T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/539
KARAR NO : 2026/376
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/07/2025
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı iddası; davalı şirket tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasına sunduğu 10.01.2024 tarihli yabancı hakem kararının tenfizi talepli dava dilekçesinde, dava dışı üçüncü kişi ...Ltd.’den alacaklı olduğunu, davalı şirkete ait malların ... bayraklı “...” isimli gemide bulunduğu iddiası ile anılan malların haczi talep edildiğini, talep aşamasında sunulan belgelerde dahi gemideki yükün borçluya değil müvekkiline ait olduğu belli iken gerçeğe aykırı beyan ve hatalı tercümeler sunularak gemideki malın borçluya ait olduğu ısrarla iddia edildiğini, hatta başvuru incelendiğinde borçluya ait malların değil doğrudan gemide bulunan malların ihtiyaten haczine karar verilmesinin talep edildiğinin görüldüğünü, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.01.2024 günü verdiği ara karar ile ihtiyati haciz talebini kısmen kabul etmiş ve (gemideki değil) “borçluya ait” malların “İİK’da belirtilen muayyen tahditler dairesinde” ihtiyaten haczine karar verdiğini, buna karşın 23.01.2024 günü Bandırma Limanı’nda bulunan “...” isimli gemiye gidilerek ihtiyati haczin infaz edildiğini, bu aşamada taraflarınca davalı şirket vekillerine iletilen ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile haczedilemeye çalışılan yükün müvekkiline ait olduğu bildirilerek haczine yönelik girişimlerin durdurulmasının taraflarınca talep edildiğini, bunun ardından davalı vekillerinin talebi üzerine 27.01.2024 günü müvekkilinin malın alıcısı olduğunu, malı CIF (Navlunu ve Sigorta Masrafı Ödenmiş) kaydı ile satın ve teslim aldığını, bedelini de ödediğini gösterir belgeler iletildiğini, ek belge talepleri de aynı gün içinde derhâl karşılandığını, buna karşın ihtar eden müvekkiline ait malların haczine kötü niyetle devam edildiğini, hatta tamamen müvekkilinin zararını artırma kastı ile 19.02.2024 tarihinde geminin zorla limana yanaştırılıp yükün bir kısmının tahliyesi ve sahilde muhafaza altına alınmasının sağlandığını, bahse konu mal müvekkilin kendisince ... teslim kaydı ile satın alındığını, böylelikle gemiye yüklenmesinden itibaren mülkiyetinin kendisine geçtiğini, hacizden çok önce ...’da müvekkili adına gümrük beyannamesinin verildiğini, tüm bu hususları gösterir belgeler sürecin en başında davalıya iletildiğini, davalı taraf müvekkiline zarar verme kastı ile hareket ederek malların haczi ve muhafaza alınmasında ısrar ettiğini, ... Asliye Ticaret Mahkemesi itirazlarını kabul ederek müvekkiline ait yük yönünden haksız ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, hacizler kaldırılarak yükün müvekkiline teslim edildiğini, akabinde davalının istinaf kanun yoluna başvurduğunu, anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi ...E., ... K., 28.06.2024 T. sayılı kararı ile; “İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz davalı borçlu hakkında verilmiş olup, ihtiyati haciz uygulanan emtianın davalı borçluya ait olmadığı, itiraz edenin mülkiyetinde olduğu seklindeki itirazlar, icra hukuku kuralları çerçevesinde itiraz ve şikâyet yoluyla icra mahkemelerinde ileri sürülebilir. Haksız ihtiyati haciz nedeniyle zarara uğranılması halinde de genel hukuk kurallarına göre talepte bulunulabilir. Ancak, ileri sürülen hususlar ihtiyati hacze itiraz nedeni olmadığından ilk derece mahkemesince hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçeleri ile yalnızca usuli sebeple bozulduğunu, ancak bu durum davalının kasten ve haksız yere müvekkili mallarını haczedip zarara neden olduğu gerçeğini değiştirmediğini, haksız ihtiyati haciz nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu zararın tazmini bakımından huzurdaki davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, müvekkiline zarar verme kastı ile yapılan haciz işlemleri nedeniyle müvekkilinin malın gemi üzerinde haczinde müvekkiline teslimine kadar geçen sürede işleyen ve gemi maliki tarafından müvekkilinden talep edilen sürastarya bedeli 113.973,61 ABD Doları, malın hacizli kaldığı sürede uğradığı değer kaybı (88,12 USD x 3.800 ton=) 334.856,88 ABD Doları, avukatlık ve dava masrafları: 19.913,23 ABD Doları, ilave depolama masrafı 17.250,00 Türk Lirası ve liman bekleme ücreti: 192.293,89 Türk Lirası zararının olduğunu, müvekkilinin müvekkiline ait mallar üzerinde uygulanan haksız ihtiyati haciz nedeniyle 468.743,72 ABD Doları ile 209.543,89 Türk Lirasının işlemiş faizi ile davalıdan tazmini gerektiğini, ... 13. Noterliği vasıtası ile keşide edilen ... tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile zararların tazmini talep edildiğini, bu ihtarlarının da yanıtsız bırakıldığını, dava şartı olması nedeniyle her ne kadar arabuluculuk başvurusu yapılsa da herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını, açıklanan ve Mahkeme’ce res’en gözetilecek sebeplerle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 468.743,72 ABD Doları ve 209.543,89 Türk Lirası zararın, ABD Doları cinsinden alacak bakımından 3095 Sayılı Kanun m. 4/a uyarınca, Türk Lirası cinsinden alacak bakımından avans faiz oranı uyarınca haciz tarihinden itibaren işlemiş faizi ve diğer fer’ileri ile Davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunması; somut olayda müvekkili ... tarafından başlatılan ihtiyati haciz işleminin 23.01.2024 tarihinde infaz edildiğini, davacı mahcuz emtia üzerinde hak sahibi olduğunu iddia eden bir üçüncü kişi sıfatıyla bu haciz işleminden en geç 24.01.2024 tarihinde haberdar olduğunu bizzat müvekkiline gönderdiği ihtarname ile ikrar ettiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ikrar, kesin delil teşkil eder ve sürenin başlangıcı (dies a quo) bakımından tartışmasız bir veri sunduğunu, kanuni süre uyarınca davacının en geç 31.01.2024 mesai bitimine kadar ihtiyati haciz kararına itiraz etmesi gerekirken davacı taraf bu süreyi kendi ihmaliyle geçirdiğini, ancak 01.02.2024 tarihinde itiraz dilekçesi sunduğunu, süresinden sonra yapılan bir itirazın hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığını, bu durum ihtiyati haciz işleminin davacı yönünden usulen kesinleşmesi sonucunu doğurduğunu, davacının "..." sıfatı, onu konişmento uyarınca ödemeye yetkili ve teslim almaya haklı bir kişi konumuna getirmediğini, meşru hamil sıfatını kazanamayan davacının, mahcuz emtia üzerinde mülkiyet iddiası üzerinden tazminat talep etmesi aktif husumet ehliyetinden yoksun olduğun,
davacının mülkiyet iddiasına dayanak gösterdiği konişmento ve ciro kayıtları, kıymetli evrak hukukunun emredici şekil şartlarına ve şirketler hukukunun temsil usullerine açıkça aykırı olduğunu, TTK m. 1228/3 ve m. 681/1 atfıyla, emre yazılı konişmentolarda hak sahipliğinin devri ancak birbirine bağlı, kesintisiz bir ciro silsilesi ile mümkün olduğunu, davacı tarafından sunulan belgelerde ciro zincirinin kopuk olduğunu, davacı şirket adına atılan ciroların, şirketin resmi imza sirkülerine ve tescil edilmiş temsil usulüne aykırı olduğunu, davacının ticaret sicil kayıtları ve imza sirküleri incelendiğinde şirketin ilzam edilebilmesi ve hak devri doğuran işlemlerin yapılabilmesi için "çift imza" (müşterek temsil) kuralının geçerli olduğunun açıkça görüldüğünü, oysa dava konusu konişmento üzerindeki cirolarda davacı şirket adına tek bir imza bulunduğunu, TTK m. 370 ve m. 372 hükümleri uyarınca, temsil yetkisinin sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın tescili üçüncü kişilere karşı hüküm ifade ettiğini, şirket esas sözleşmesine aykırı olarak atılan tek imza, "yetkisiz temsil" hükmündedir ve ne şirketi borç altına sokar ne de şirkete bir hak kazandırdığını, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin ... E. ve... K. sayılı kararında ciro zincirinin ve yetkili hamil sıfatının vurgulandığını, müvekkili alacağını tahsil etmek amacıyla ... hakem kararları ve ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda yasal yolları takip ettiğini, haciz alacağın yaklaşık ispatı şartıyla verildiğini, Yargıtay içtihatlarına göre ihtiyati haciz alacaklının hakkını korumak için meşru bir koruma aracı olduğunu, davacının iddia ettiği haksız fiil unsurunun oluşmadığını, davacının öne sürdüğü zararların kendi kusurundan kaynaklandığını, müvekkili zararın artmaması için liman masraflarını bizzat üstlendiğini, zarar ile haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, zarar iddialarının somut delille ispatlanmadığını, davacının pasif tutumu ve süreleri kaçırması nedeniyle kendi kusuruyla zarara uğradığını, tazminat talebinin hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, arz ve izah edilen maddi vakıalar, hukuki dayanaklar ve yerleşik yüksek yargı içtihatları çerçevesinde davacının mahcuz emtia üzerinde mülkiyet hakkını kanıtlayacak usulüne uygun belgeleri (kesintisiz ciro zinciri, çift imzalı konişmento, geçerli sigorta poliçesi) sunamamış olması ve konişmentoda yalnızca "..." sıfatıyla yer alması nedeniyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının Ticari defter kayıtlarının dosyaya celp taleplerinin değerlendirilmesine, ihtiyati haciz işlemine karşı İİK m. 265/2 uyarınca öngörülen yedi günlük hak düşürücü sürenin davacı tarafından kendi ihmaliyle kaçırılmış olması ve bu nedenle işlemin usulen kesinleşmiş olması karşısında davanın süre aşımı ve usuli kesinlik nedeniyle reddine, müvekkili...'nin kesinleşmiş .... hakem kararlarına dayalı olarak başlattığı takibin, yaklaşık ispat şartlarını fazlasıyla karşılayan meşru bir hak arama özgürlüğü olduğunu, müvekkilinin geminin tahliyesi ve yükün muhafazası için tüm masrafları üstlenerek basiretli bir alacaklı gibi davrandığı sabit olduğundan, haksız haciz iddiasının esastan reddine, (Mülkiyet ispatı yokluğu,illiyet bağı yokluğu, dürüstlük kuralı ihlali,çelişkili davranma yasağı) iddia edilen farazi zararlar ile müvekkilinin haciz işlemi arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, mevcut maliyetlerin davacının navlun ödememe ve pasif kalma kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi ve delillerin celbine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Uyuşmazlık davacı tarafından CIF teslim kaydıyla satın alınıp davacının Prince Nedal adlı gemisinde (ihtiyati haciz kararı ile) malların haczedilmesinden dolayı zarara uğrayıp uğramadığı, haczin haksız olup olmadığı, davalının varsa haksız haciz nedeniyle davalıdan talep edebileceği tazminat tutarının ne kadar olabileceği, Mahkememizin görevli olup olmadığı konularından ibarettir.
TTK 1203. maddesinde " Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur." düzenlemesi bulunmaktadır.
Anılan hüküm Türk Ticaret Kanunu'nun TTK'nın 1203.maddesi, Türk Ticaret Kanunu'nun beşinci kitabında yer almaktadır.
TTK'nın 1352. Maddesinde deniz alacakları sayılmıştır. Buna göre, geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya, hasar, can kaybı ve bedeni zararlar, kurtarma faaliyetlerinden doğan tazminat hakları, gemi yapım ve onarımından kaynaklanan alacaklar, gemide taşınan, bagaj dâhil, eşyaya gelen veya bu eşyaya ilişkin zıya veya hasar, gemi için alınmış krediler dâhil olmak üzere, geminin veya malikinin adına yapılmış harcamalar gibi doğrudan deniz ticareti alanıyla ilgili tazminat ve alacaklar deniz alacağı olarak tanımlanmıştır.
HMK.'nun 114/c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir ve HMK.'nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasından resen araştırılır. 6102 sayılı TTK'nın 5/2. maddesinde "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu çerçevede İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Kurulu kararı ile deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş ve bu mahkemelerin yargı çevresi İstanbul ili olarak belirlenmiştir.
Uyuşmazlığın, deniz yolu ile taşımadan kaynaklanan zararlara ilişkin olduğu, davaya bakmakla görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, mahkememizin işbu davaya bakmakla görevli olmadığı anlaşılmakla HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddeleri uyarınca davanın görev yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-) HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddeleri uyarınca davacının davasının dava şartı - görev yönünden USULDEN REDDİNE,
2-)Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde, dosyanın görevli İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ'NE) GÖNDERİLMESİNE,
3-)HMK'nın 20. maddesi uyarınca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için süresinde başvurulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-)HMK'nın 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
5-)Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/04/2026
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP