T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/417 Esas
KARAR NO : 2025/408
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/07/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkili şirketten ışık, sahne ve LED ekran hizmet alımı kiralama yaptığını, bu hizmet için müvekkili şirketi tarafından kesilen faturanın ekte sunulduğunu, fatura ve cari hesap gereği müvekkili şirketin davalı şirketten alacağının olduğunu, işbu alacağın 14/09/2023 tarihli 1.174.800,00-TL bedelinden faturadan kaynaklandığını, söz konusu faturaya ilişkin bir miktar ödeme yapıldığını, ancak kalan 74.800,00-TL'nin ödenmediğini, bu bağlamda davalı şirketin borcunun bulunduğunu, ilgili faturalar ve cari hesap incelemesi neticesinde gerçek durumun ortaya çıkacağını, taraflarınca borçlusu olduğu toplam 74.800,00-TL'yi ödemeyen davalı şirket hakkında ... 34. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, söz konusu takip dosyasının durdurulduğunu, bu hususa ilişkin ticari dava uyuşmazlıklarında dava şartı olarak taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapıldığını, tarafların anlaşmaya varamadığını, davalı tarafından yapılan icra takibine itirazın haksız, kötü niyetli ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu nedenlerle ... 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmaması kaydıyla icra inkar tazminatına hüküm kurulmasına, vekalet ücreti ile yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan 24/07/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, fatura düzenlenmiş olmasının alacak iddiası için tek başına yeterli olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü ve yazılı bir sözleşmenin olmadığını, var ise dahi bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler ile yapılmadığını, aksi kabulü halinde şirket yetkilisi olmayan birine imzalatılan her belgenin şirketi bağlayacağı sonucu çıkarken bunun kabulünün mümkün olmadığını, icra takibine konu alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini, müvekkilinin itirazının son derece haklı olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, İİK m.67 kapsamında cari hesap ve faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın, taraflar arasında hizmet ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişki nedeniyle davacının fatura alacağı iddiasına konu ... 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmüştür.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı taraf, ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura bedellerini davalının ödememiş olduğunu, ... 34. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılan takibe itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali talebiyle dava açmıştır. Davalı taraf, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme olmadığını, davacı tarafın alacağı ve alacağın kaynağını oluşturan faturaları ve fatura konusu mal/ hizmetin ifa edilip edilmediğinin yerine getirip getirmediği hususunda ispat yükünün kendisine ait olduğu gerekçesi ile davanın reddini talep etmiştir.
Taraf ticari defterlerinde dava konusu faturaya ve faturaya ilişkin hizmetlerin verildiğine ilişkin kayıtlar ile varsa ödeme kayıtlarının ne şekilde yer aldığının incelenmesi açısından tarafların ticari defter ve kayıtlarını sunmaları istenmiş, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar sunulmamış, sunulan davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi Tolga Koçver tarafından inceleme yapılarak 07/02/2025 tarihli rapor verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan 07/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davacıya ait ... tarihli ... no'lu yevmiye maddesinde bakiyenin tamamının (100) Kasa hesabıyla bakiyenin tamamının kapatıldığı ve ödemeye ilişkin dekont ve belgelerin kayıtlarda olmadığı, 31.12.2023 kapanış ve 01.12.2024 açılış kaydında davaya konu; davalıya ait cari hesap bakiyesinin kayıtlarda bulunmadığı, Davaya konu olan; 74.800,00 TL bakiyenin... tarihli ... nolu yevmiye kaydında davalıya ait cari hesabında borçlandırma kaydı yapılarak alacaklı görüldüğü ve şirketin defterlerinin elektronik defter olması nedeniyle Ekim/2024 dönemine ait defter berat onayının daha verilmediğinden dolayı kesinleşmediği" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, davacının kendi defterlerinde davalıya ait cari hesabında borçlandırma kaydı yapılarak alacaklı göründüğü 74.800,00 TL'yi karşılayan faturalara konu hizmetin verildiği hususunda da yazılı bir delil sunulmamış olduğu ve davacı defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmaması, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağından (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas,... Karar sayılı ilamı) , davacının yazılı deliller ve ticari defter kayıtları ile dava konusu faturaya dayalı hizmeti verdiğini ortaya koyamadığından ve açıkça yemin deliline de dayanmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş bu yöndeki aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın REDDİNE,
2-) İspatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 5.109,59-TL karar harcının peşin yatırılan 903,40-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 4.206,19-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
6-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır