T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/245
KARAR NO : 2025/648
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/04/2024
KARAR TARİHİ : 19/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine 12.10.2023 tarihinde ... 37. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin takip alacaklısı/davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiğini, müvekkili ile davalı, 23.03.2023 tanzim ve 30.06.2023 vade tarihli, 50.000 TL bedelli senedi imzaladıklarını, müvekkili ... aracılığıyla ... ile tanıştığını, ticaret yaptıklarını, ... oğlu ... aracılığıyla müvekkili ile senet imzaladığını, dolayısıyla müvekkilinin ...'e olan borcunun yapılan senet sonucunda alacaklısı hukuki olarak ... olduğunu, müvekkili 24.04.2023 tarihinde 17.000 TL'yi "ali güre 50.000 tl lik senet karşılığı" açıklamasıyla gönderdiğini, sunulan dekonttan anlaşılacağı üzere 25.05.2023 tarihinde 17.000'yi "50.000 TL lik borcun 2. Ödemesi" açıklamasıyla takip alacaklısı ...'e gönderdiğini, Ek 4'de 03.07.2023 tarihinde ...'e 14.000 TL gönderdiğini, Ek 5'de yer alan dekontta 01.07.2023 tarihinde tarafları tanıştıran/aracı ...'e 2.000 TL gönderdiğini, yapılan ticari/hukuki işlemler neticesinde müvekkili 50.000 TL bedelli imzaladığı senedin karşılığını tam ve eksiksiz olarak ödediğini, fakat davalının kötü niyetli bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibine başladığını, müvekkili tarafından ...'e yapılan ödemelerde açıkça "50.000 TL'lik senedin 1. ve 2. ödemesi olduğu belirtilmiştir." yine dekontların ödeme günlerine bakıldığında takibe konu senedin vade ve tanzim tarihleri arasında ödeme olduğu görüleceğini, tüm bu nedenlerle müvekkili aleyhine açılan takipte 50.000TL'lik alacak açısından borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, söz konusu davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk yapıldığını, fakat anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu 50.000 TL bedelli senetten ötürü müvekkilinin tamamından borçlu olmadığının tespitine ve yürütülen icra takibinin iptaline, haksız ve kötü niyetli olarak takibe girişen davalının %20 oranında tazminatla sorumlu tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca ... 37. İcra Dairesi Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında davacı ... aleyhinde ... Kambiyo Senetleri ( Çek, Poliçe Ve Emre Muharrer Senet ) Üzerine Haciz Yolu İle icra takibi başlatıldığını, sonrasında davacı ... tarafından iş bu dosyada ileri sürdüğü aynı iddialar ile 06/11/2023 tarihinde borca itiraz edildiğini, davacı ... tarafından ... 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nde ... Esas numaralı dosya ile dava açıldığını, ... 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas numaralı dava dosyasında 21/02/2024 tarihli gerekçeli kararında ...'ın borca itirazının reddine karar verdiğini, kararın 21/02/2024 tarihinde kesinleştiğini, huzurdaki davanın yine tamamen kötüniyetli olan ve borcunu ödememek için işin esasında haksız da olsa bütün hukuki mekanizmaları kullanmayı amaçlayan davacının ikame etmiş olduğu haksız bir dava olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilinin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, ... 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas numaralı dava dosyasının celbine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... Başkonsolosluğundan gelen davalı ...'e dava dilekçesi, tevzi formu ve tensip zaptının tebliğine ilişkin tebliğ mazbatası,
2-... 37. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
3-Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden gelen ...'nde yemin ettirilmek üzere istinabe yazılması hususunda izlenmesi gereken prosedürler,
4-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Dava; İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan kambiyo senedi niteliğindeki bonoya dayalı icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, icra takibine dayanak yapılan senedin ödendiğini iddia etmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, takip konusu borç bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı ve 05/02/2019 tarihli, ...Esas ve ...Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir. Bu nedenle mahkememizce tanık anlatımlarına itibar edilmemiştir.
Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı 50.00,00-TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.
Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin bedelini ödediği olgusuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacı borçlu tarafından davaya konu bonoyu ve borcu kabul edilmekte, ancak ödeme iddiasında bulunarak bononun bedelsiz olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur.
Davacının ödeme iddiasına dayandığı banka dekontlarının dekontlarının incelenmesinde, dekontların açıklama kısmında yapılan ödemelerin davaya konu icra takibine dayanak bono bilgilerin açıkça yazılmak suretiyle dair bir açıklamada bulunulmadığı, dekontlarda "... taksi ödemesi", "..." "50.000,00 TL'lik borcun 2. Ödemesi" "ali güre 50.000,00 T2lik senet karşılığı" ibarelerinin bulunduğu, bu durumda davacının iddia ettiği ödemelerin dava konusu icra takibine dayanak senede ilişkin olduğunun davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
Dava dilekçesinde yemin deliline dayanan davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacı yemin metnini tanzim ederek dosyaya ibraz etmiştir.
Davalı ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasına yapılan 01.08.2025 tarihli celsede davacıdan dava konusu senetten dolayı alacaklı olduğuna dair yeminli beyanda bulunmuştur.
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yasa’nın 225. maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı HMK mad. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı HMK mad. 227-228). Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. ( Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu icra takibine dayanak bono bedelinin davacı tarafından davalıya ödendiğinin davacı tarafça usulüne uygun olarak ispat edilemediği, davacının yemin teklifinde bulunduğu ve davalının yemin teklif edilen davalının davacıdan alacaklı olduğuna dair yeminde bulunduğu, bu haliyle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 238,48 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, -
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/09/2025
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır
Harç/ Masraf Dökümü
Peşin Harç : 853,88 TL
Karar Harcı : 615,40 TL
Bakiye Harç : 238,48 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 1.550,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Posta Giderleri : 210,00 TL