T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/181
KARAR NO : 2026/371
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 04/03/2026
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin kurucusu ve yetkilisi olduğu “...”'nin ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilan edilerek tüzel kişilik kazandığını, şirketin ticaret sicil kayıtlarında ve ... tarih, ... yevmiye numaralı ... 46. Noterliğince onaylı imza sirkülerinde şirketin merkez adresinin “... İli, .. İlçesi, ....Sitesi, 2. Kısım, 4067 Ada, 7 Parsel No:13” olarak yer aldığını, şirket kuruluşundan bu yana aynı fiziki mekanda oto tamirhanesi olarak faaliyet gösterdiğini, nitekim ... Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen işyeri açma ve çalışma ruhsatında faaliyet konusunun “oto tamirhanesi” olarak belirtildiğini, işyeri adresinin “...” şeklinde gösterildiğini, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. madde kapsamında yapılan ihtar ve ilanlara rağmen bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle 13.08.2014 tarihinde resen terkin işlemine gidildiğini, bu işlemin ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde 243. sırada ilan edildiğini tescil ve ilan ettiğini, söz konusu terkin işleminin maddi gerçeğe aykırı olduğunu, hem Geçici 7. maddenin amacı ve uygulanma şartları hem de hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkeleri bakımından hukuka aykırı olduğunu, dava konusu şirketin terkinin ilan edildiği 2014 yılından bugüne bir gün dahi faaliyetini durdurmadığını, aynı işkolunda (oto tamirhanesi) ticari hayatını sürdürdüğünü, şirketin faal olduğuna ilişkin delillerin hem kamu otoritelerinin kayıtları hem de ekonomik/ticari göstergelerle sabit olduğunu, dava konusu şirketin tasfiye yapılmaksızın sicilden silinmiş görünmesinin malvarlığının hukuki akıbetini belirsiz hale getirdiğini, bu durumun hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, bilindiği üzere 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7/15 hükmünde yer alan ve ihya davasını “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” açma şartına bağlayan ibarenin Anayasa Mahkemesi’nin 22.06.2023 tarihli, ... sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğini, kararın ... Tarih ve ... Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, Yüksek Mahkeme'nin alacak hakkının T.C. Anayasası Madde 35 hükmü kapsamında mülkiyet hakkı niteliğinde olduğunu, etkili başvuru hakkının (T.C. Anayasası Madde 40) korunması gerektiğini ve sürenin silinme tarihine bağlanmasının başvuru yolunu etkisiz kılarak ölçüsüz sınırlama oluşturduğunu tespit ettiğini, bu itibarla dava konusu ihya talebinin süre yönünden herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadığını, dava konusu şirketin sicilden terkin edilmiş görünmesinin bankacılık işlemlerinin yürütülmesini resmi makamlar önünde temsil yetkisinin kullanılmasını araç üzerindeki tasarruf işlemlerini devam eden sözleşmesel ilişkilerin ifasını dava ve takip işlemlerini fiilen imkansız hale getirdiğini, nitekim davacı müvekkilinin dava konusu şirketin “münfesih” göründüğünü bankada yapılan bir işlem sırasında öğrendiğini, fiilen faal bir şirketin sırf şekli/idari hata sonucu sicilden silinmiş görünmesinin davacı müvekkilinin mülkiyet hakkı ticari itibarı ve ticari özgürlüğü üzerinde ağır ve ölçüsüz bir müdahale yarattığını, dava konusu şirketin ihyasının ise bu hukuka aykırılığı gidermenin tek etkili yolu olarak ortaya çıktığını beyanla açıklanan ve mahkememizce kendiliğinden dikkate alınacak nedenlerle davanın kabulünü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı iken 13.08.2014 tarihinde resen terkin edilen “...”nin (Vergi Kimlik No:...) ihyasını, ihya kararının ticaret siciline tescil ve ilanını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrasının “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü içerdiğini, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise de “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, mahkememizce dava konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkinine ilişkin işlemin iptal edilmeksizin yalnızca sınırlı olarak ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesine kanaat getirilmesi durumunda TTK Geçici 7. madde fıkra 15 gereğince uygulanması gereken ("bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir.") TTK m. 547/2 hükmü gereğince dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkili ticaret sicili müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyanla arz ve izah edilen nedenlerle; öncelikle davanın reddini, dava konusu şirketin ticari faaliyetlerine devam edecek şekilde ihyasına karar verilmesi durumunda 7511 Sayılı Kanunun 16. maddesine göre müvekkili müdürlüğün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, dava konusu şirketin sınırlı olarak ek tasfiyesine karar verilmesi halinde ise dava dilekçesinde belirtilen işlemlerin yapılabilmesi hususunda ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin, sicile yeniden tescili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, ticaret sicilinden res'en terkin edilen şirketin sicil kaydının TTK geçici 7. maddesine uygun olarak terkin edilmiş olup olmadığı, terkin edilen şirketin yeniden tesciline karar verilmesi gerekip gerekmediği konularından ibarettir.
TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir.
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25.03.2026 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen 05.12.2022 tarihli yoklama tespit tutanağında ''yoklamada belirtilen adrese gidilmiş olup adresin müstakil bir binanın içinde olduğu görülmüş olup, şirketin faal olduğu, faaliyetine devam ettiği, faaliyet konusunun araç bakım onarımı ve yedek parça perakende ticareti olduğu, 3 tane sigortalı çalışanının olduğu, yoklamada belirtilen şirketin yetkilisi tarafından beyan edilmiştir, yoklama anı itibariyle imza sirkülerine ulaşılamamıştır, evrak durumu yok'' hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin işleminin 01.07.2015 tarihine kadar yapılabileceği bu tarihten sonra Sicil Müdürlüğünce res'en terkin işleminin gerçekleştirilemeyeceği bu nedenle kaydı terkin edilen şirketin sicile yeniden kaydedilmesinin gerektiği, sermeye artırım işlemlerinin gerçekleştirilmesine izin verilmesine ve yeniden tescil- sermaye arttırım işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla tasfiye memuru görevlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ...sicilinde kayıtlı ...'nin sicile YENİDEN TESCİLİNE, ...'nin sermaye artırımı yapmasına İZİN VERİLMESİNE, İş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde sermaye artırımı yapılması gerektiğinin davacı tarafa ihtarına, aksi halde yeniden tesciline karar verilen şirketin münfesih sayılacağının davacı tarafa ihtarına, 2-Yeniden tescil ve sermaye arttırım işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla ...'in tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine, 3-Peşin harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davalı yasal hasım olduğundan davalı aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/04/2026
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
Full & Egal Universal Law Academy