T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/106 Esas
KARAR NO: 2021/369
DAVA: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat
DAVA TARİHİ: 28/02/2020
KARAR TARİHİ: 06/10/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının ... şekil ibareli markayı 2018 yılında ... no ile tescil ettirdiğini, davalıların davacıya ait tescilli markaya tecavüz eyleminin tespiti, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i ,fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 1000 TL maddi 100.000 TL manevi tazminatın davalılardar dan tahsili , hükmün ilanının talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde; davalının tescilli markasının ... ibareli marka olduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, ... sitesi aracılığıyla tanıtım yapıldığını, davacı markasının zayıf marka olduğunu , ... 1.FSHHM ... esas ... karar sayılı dosyasında delil olarak gösterdiklerini ve davacının provamanken markasına dayalı olarak tekel yaratamayacağını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacının tescilli markasına davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen marka hakkına tecavüzün tespiti, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i ,fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 1000 TL maddi 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili , hükmün ilanını istemine ilişkindir.
Türk patent ve marka kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davacı ve davalının dava, cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, beyanlarında geçen deliller toplanmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler 06/04/2021 tarihli raporlarında özetle ; ..., ..., ... ibarelerinin ... mal ve hizmet sınıfları içerisinde vitrin mankenciliği ve dekorasyonu şeklinde bir sınıflandırma bulunmadığından 40 ıncı sınıfta yer alan “...” sınıfı yönünden jenerik ad olduklarından ve kimsenin tekeline bırakılmayacak ibareler olduklarından bu ibarelerin birleştirilip bir figürle markaya dönüştürülmesiyle elde edilebilecek markaların zayıf marka sayılacağını, Ne var ki davacı markasının 40 ıncı sınıfta yer alan “...” sınıfında tescilli olmayıp 6 ve 20 inci sınıflarda tescilli olduğundan bu markanın 6 ve 20 inci sınıflar yönünden zayıf marka sayılmayacağını, bu nedenle Davacının 6 ve 20 inci sınıfta tescilli markasına dayanarak davalının 40 ıncı sınıfı kapsayan kullanımını SMK hükümleri gereğince engellemesinin söz konusu olmayacağını, Kaldı ki SMK 7/5 hükmü dikkate alındığında davalının mal ve hizmetin türü ve kullanım amacına dayalı olarak internet sitesi içeriğindeki kullanımlarının marka hakkına tecavüz etmeyeceği, TTK 55/1-a-4 anlamında haksız rekabetin varlığı için davacının internet alan adının davalının internet alan adından önce alınmış olması gerekli olduğu gibi alan adının ilgili alıcı çevresinde karışıklık yaratmasının gerektiği, sektörde birçok firma / marka tarafından ürün adı olarak; “prova mankeni”, “terzi mankeni”, “tasarım manken”, “vitrin mankeni”, “cansız manken”, vs. gibi bu sektörün ürünleri tanımlayan çeşitli ibareler kullanılması ve bu ibarelerin mal ve hizmetin türüne ilişkin açıklayıcı ibareler oldukları dikkate alındığında haksız rekabete sebebiyet verebilecek bir kullanımın bulunmadığını somut olayda marka hakkını ihlal ve haksız rekabetin söz konusu olamayacağını bildirdikleri anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, marka tescil belgeleri , ... 1.FSHHM’nin... esas sayılı dosyasına ibraz edilen rapor içerdiği, mahkememizce HMK 266. madde kapsamında düzenlenen , dosyadaki deliller ile uyumlu, marka hukuku ilkelerine uygun, deneti cve hüküm kurmaşya elverişli rapor içeriği bir arada incelendiğinde;
Davacı ... tarafından ... nolu markanın 6,20,21. sınıf için 18.4.2008 yılında tescil edildiği ve markanın ... ibaresi büyük ve kırmızı renkli olacak şekilde altında manken ve dekorasyon ibareleri daha küçük olacak ve başında sarmal bir yay şeklinde eğik insan figürüne benzeyen bir logo ile oluşturulmuş bir şekil markası olduğu anlaşılmıştır. Davacının aynı zamanda ...nolu 35. sınıf için aynı logo ve isimle markasının tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalının ise “...” “...” şeklinde 14.09.2015 tarihli markasının 25 ve 35. sınıf için 30.11.2015 tarihinde bültende yayınlanarak tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davalının “...” web sitesine ait görseller bilirkişi heyetince raporlarında renkli görselleri ile mahkeme denetime uygun olacak şekilde sunulmuş olup mahkemizce hükme dayanak yapılmıştır.
Bilindiği üzere bir markanın koruma kapasitesi onun güçlü olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle eski markanın gücü ne kadar yüksek ise, eski ve yeni marka arasındaki karıştırılma tehlikesi o kadar büyüktür. Bir marka niteliği gereği zayıf ise, hayal gücü az ve özgün değil ise, yeni markada ufak tefek değişikliklerle karıştırılma tehlikesinin önüne geçilebilir. Ayrıca, markanın gücü, marka sahibinin zaman içerisinde yapacağı ekleme, çıkarmalarla artırılabilir. Zayıf marka tescilli olduğu mal ve veya hizmet ile yakınlık içinde olan ya da günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcükler bakımından söz konusu olabilir. Buna örnek olarak ... verilebilir. Marka sözcükleri kullanıldıkları mal ve hizmete yakındır, o nedenle zayıf sayılabilir. İlaç markalarında da genellikle ilacın etken maddesinden hareketle marka oluşturulduğu için, bu sektördeki markalar genellikle zayıf markalar olarak addedilirler. Bu gibi markaların zayıflığı, markanın tescilli olduğu veya tescil başvurusu yapılan işaretle yakınlığından kaynaklandığından, mal ve veya hizmet bakımından farklılaştıkça markanın zayıflık özelliği azalacaktır. Zayıf markanın koruma alanı, güçlü markalara oranla daha dardır. Buna karşılık kullanıldığı, tescilli olduğu mal ve veya hizmetle hiçbir ilişkisi bulunmayan markalar ile herhangi bir anlamı olmayan yapay olarak üretilmiş sözcükler güçlü markalardır ve koruma alanları daha geniştir. Mesela ... markası anlamı olmayan türetilmiş bir sözcük olduğu için güçlü bir markadır.Karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken birden çok ölçüt bir arada değerlendirilir. Bütün faktörler bir arada değerlendirilmekte. “markanın bütünsel olarak bıraktığı intiba” belirleyici olmaktadır. Göz önünde bulundurulacak faktörler birbirinden bağımsızdır. Buna göre iki marka arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, bıraktıkları genel intibaa göre markaların benzer olup olmadığı, eğer dayanılan marka tanınmış marka değil ise, markaların tescilli oldukları mal ve/veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olup olmadığı, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmaktadır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının ne olduğu, markayı taşıyan mal ve/veya hizmetin hitap ettiği tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göştermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal ve/veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar Özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Karıştırılma tehlikesi SMK md.29/1-b'de marka ihlali olarak düzenlenmiştir .İltibas, "bir kişinin, kendi fikir ya da sanat eserini veya işletmesini ve ürünlerini başkasının önceden var olan ürününe benzetmesi ve bundan ekonomik çıkar sağlamak suretiyle ya da doğrudan zararla önceki ürün hak sahibine zarar vermesi" olarak tanımlanabilir. Bir diğer ifadeyle iltibas, tüketicinin zihninde karışıklık yaratmaktır. İltibas tehlikesinin varlığı, eski ve yeni markaların benzer veya aynı olup olmadıkları ve aynı ya da benzer mal/hizmetleri kapsayıp kapsamadıkları dikkate alınarak saptanır, Karıştırılma ihtimali çok genel bir ifade ile "ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması"'dır. ABAD, karıştırma ihtimalini, "halkın, söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme ihtimalidir" şeklinde tanımlamaktadır'”, Öğretide karıştırma ihtimali, "bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu intibaanı uyyandırması ya da "bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali olarak tanımlanmaktadır.
Somut olayda ise toplanan deliller kapsamına göre, davacı markasının zayıf marka olduğu, ,davalı kullanımının markasal nitelikte olmadığı , dürüst ticari kullanım kapsamında bulunduğu , bilirkişilerinde isabetle bildirdiği üzere, ..., ..., ... ibarelerinin ... mal ve hizmet sınıfları içerisinde vitrin mankenciliği ve dekorasyonu şeklinde bir sınıflandırma bulunmadığından 40 ıncı sınıfta yer alan “...” sınıfı yönünden jenerik ad olduklarından ve kimsenin tekeline bırakılmayacak ibareler olduklarından bu ibarelerin birleştirilip bir figürle markaya dönüştürülmesiyle elde edilebilecek markaların zayıf marka sayılacağı, davacı markasının 40 ıncı sınıfta yer alan “...” sınıfında tescilli olmayıp 6 ve 20 inci sınıflarda tescilli olduğundan bu markanın 6 ve 20 inci sınıflar yönünden zayıf marka sayılmayacağı, dolayısıyla Davacının 6 ve 20 inci sınıfta tescilli markasına dayanarak davalının 40 ıncı sınıfı kapsayan kullanımını SMK hükümleri gereğince engellemesinin de söz konusu olmayacağı, Kaldı ki SMK 7/5 hükmü dikkate alındığında davalının mal ve hizmetin türü ve kullanım amacına dayalı olarak internet sitesi içeriğindeki kullanımlarının marka hakkına tecavüz etmeyeceği, TTK 55/1-a-4 anlamında haksız rekabetin varlığı için davacının internet alan adının davalının internet alan adından önce alınmış olması gerekli olduğu gibi alan adının ilgili alıcı çevresinde karışıklık yaratmasının gerektiği, sektörde birçok firma / marka tarafından ürün adı olarak; “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, vs. gibi bu sektörün ürünleri tanımlayan çeşitli ibareler kullanılması ve bu ibarelerin mal ve hizmetin türüne ilişkin açıklayıcı ibareler oldukları dikkate alındığında somut olayda haksız rekabete sebebiyet verebilecek bir kullanımın bulunmadığını somut olayda marka hakkını ihlal ve haksız rekabetin söz konusu olamayacağı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın reddine,
2-59,30 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 1.665,53 TL harcın davacıdan tahsiline,
3- Reddedilen tecavüzün tespiti ve önlenmesi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 1000- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı masraflarının üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzüne karşı gerekçeli kararıntebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulenanlatıldı.06/10/2021
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır