T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/610
KARAR NO : 2025/341
DAVA : İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/09/2023
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şahıs ...'ın ... vatandaşı olup, 2020 yılında Türkiye'ye turist vizesi olarak geldiğini, oturma izni de aldığını, oturum izninden ziyade Türkiye'de yatırım yapmak olduğunu, babası ... 'un maddi ve manevi desteği ile ticaret yapmak istediğini, 1 yılın ardından babasından aldığı paralarla mülk satın alarak vatandaş olmak için çabaladığını, bu sebeple İran'dan arkadaşı olan işbu davada davalı olan .. LİMİTED ŞİRKETİ'nin şirket yetkilisi ... ile görüşme sağladığını, mülk satın almak istediğini ve babasının bağlantılarıyla Türkiye'de ticaret yapmak istediğini, akabinde ...'ın ... ili ... ilçesinde mülk sahibi olduğunu, ona satabileceğini belirttiğini, ...'a yakın olmasının da avantajlı olduğunu, müvekkili şahsın da bu sebeple şirketin ... vergi nolu hesabına; 10/12/2021 tarihinde ... belge nolu dekontla 100.000,00 Euro, 15/12/2021 tarihinde ... belge nolu dekontla 65.000,00 Euro, 15/12/2021 tarihinde ... belge nolu dekontla 85.000,00 Dolar gönderdiğini, açıklama kısmına da " ..." şeklinde yazıldığını, müvekkili şahsın yaklaşık 24 milyon Türk Lirası dolandırıldığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Haz. numaralı dosyası ile dolandırıcılık suçundan yapmış olduğu şikayetin olduğu, müvekkili şahsın bu aşamadan sonra alacaklarına ulaşmak için davalı yana icra takipleri başlatarak yaptığı ödemeleri tahsil etme çabasına girdiğini, müvekkili şahıs alacağını tahsil etmek için .. 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının bulunduğunu, müvekkili şahsın gönderdiği paralarla ... ŞİRKETİ'nin sebepsiz şekilde zenginleştiğini, davanın kabulünü ve borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın iddialarının herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmediğini, davacı şahsın açmış olduğu iş bu davanın işin esasına girilmeksizin yetkili Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davacının ekonomik bağımsızlığı olmayan bir şahıs olduğunu, müvekkil şirket hissedarı olduğunu, ...'ı yaklaşık 24 milyon Türk Lirası dolandırarak mülk edinmeye çalışan bir şüpheli olduğunu, davacının babasının İran'da işçi olarak çalıştığını ve emekli olduğunu herhangi bir kayda değer mal varlığına sahip olmayan bir kişi olduğunu, bu kapsamda eski tanışıklıklarına istinaden ...' tan oğluna iş bulmasını ve ona sahip çıkmasını istediğini, akabinde şirket hissedarı olduğu birden fazla şirketi örgütlü dolandırarak önce kayıplara karıştığını, sonrasında Savcılık soruşturma dosyaları ve icra takipleri ile davalar ile aklama çabası içine girdiğini, gerçeğe uymayan icra takipleri başlattığını, bu kapsamda ... Cumhuriyet Başsavcılığ...Soruşturma ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma sayılı dosyalarının iş bu dava dosyası içinde celp edilmesini, ilgi dosyalar celp edildiğinde dava hakkında savcılık makamı nezdinde alınan ifadesi üzerine tutuklama ile sulh ceza hakimliğine sevki yapıldığını, sulh ceza hakimliği tarafından yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulamak şartıyla serbest bırakıldığını, davacının babasının işçi emeklisi olduğunu, karşı yana para gönderecek bir mal varlığına sahip olmadığını, davalı müvekkilin davacıya duyduğu güven neticesinde müvekkil şirkete ait ...'da bulunan ... 1458 ada ve 6 parselde mukim taşınmazın tapuda satışını göstererek vatandaşlık işlemlerinin başlatılması için destek olduğunu, bu kapsamda dava dilekçesinde bulunan tutarların şirket banka hesaplarından taşınmaz satış bedeli olarak satış bedeli transfer edildiğini, 25/11/2021 tarihinde davacı tarafından müvekkili şahıs adına 35.000 Dolar alındığını, müvekkile ait ... Bankası A.Ş ... hesap numaralı dolar hesabın 09/12/2021 tarihinde 40.000 Dolar meblağ çekildiğini, akabinde 15/12/2023 tarihinde 100.000 Dolar davacı tarafından hesaba yatırıldığını, 26/11/2021 tarihinde ilgili hesaba 100.000 Euro tutarında para geldiğini ve 06/12/2021 tarihinde müvekkil şirket SGK'lı çalışanlarından ...tarafından bu tutarın nakit olarak çekildiğini, akabinde 10/12/2021 tarihinde müvekkil şirket banka hesabına davacı tarafından 100.000 Euro tutarında havale gerçekleştiğini, 13/12/2021 tarihinde müvekkil şirket hissedarı ... 'ın oğlu ... 'a yazılı talimata binaen 65.000 Euro ödendiğini ve yine akabinde 15/12/2021 tarihinde davacı tarafından 65.000 Euro müvekkil şirket banka hesaplarına taşınmaz satış bedeli açıklamasıyla girildiğini, ...'daki arazinin vatandaşlık alımına uygun olmadığının yetkililer tarafından bildirilmesi üzerine davacının vatandaşlık süreci için başka alternatifler araştırıldığını, taşınmazın satış bedeli olarak ödenen tutarın da zaten davacıya ait olmadığını, müvekkili şirketin nakit edinimi olduğunu, sonraki süreçlerde nakit desteği ile davacı adına ... sitesindeki 1 adet taşınmaz dairenin 3/4 hissesi satın alındığını, bu şekilde vatandaşlık hissesi tesis edildiğini, bu taşınmaz hissesinin 1/4 'ü ise ...' ın oğlu ... olduğunu, ...a ... 23. Noterliğin'den ... tarih ve ... yevmiye numaralı sınıszı yetki içeren vekaletname de verdiğini, davacının tek amacının yasal olarak kendisini aklama çabası olduğunu, halihazırda şüphelisi olduğu Savcılık soruşturma dosyasında Savcılık makamı tarafından hakkında tutuklama talep edildiğini, sulh ceza hakimliğine sevki yapıldığını, bunun üzerine ilgili hakimlikçe davacı hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verildiğini, göreve ilişkin talebinin kabul edilmemesi halinde davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddini, kötü niyetli olarak müvekkil şirket aleyhinde icra takibi ikame eden davacı aleyhinde dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere "kötü niyet tazminatına" hükmedilmesini, yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Uyuşmazlık, davacı gerçek kişi tarafından davalı şirket adına havale edilen takip konusu paraların, davalı şirket sermayesinde pay sahibi olmak amacıyla gönderilip gönderilmediği, takip konusu edilen ve davalı şirkete dava dışı üçüncü kişileri olan borçların ödenmesi amacıyla havale edildiği belirtilen bedellerin davacıya davalı tarafından elden teslim edilip edilmediği, davacı tarafından davalıya havale edilen tutarların gerçekte davalı tarafından davacıya verilmiş paralarla yapılıp yapılmadığı, davacının ekonomik durumunun ve gelirinin yetersiz olmasının, taraflar arasında vekalet ilişkisi bulunmasının, davalı şirketin yetkilisi tarafından havale tarihlerine yakın tarihlerde şirket hesaplarından, yakın miktarlarda para çekilmesinin, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen paranın kaynağının açıklanamamasının ispat külfetinin yer değiştirmesi için yeterli sayılıp sayılmayacağı, mahkememizin görevli olup olmadığı, özel dava şartlarının eksik olup olmadığı, konularından ibarettir.
Mahkememizin 22.02.2024 tarihli duruşmasında alınan 8 nolu ara karar ile hesap hareketlerinin celbinden sonra davalının 2021, 2022, 2023 yılları ticari defterleri ve dosya kapsamında inceleme yapılarak uyuşmazlık konusu hususlarda rapor tanzimi için dosyanın 1 bankacı, 1 mali müşavir 1 borçlar hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi hususunda ara karar oluşturulmasına karar verildiği,... Bankası A.Ş'nin 20/03/2024 tarihli yazı cevabında ekinde hesap hareketlerinin gönderildiği anlaşılmakla mahkememizin 28.03.2024 tarihli ara kararı gereğince Bankacı bilirkişi ..., yeminli mali müşavir bilirkişi ...ve Borçlar Hukuku Alanında Uzman bilirkişi ...'un bilirkişi olarak görevlendirildikleri, Mahkememizin 07.01.2025 tarihli ara kararı ile bilirkişi heyetinde yer alan bilirkişiler ... ve ...'in nitelikli hesaplama konusunda ehil bilirkişiler olduğu dikkate alınarak bilirkişi ...'un çekilme talebinin kabulüne, hukukçu bilirkişi görevlendirilmesine ilkişkin ara karardan dönülmesine, bilirkişiler ... ve ...tarafından sunulan bilirkişi raporun dosyaya kaydedilmesine ve taraf vekillerine tebliğine karar verildiği, bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan 06.01.2025 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, davacı vekili davalı şirketin üçüncü kişilere olan 2.857.213,08 TL borcunun davacı tarafından ödendiği iddiası ile takip talebinde bulunmuş ise de, davalı şirket muhasebe hesap ve kayıtları sunulmadığı için davacı iddiasına ilişkin tespit yapılamayacağı, davacı tarafından davalı şirket hesaplarına (Takibe konu edilmeyen) toplam 250.000,00 EURO havale ödemesi yapıldığı, dosyaya mübrez banka dekont açıklamalarına göre yapılan ödemelerin Fabrika ve Arsa Hisse ödemesi olarak yapıldığı, davalı şirket banka hesap ekstrelerine göre davalı şirketin ödenen borçlarının davacıya elden geri ödendiğinin tespit edilemediği, davalı şirket banka hesap ekstrelerine göre davacıya yapılmış bir ödeme tespit edilmediği için davacı tarafından ödenen tutarların davalı tarafından davacıya verilmiş paralarla yapılmadığı, kanaatine varıldığı, davacının ekonomik durumunun ve gelirinin yetersiz olmasının, taraflar arasında vekalet ilişkisi bulunmasının, davalı şirketin yetkilisi tarafından havale tarihlerine yakın tarihlerde şirket hesaplarından yakın miktarlarda para çekilmesinin, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen paranın kaynağının açıklanamamasının ispat külfetinin yer değiştirmesi için yeterli sayılıp sayılmayacağı; hususlarının Borçlar Hukuku Uzmanı tarafından değerlendirilebileceği yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur.
Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve ...Esas - ...Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;
“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. ( Benzer mahiyetteki uyuşmazlıklara ilişkin emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar ve aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Esas ...Karar)
Somut olayda davacının yabancı uyruklu gerçek kişi olduğu tacir olmadığı dikkate alındığında davanın nispi ticari dava olmadığı ayrıca TTK 4.maddesindeki mutlak ticari davalarından olmadığı, bu haliyle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanında olduğu anlaşılmakla davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usul (görev) yönünden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 20. maddesi kapsamında görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben 2 hafta içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, süresi içerisinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/05/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP