T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/295
KARAR NO : 2026/368
DAVA : TİCARİ ŞİRKET (Tasfiyenin Kapatılması)
DAVA TARİHİ : 07/04/2026
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyenin Kapatılması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; ...bul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... karar sayılı ilamı ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi'nin TTK 636/3 maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye işlemlerini başlatmak üzere tasfiye memuru olarak atanmış olduğunu, tasfiye memuru olarak tasfiye işlemlerine başlandığını, tasfiye sonu kati bilançonun hazırlanarak dava konusu tasfiye halindeki şirketin aktif pasif alacak ve borcunun da bulunmadığını, tasfiye sonu ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden terkin işlemlerinin yapılması için tasfiye sonu kati bilançonun kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davada müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili müdürlüğün pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili müdürlük bakımından davanın usûlden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava/talep karşısında tescil makamı olan müvekkilinin davalı olarak gösterilmesi mümkün olmadığını, davacının talepleri kapsamında müvekkiline bir başvurusu ve/veya müvekkili Müdürlüğün tesis ettiği bir işlem de bulunmadığını, öte yandan da limited şirketlerde tasfiye sonu işlemleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 643 atfı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 532 vd. hükümleri ve konuya ilişkin Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine istinaden ve bunlarla bağlı olarak yürütülmekte olup, şirketlerin tasfiyeye giriş ve tasfiye sonu tescilinde istenen evrak, mevzuatta tanımlandığını, müvekkili dava konusu şirketin Mahkememizce verilen kesinleşmiş karar neticesinde tasfiyeye giriş kararını, mevzuata uygun olarak tescil ettiğini, tasfiye sonu (şirketin ticaret sicilinden terkini) bakımından ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 545/f.1’de düzenlendiği üzere müvekkilinin tasfiye memurlarının bildirimi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 104 atfıyla m. 86'da sayılan belgelerin ibrazıyla birlikle başvurusu üzerine tasfiye sonu tescilini tasfiye memuru beyanı ile yapacak olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olduğunu, mevzuat gereğince tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk, şirket tasfiye memurunda olup, şirketin borcu bulunmadığına ilişkin son ve kesin bilançoya şirket genel kurulu tarafından verilen onaya müteakip tasfiye memuru tarafından borç bulunmadığına dair sunulan beyanla şirketin tasfiye sonu işlemi müracaatı üzerine, inceleme yapan ticaret sicili müdürünün, tasfiye sonu kararının tescilini isteyen şirketin borcu bulunup bulunmadığını sorgulama yükümlülüğü ve hatta yetkisi bulunmadığını, ticaret sicili müdürü, kendisine ibraz olunan borç bulunmadığına ilişkin genel kurul kararı ve tasfiye memuru beyanı ile işlemi yapmak zorunda olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle öncelikle müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi'nin tasfiyesinin kapatılmasıdır.
Uyuşmazlık, Mahkememizin ...Esas... Karar sayılı kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verilen Limited Şirketin kesin (kat'i) bilançosunun onaylanma koşullarını taşıyıp taşımadığı, kat'i bilançonun onaylanması için gerekli koşulların varlığı halinde sicilden terkini için ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurup başvurmadığı, davacının Mahkememizin ... Esas sayılı dosyada ek kararla kat'i bilançonun onaylanmasını talep etmeden ve sicile başvuru yapmadan davayı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne husumet yöneltip yöneltemeyeceği konularına ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na ... tarihli ve ... sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddesi (geçici 7. madde) uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektirler. Bu sebepler anılan maddenin 1. fıkrasında; “(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.
c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.
d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.
e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.” şeklindeki ifade edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi kapsamında gerçekleştirilecek olan terkin işlemi için gerekli olan prosedür ise aynı maddenin 4. fıkrasında detaylı olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda geçici 7. maddenin uygulanması için ticaret sicil müdürlükleri, 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan veya sayılan şirketleri belirleyerek aynı maddede gösterilen şekilde yapılacak ihtar ve ilanlarla bu şirketler tasfiyeleri için bu maddede öngörülen şekilde gerekli hususları yerine getirmeye veya sermayelerini 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre asgari sermaye tutarına çıkarmamış olma dışındaki hâller için münfesih olma nedenini ortadan kaldırmaya davet etmekle ve bazı hâllerde şirketleri tasfiye yapılmaksızın ticaret sicilinden resen silmekle yetkili ve yükümlü kılınmıştır. Geçici 7. madde kapsamında münfesih olan veya sayılan şirketin tespitinden sonra aynı madde kapsamında işlem yapılabilmesi ise maddede belirtilen usule uygun şekilde ihtar ve ilanın yapılmış olmasını gerektirmektedir (geçici md. 7/4-a). Bunun için tespit edilen şirketlerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve ticaret sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar gönderilmesi, ihtarın ulaşmadığı durumlarda da tebligat yerine geçmesi için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanın yapılması öngörülmüştür. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanmalıdır. Münfesih sayılan şirketin niteliği ve münfesih sayılma sebebine göre geçici 7. madde kapsamında izlenecek olan prosedüre aykırı şekilde gerçekleştirilen terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olarak kabul edilerek iptal edilebilecektir.
Anılan yasal düzenleme gereği Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün res'en terkin işlemini 01.07.2015 tarihinden sonraki tarihte gerçekleştiremeyeceği açıktır. Bununla birlikte öncelikle dava şartlarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Ticaret Sicili Yönetmeliğinin "başvuruya yetkili kişiler"başlıklı 22 (1). maddesinde; Tescil başvurusu ilgililer veya temsilcileri yahut hukuki halefleri tarafından yetkili müdürlüğe yapılır. İlgililer; tacirin gerçek kişi olması halinde kendisi veya vekili ya da sözleşme ile kendisine yetki verilmiş temsilcisi, tacirin tüzel kişi olması halinde ise onun yetkili organları veya yetkili temsilcileridir.Anonim şirketlerde tescil olunacak hususlarda; tescil olunacak hususlarda tasfiyeden çıkılması hariç olmak üzere; yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri olarak belirlenmiştir.,hükmünü haizdir.
Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 30 maddesi; Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır."denilmektedir.
Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 23. maddesinde "(1) Müdürlüğe başvuru yazılı şekilde ya da elektronik ortamda yapılır. (2) Dilekçede istem açıkça belirtilir ve tescil edilecek olgular gösterilir. Dilekçeye doğrulayıcı belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri eklenir. Belgeler, hukuki gereklere uygun şekilde onaylanarak imzalanır. Onaylı örnekler elektronik ortamda da hazırlanabilir.(3) Başvurunun elektronik ortamda yapılması halinde dilekçe ve belgeler güvenli elektronik imza ile imzalanır.(4) Dilekçe tescil isteminde bulunmaya yetkili kişi veya kişilerce imzalanır. (5) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza, noterlikçe onaylanmış veya güvenli elektronik imza ile imzalanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur. Müdür, noter tarafından onaylanmamış veya güvenli elektronik imza ile imzalanmamış dilekçelerde imza bakımından her türlü karşılaştırmayı yapar, ilgilinin sicil dosyasında istemde bulunan kişinin daha önceden verdiği onaylı imza beyannamesi varsa bununla karşılaştırır, gerek gördüğü takdirde dilekçe altındaki imzanın noterlikçe tasdik edilmesini ister." şeklinde,
Türk Ticaret Kanunu'nun 28. maddesi "(1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. (2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır."
Türk Ticaret Kanunu'nun 29. maddesi "(1) Tescil istemi dilekçe ile yapılır. (2) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza noterlikçe onaylanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur."
Türk Ticaret Kanunu'nun 34. maddesi " (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir." şeklinde düzenlenmiş olup tescil isteminin dilekçe ile yapılacağı, tescil başvurusu sırasında dilekçe sahibinin kimliğini ispat etme zorunda olduğu açıktır.
Somut olayda, davacının ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi'nin sicilden terkini için ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurmadığı, davacının Mahkememizin... Esas sayılı dosyada ek kararla kat'i bilançonun onaylanmasını talep etmeden ve sicile başvuru yapmadan davayı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne husumet yöneltemeyeceği, usulüne uygun başvurunun Türk Ticaret Kanunu'nun 34. maddesi kapsamında özel bir dava şartı olduğu, işbu dava yönünden özel dava şartının mevcut olmadığı anlaşılmakla davanın usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK 114/2 ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca REDDİNE,
2-Peşin harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, davacı asilin yüzüne karşı davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/04/2026
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
Full & Egal Universal Law Academy