T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/834 Esas
KARAR NO: 2025/458
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 02/11/2023
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; olay tarihi olan 27/03/2013 tarihinde sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı Traktörün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde trafik kazası meydana geldiği ve kazada ...’nun vefat ettiği; ZMSS kapsamında ... plaka sayılı araç ,... A.Ş'nin sorumluluğunda olduğu; davalıya başvuru yapıldığı ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı; davacı ...’nun söz konusu trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kaldığı; bu nedenle 50 TL Destekten yoksun kalma; 50 TL Cenaze Gideri olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Dava konusu kaza 27/ 03 /2013 tarihinde gerçekleştiği için davacı talepleri zamanaşımına uğradığı; kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkil şirket nezdinde 24.01.2013 - 29.04.2014 başlangıç ve bitiş tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğundan poliçe limiti ile sınırlı olacak şekilde sorumluluğunun bulunduğu; kendi ölümüne tam kusuru ile sebep olan sürücünün mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı olmadığını, kusur oranının tespiti ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, faizin yasal faiz olarak dava tarihinden itibaren alınması gerektiği; cenaze ve defin giderlerinin teminat dışı kaldığı bu nedenlerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 53.maddesinde düzenlenen ölüm nedeniyle yoksun kalınan destektazminatının tahsili davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, 27/03/2013 tarihinde müteveffa ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde trafik kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle davacı ...’nun davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma ve cenaze gideri masraflarını talep edip edemeyeceği, talep edebiliyorsa miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 27/03/2024 tarih ...E.... K. sayılı kararı ile ''Davalı vekilinin davaya konu kaza nedeniyle zamanaşımı itirazının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin zamanaşımı itirazı üzerinde mahkememizce yapılan değerlendirmede İstanbul BAM 8. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamında "2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan maddi tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi ve manevi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.
Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve ... E., ... K. Sayılı kararı).
TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir." dikkate alındığında,
Davaya konu 27/03/2013 tarihinde davacı ...'nun eşi müteveffa ...'nun vefatı ile sonuçlanan traktör kazasında başlatılan soruşturma kapsamında ... CBS ... soruşturma numaralı dosyasında maktulün ölümü ile sonuçlanan tek taraflı trafik kazasına binaen kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği dışında kusur, kast ya da ihmal izafe edilecek bir durum olmadığından takipsizlik kararı verildiği; davaya konu uzamış ceza zamanaşımının söz konusu olmadığı kazanın 27/03/2013 tarihinde meydana geldiği ve davanın 02/11/2023 tarihinde, olay tarihi olan 27/03/2013 üzerinden 10 yıl geçtikten sonra açıldığı anlaşılmakla eldeki davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı anlaşılmakla davacının davasının zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine'' şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekilinin işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 4/12/2024 tarih... Esas...Karar sayılı ilamı ile ''Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 109'uncu maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanunu'nun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sadece eylemin aynı zamanda suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkûmiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2015 gün ve ... (E) - ... (K), 16.09.2015 gün ve .. (K) sayılı kararlarıyla da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Eldeki davada, dosyaya sunulan nüfus kaydı içeriğine göre aynı zamanda davacı Hatice Uslu'nun eşi olduğu anlaşılan ...'nun yönetimindeki 43 UK 789 plakalı traktörle 27/3/2013 günü seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı kazada öldüğü ileri sürülerek, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri tazminatı talebinde bulunulmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere, KTK'nin 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, ceza zamanaşımının uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkûmiyet hükmü verilmesi aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan dava konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Yasa koyucunun amacı KTK uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı içinde dava açılması olanağını sağlamaktır. Kaldı ki, KTK'nin 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrasındaki "cezayı gerektiren fiil" ifadesinin seçilmesi de zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılana açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davacı ...'nun desteği olduğu ileri sürülen sürücü ...'nun 27/3/2013 günü meydana gelen trafik kazasında ölümünden kaynaklanan maddi tazminat davasının, KTK'nin 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası aracılığıyla uygulanması gereken taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66'ncı maddesinin, 1'inci fıkrasının "d" bendinde öngörülen 15 yıllık zamanaşımı içinde belirsiz alacak davası niteliğinde, dava zamanaşımı geçmeden 2/11/2023 günü açıldığının anlaşılması karşısında, mahkemece işin esasına girilip tarafların ileri sürdükleri kanıtlar toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Kaldırma kararı sonrası mahkememiz işbu esasını alan davada yapılan yargılamada tensip zaptı ile dosyanın kusur ve aktüerya bilirkişiden oluşan heyete tevdii ile müteveffanın bu kaza nedeniyle kusur durumu ve davacının destek olarak talep edebileceği tazminat ve cenaze gideri hususunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.Aktüerya bilirkişi ...ve kusur bilirkişisi ...'dan alınan 12.03.2025 tarihli bilirkişi raporu ile... plakalı traktör sürücü müteveffa ...'nun kendi ölümü ile neticelenen dava konusu trafik kazasında %100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu dava konusu trafik kazasında Mahkemenizin ara kararı doğrultusunda kusur oranı tespiti yapılmış ise de, 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı, müterafık kusur ve hatır taşıması durumu) tespiti Hakim yetkisinde olduğunu, eşi ...'nun vefat etmesi ile destekten yoksun kalan davacı ...'ya ilişkin maddi tazminat tutarının 1.486.841,49 TL olarak hesaplandığı, ancak destekten yoksun kalma zararı ve cenaze gideri zararı nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 2013 yılına ait teminat limiti olan 250.000,00 TL ile sınırlı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili 08.05.2025 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile 250.000TL destekten yoksun kalma olmak üzere 250.000 TL net maddi tazminat alacağının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, alacak için kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, toplam alacak üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müteveffa ...'nun 27.03.2013 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün direksiyonu hakimiyeti kaybetmesi nedeniyle davacının müteveffanın eşi olması nedeniyle destekten yoksun kalma ve cenaze gideri masraflarını talep etmesi nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bozma ilamı öncesi davanın zamanaşımına uğradığından bahisle davanın reddine karar verildiği; davacı tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine bozma ilamında davanın esastan incelenmesi gerektiği anlaşılmakla bozma ilamı sonrası davalı tarafın zamanaşımı itiraz ayrıca değerlendirilmemiştir.
İstanbul BAM 8. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında "..Bilindiği üzere destekten yoksun kalma tazminatının konusu desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Yani olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, bunun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşanabilmesi için muhtaç olunan paranın ödetilmesidir. Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı ölenin eylemli yardımını alanların desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir." dikkate alındığında,
ZMSS Trafik sigorta poliçesi incelendiğinde kaza tarihinin poliçe teminat süresi içerisinde olduğu; ölüm ve sakatlanma kişi başı teminatın 250.000,00 TL olduğu; davacı tarafından 13/12/2018 tarihinde davalı tarafa başvuru yapıldığı anlaşılmakla davalının 25/12/2018 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bozma ilamı sonrası alınan 11.03.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında müteveffanın %100 kusurlu olmasından kaynaklı meydan gelen kazada vefatı nedeniyle davacının eşi yönünden desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarar talep edebileceği anlaşılmakla bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada 1.486.841,49 TL destekten yoksun kalma tazminatına hak sahibi olduğu ancak poliçe limiti 250.000,00 TL ile sınırlı olduğundan poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davacının destekten yoksun kalma tazminatı yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı dava dilekçesinde her ne kadar tedavi gideri yönünden ayrıca talepte bulunmuş ise de poliçe limiti dolması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabulüne,
250.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 25/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Cenaze gideri talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.077,50 TL karar harcının, peşin yatırılan 269,85 TL harç ve 860,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile noksan kalan 15.947,65 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktarın üzerinden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktarın üzerinden hesaplanan 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 9.348,75 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 9.346,88 TL yargılama gideri, 269,85 TL peşin harç, 860,00 TL tamamlama harcı ve 269,85 TL başvuru harcı toplamı 10.746,58 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2022 yılı tarifesine göre toplam 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına)
7-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/06/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır