T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/679 Esas
KARAR NO: 2025/957
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 23/09/2025
KARAR TARİHİ: 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... Sigorta Şirketi tarafından ... numaralı ...vade tarihli Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi "Genişletilmiş Kasko" poliçesiyle sigortalanan malikinin ... olduğu, dava dışı ... 'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç 03.05.2023 tarihinde kazaya karışmış olduğunu, 03.05.2023 tarihinde saat 17:00 sıralarında ...üzerinde dava dışı sürücü ... ... plakalı aracı ile ilerlerken, yine ... Caddesi üzerinde seyir halinde olan dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ... Caddesine dönüş yapmak istemiş ve bu sırada dava dışı sigortalının ... plakalı aracına çarpmış maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı araç sürücüsü Karayolları Trafik Kanunu'nun ve ilgili mevzuat gereği %100 kusurlu olduğunu, müvekkil şirketçe sigortalanan araca çarpan ...plaka numaralı araç sürücüsü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 84/1/J Maddesi düzenlenmesine (Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında;...j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, ...Hallerinde asli kusurlu sayılırlar.) aykırı davranarak kazanın oluşmasına neden olmuş ve asli, tam ve ağır kusurlu olması hasebiyle davalılara rücu edilmesi gerektiğini, hasarın tazmini için de müvekkil şirket tarafından müvekkil şirket nezdinde kasko sigortası bulunan araçtaki hasar için ekspertiz raporu gereği ...Tic.A.Ş'ne 195.169,75 TL ve ...Şirketi'ne 400,00 TL ödeme yapıldığını, ... plakalı aracın ... Sigorta nezdinde trafik sigortası davalı ... Sigorta nezdinde ise Kasko ... poliçesi bulunduğunu, müvekkil şirket tarafından öncelikle Türk Ticaret Kanunun 1485. Maddesinin atfıyla 1466. madde gereğince öncelikle ödediği tutar üzerinde proporsiyon yaparak trafik sigortasına başvuru yapılmış ve Anadolu Sigortada bulunan poliçesinden 45.000,00 TL ve 16.730,10 TL ödeme alındığını, proporsiyon yapıldıktan sonra davalının sorumlu olduğu kalan tutar 134.840,85 TL 'nin ödenmesi için rücu mektubu gönderilmiş, davalıdan talepte bulunulmuş ise de taleplerimiz reddedildiğini, bunun üzerine yasal düzenlemeler gereği yapılan ödemelerin rücuen tahsili amacıyla da davalı aleyhine ...21. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında 133.840,84 TL asıl alacak, 92.127,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 225.968,26 TL tutar üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğiin, davalı tarafın icra dosyasındaki itirazları kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olup iptali gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlere davanın kabulü ile davalı tarafların bilcümle takibe, asıl alacağa ve faize ilişkin haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline,... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibin devamına, davalı tarafların alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu alacak zamanaşımına uğradığını, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davacının dayandığı delillerin taraflarına tebliğe çıkarılması gerekmekte olduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden dolayı sorumlulukları sigortalının kusuru oranında olmak üzere maddi araç başına 120.000,00-TL ve Kasko Sigorta Poliçesinde dolayı sorumluluğumuz, sigortalımızın kusuru oranında olmak üzere maddi- bedeni zararlarda ayırmaksızın toplam araç başına azami 2.500.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, Konu dosya kapsamında sigortalının trafik poliçesi ... Sigorta'da olup trafik poliçesinde 250.000,00 TL ... teminatı bulunduğundan talebin trafik ... poliçesinden değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, sayın mahkeme aksi kanaatte ise
kusur durumunun tespiti gerektiğini, müvekkil şirket sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağından mahkeme eliyle kusur tespiti yapılmaksızın tazminat talep edilmesi haksız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere şayet bir hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar ekine göre yapılması gerektiğini, jonu dosyada davacıya B.2.2 bildirimi yapıldığını, dolayısıyla başkaca hak ileri sürülemeyeceği için davanın reddinin gerektiğini, aracın tamiri ekonomik değilse pert total işlemi uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aracın pert olduğu iddiasında, hurdanın müvekkil şirkete bırakılmasına karar verilmesi halinde bile, davacı tarafından Aracın üzerinde hiçbir kayıt ve sınırlama olmaksızın temiz şekilde müvekkile fiilen teslimi ile satış ve devire ilişkin imkan tanıyan noter evraklarının (vekaletnamenin) teslimine karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesaplarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olup, huzurdaki davada uygulanması gerektiğini, kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerektiğini, müvekkil şirket usule aykırı başvuru dolayısıyla temerrüde düşmemiş olduğundan faize hükmedilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle; dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, hasar tazminatı taleplerinin reddine, icra takibine yapmış olduğumuz itirazın devamına, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali talebinin reddine, haksız takip ve dava nedeniyle %20'den az olmamak üzere davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine; kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesine, huzurdaki dosyaya yürürlükteki 7327 sayılı kanunun uygulanmasını, müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden haksız faiz talebinin reddini, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren tasal faiz uygulanmasını, haksız davanın reddi ile aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından ... numaralı ... vade tarihli Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi "Genişletilmiş Kasko" poliçesiyle sigortalanan malikinin ... olduğu, davaya konu ... plakalı aracın hususi otomobil olduğu;... plakalı araç ile çarpışması nedeniyle ödenen hasar bedeline ilişkin açılan rücuen tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul BAM 8. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle "Görülmekte olan dava, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı için yapılan ödemenin zarar sorumlusundan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.
Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda;... tarih, ... Esas, ... Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.
Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır."
Davacının sigortalısı olan aracın hususi araç olduğu ve davalının Kasko ... poliçesi kapsamında davacı gerçek kişinin yerine geçerek açılan iş bu davada davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından Davacının davasının mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Süresi içinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/12/2025
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır