T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/677 Esas
KARAR NO: 2023/781
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 17/10/2023
KARAR TARİHİ: 13/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı asilin 16/06/2015 tarihinde davalının sigortalısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda yaralandığı; davacının ZMMS poliçesi kapsamında davalının teminatında olan tazminatın ödenmesi için davalıya, Sigortacılık Kanunu Madde 97 gereği başvuruda bulunulduğu ancak ödenmediği davacının mağduriyetinin giderilmesi için 21/08/2019 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapıldığı; Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından ... başvuru numarası ile işleme alınarak 30/01/2020 tarihinde başvurunun kabulü ile davacıya 159.850 TL ödenmesine karar verildiği ve davalı tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği ve davalı tarafından ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas nolu dosyasına 04/07/2022 tarihinde ödeme yapıldığı; davacı müvekkile temerrüte düştüğü tarih olan 22/06/2019 tarihinden ödeme yaptığı 04/07/2022 tarihine kadar geçen sürede yıllık % 9 yasal faiz ile ödendiği davalı tarafından her ne kadar davacı müvekkile alacağı olan tazminat yıllık % 9 faiz ile ödenmiş ise de 22/06/2019-04/07/2022 tarihinde merkez bankası verilerine göre hesaplanan enflasyon oranı; % 142,01 olması nedeniyle paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi nedeniyle mağdur olduğu bu nedenle alanında uzman bilirkişiden rapor aldırılarak paranın değer kaybının yasal faiz ile karşılanmayan aşkın (munzam) zarar alacağı miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğunda arttırılmak üzere; şimdilik 100 TL aşkın (munzam) zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine, ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, şirket aleyhine başlatılan icra takibinde asıl alacak ve ferileri yönünden ödeme gerçekleştirildiği; davalı şirketin poliçeden kaynaklanan hiçbir sorumluluğu kalmamış olup davacı vekilinin işbu davayı açmakta HMK M. 114/1-H gereğince hiçbir hukuki yararı bulunmadığından dava neticesinde dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiği; dava süreçlerinin uzun sürmesi ve enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesinin sorumlusunun müvekkil şirket gibi gösterilmesinin temelde hiçbir dayanağı bulunmadığının KTK 97. madde gereği yerine getirilmesi icap eden sigorta kuruluşuna başvuru şartı, davacı tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle, HMK 115/2 maddesi gereği ve hukuki yarar bulunmaması sebebiyle HMK m. 114 gereğince davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, Haksız Fiilden Kaynaklanan tazminat davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, davacı asilin 16/06/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanması neticesinde davacıya 159.850 TL ödemenin 22/06/2019 tarihinden 04/07/2022 tarihine kadar % 9 yasal faiz ile yapılan ödemenin enflasyon oranı; % 142,01 olması nedeniyle paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi nedeniyle munzam zararın davacı tarafça istenip istenemeyeceği varsa miktarının tespitine ilişkindir.
Davacının Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurarak ... başvuru ... sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı'nda başvuran (davacının) talebinin kabulüyle sürekli iş göremezlik için 150.140,86 TL, geçici iş göremezlik için 9.209,25 TL olmak üzere toplam 159.850,00 TL'nin 22.06.2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak başvurana verilmesine karar verildiği ilgili ilamın ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında 03.02.2020 tarihinde takibe konulduğu, davacı tarafa 04/07/2022 tarihinde ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili her ne kadar sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açılması nedeniyle başvuru şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de davacının tazminata ilişkin asıl alacağını almak için sigorta şirketine başvuru yaptığı, mahkememize konu davada ise davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının sigorta şirketi tarafından zamanında ödenmemesi nedeniyle oluşan munzam zarara ilişkin olduğundan yeniden sigorta şirketine başvuru yapılması gerekmemektedir.
İstanbul BAM 43. HD 2022/1828 Esas 2023/361 Karar sayılı ilamında da" Munzam(aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1996 gün ve 1996/5-144 esas 1996/503 karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farz edilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır.
Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez(Yargıtay18. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2015 Tarih, 2015/5164 E.-18416 K. Sayılı kararı).
Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüte düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK'nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/11-418 Esas 2012/9874 Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/11-668 Esas 2007/798 Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas- 2022/401Karar sayılı ilamı
Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, Ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır."
Davaya konu olayda davacı taraf, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden kaynaklı zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebine ilişkin iddiasını ispata elverişli deliller ortaya koymadığı zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/12/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Harç / Masraf Dökümü
Peşin Harç : 269,85 TL
Karar Harcı : 269,85 TL
Noksan Harç : 00,00 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 1.000,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Bilirkişi Ücreti : 00,00 TL
Posta Giderleri : 60,50 TL