T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/585
KARAR NO : 2025/369
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/09/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şahıs tarafından müvekkili şirket ile sözleşme yapıldığını, bu sözleşme gereği müvekkili şirketi borçlu göstererek kötü niyetli bir şekilde ... Adliyesi ...İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 315.154,00 TL takip çıkışlı talep müvekkili şirket aleyhine kesinleştirilmiş ve şirketin taşınmaz ile banka hesaplarına hacizler konulduğunu, davalı tarafından sahte olarak düzenlenen sözleşme 25.12.2020 tarihli olup yine sözleşmenin 3. Maddesine göre yapılacak işin ..olduğu görüldüğünü, müvekkili şirketin söz konusu ... A.Ş.'den almış olduğu ihale tarihi 21.11.2022 tarihli olduğunu, icra takip alacaklısı ... hakkında evrakta sahtecilik suçundan yapmış oldukları şikayet üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... nolu soruşturma ile ifadesi alındığını, soruşturmanın halen derdest olduğunu, davalı ...soruşturma dosyası kapsamında vermiş olduğu ifadesin de davaya konu sözleşmeyi ... isimli şahsın imzaladığını ikrar ettiğini, müvekkili şirketin takip alacaklısı davalıya hiç bir borcu olmadığı gibi söz konusu sözleşmede müvekkili şirket yetkililerince imzalanmadığını, diğer önemli husus ise müvekkilinin sözleşmede geçen ... A.Ş ile yapmış olduğu ...Projesine dayalı sözleşme tarihi 21.11.2022 tarihli olduğunu, davalı tarafından icraya konu edilen sözleşme tarihi 25.12.2020 tarihli olduğunu, müvekkili firmanın söz konusu 25.12.2020 tarihinde ... A.Ş ile herhangi bir sözleşmesi dahi bulunmadığını, dosyaya sunmuş olunan evraklardan da anlaşılacağı üzere davalı taraf kötü niyetli bir şekilde sahte sözleşme düzenleyip icraya konu ettiği ortada olduğunu, talebin kabulü ile davalı şahıs ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, Mahkememizce öncelikle teminatsız olarak yahut takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, neticeten ... 18. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilerek ,kötü niyetli davalıdan alınarak müvvekiline verilmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazları taraflar arasında eser sözleşmesi düzenlenmekle Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görev itirazlarının kabulü ile görevli tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verilmesine, yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin adresine bağlı mahal mahkemesi yetkili olduğundan yetki itirazının kabulüne karar verilmesini, davacı tarafın iş bu davayı açmasında hukuki menfaati bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini, usule ilişkin beyan ve itirazları doğrultusunda davacı tarafın davasının reddine karar verilmesini, davacı tarafın sahte sözleşme düzenlendiğinden bahisle iddiaları kabul etmediklerini, soyut beyan olduğunu, davacı taraf ... için ... A.Ş den ihale aldığını, davacı taraf ile müvekkilinin nizaya işi yapma sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili yapılan sözleşme gereği edimini yerine getirdiğini, iş teslimi yapıldığını, davacı taraf da müvekkilinin tarafa kısmi ödemeler yaptığını, ödenmeyen meblağlar yönünden de ... 18. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yasal süresi içinde itirazda bulunulmayarak takibin kesinleştiğini, dosyanın celbini talep ettiklerini, davacı taraf sahte sözleşme düzenlemek suretiyle takip yapıldığına ilişkin beyanlarını kabul etmediklerini, Mahkemece mahallinde keşif yapılarak işin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kimin tarafından yapıldığını, yapılan işin maliyetlerinin tespitini talep ettiklerini, sahte olduğu bildirilen sözleşmeyi davacı tarafın yetkilisi tarafından imzalandığını, müvekkili huzurunda imzalayan kişinin şahit olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, kişi kendi hilesine dayanamayacağından davacı tarafın davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin savcılık nezdinde sahte sözleşmeye ilişkin ikrarları mevcut olmadığını, müvekkili sözleşme gereği edimini yerine getirdiğini, davacı taraf ödemesi gereken semeni kısmi ödeme yaptığından ödenmeyen kısımlar yönünden icra takibi başlatıldığını, icra takibinde davacıya ait gayrimenkullerin kıymet takdiri yapılarak satışı talep edilmekle, davacı taraf icra dosyasını sürümcemede bırakmak için iş bu davayı açtığını, Mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı taraf haksız ve kötü niyetli olarak soyut beyanlarda iş bu davayı açtığından celse arasında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini, müvekkili hiç bir zaman sahtecilik yapmadığını, sözleşmedeki müvekkiline ait imza kendisine ait olduğunu, davacı tarafa ait olan imzada müvekkili huzurunda tamiratın yapıldığı mahalde davacı tarafın yetkilendirdiği şahıslarca imzalandığını, sahtecilik yapan da davacı taraf olduğunu, müvekkili sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirdiğini, emeğinin karşılığını tam alamadığından yasal yollara başvurduğunu, davacı tarafın davasının tümden reddine karar verilmesini, ayrıntılı olarak açıklanan ve mahkemece resen gözetilecek sebeplerle davacının davasının cevap dilekçemizdeki beyan ve itirazlar doğrultusunda tümden reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-.... CBS'nin ... Sayılı soruşturma dosyası,
2-... Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen davacı şirketin ticaret sicil kayıtları,
3-... Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen ...'ın işletme hesabı esasına göre vergilendirildiği ve ikinci sınıf tüccar olduğunu gösterir bilgi ve belgeler,
4-... Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen davacı şirketin tescil ve dönem bordro bildirimi,
5-... Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen davacı şirket çalışan listesi,
6-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası, taraflar arasında aktedilen eser sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespiti davasıdır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nin 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ... Esas...Karar)
Somut olayda, davaya konu uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı nazara alındığında tarafların ticari işletme kaydının bulunup bulunmadığının önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Davalının bağlı vergi müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, vermiş olduğu beyannameye göre dönem içinde elde edilen hasılatn 0 (sıfır), elde edilen karın 0 ( sıfır) olduğu ve 18.687,42 TL zarar beyan ettiği, eş deyişle davalının tacir olmadığı nazara alındığında uyuşmazlığa konu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan REDDİNE,
Kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Süresi içinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/05/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır