T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/807
KARAR NO: 2025/371
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/12/2024
KARAR TARİHİ: 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı arasında 24.08.2022 tarihinde Finansal Danışmanlık ve İşbirliği sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme müvekkillinin verdiği danışmanlık nedeni ile tarafların hak ve yükümlülüklerini içerdiğini, akdedilen sözleşme kapsamında davacı müvekkili, davalıya mali tablolar hazırlanması, yurt içi ve/ veya yurt dışı Banka ve Finansal Kuruluşlar nezdinde kredi çalışmalarının davalı adına yürütülmesi hizmetlerini verdiğini, ancak davalı taraf söz konusu sözleşmenin gerekliliklerini yerine getirmediğini, taraflarınca süreç ile ilgili ...tarihinde ... numara ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını, fakat taraflar arasında anlaşma sağlanamadığnı, arabuluculuk görüşmesi 21.03.2024 tarihinde anlaşamama olarak sona erdiğini, arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davanın kabulüne, şimdilik 100.000 TL alacağın müvekkiline ödenmesine, alacağa keşide edilen ihtarın tebliğ tarihi olan 10.02.2023'den itibaren reeskont faizi işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup davanın mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği alacak ve talepleri asla kabul manasına gelmemekle beraber bir an için bu alacakların varlığı kabul edilse dahi davaya konu edilen alacaklar zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarını asla kabul manasına gelmemekle beraber varlığı iddia olunan tüm alacaklara karşı zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı tarafından hak kazanıldığı iddia edilen alacağa ilişkin hususlar tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacının herhangi bir alacağa hak kazanmadığını, davacı tarafından iddia edilen alacakları kabul manasına gelmemekle birlikte davacı tarafından talep edilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihi hukuka aykırı olduğunu, izah edilen nedenlerle ve resen gözetilecek hususlarla fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikli usule ilişkin itirazları kapsamında davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davanın ayrıca esastan reddine, neticede haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... A.Ş.'den gelen davalı tarafından 24/08/2022 tarihinden itibaren kullandırılan krediler ve buna ilişkin kayıt ve belgeler,
2-...'dan gelen davalının kredi listesi,
3-... A.Ş.'den gelen davalının kredilerine ait kredi tablosu,
4-... Bankası A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş.,'den gelen davalının 24/08/2022 tarihi sonrası kullanılmış kedi ürünü tespit edilmediği bilgisi,
5-... Bankası A.Ş.'den gelen davalının kullandığı kredi bilgisi,
6-...Defterdarlığından gelen davalının 2024 dönemi kurum geçici vergi beyannamesi,
7-... A.Ş.'den gelen davalının ... listesini gösteren işlem tablosu,
8-... Bankası A.Ş.'den gelen davalıya kullandırılan kredilerin üst limii 90.000.000 TL olduğu bilgisi,
9-... Defterdarlığından gelen ...'e ait 2009 yılı gelir beyannamesi, 2009 gelir geçici vergisi beyannamesi ve sicil detayı,
10-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesinden doğan alacağın tahsili davasıdır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nin 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar)
Somut olayda, davaya konu uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı nazara alındığında tarafların ticari işletme kaydının bulunup bulunmadığının önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Davacının bağlı vergi müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre davacının tacir olmadığı, serbest meslek erbabı olduğu ve vermiş olduğu beyannameye göre kar ve zararının 0 ( sıfır) olduğu, eş deyişle davacının tacir olmadığı nazara alındığında uyuşmazlığa konu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan REDDİNE,
Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Süresi içinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/05/2025
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır