T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/329
KARAR NO : 2025/389
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 05/11/2019
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizin 2019/627 E, 2022/621 K. Sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesi'nin 2022/1478 E., 2023/578 K. Sayılı kararı ile kaldırılmakla dosya yukarıda belirtilen sıraya kaydedildi, Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ....Mahkemesi'nin .... sayılı kararı uyarınca Davalı ... Aş'nin huzurdaki davada taraf olmayan ... Şirketi'ne 15.270.975,42 Ruble tutarında ana para ve 16.476.078,83 Ruble tutarında gecikme faizi ödemesine hükmedildiğini; Mezkûr kararın 12.01.2015 tarihinde kesinleştiğini, ... Mahkemesi'nin kararıyla hüküm altına alınan söz konusu alacak 20.12.2017 tarihinde müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini; Müvekkili Şirket devir ve temlik aldığı alacağını tahsil etmek amacıyla Türkiye'de tanıma ve tenfiz istemli dava ikame edildiğini, ... 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E.sayılı dosyasından görülen tanıma ve tenfiz davası sonucunda ... Mahkemesinin ... sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verildiğini kararın 05.07.2019 tarihinde kesinleşme şerhi alındığını; Alacağın tahsilini teminen ... 19.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyasında nezdinde devam eden ilamlı icra takibi neticesinde Davalı Şirketin müvekkili şirketin alacağını ödemediğini dava tarihi itibariyle alacağın tahsil edilmediği belirtilmiş; İcra dairesine bir iflas takip talebinde bulunulmadığın doğrudan ticaret mahkemesinde iflas davası açılabileceğini, İİK.177/f.4.hükmü gereğince ilama dayalı alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemiş olması durumunda alacaklı doğrudan takipsiz iflas davası açılabileceğini, ilamlı icra takibinde borçluya ödeme emrinin 30.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, borcun ödenmediğini, borçlu şirketin üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz bütün malların değeri parayla ölçülebilir her türlü emtia vs.kıymetin defterinin tutulması ile borçlunun o mallar üzerinde tasarrufu kısıtlanmayacağından ve bu sebeple borçlunun bir zararı doğmayacağından mevzuat gereği taraflarınca herhangi bir teminat yatırılmasının söz konusu olmayacağını,İİK.159/f.II hükmünün açıkça bu şekilde düzenlendiğini, alacağın ilama bağlı olduğu durumlarda mahkemece muhafaza tedbirlerine hükmedilmesi durumunda teminat ödenme şartı aranmayacağını; belirtilen nedenlerle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmesi, talep ettikleri muhafaza tedbirlerinin kabulünü, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, yurt dışında verilen kararın müvekkilinin savunma hakkı ihlal edilerek verildiğini, bu bakımdan tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını; davacının doğrudan doğruya iflas davası açmaya yetkili olup olmadığının incelenmesinin gerektiğini, İİK.177./f.4'de doğrudan doğruya iflas hakkı tanıyan hallerden birisi alacaklının borcunu, ilama müstenit alacak emriyle istediği halde ödememesi şeklinde belirtildiğini, ancak işbu davada iddia edilen borcun ilama bağlanıp bağlanmadığının muğlak olduğunu, yurt dışında karara bağlandığı kabul edilse dahi Türkiye'de tanıma ve tenfizinin yapılamayacağının aşikar olduğunu bu bakımdan davacının doğrudan doğruya iflas talep etme yetkisinin bulunmadığını; müvekkili şirketin itibarlı bir şirket olduğunu, iflasını gerektirir bir durum olmadığını; yalnızca ekonominin kötü gidişatından etkilenildiğini; müvekkilinin mal kaçırma niyeti olmadığından muhafaza tedbirlerinin Sayın Mahkemece uygulanmasının müvekkilleri şirketin itibarını sarsacağını, alacak tahsilini kötü yönde etkileyeceğini,Rusya uçağının düşürülmesi ile Rusya ile yaşanan siyasi ve ekonomik krizin, Arap ülkelerinde yaşanan iç savaşların ve dünyadaki olumsuz gelişmelerin ülke ekonomisine yansıması neticesinde ,tüm sektörlerde olduğu gibi müvekkili şirketinde içinde bulunduğu inşaat sektörününde çok büyük yaralar aldığını, tüm bunların üzerine ... ile yaşanan ... krizi ile birlikte döviz kurunda dalgalanma meydana geldiğini, bu dalgalanmanın inşaat sektörünü mağdur ettiğini; dolar kurunun yükselmesi gibi nedenlerle şirket bakımından maddi sıkıntılar yarattığını; davacının alacak iddia ettiği dönemde 1 doların 1 Türk Lirası karşılığının 2,99 iken 7,50 seviyelerine yükseldiğini, dolar borçlarının arttığını, bu durumun göz ardı edilemeyecek ekonomik realite olduğunu; bu ekonomik çerçevede müvekkili şirketin maliyet ve harcamalarında da önemli artışlar olduğunu, ancak buna rağmen müvekkilinin faaliyetine devam ederek eski gücünü kazanmaya çalıştığını; tüm bu mücbir sebepleri göz ardı eden davacının, dava dilekçesiyle müvekkilinin mal varlığını saklamakta borçlarını ödememekle yurt dışına mal kaçırmakla suçladığını; asılsız iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını; müvekkilinin iflasını gerektirir bir durum olmadığını; dava koşullarının gerçekleşmediğinden esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini; aksi takdirde ise esastan reddi gerektiğini; belirtilen ve mahkemece resen göze alınacak hususlar çerçevesinde muhafaza tedbir talebinin ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama gider ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, İİK 177/4. Maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK ‘nun 177.maddesinde, “ Doğrudan Doğruya İflas Halleri “ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas”, “ Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,"1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.
Sermaye şirketleri (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket) ticaret şirketi olduğundan, (TTK m124) ve tacir sayıldıklarından (TTK m16) iflasa tabidir. Bu nedenle bu sermaye şirketlerinden alacaklı olan kişi genel iflas yolu, kambiyo senetlerine mahsusu iflas yolu veya doğrudan iflas yolu ile şirket aleyhine iflas davası açabilmektedir.
Alacaklı, bazı sebeplere dayanarak ilk önce icra dairesine bir iflas takip talebinde bulunmadan ve borçlusuna bir iflas takip talebi göndermeden doğruca ticaret mahkemesinde iflas davası açabilmektedir.
İlama bağlı alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemiş olması halinde, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı, borçluya doğrudan doğruya iflas davası açabilmektedir.Bu halde borçluya icra emri tebliği yeterli olup, ayrıca iflas ödeme emri tebliğine gerek bulunmamaktadır.
İflasa tabi borçlu, kendisine tebliğ edilen icra emrine rağmen borcunu ödemez ise, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı doğruca ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilmektedir. İİK 37 ve İİK 177/4 hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri tebliğine de gerek bulunmamaktadır (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin ...) Alacaklının doğrudan doğruya iflas davası açabilmesi için aynı zamanda mahkemece verilen ve alacağı belirleyen ilamın kesinleşmesine gerek bulunmamaktadır.
İİK'nın 177/1-4 bendi uyarınca ilama dayalı alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse, alacaklının talebiyle, iflasa tabi borçlunun iflası istenebilir. Türkiye'de bir yerleşim yeri veya temsilcisi bulunan borçlunun iflas talebi üzerine dinlenmesi gerekir. İİK'nın 178/2 maddesi yollaması ile İİK'nın 166/2 maddesi uyarınca iflas talebi ilan edilmeli, ayrıca İİK'nın 181 maddesi yollaması ile İİK'nın 160 maddesi uyarınca mahkemece, ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarının peşin verilmesi istenmelidir.
Davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adresin mahkememiz yargı çevresinde bulunduğu, bu nedenle bu davaya bakma konusunda mahkememizin kesin yetkili olduğu , iflas avansının yatırıldığı, işbu davanın açıldığı hususunda ilanların yapıldığı, borçlu şirket temislcisinin dinlenilmesi için davetiye tebliğ edildiği ancak duruşmaya iştirak etmediği anlaşılmıştır.
... 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası celpedilmiş, para alacağına ilişkin 11/10/2018 tarihli ... E ... K sayılı kararın 04/07/2019 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
... 19. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası celp edilmiş tetkikinden; davacı tarafından davalı aleyhine ... 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ...E ... K sayılı ilamına dayanılarak ilamlı takip başlatıldığı, davalıya 30/11/2018 tarihinde icra emri tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
... 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/10/2018 tarih ...E...K sayılı para alacağına ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizine dair ilamın infazı için asıl alacak : 1.206.407,06 TL (15.270.975,42 Ruble) asıl alacak 1.301.610,23 TL (16.476.078,83 Ruble) vekalet ücreti 2.180,00 TL, harç masrafı 35,90 TL, yargılama gideri 123,30 TL olmak üzere toplam 2.510.356,49 TL alacağın tahsili için ... 19. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine başlandığı, icra emrinin borçlu şirkete tebliğ edildiği, İİK 37 ve İİK 177/4 hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri çıkartılmasına gerek bulunmadığı, davanın konusuz kalabilmesi için davaya dayanak yapılan ilamlı takibe dayalı dosya borcunun tamamen ödenmesi gerektiği, dosyaya celp edilen ... 31. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas , ... K. Sayılı kesinleşmiş karar ve icra dosyası içeriğinden 12/09/2023 tarihli kapak hesabı uyarınca 13/09/2023 tarihinde dosyanın infazen kapatıldığı, davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, dava tarihi itibari ile davacı dava ikame etmekte haklı olduğundan yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava konusuz kaldığından ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan bilirkişi masrafı 3.000,00 TL, ilan masrafı 2.100,53 TL, tedbir kararının infazı için ödenen 2.000,00 TL, mahsup edilen harç 44,40 TL, posta ve tebligat masrafı 514,10 TL olmak üzere 7.659,03 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/05/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP