafından satış ve/veya dağıtımı yapılan ürünlerin distribütör tarafından temin edilecek 4 C kasa içi sıcaklık sağlayacak soğutma sistemine sahip frigorifik kasalı araçlarla distribütöre tanınan münhasır bölge sınırları içerisindeki münhasır müşteri grubuna şirket tarafından belirlenen rut planına uygun dağıtım yapılması; iade malın belge ile teslim alınarak şirkete teslim edilmesi ve tüm bu işlerin şirketin ticari menfaatlerini ve itibarını koruyacak anlayış, dikkat ve özenle yapılmasına ilişkin şartların belirlenmesine ilişkin olduğu; münhasır bölgenin İstanbul Avrupa Yakası idari sınırlar içinde kaldığı bölge olduğu; münhasır müşteri grubunda "davalı tarafından belirlenecek olan stratejik öneme sahip satış noktaları" olarak belirlendiği, ulusal zincir mağazalar, yerinde tüketim noktaları; kamu ve özel kuruluşlar;bakkal büfe gibi yerlerin de kabul edildiği; sözleşmenin 23. Maddesinde taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin 01.06.2007 tarihinden itibaren bir yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin vadesinin bitiminden en az üç ay önce fesih ihbarında bulunmazlarsa sözleşme aynı şartlara birer yıl süreyle uzatılmış olduğu;fesih ihbarı olmadıkça devam ettiği; sözleşme süresi ne olursa olsun hiçbir koşulda beş yılı geçmemek kaydıyla yürürlükte kalır ve beşinci yılın sonunda herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sonra erer. İbaresinin yer aldığı; sözleşmenin 24. Maddesinde şirketin 3 ay önceden feshi ihbarda bulunmak kaydıyla herhangi bir sebep göstermesine gerek kalmaksızın sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğu; şirketin denetim elemanlarınca yapılan kontrollerde sözleşmeye aykırılık halleri görüldüğünde düzenlenecek raporda belirtilerek hazır bulunan distirbütör ya da elemanlarına imzalatılır. İmzadan imtina edilmesi hali de dahil raporda belirtilen sözleşmeye aykırılığı yeniden ihtara gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ekinde yer alan tutanaklar incelendiğinde özetle, 16.05.2016 tarihli tutanaklarda ayrı ayrı araçlarına yüklemelerin yapılmadığı, araçların yerine ... araçlarına yükleme yapıldığını tespit ettiklerini, davalı tarafından yüklemeye ilişkin bilgi verilmediği imza altına alınmıştır.
Davacı ... Ltd.Şti ile davalı arasında "..." imzalandığı; davacının distribütör olduğu; sözleşmenin konusunun şirket tarafından satış ve/veya dağıtımı yapılan ürünlerin distribütör tarafından temin edilecek 4 C kasa içi sıcaklık sağlayacak soğutma sistemine sahip frigorifik kasalı araçlarla distribütöre tanınan münhasır bölge sınırları içerisindeki münhasır müşteri grubuna şirket tarafından belirlenen rut planına uygun dağıtım yapılması; iade malın belge ile teslim alınarak şirkete teslim edilmesi ve tüm bu işlerin şirketin ticari menfaatlerini ve itibarını koruyacak anlayış, dikkat ve özenle yapılmasına ilişkin şartların belirlenmesine ilişkin olduğu; münhasır bölgenin İstanbul Avrupa Yakası idari sınırlar içinde kaldığı bölge olduğu; münhasır müşteri grubunda "davalı tarafından belirlenecek olan stratejik öneme sahip satış noktaları" olarak belirlendiği, ulusal zincir mağazalar, yerinde tüketim noktaları; kamu ve özel kuruluşlar;bakkal büfe gibi yerlerin de kabul edildiği; sözleşmenin 23. Maddesinde taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin 01.06.2007 tarihinden itibaren bir yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin vadesinin bitiminden en az üç ay önce fesih ihbarında bulunmazlarsa sözleşme aynı şartlara birer yıl süreyle uzatılmış olduğu;fesih ihbarı olmadıkça devam ettiği; sözleşme süresi ne olursa olsun hiçbir koşulda beş yılı geçmemek kaydıyla yürürlükte kalır ve beşinci yılın sonunda herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sonra erer. İbaresinin yer aldığı; sözleşmenin 24. Maddesinde şirketin 3 ay önceden feshi ihbarda bulunmak kaydıyla herhangi bir sebep göstermesine gerek kalmaksızın sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğu; şirketin denetim elemanlarınca yapılan kontrollerde sözleşmeye aykırılık halleri görüldüğünde düzenlenecek raporda belirtilerek hazır bulunan distirbütör ya da elemanlarına imzalatılır. İmzadan imtina edilmesi hali de dahil raporda belirtilen sözleşmeye aykırılığı yeniden ihtara gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ekinde yer alan tutanaklar incelendiğinde özetle, 18.05.2016 tarihli tutanaklarda ayrı ayrı araçlarına yüklemelerin yapılmadığı, araçların yerine ... araçlarına yükleme yapıldığını tespit ettiklerini, davalı tarafından yüklemeye ilişkin bilgi verilmediği imza altına alınmıştır.
Dava ve cevap dilekçesi ekinde yer alan mailler incelendiğinde 07.01.2016 tarihli e mail içeriğinde 2016 yılı çalışma şartlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı; taraflar arasında 11.01.2016'da yapılan toplantı kapsamında davacı ... tarafından toplantı değerlendirilmesine ilişkin e mailde "direkt dağıtım teklifinde yeni yılla birlikte artan maliyetler nedeniyle sadece makul bir kar marjı kalsa da teklifin geçerli olduğu; ... mevcut geleneksel kanal ticaretine sizin deponuzdan çıkacak şekilde devam etmek konusunda sorun olmadığı; ... ise mevcut depomuzdan sizin deponuza geçerek yaptığımız depo yatırımımız heba olmasına rağmen boğaz bölgesi teklifiniz içinde elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz; 2015 yılındaki düşüş teklifinizi kabul edemiyoruz, zararı fonlayabilmemiz mevcut kar marjları ile makul olmadığı.. Yeni sisteme geçene kadar ki süre içinde 2015 kondisyonları ile devam edip yeni sistemde eğer bizi uygun göreceğiniz iş fırsatı çıkarsa değerlendirmekten memnuniyet duyacağız" ifadesinin yer aldığı; 15.01.2016 tarihli e mail içeriğinde "dağıtım modeli değiştirilmeden kondisyonların uygulanmasının teknik olarak sebepsiz zarara yol açacağı; operasyona devam etmemizi istediğiniz sürece mevcut kondisyonla devam edeceği; 02.04.2016 tarihli e mail içeriğinde "davacı ... şirketine dünkü performansımız çok kötüydü. 82 nokta teslimat yapılamadan dönüldü. Geçen 10 günden sonra hala noktayı bulamadım gibi dönüşler olması kabul edilir sınırları aştığı; 42 nokta yerini bulamadım şeklinde dönüş yaptığı aşağıdaki araçta bu sorunun ciddiyetini gösterdiği; plasiyerin takip edildiği 3 gündür mağazalara yetiştiremedi sebebiyle faturanın yarısının geri geldiği, dönen faturalar nedeniyle ciro kaybedildiğinin bildirildiği; 27.04.2016 tarihli e mail içeriğinde özetle davacı ... şirketi tarafından davalıya teklifini revize ettiği; teklif kabul görürse hemen işi çıkaracağını beyan ettiği anlaşılmıştır.28.04.2016'da "dolapları ne zaman devredelim abi. Sevgiler " ifadesinde tarafların sözleşme kapsamında dağıtım ve lojistik işleri yönünden devir konusunda karşılıklı görüşmeler yürüttüğü anlaşılmıştır.
10 Mayıs 2016 tarihli e mail yazışmasında "personel çıkış ihbar maliyeti" davacı ... tarafından davalıya "... Bey dün sizle yaptığımız toplantıdan sonra bugün tekrar SGK ile görüştük, 14/05 tarihi itibariyle sözleşmenin sonlandırılması sonucunda 83 personelimizi işten çıkaracağımızı bildirdik. SGK bunun toplu işten çıkarmaya gireceğini, 4857 sayılı İş Kanunu 29. Maddeye göre iş akdinin feshinden 1 ay önce bildirilmesi, 1 aylık süre sonunda da personele ihbar edilmesi gerektiğini bildirdi. Yani 14/05 itibariyle personel 1 ay daha bordroda tutup 1 ay sonrada ihbar sürelerini işletmemiz gerekecek" ekte personelin 1 aylık maaşları, kıdem ve ihbar tazminatlarını hazırladık ifadelerinin yer aldığı ve tablo halinde listelerin bulunduğu anlaşılmıştır.
"Dolap zimmetleri" konusunda yapılan 17.05.2016 tarihli e mail yazışmalarında davacı şirketler adına ...tarafından gönderildiği ve içeriğinde "... Bey, Malumunuz süreç artık başladı. Hem size devrettiğimiz noktaların hem de biz de bakkalda bulunan noktaların tespit ve devrini ne zaman yapalım? bu konu ile ilgili fazla zamanımızda kalmadı aslında. Bu işle ben ilgileneceğim ve benim de fazla ömrüm kalmadı. Yardımcı olursanız çok sevinirim." ifadesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
14.01.2016-25.02.2016 ve 22.03.2016-27.04.2016 tarihlerinde davacı ... tarafından davalıya ".." operasyonu ile ilgili vermiş olduğumuz teklif aşağıda bilgilerinize sunulmuştur ifadesinin yer aldığı ve seferbaşı kamyon- kamyonetlerin fiyatının belirlendiği anlaşılmıştır. Cevap dilekçesi ekinde yer alan davacı ... ve davalı arasında şirket tarafından belirlenen ticari emtianın davacı yüklenici tarafından tüm sevk noktaları, tüm depo ve satış noktaları arasında soğutmalı araçlarla nakil ile ilgililere teslimine; satış noktalarından mal bedellerini tahsiline ilişkin olduğu ancak tarafların sözleşmede imzasının bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekiline sözleşmenin imzalı halini sunması için kesin süre verildiği halde sunulmadığı anlaşılmakla iş hu sözleşme hükme esas alınmamıştır.
Yetkisizlik kararı öncesi ...9. ATM ... esas sayılı dosyasında 08/05/2018 tarihli duruşma ara kararı uyarınca "HMK. 266 maddesi uyarınca Mahkememizce resen seçilecek 3 kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden uyuşmazlık konusu hakkında dosya üzerinden üzerinden; Mali Müşavir bilirkişi yönünden tarafların 2007-2016 yılları arası tüm yasal ticari defterleri üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği; 03.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle, tarafların ticari defter ibrazında bulunmadığı, davalının aralarındaki distribütörlük haksız şekilde feshinden bahsedilemeyeceğini; davacının 16.05.2016 ve 18.05.2012 tarihlerinden sonra davalıya yükleme yapılmasına engel olunmaması doğrultusunda ihtarname göndermemesinin sözleşme ilişkisinin anlaşma suretiyle son bulduğunu gösterdiği; mahkemenin aksi görüşü benimsemesi durumunda davacının en fazla 3 aylık süreye tekabül eden bir ihtar tazminatı isteyebileceği ancak bunun hesaplanabilmesi için gerekli delil ve verilerin dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir.
Yetkisizlik kararı sonrası mahkememizin işbu esasını alan davada yapılan yargılamada mahkememizin 11/10/2023 tarihli duruşma ara kararı ile taraflar arasında 01/06/2007 tarihinde başlayıp 16/05/2016 tarihine kadar devam eden gıda dağıtım sözleşmesinde davacıların sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, davacıların yükümlüğü olduğu işlerin mahiyeti, sözleşmeye aykırılık durumunun davalının sözleşmeyi fesih hakkının doğup doğmadığı, davalı tarafından feshinin haklı olup olmadığı ve feshin haksız olması halinde davacıların bu fesih nedeniyle kâr yoksunluğundan kaynaklı bir zararı olup olmadığı; sözleşme ile davalının üstlendiği edimin ifası halinde davacıların fiilen elde etmesi mümkün ve muhtemel kar miktarı tespit edilmek suretiyle bu kar miktarı ile sözleşme ile öngörülmüş olan cezai şart alacağı arasında fahiş bir durum olup olmadığı, fahişlik var ise oranı konusunda rapor alınmasına, ve ayrıca sözleşmeye konu cezai şart alacağının aynen tahsili halinde bunun davalı nezdinde sermaye kaybı ve borca batıklığa neden olup olmayacağı konu noktasında bir mali müşavir, bir sözleşme uzmanı, bir gıda ürünlerinin taşınması, depolanması ve satışı alanında uzman bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden dava dosyası ve tarafların defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yapılma suretiyle rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda mali müşavir ..., nitelikli hesaplama uzmanı ..., gıda mühendisi ...'dan alınan 28/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davacıların kâr kaybının hesaplanabilmesi için; Öncelikle davalı şirketlerin envanter defterlerini ibraz etmeleri, davacıların ticari defterleri içeriği sözleşme süresi boyunca davalıya ilişkin muavin defter dökümlerinin (excel formatında) davacılar tarafından, davalının ticari defterleri içeriği sözleşme süresi boyunca davacılara ilişkin muavin defter dökümlerinin (excel formatında) davalı tarafından, kâr kaybının hesaplamasına esas alınmak üzere davacıların 2015, 2016 ve 2017 yılları Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve eki bilanço ve gelir tablolarının davacılarca sunulması gerektiği, Kâr kaybının hesaplamasına esas alınmak üzere davacıların Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve eki bilanço ve gelir tablolarının ilgili vergi dairesinden ilgili vergi dairesinden de celbedilebileceğinin Sayın Mahkemenin takdrinde olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 10/07/2024 tarihli duruşma ara kararı ile taraf vekillerinin sunmuş oldukları deliller dikkate alınarak bilirkişi heyetinden rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 13/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, taraflar arasındaki sözleşmeden ürünlerin davacı şirketin araçlarına yüklenmesi, yüklendikten sonra davacı şirket tarafından dağıtımının yapılması gerektiğinin anlaşıldığı, dosyaya mübrez 17.05.2016 ve 18.05.2016 tarihli tutanaklarla davalı şirket tarafından davacı şirketlerin araçlarına yüklemelerin yapılmadığı, davalı şirketin edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşıldığı, davalı tarafça yüklemelerin yapılmadığı 17.05.2016 ve 18.05.2016 tarihlerinden önceki süreçte tarafların arasındaki mail yazışmalarında davacı tarafın sözleşmeyi karşılıklı sonlandırmaya yönelik nitelikte bir belgeye dosyaya mübrez belgelerde rastlanılamadığı, ayrıca taraflar arasındaki ilişkinin karşılıklı olarak sona erdirildiğine ilişkin bir anlaşmaya da rastlanılamadığı, şayet Mahkemece taraflar arasındaki mailler ile tarafların karşılıklı anlaştığı varılırsa davacı tarafın kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağının dosya münderecatında davalı tarafın fesih beyanına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılamadığı, davalı tarafın sözleşmeyi edim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek zımnen feshettiğinin düşünüldüğü, taraflar arasındaki belirsiz süreli sözleşme ilişkisi devam etse idi davacının gelir elde etmeye devam edeceğinin düşünüldüğü, Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunmasıdurumunda davacının mahrum kaldığı kardan bahsedilemeyeceğinden davacının kar mahrumiyeti talebinde bulunması mümkün olmayacağı, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden davalı tarafın sorumlu olduğunun düşünüldüğü, bu sebeple nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere sözleşme ilişkisinin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiğinin düşünüldüğü, Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davalıya kusur atfedilemeyeceğinden davacının kar mahrumiyeti talebinde bulunması mümkün olmayacağı, davacının mahrum kaldığı kazancın hesaplanabilmesi için ifade edildiği üzere davacının aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, bu süre itibarıyla elde edeceği gelirin hesaplanması ve bu süre itibarıyla yapmadığı giderlerin mahsup edilmesi suretiyle zararının belirlenmesinin gerekli olduğu, bu nedenle davacıların kâr kaybı hesabında faaliyet kârının esas alınması gerektiği, Her iki davacının da ibraz olunan ticari defterlerinin sahibi lehinde delil keyfiyetini haiz olduğu, Her iki davacının da ticari defter kayıtlarına göre davalı ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesi gereği, tek ticari mal tedarikçisinin davalı şirket olduğu, davacıların esas faaliyetine konu emtiaların tamamının davacıdan alınmış olduğu, Bu nedenle davacıların kâr kaybı hesabı yapılırken Kurumlar vergisi beyannamesi eki ve ticari defter kayıtları ile uyumlu gelir tablosunda yer alan faaliyet kârının esas alınmasının en doğru yaklaşım olduğu, Davacı ... Şti, 2015 yılında 1.071.758,84TL faaliyet kârı elde etmiş olmakla taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş olsaydı, yıllık sözleşme süresinde elde edebileceği kâr da 1.071.758,84TL olduğu, Davacının aynı koşullarda Gıda Malzemeleri Dağıtımı konusunda yeni bir distribütörlük sözleşmesi akdedebileceği makul süre bilirkişi heyetimizin kadri marufunda olup 3 ay olarak tespit edilmiş olup buna göre davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin talep edebileceği kâr kaybı (1.071.758,84TL / 12 ay X 3ay —) 267.939,71TL olarak tespit edildiği, Davacı ... Tic. Ltd. Şti, 2015 yılında 87.016,55TL faaliyet kârı elde etmiş olmakla taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş olsaydı, | yıllık sözleşme süresinde elde edebileceği kâr da 87.016,55TL olduğu, Davacının aynı koşullarda Gıda Malzemeleri Dağıtımı konusunda yeni bir distribütörlük sözleşmesi akdedebileceği makul süre bilirkişi heyetimizin kadri marufunda olup 3 ay olarak tespit edilmiş olup buna göre davacı ... Ltd. Şti'nin talep edebileceği kâr kaybı (87.016,55TL / 12 ay X 3ay)21.754,14TL olarak tespit edildiği, Taraflar arasındaki sözleşmede davalı aleyhine kararlaştırılmış bir cezai şarta rastlanılamadığı, takdiri muhterem mahkemeye ait olmak üzere davalı şirketin 09.05.2024 tarihli dilekçesi ekinde sunulu 2014 yılı envanter defteri dökümündeki kaydi verilere göre özvarlığı 7.113.628,88TL olmakla hesaplanan kâr kaybının davalının ticari hayatının mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememizin 19/02/2025 tarihli ara karar uyarınca "Davacılar vekiline dava dilekçesi netice talep kısmında yer alan " her bir şirket için 10.000,00 TL olmak üzere kar kaybının ve zararlarının" neler olduğu hususunu açıklaması ve her bir zarar kalemi yönüden HMK m.31 kapsamında açıklama yapması için kesin süre verildiği; davacılar vekilinin 05/03/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle, .....Ltd.Şti Yönünden Uğramış Oldukları Zararlar Kapsamında Alacak Kalemleri 1- Müvekkillerden ...firması sözleşme hükümleri uyarınca bünyesinde davalı ile devam eden sözleşmeye istinaden 2016 yılında toplamda 33 kamyon satın alarak istihdam etmek zorunda kalmıştır. Bu araçların 18 adedi zincir market aracı ve 15 adedi geleneksel kanal aracı olarak çalışmıştır. Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle araç yatırımlarından kaynaklanan zararların karşılanması amacıyla fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000,00 TL talep ediyoruz.; 2-... firması 40 adet Plasiyer ve 22 adet depo ve muhasebe elemanı olmak üzere 62 adet personel bulundurmuştur. Sözleşmenin bildirim sürelerine uyulmaksızın haksız olarak feshi nedeniyle müvekkil şirket tüm çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle de toplamda 203.144,00 TL kıdem ödemesi yapmak zorunda kalmıştır. Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle işten çıkarılan bu personellerden 7 tanesi müvekkil şirkete karşı iş davası açmıştır. Bahsedilen iş davalarına ait müvekkil şirketin borçlu olduğu icra dosyaları; esas numaraları ve işçi isimleri ile birlikte ekte sunulmaktadır. Bu kapsamda fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000,00 TL talep etmekteyiz.;3- Sözleşmenin 22. Maddesinde yer alan rekabet yasağı uyarınca müvekkil şirketler tarafından sadece davalı firmaya hizmet verilmek zorunda kalınmıştır. Davalı firma tarafından sözleşmenin feshine kadar müvekkil şirkete gerekli bilgilendirmeler yapılmadığından müvekkil şirketlerin ticari hayatlarının bir anda son bulmasına sebep olmuştur. Bu durum müvekkil şirketler açısından denkleştirme tazminatı talebini haklı kılmaktadır. Müvekkil şirketlerin yoksun kaldığı kar ve zararları için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL talep etmekteyiz.;4- ... firmasının 2015 yıllık cirosu 4.882.475 TL iken prim karşılığında kazancı da ...müşterilerine taşıma sözleşmesi neticesinde yapılan sevkiyat cirosu 2015 yılında 22.846.136 TL’dir. Bu rakam üzerinden de sözleşme gereği %7 prim alınmaktadır. Bu rakamda 1.599.229 TL’dir. 2015 yılında ...’nın sözleşme hükümlerince ...’dan kazancı 6.481.774 TL’dir. Bu firmanın 2016 yılının Ocak ayından Mart ayına kadar toplamdaki Cirosu 8.450.365 TL’dir. ... Firmasının 2016 yılının Ocak ayından Mart ayına kadar toplamdaki Cirosu da primleri ile birlikte toplam da 1.178.787 TL’dir. Müvekkil şirketin yıllık ve aylık kazançlarının tespiti ile haksız fesih nedeniyle kar kaybı ve zararının tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL talep etmekteyiz.;5- Davalı firma sözleşmeyi süresinden önce haksız bir şekilde feshettiği için müvekkil firmalar bu sözleşme boyunca kazanacağı kardan mahrum kalmış bunun yanı sıra şirket tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkil şirkette büyük zararlar oluşmuştur. Sözleşmenin haksız feshinden itibaren kalan süreler için ve sözleşmenin fesih sürelerine uyulmadığı için müvekkil firmanın yoksun kalacağı kar ve zarar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL talep etmekteyiz.
... Yönünden Uğramış Oldukları Zararlar Kapsamında Alacak Kalemleri Sıralanmıştır.
1- Müvekkillerden ... sözleşme hükümleri uyarınca bünyesinde davalı ile devam eden sözleşmeye istinaden 2016 yılında toplamda 24 kamyon satın alarak istihdam etmek zorunda kalmıştır. Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle araç yatırımlarından kaynaklanan zararların karşılanması amacıyla fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000,00 TL talep etmekteyiz. 2- 28 adet plasiyer, 19 adet depo ve muhasebe elemanı olmak üzere toplamda 47 adet personel bulundurmuştur. Sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle müvekkil ... tüm çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle de toplamda 173.972,00 TL kıdem ödemesi yapmak zorunda kalmıştır. Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle işten çıkarılan bu personellerden 5 tanesi müvekkil şirkete karşı iş davası açmıştır. Bahsedilen iş davalarına ait müvekkil şirketin borçlu olduğu icra dosyaları; esas numaraları ve işçi isimleri ile birlikte ekte sunulmaktadır. Bu kapsamda fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000,00 TL talep etmekteyiz.3- Sözleşmenin 22. Maddesinde yer alan rekabet yasağı uyarınca müvekkil şirketler tarafından sadece davalı firmaya hizmet verilmek zorunda kalınmıştır. Davalı firma tarafından sözleşmenin feshine kadar müvekkil şirkete gerekli bilgilendirmeler yapılmadığından müvekkil şirketlerin ticari hayatlarının bir anda son bulmasına sebep olmuştur. Müvekkil şirketlerin yoksun kaldığı kar ve zararları bulunmaktadır. Müvekkil şirketlerin yoksun kaldığı kar ve zararları için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL talep etmekteyiz.4- Müvekkil şirketler gerek satış gerekse de dağıtım hizmetleri vermek suretiyle 2007 yılında net satış üzerinden %5 hizmet bedeli fatura karşılığında kazanmakta iken 2016 yılında bu rakam %7 civarında olmuştur. ... firmasının 2015 yıllık cirosu 1.652.953,00 TL iken prim karşılığında kazancı da ... müşterilerine taşıma sözleşmesi neticesinde yapılan sevkiyat cirosu 2015 yılında 39.073.976TL ‘dir. Bu rakam üzerinden de sözleşme gereği %7 prim alınmaktadır. Bu rakamda 2.735.178,00 TL’dir. 2015 yılında ...’nın sözleşme hükümlerince ...’dan toplam kazancı 4.388.131 TL’dir. Bu firmanın 2016 yılının Ocak ayından Mart ayına kadar toplamdaki Cirosu da primleri ile birlikte toplamda 793.322,00 TL’dir. Müvekkil şirketin yıllık ve aylık kazançlarının tespiti ile haksız fesih nedeniyle kar kaybı ve zararının tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL talep etmekteyiz. 5- Davalı firma sözleşmeyi süresinden önce haksız bir şekilde feshettiği için müvekkil firmalar bu sözleşme boyunca kazanacağı kardan mahrum kalmış bunun yanı sıra şirket tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkil şirkette büyük zararlar oluşmuştur. Sözleşmenin haksız feshinden itibaren kalan süreler için ve sözleşmenin fesih sürelerine uyulmadığı için müvekkil firmanın yoksun kalacağı kar ve zarar için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL talep etmekteyiz.Davalı tarafından, ticari hayatın gereği olarak önceden müvekkil şirkete feshe ilişkin bildirimde bulunulmuş olsaydı, müvekkil şirket tarafından araç alımı yapılmayacak, personeller haksız bir şekilde işten çıkarılmayacak ve böylece ödemede bulunulmamış, müvekkil şirket yönünden yeni portföy arayışı yapılabilecek, ticari hayatı sekteye uğramayacak ve bunun neticesinde ticari faaliyetlerini sonlandırmak mecburiyetinde kalmayacaktı. Ancak dosya kapsamında sabit olan davalı şirketin haksız feshi neticesinde müvekkil şirket, belirtilen zararlara uğramıştır. Tekrar belirtmek gerekir ki haksız fesih sonrası müvekkil şirketlerin tüm ticari faaliyetleri durmuş ve sektörden silinmişlerdir. Tüm bu dosya kapsamında belirtmiş olduğumuz alacak kalemleri kapsamında hakkaniyete uygun hesaplamalar yapılmak suretiyle taleplerimizin kabulü gerekmektedir. " ifadesine yer verildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili 20/05/2025 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle davacı ... şirketine ait 10.000 TL belirsiz alacak olarak ikame ettiğimiz kar kaybının 257.939,71 TL artırarak, toplam 267.939,71 TL olduğunun tespiti ile, davacı ... şirketinin 10.000 TL belirsiz alacak olarak ikame ettiğimiz kar kaybının 31.000 TL artırarak, toplam 41.000 TL olduğunun tespiti ile, tüm alacaklarının 12/05/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirketlere ödenmesine, bedel artırım içerikli işbu dilekçemizin davalı tarafa tebliğine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede 01/06/2007 tarihinde davacı ... Tic. Ltd.Şti ile davalı arasında "...Sözleşmesi" imzalandığı; davacı ... Ltd.Şti ile davalı arasında "...Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmelerin konusunun davacıların davalının belirlediği münhasır bölge kapsamında mal dağıtımı yaparak, iade malın teslim alınarak davalıya teslimi içerdiği; dağıtım ve lojistik işleri yönünden anlaşma bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacıların distribütör olduğu iş bu hizmet sözleşmeleri kapsamında davacılar vekili iş bu sözleşmelerin karma nitelikte sözleşmeler olduğundan bahisle acentelik hükümlerinin kıyasen uygulanmasını talep ettiği anlaşılmakla davacıların sözleşmeler kapsamında yapılan incelemede, davacılara münhasır bölgede ayrı ayrı İstanbul Avrupa yakası idari sınırları içerisinde hizmet sunulması "münhasırlık hükümleri saklı kalmak kaydıyla" genişletilip daraltılabileceği, yeni bölgeler ihdas edilebileceğini kararlaştırıldığı; dava dilekçesi içeriğinde denkleştirme tazminatının talep edildiği anlaşılmakla denkleştirme tazminatının ancak acentelik veya tekel hakkı veren tek satıcılık niteliğindeki sözleşmelere dayalı olarak talep edilebileceği anlaşılmakla, İstanbul BAM 12. HD ...Esa... Karar sayılı ilamında "...Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça denkleştirme istemi olarak tanımlanan, doktrinde de genel olarak portföy tazminatı olarak da ifade edilen bu tür tazminat, somut olaydaki sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, anılan kanunun 134. maddesinde; muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecbur olduğu, müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir tazminatın acenteye yahut yukarıdaki hallere göre onun yerine geçenlere verileceği hükme bağlanmıştır. 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesine göre ise, acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Aynı maddenin 5. fıkrasında ise bu hükmün tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. " dikkate alındığında davacıların denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmıştır.
Davacıların davalının haksız olarak sözleşmeyi haksız feshettiği ve yasal ihbar sürelerine uymadığını iddia etmiş ise de taraflar arasındaki e mail yazışmaları dikkate alındığında taraflar arasında 01.06.2007 tarihinde başlayan ticari ilişkinin sözleşme süresinin her halükarda 5 yol sonunda kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırılmasına rağmen bu süre sonrasında da devam ettiği; e mail içerik yazışmalarında 14.05.2016 tarihinde sözleşmenin sonlandırılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacıların dava dilekçesi ekinde yer alan 16.05.2016 ve 18.05.2016 tarihli tutanaklarda davalının davacıların araçlarına yüklemelerin yapılmadığı, araçların yerine ... araçlarına yükleme yapıldığını tespit ettiklerini, davalı tarafından yüklemeye ilişkin bilgi verilmediği belirtilmiş ise de davacıların iş bu tutanaklara dayanarak davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceğinden davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ispat edememiştir."Dolap zimmetleri" konusunda yapılan 17.05.2016 tarihli e mail yazışmalarında davacı şirketler adına ... tarafından gönderildiği ve içeriğinde "... Bey, Malumunuz süreç artık başladı. Hem size devrettiğimiz noktaların hem de biz de bakkalda bulunan noktaların tespit ve devrini ne zaman yapalım? bu konu ile ilgili fazla zamanımızda kalmadı aslında. Bu işle ben ilgileneceğim ve benim de fazla ömrüm kalmadı. Yardımcı olursanız çok sevinirim." ifadesi de dikkate alındığında tarafların sözleşme ilişkilerini karşılıklı sonlandırma noktasında anlaştıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle davacıların davalının sözleşme ilişkisi kapsamında tek taraflı bildirimde bulunmadan sözleşmeyi feshetmediği, tarafların sözleşme ilişkilerinin sonlandırılması hususunda anlaşma sağladığı anlaşılmıştır. Sözleşmeler kapsamında davacıların ayrı ayrı araç yatırımı yapması nedeniyle zarar uğradığını iddia etmiş ise de araçların mülkiyetinini davacılarda olduğu, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle uğranılan zararların dosya kapsamında deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmakla iş bu kalem yönünden davalıdan talepte bulunmayacağı anlaşılmıştır.
Sözleşmelerin feshi nedeniyle davacı şirketlerden işçi çıkarılması nedeniyle kıdem ödemesi yapılması nedeniyle ödenen miktarların tazmini konusunda zararın tazmini talep etmiş ise de taraflar arasındaki e mail yazışmalarında da 10 Mayıs 2016 tarihli e mail yazışmasında "personel çıkış ihbar maliyeti" davacı ... tarafından davalıya "Hasan Bey dün sizle yaptığımız toplantıdan sonra bugün tekrar SGK ile görüştük, 14/05 tarihi itibariyle sözleşmenin sonlandırılması sonucunda 83 personelimizi işten çıkaracağımızı bildirdik. SGK bunun toplu işten çıkarmaya gireceğini, 4857 sayılı İş Kanunu 29. Maddeye göre iş akdinin feshinden 1 ay önce bildirilmesi, 1 aylık süre sonunda da personele ihbar edilmesi gerektiğini bildirdi. Yani 14/05 itibariyle personel 1 ay daha bordroda tutup 1 ay sonrada ihbar sürelerini işletmemiz gerekecek" ekte personelin 1 aylık maaşları, kıdem ve ihbar tazminatlarını hazırladık ifadelerinin yer aldığı ve tablo halinde listelerin bulunduğu, davalının sözleşmeyi süresinden önce haksız feshi söz konusu olmadığı ve taraflar arasında işten çıkarılacak personele ödeme konusunda görüşmelerin bulunması nedeniyle davalının iş bu kalem kapsamında zararların dosya kapsamında deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmakla iş bu kalem yönünden davalıdan talepte bulunmayacağı anlaşılmıştır.
Davalının sözleşmeyi feshi nedeniyle davacıların aylık- yıllık kazançlarının tespiti ile kar kaybı ve zararın tespiti talep edilmiş ise de 28.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacıların ticari defterlerinin 2015- 2016 ve 2017 yıllarına ait e defter beratlarının oluşturulduğu ancak envanter defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle davacıların lehinde delil vasfına haiz olmadığı; Mahkememiz ara kararı uyarınca kök raporda yer alan eksiklikler yönünden dosyaya kazandırılan Vergi Dairesi müzekkere cevapları dikkate alınarak davacı vekilince yalnızca envanter defter kapaklarının sunulduğu bu haliyle davacılar yönünden defterlerin usule uygun olarak tutulmadığı sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar kar kaybı talep edilmiş ise de e mail yazışmalarında 26/08/2016 tarihinde son bakiyeleri gönderebilir misiniz? ibaresinin yer aldığı; son mutabakata göre teminat fazlası bulunması nedeniyle teminat mektuplarının iadesinin talep edildiği anlaşılmakla taraflar arasında sözleşme ilişkisinin karşılıklı sona ermesinden kaynaklı mutabakat oluştuğu bu kapsamda teminat mektuplarının iadesinin de talep edildiği anlaşılmakla davacıların sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih iddiasıyla oluştuğu kar kaybını dosya kapsamında deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmakla iş bu kalem yönünden davalıdan talepte bulunmayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle dosya kapsamında alınan 13/01/2025 tarihli ek raporda yer alan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişinin görüşünün davalının sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığına ilişkin görüşü hükme esas alınmayarak yukarıda açıklanan gerekçeler neticesinde davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 21.103,67 TL karar harcının peşin yatırılan 341,55 TL harç ve 4.955,00 TL ıslah harcından mahsubu ile noksan kalan 15.807,12 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 49.430,35 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 630,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/07/2025
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır