T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/670
KARAR NO : 2024/777
DAVA : Konkordato Tasdiki
DAVA TARİHİ : 01/07/2024
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato Tasdiki davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketler ilaç sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ana şirket konumundaki şirket müvekkili ... olduğunu, müvekkili ... şirketinin ruhsat sahibi olduğu ve üretimini ve satışını yaptığı ilaçlar arasında kemoterapi hastalarının kullandığı “...” isimli ilaç da mevcut olduğunu, yine müvekkili ... şirketi, solunum hastalıklarının tedavisinde kullanılan “...” ilaç-cihazının patent-lisans sahibi olduğunu, müvekkili ... tarafından "..." ilacı üretilmeden önce kemoterapi alan hastaları tamamıyla ithal ilaçlara bağımlı iken, "..." ilacıyla birlikte bu bağımlılık ortadan kalkmış olduğunu, şirket üretim faaliyetlerini, ...Bölgesi’nde bulunan 28.000 metrekare kapalı alana sahip fabrikasında gerçekleştirdiğini, ayrıca şirketin ...’da ... tesisi bulunduğunu, müvekkili şirketlerin tek ortağı ve münferiden yetkilisi müvekkil ... olduğunu, müvekkili ... şirketi 28/11/2012 tarihinde; müvekkil ... şirketi 06/02/2013 tarihinde; müvekkil Verano şirketi ise 11/04/2013 tarihinde müvekkil ... ile abisi ... tarafından %50 - %50 sermaye yapısı ile kurulmuş olduğunu, 2020 yılı Ağustos itibariyle ... bütün hisselerini müvekkil ...’e devrettiğini, bu şekilde ... şirketlerin tek hissedarı haline geldiğini, halihazırda konkordato talep edilmesinin en önemli nedeni ise, müvekkili ...’ün abisi ...’ün hukuksuz ve etik dışı eylemleri olduğunu, bu devirlerin gerçekleştiği sırada, gruptaki şirketlerin tümünün bankalara yapılandırılmış borçları bulunduğunu, bankalarla imzalanan yapılandırma sözleşmelerinde, ... ve ...'e miras intikal etmesi halinde kredinin erken kapatılacağına dair hüküm mevcut olduğunu, 25/04/2021 tarihinde anne ... vefat ettiğini, ... ise vefatın üzerinden 4 gün geçmişken gidip grubun tüm banka borçlarını kapattığını, ... bu ödemeyi, tamamıyla müvekkili ...’ü sıkıştırarak anne ...’den kalan malvarlığından daha fazla pay almak için yapmış olduğunu, gruptaki şirketler bankalarla imzalanan yapılandırma sözleşmesine, birbirlerinin borçları için garanti veren sıfatıyla imza attıklarını, bilindiği gibi, garanti veren sıfatıyla yapılan ödeme ise ödeme yapana kanuni halefiyet hakkı kazandırmayacağını, ...’ün şirketi ...’nın ödeme yapması kendisine halefiyet hakkı kazandırmayacağından, bankalarca müvekkili şirketlerin ve müvekkili ...’ün malvarlığı üzerindeki tüm teminatların kaldırılması gerekeceğini, nitekim garanti veren sıfatıyla ödeme yapılmasının ödeme yapana halefiyet hakkı kazandırmayacağı, ödeme yapanın ancak ödediği bedel için genel hükümlere göre rücu talebinde bulunabileceği, halefiyet söz konusu olamayacağından ise alacaklarını tahsil eden bankaların teminatları serbest bırakması gerektiği hususları ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ...ve Türk-Alman Üniversitesi ... tarafından hazırlanan 14/07/2021 tarihli ve ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ... tarafından hazırlanan 18/08/2021 tarihli hukuki mütalaalarda ortaya konulduğunu, hazırlanan bu hukuki mütalaalar o dönem kredi temsilcisi olan ... Bankası A.Ş.’ye de gönderildiğini, kredi temsilcisi olan ... Bankası A.Ş., ipoteklerin kaldırılması için hazırlıklar yaparken bir anda bu kararından vazgeçmiş ve neticede teminatları ...’ya devretmiş olduğunu, teminat devrinin, ...’ün verdiği 40 milyon USD’lik güvence karşılığında gerçekleştirilmiş olmasının yapılan işlemden şüphe duyulduğunu gösterdiğini,müvekkili şirketin konkordato talep etmek zorunda kalmasında, ... kadar...Bankası A.Ş.’nin de payı olduğunu, müvekkili şirketler adına o dönem bankalara toplam 149 milyon TL ödeme yapan ...’ün şirketi ..., tüm teminatları (tüm taşınmazlar, şirket hisseleri) eline geçirerek artık planlarını işletmeye başlamış olduğunu, ... bu andan itibaren, alacağını tahsil etmek için değil de müvekkilleri tamamıyla kıpırdayamaz hale getirmek suretiyle müvekkil ...’ü, anne ...’den kalan malvarlığının adil olmayacak şekilde paylaşımını öngören ... Masasına oturtmak amacıyla hareket etmiş olduğunu, şayet teminatlar serbest bırakılmış olsaydı, müvekkili ..., boğazın en geniş cepheli yalısı olan ... ’ndaki %37,50 hissesini satarak veyahut yalı veya diğer taşınmazları ipotek tesis ettirip yeni kredi kullanarak...’nın bankalara ödediği tutardan kaynaklı rücu alacağını kolaylıkla ödeyebileceğini, ancak ..., teminatları alacağını tahsil etmek için değil de müvekkil ...’ü sıkıştırarak müvekkili ...’e annesi ...’den kalan malvarlıklarının önemli bir çoğunluğunu almak amacıyla elinde tutmak istediğinden, yalı hissesinin satılarak borcun ödenmesine ilişkin işbirliğinden kaçındığını, müvekkili ... ile ...’ün yarı yarıya hak sahibi olduğu ... terekesinin İsviçre bankalarında yaklaşık 32 milyon USD varlığı bulunduğunu, bu tutar bugünkü kurla yaklaşık 1 milyar TL’ye tekabül ettiğini, İsviçre bankaları, elbirliği mülkiyeti bulunduğu gerekçesiyle müvekkili ... ve ...’ün birlikte atacakları imza ile para transferi yapabileceklerini bildirdiğini, ...’e, İsviçre bankalarındaki paradan alacağının anında ödenebileceği defaatle bildirilmesine rağmen bu teklifleri kabul etmediklerini, 2023 yılının Kasım ayında müvekkili ..., ...’ndaki %37,50 hissesini 27 milyon USD karşılığında satışı konusunda yabancı ülke vatandaşı bir isimle anlaşma yapmış olduğunu, bu satış gerçekleştiğinde, ...’ün şirketi ...’nın hukuka aykırı başlattığı takipteki kapak hesabı tümüyle kapanacağını bir de üzerine en az 450 - 500 milyon TL para kalmış olacağını, alacağını tahsil etmek için değil de müvekkili ...’e annesinden kalan malvarlığının çoğunluğunu ele geçirmek için hareket eden ..., bu satışın gerçekleştirilmesini engellemek için ihtarlar çekmiş, alıcıyı sürekli olarak taciz etmiş olduğunu, alıcı satış bedelini Türkiye’ye getirmesine ve tapu randevuları alınmasına rağmen satış son anda iptal olduğunu, ...’ün şirketi...’nın alacağı teminatlı gözüktüğünden, önce rehne başvurma kuralı gereğince müvekkili şirketlere karşı haciz yoluyla takibe girişemediğini, ..., müvekkili şirketlerde haciz işlemi uygulamak amacıyla, müvekkili şirketlerden alacaklı olan firmalara ulaşarak alacaklarını kendisine temlik etmelerini istemekte olduğunu, müvekkili şirketlerden alacaklı olan çok sayıda firma, ... tarafından böyle bir talebin kendilerine iletildiğini müvekkillerine bildirmiş olduğunu, ...’ün bütün motivasyonu müvekkili şirketleri batırma üzerine kurulu olduğunu, müvekkili şirketlerin uzun vadeli satışlar yaptığından her daim finansman ihtiyacı olduğunu ancak ..., bankalardan devraldığı teminatları elinde tuttuğundan (ki toplam borcun 30-40 katı teminat tutulmaktadır) müvekkili şirketler bankalardan kredi temin edemediğini, bu nedenle yıllardır mecburi olarak faktoring şirketleri ile çalışıldığını, müvekkili ...’ün %50 hak sahibi olduğu terekeden bahsetmek uygun olacağını, anne ...’ün terekesinde en az 250 milyon USD malvarlığı bulunduğu, bu tereke ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Tereke sayılı dosyasından idare edildiğini, bu dosyadan 05/09/2023 tarihinde verilen kararla tereke temsilcisi olarak ... atandığını, ancak bu zamana kadar tereke dosyasında önemli bir yol katedilemediğini, nitekim halihazırda ..., terekeye ait değeri en az 100 milyon USD olan ...’deki binaya adeta çökmüş durumda olduğunu, ... burayı kendisine ait ... şirketine fiilen kullandırmakta, ayrıca binayı bölümler halinde kiraya da verdiğini, halihazırda bu binanın bir bölümünü, tereke temsilcisinin onayı dışında ...A.Ş.’ye kiraya verdiğini, yine ..., terekeye ait değeri 100 milyon TL civarında olan ...’daki daireyi haksız bir şekilde kullandığını,. bu hukuka aykırı kullanımlar 27/02/2024 tarihinde ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesine delilleriyle birlikte bildirilmesine rağmen hukuka aykırı kullanımlara son verilmediğini, yaptıklarının hukuk karşısında bir sonucu olmadığını gören ..., her geçen gün etik ve hukuk dışı davranışlarını artırdığını, müvekkili ..., annesi ...’den kalan malların yarı yarıya paylaşımına her daim hazır olduğunu, bu kapsamda 17/11/2023 tarihinde terekenin idare edildiği ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Tereke sayılı dosyasına sunulan dilekçede “... malları bellidir. Mirasçı Sn. ..., tereke mallarını dilediği gibi ikiye bölsün. yani mallar a ve b grubu olarak ikiye ayrılsın. Bu şekilde gruplandırılan malların kime ait olacağı konusundaki seçim hakkı ise müvekkil ...'e bırakılsın” denilerek ...’den, malları dilediği gibi iki gruba ayırması, seçim hakkını ise müvekkili ...’e bırakması istediğini, ... ise bu teklife vekili aracılığıyla sözlü olarak “malları ben bölerim, ben seçerim” dediğini, kendisine kalacak malların neler olduğunu sınırsız bir şekilde tayin etmek isteyen ..., müvekkili ...’ün pes etmesini beklemekte; bu amaçla da müvekkili şirketleri batırmaya çalıştığını, ...’ün hukuk ve etik dışı eylemleri dışında, ülkemizde faiz oranlarının artması ve bu nedenle artan finansman giderleri, döviz kurlarındaki artışın hammadde maliyetlerini artırması, finansman giderleri ile hammadde ve işçilik maliyetleri artmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumunun ilaç fiyatlarına yeterli düzeyde zam yapmaması da müvekkili şirketlerin mali darboğaza girmesine neden olduğunu, yukarıda anlatılan gerekçelerle, müvekkili şirketlerin faaliyetlerine devam edebilmesi için konkordato müessesine başvurmak dışında bir seçeneği kalmadığını, borçların ne şekilde ödenebileceği, hazırlanan konkordato projelerinde somut bir şekilde planlandığını, müvekkil ...’ün %37,50 hissedar olduğu... ilişkin olarak ortaklığın giderilmesi davasında önemli bir aşamaya gelinmiş olup şayet bu satış erkenden gerçekleşir veyahut anne ...’den kalan mallara erişim daha erken mümkün olursa, müvekkili şirketlerin konkordatodan feragat etmeleri de gündeme gelebileceğini, yaklaşık 1 yıldır süredir konkordatoya başvurma gereği olmasın diye tüm imkanlar kullanılmış, bu süreçte şirket ortağı ... elindeki tüm şahsi malvarlığını şirketlerin devamı sağlansın diye kullanmış ancak neticede artık nakit akışının sürdürülme imkanının kalmadığı anlaşılınca konkordatoya başvurmak zorunda kalındığını, tüm bu nedenlerle; İcra ve İflas Kanununun 286. maddesindeki belgelerin tamamını eksiksiz olarak sunan müvekkillerine, aynı Kanun’un 287. maddesi uyarınca geçici mühlet kararı verilmesini, daha sonra geçici mühletin 2 ay süreyle uzatılmasını ve ardından da kesin mühlet verilmesini ve son olarak da konkordatonun tasdik edilmesini, müvekkillerinin faaliyetlerine devam edebilmesi, malvarlıklarının korunabilmesi ve konkordato projesinin hayata geçirilebilmesi için, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen 1. sırada yazılı alacaklar için haciz yoluyla yapılan ya da yapılacak takipler hariç olmak üzere, müvekkilleri aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasına ve yapılmış olan takiplerin durdurulmasına, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen 1. sırada yazılı alacaklar hariç diğer alacaklarla ilgili yapılmış takiplerle ilgili muhafaza tedbiri yapılmış ise, üzerindeki hacizler baki kalmak kaydıyla, muhafazalarının kaldırılarak müvekkillerine yediemin olarak teslimine, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen 1. sırada yazılı alacaklar için haciz yoluyla yapılan ya da yapılacak takipler hariç olmak üzere, müvekkilleri aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz uygulanmamasına, müvekkillerinin takip borçlusu veya üçüncü şahıs konumunda olduğu takipler bakımından haciz ihbarnamesi gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, İİK m.288/I yollamasıyla İİK m.294/IV maddesi gereğince, İİK m.200 ve 201 hükmünde belirtilen hallere münhasıran takas yapılmamasına ve banka hesapları üzerine blokaj konulmasının önlenmesine, hesaplar üzerine blokajlar konulmuş ise, bu blokajların kaldırılarak hesaptaki paraların konkordato komiserlerinin denetiminde kullanılmak üzere müvekkillerine iadesine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 16/05/2019 tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararı uyarınca, müvekkilleri tarafından keşide edilen çeklerin “karşılıksızdır” işlemine tabi tutulmamasına yönelik tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, İİK'nın 285. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca açılan konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
Adi Konkordato 2004 sayılı İİK. m. 285-309/ı arasında düzenlenmiştir.
Konkordato, borçlunun, kanunda öngörülen çoğunluktaki alacaklılar ile yapacağı ve ancak mahkemenin tasdiki ile borçlu ve alacaklılar bakımından (konkordatoya tabi ve ancak borçlu ile anlaşmaya varmayan alacaklılar dahil) bağlayıcı hale gelen bir cebri icra anlaşmadır. Konkordato kurumu, elinde olmayan sebeplerle işleri iyi gitmeyen ve ekonomik durumu bozulan veya bozulma ihtimali olan dürüst borçluları, iflastan korumak (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara: Adalet Yayınları, 2013 s.1443-1444) ve ödeme güçlüğü çeken borçlulara borçlarını yeniden yapılandırarak, işletmelerini iyileştirmelerine olanak sağlamak için ihdas edilmiştir. Konkordato kurumu ile borçluya, alacaklıların çoğunluğu ile anlaşarak borçlarını ödeme ve böylelikle iflastan kurtulma imkanı sağlanmak istenmiştir. Borçlu yapılacak olan anlaşma doğrultusunda borçlarını ödediğinde tüm borçlarından kurtulmuş olur. İsviçre doktrininde, konkordato sürecinde verilen konkordato kesin mühleti borçlunun mali durumunu iyileştirmesinin bir aracı olarak görülmektedir. İsviçre’deki kanun değişikliklerinin bir çoğunda açıkça iyileştirme kavramına yer verilmiştir. Konkordatoda alacaklıların menfaati olmakla birlikte esasen borçlunun menfaati daha ön plandadır. Adi konkordatoda, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda olduğu gibi malvarlığının tasfiyesi değil borçlunun mali durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanır.(Hakan Pekcanıtez/Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Yasa Çerçevesinde KONKORDATO, İstanbul: Vedat Kitapçılık 2018, s.3 ve6)
Adi konkordato, geçici mühlet, kesin mühlet, konkordatoya tabi (nisaba esas) alacaklı ve alacaklıların tespiti, alacaklılar toplantısının yapılması ve tasdik raporunun mahkemeye ibrazı ile başlayan tasdik aşamalarından oluşmaktadır.
Geçici mühlet aşamasında; geçici mühlet kararı verilebilmesi için davacının İİK. m. 286 gereği, dava dilekçesi ekinde, konkordato ön projesini, borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeleri, alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren listeyi, konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tabloyu, konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporunu mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Mahkemece, bizzat veya bilirkişi marifetiyle yapacağı inceleme neticesinde bu belgelerin tam olduğunun tespit edilmesi halinde İİK. m. 287/1 gereği borçluya derhal üç ay geçici mühlet verilmesi gerekir. Şartları mevcut olduğunda İİK. m. 287/4 gereği 3 aylık geçici sürenin 2 ay uzatılmasına karar verebilir.
Mahkememizce İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz sunulması sebebiyle davacı hakkında 01/07/2024 tarihi saat 17:00'dan itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının incelenmesi başka bir deyişle davacının mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığı veya konkordato teklifinin tasdik şartlarının yerine gelip gelemeyeceğinin tespiti amacıyla detaylı rapor tanzim edilmesi için konkordato komiser heyeti görevlendirildiği ve komiser heyetinin 01/07/2024 tarihi itibarıyla davacının faaliyetlerine nezaret etmek suretiyle görevlerine başladığı, 19/09/2024 tarihli duruşmada ... yararına 01/07/2024 tarihinde verilen geçici mühletin İİK'nın 287/4. maddesi uyarınca 01/10/2024 tarihi saat 17:00'dan itibaren 2 ay uzatılmasına karar verildiği ,İİK 288.madde uyarınca ilanların yaptırıldığı, konkordato gider avansının depo edildiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkındaki geçici mühlet kararının devam ettiği sırada vekili ... 21/10/2024 havale tarihli dilekçesi ile müvekkili ... yönünden konkordato talebinden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davacılar vekili ... UYAP'tan göndermiş olduğu 21/10/2024 havale tarihli ile müvekkili ... yönünden konkordato talebinden vazgeçmesi hususunda komiser heyetinden görüş alınmasına karar verilmiş ,konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 22.10.2024 havale tarihli yazılı görüşte; ''Konkordatodan feragat doğrudan İcra ve İflas Kanunu’muzda düzenlenmiş değildir. Konuya ilişkin tek düzenleme İİK m. 292’de sayılan iflas hallerinden biri olarak birinci fıkra d bendinde yer alan “Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse” düzenlemesidir. İİK m. 292 kesin mühlete dair bir madde olmakla beraber, İİK m. 288/I uyarınca geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan geçici mühlette de uygulama alanı bulur. İİK m. 292/I uyarınca, iflâsa tabi borçlu konkordato mühleti içerisinde feragat ederse ve bu borçlu borca batık bir sermaye şirketi veya kooperatif ise konkordato mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir. Genel hükümler uyarınca, feragat, davacının açmış olduğu davadaki talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Sermaye şirketi veya değil, iflasa tabi veya değil, her konkordato borçlusunun konkordato talebinden feragat edebileceği konusunda tartışma bulunmamaktadır. Feragat bir taraf usul işlemidir ve tüm işlemler için gerekli bulunan ehliyet şartı burada da aranır. HMK m. 74 uyarınca, vekilin müvekkili adına feragat beyanında bulunabilmesi için özel yetkisi olması gerekir. Dosyaya mübrez ... 36. Noterliği’nin ... saylı ve ...tarihli vekaletnamesi uyarınca, borçlu vekilinin dava ve icra takiplerinden feragat yetkisi bulunduğu ayrıca aranmasa dahi konkordato talebinden feragat yetkisinin ayrıca düzenlendiği görülmüştür. Türk hukuk sisteminde iflasa tabi olmayan borçlu hakkında konkordato mühletinin kaldırılması ile borçlunun iflasına karar verilemeyecektir. Madde gerekçesinde belirtildiği üzere, İİK m. 292’nin kaleme alınmasında, İsviçre İİK m. 296/b’de yararlanılmış ancak burada İsviçre İİK’dan farklı olarak bu sistem aşırı sert bulunduğundan iflas kararı iflasa tabi kişilerle sınırlandırılmıştır. Farklı bir anlatımla, konkordato mühletinin kaldırılması ile iflasa tabi olmayan borçlunun iflasına karar verilemez. Somut olayda, feragatin usulüne uygun ileri sürüldüğü görüldüğünden, bu aşamada, inceleme konusu borçlu ...’ün iflasa tabi bir kişi olup olmadığı hususu ile sınırlı olacaktır. Gerçek kişiler yan başlıklı, TTK m. 12/I uyarınca, bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bununla beraber, çeşitli hükümlerde tacir olmamakla beraber bazı kişilerin tacir sayılması (TTK m. 12/II) veya tacir gibi sorumlu olması (TTK m. 12/III ve İİK m. 45) da mümkündür. Somut olayda, konkordato borçlusu ...’ün bir ticari işletme işlettiğine dair dava dilekçesinde ve konkordato ön projesinde bir açıklama görülmemiştir. Borçlu ...’ün konkordato borçlusu şirketlerde ve komiser heyeti raporlarımızda belirtilen bazı diğer şirketlerde ortak ve yönetici olduğu şüphesizdir. Bir şirketin ortağı veya yöneticisi olmak tacir sıfatı için yeterli değildir. Başka bir anlatımla, bir gerçek kişinin bir şirketin ortağı veya yöneticisi olması onu tacir sayılmasına sebep olmaz.Komiser heyetimiz tarafından resen inceleme yapılarak borçlu ...’ün tacir olup olmadığı araştırılmıştır. Gelir Dairesi Başkanlığı nezdinden yapılan sorgulamada borçlu ...’ün Yıllık Gelir Vergisi, Zirai Kazanç Vergisi, Kurumlar Vergisi, Basit Usulde Ticari Kazanç vergi türlerinde mükellefiyeti olmadığı görülmüştür. Tabii ki kira geliri bir bazı gelir türleri bakımından gerçek kişilerin vergi mükellefi olması o kişilerin tacir sayılmasına sebep olmayacaktır. Ticaret sicili nezdinde yapılan unvan sorgulama neticesinde, borçlu ... hakkında herhangi bir kayıt olmadığı görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı nezdinde tutulan MERSİS kayıtları üzerinde yapılan incelemede de borçlu ...’ün tacir olduğuna dair bir kayda rastlamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti e-devlet uygulaması üzerinden yapılan Ticari İşletme ve Şirket Sorgulama üzerinden yapılan sorgulamada da borçlu ... hakkında bir kayda rastlanmamıştır. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, borçlu ... vekilinin konkordato talebinden feragate yetkili olduğu; borçlu ...’ün iflasa tabi kişilerden bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı '' yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 23.10.2024 tarihli ara kararı davacı ... hakkında mahkememizce verilen geçici mühletin, geçici mühletin uzatılması kararının ve tüm tedbir kararlarının 23.10.2024 günü saat 14.30 itibari ile kaldırılmasına, davacı ... yönünden konkordato geçici komiser heyetinin görevine son verilmesine, geçici komiser heyetine görev süresi ile orantılı olarak ücret ödenmesine, davacı ... yönünden komiser heyetinin görevine son verildiğinin ... Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, davacı ... hakkında verilen geçici mühlet kararının, geçici mühletin uzatılması kararının ve tüm tedbirlerin kaldırıldığına karar verildiğinin Ticaret Sicil Gazetesi ve Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan edilmesine ve kararın İİK 288 maddesinde belirtilen ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına, davacı-borçlu ... yönünden davanın TEFRİKİ ile mahkememizin başka esasına kaydedilmesine karar verilmiş ve ara karar gerekleri yerine getirilerek davacı ... hakkındaki dava Mahkememizin... Esas sırasına kaydedilmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde, davadan feragat yetkisinin olduğu tespit edilmiştir.
HMK'nın 307. maddesi gereğince, feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
HMK'nın 310. maddesi gereğince de, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilmesi mümkündür.
Dava, konkordatonun tasdikine ilişkin olup, konkordatonun tasdikine ilişkin davadan feragat halinde İİK'nın 292. maddesinde Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen feragatin sonuçlarından farklı bir sonuç öngörülmüştür.
İİK'nın 292/1-d bendinde, borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketinin konkordato talebinden feragat etmesi halinde mahkemece kesin mühletin kaldırılarak iflasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. İİK'nın 287/5. maddesi uyarınca İİK'nın 291. ve 292. maddeleri geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacaktır.
İşbu davada, geçici mühlet süreci içinde davacının davadan feragat ettiği, davacı ...'ün iflasa tabi şahıslardan olmadığı dosya kapsamı ve komiser heyeti raporlarından anlaşılmakla davacının konkordatonun tasdiki isteminin feragat nedeniyle reddine,davacının konkordatonun tasdiki isteminin reddine karar verildiğinin İİK'nın 288. maddesi uyarınca ilgili yerlere bildirilmesine ve ilan edilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının konkordatonun tasdiki talebinin reddine,
2-Davacının konkordatonun tasdiki isteminin reddine karar verildiğinin İİK'nın 288. maddesi uyarınca ilgili yerlere bildirilmesine ve ilan edilmesine,
3-Peşin harcın mahsubu ile başka harç alınmasına yer olmadığına,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Gider avansının, iflas avansının ve konkordato gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın davacıya tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde davacı yönünden Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/10/2024
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP