T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/63
KARAR NO : 2025/718
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/01/2024
KARAR TARİHİ : 10/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şahıs şirketi ile davalı şirket arasında işvereni davacı şirket, yüklenicisi ise müvekkili olan sözleşme imzalanarak, ... Yenileme Projesi kapsamında Beyoğlu, İstanbul adresinde ...-...Blokta yer alan taşınmazdaki bir kısım mobilya, dekorasyon imalat ve montajının yapılması kararlaştırıldığını, yapılan iş ve hizmetler karşılığında fatura düzenlendiğini, takibe konu fatura 01.06.2023 tarihli ...numaralı KDV dahil 926.070,65-TL bedelli fatura olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen fatura alacağının ödenmemesi sebebiyle alacağa konu faturalara istinaden davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip mail yolu ile davalı/borçlu tarafa da bildirildiğini, ancak davalı borçlu şirket, fatura alacağına konu tutarın tamamının ödendiği gerekçesi ile takibe haksız olarak itiraz ettiğini, takip sonrası yapılan ödeme ile alacaklının takipte haklı olduğu davalının da kabulünde olduğu gözetilerek, takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilmesi gerekeceğini, fakat takip sonrası yapılan ödemelere rağmen takibe konu olan fatura bedeli tam olarak ödenmediğinden davalının bakiye borcu için huzurdaki davanın açılma zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin fer'ileri ile birlikte devamına, davalının itirazlarının takibi geciktirmeye yönelik olduğu gerekçesiyle, takip konusu asıl alacağımızın %20’sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirket ile davacı arasında 27/07/2022 tarihinde “Dekoratif kapı, Tak ve Zil Butonu Üretim ve Montaj İşleri” Sözleşmesi imzalandığını, ancak davacı sözleşme ve hakediş eklerinde yer alan işleri tam ve süresinde ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının tam ve süresinde iş tesliminde bulunmaması sonucu geçici kabul yapılmadığını, tespit edilen ve bildirilen kusurlu/eksik işlere süresinde müdahale edilmemiş olduğunu, müvekkili şirketin bu gecikmeler nedeni ile çok ciddi zararlara maruz kaldığını, bütün bu hususlar müvekkili şirket tarafından davacıya 07 Eylül 2023 Tarih, 07384 sayı altında Beyoğlu (...) Noterliğinden gönderilen ihtarnamede bildirilmiş olmasına rağmen, davacı akdi yükümlülüklerini tam ve süresinde tamamlamadığını, gecikmiş, eksik ve kusurlu işler bırakarak iş mahallini terk ettiğini, davacı tarafından eksik ve kusurlu yapılan işler hususunda ekte yer alan 07 Eylül 2023 tarihli ihtarname düzenlendiğini, bunun üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin özellikle 11.1. maddesinin verdiği cevaz tahtında eksik ve kusurlu işlerin nam ve hesaba giderimi için üçüncü şahıslardan teklif alındığını, ve bu teklif tahtında işler yaptırıldığını, bedellerinin ödendiğini, akit gereği ve tabii olarak, bu şekilde yapılmak zorunda kalınan ödemenin davacı hesabına borç kaydedildiğini, müvekkili şirketin Beyoğlu (...) Noterliğinden 23.11.2023 tarihinde keşide ettiği ... yevmiye sayılı ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple fesh ettiğini, davacıya son ödemeler yapıldığı halde davacının icra takibi başlattığını, arz ve izah olunan nedenlerle davacı alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde müvekkili şirketi aleyhinde haksız olarak, dayanaksız ve kötüniyetle icra takibi başlattığını, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddini ve davacı aleyhinde yüzde yirmiden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-İstanbul ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ve kapak hesapları,
2-...Vergi Dairesinden gelen ...'in bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olduğu bilgisi,
3...Sicil Müdürlüğünden gelen ...'in en son sicil kayıtları,
4-Bilirkişi kök ve ek raporu,
5-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası itirazın iptali davasıdır.
Davacı, davalı ile imzalanan eser sözleşmesinden doğan edimi yerine getirmesine rağmen buna ilişkin düzenlenen fatura alacağının davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı taraf ise cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeden doğan edimini tam olarak yerine getirmediğini, yapılan işin eksik ve ayıplı olduğunu, davacının üzerine aldığı işi yapmaması nedeniyle 3. Kişilere bu işin yaptırıldığını, ayrıca davacıya gönderilen kesin hak edişe davacının itiraz etmediğini, bu nedenle hak edişin kesinleştiğini, davacının talebine dayanak faturanın geçici hak edişe ilişkin olduğunu, davacının edimi yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmede düzenlenen cezai şart hükümlerinin uygulandığını ve alacağından kesinti yapıldığını savunmuştur.
Taraflar arasında 27.07.2022 tarihli "Dekoratif Kapı, Tak ve Zil Butonu Üretim ve Montaj işleri" sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin konusunun sözleşmenin eki mahiyetindeki proje şartnamelere uygun olarak Tarlabaşı kentsel yenileme projesi Beyoğlu/İstanbul kapsamındaki iş ve imalatların yapılması konulu sözleşme imzalandığı, davacının sözleşme uyarınca davalı adına fatura tanzim ettiği, davalı tarafından faturaların bir kısmının ödendiği, bir kısmının ise ödenmediği, ödenmeyen fatura alacağının tahsili amacı ile davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasında faturaya dayanan ilamsız icra takibi başlatıldığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının sözleşmeden doğan edimini sözleşme ve ekindeki şartname ve projeye uygun ifa edip etmediği, davalının dava konusu icra takibine dayanak faturadan dolayı davacıya borcunun bulunup bulunmadığı hususundadır.
Tarafların delilleri toplanmış ve mahallinde teknik bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmış, bilirkişi heyeti raporunu dosyaya sunmuştur.
Dosyaya ibraz edilen kök ve ek rapora göre davacının dava konusu icra takibine dayanak faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafından yapılan kısmi ödeme mahsup edildiğinden davacının davalıdan bakiye 612.882,63 TL alacağının bulunduğu, davacının davalıdan cari hesap işlemlerinden doğan 61.066,86 TL alacağının bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler uyarınca gerek açık ayıp, gerekse de gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de, yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden, yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. Ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/6077 Esas ve 2022/4952 Karar sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2019/859 Esas 2022/1199 Karar)
Eser sözleşmesi yapıldıktan sonra işin yüklenici tarafından yapıldığı ve tamamlandığı karine olarak kabul edilmelidir. Ancak bunun aksini iddia eden ispat etmelidir. (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 16/03/2017 tarih, 2016/3073 esas ve 2017/1156 karar sayılı ilamı) Yine eser sözleşmesi kural olarak feshedilmediği veya işten el çektirilmediği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla iş sahibi eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 16/05/206 tarih, 2016/1692 esas ve 2016/2805 karar sayılı ilamı)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 01.12.2024 tarihli kök raporda teknik bilirkişiler tarafından iddia edilen eksik ve ayıplı işlere yönelik hesaplama yapmış ise de, keşif tarihi itibariyle ayıplı ifa edilmiş bir imalata rastlanmadığı, bu durumda her ne kadar davalı tarafından ayıplı ve eksik iş yapıldığı savunulup cezai şart faturası tanzim edilmiş ise de, davalının ayıplı ifa savunmasını ispatlayamadığı, imalat bedeline ilişkin davalı tarafça takip tarihinden önce ve sonra olmak üzere kısmi ödemeler yapıldığı, imalatın ayıplı olduğuna davalı tarafından bir delil tespiti de yaptırmadığı, mahallinde yapılan keşif sırasında da ayıplı imalata rastlanmadığı nazara alındığında, yapılan imalatların ve tamamlanan işin karine olarak davacı tarafından yerine getirildiğinin kabulü gerektiği, dava konusu icra takibine dayanak fatura nedeniyle davacının bakiye 612.188,02 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, taleple bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacının davasının KABULÜNE,
Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 479.253,50 TL yönünden iptaline,
İtiraz haksız ve alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'sine karşılık gelen 95.850,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 32.737,81 TL nispi karar harcının, 3.554,11 TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 29.183,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 75.883,03 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 21.432,00 TL yargılama gideri ile 3.554,11 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı ve 3.030,30 toplamı 28.444,01 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi üzerine davacıya iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/10/2025
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır
Harç / Masraf Dökümü
Peşin Harç : 3.554,11 TL
Karar Harcı : 32.737,81 TL
Keşif Harcı : 3.030,30 TL
Noksan Harç : 29.183,70 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 22.450,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL
Yargılama gideri detayları
Bilirkişi Ücreti : 21.000,00 TL
Posta Giderleri : 432,00 TL