T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/240 Esas
KARAR NO: 2021/33
DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 27/07/2020
KARAR TARİHİ: 26/01/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde;Maddi ve manevi tazminat dâhil olmak üzere, hakları saklı kalmak kaydı ile; 45. sınıfta davalıya ait olan ... tescil tarihli ve ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne , bu markaya dayalı belgeli olarak tescil edilmiş ... alan adının iptaline, dava süresince uyuşmazlık konusu markanın devrini, kullanımını engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına ve "..." isimli alan adına tedbiren erişim engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA; Davalı süresi içinde davaya cevap vermemiştir. İnkar kapsamında vekili aracılığıyla sonradan sunduğu delil beyan dilekçesinde özetle;. Davacının marka başvuru sürecinde davalı markasına itirazda bulunmadığını, davacının marka tescillerinden çok daha önce davalının markasının tescil edildiğini, Davacının 38. Sınıfta ve diğer sınıflardaki markalarının, müvekkili şirketin ... tescil tarihli markasından sonra tescil edildiğini ,... ibarelerinin Türkiye’de ve Dünya'da kullanımının ...’den çok önceye dayanmakta olduğunu, bu ibarenin davacı taraftan ziyade bu ifadeyi kullanan şarkıcı ile popülerler olduğunu, ... ibaresinin tanınmış marka olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; davalı adına ... tescil nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, ... alan adının iptaline ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, beyanlarında geçen deliller toplanmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca gerçek hak sahipliği, kötüniyetli marka tescili değerlendirmesinin mahkememizin ihtisas mahkemesi olması ve hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel marka hukuki bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan mahkememizce bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir.
Türk patent ve marka kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiştir. ... ibareli markanın 45. sınıfta ... tescil tarihli ve ... tescil no davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı ... adına...nolu ... ibareli markanın 41. Sınıf için 1.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 35. Sınıf için 1.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 38. Sınıf için 1.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 41. Sınıf için 1.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 42. Sınıf için 1.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 41. Sınıf için 19.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 42. Sınıf için 19.11.2012 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 42. Sınıf için 19.11.2019 tarihinde,
... nolu ... ibareli markanın 38. Sınıf için 6.9.2018 tarihinde, tescil edildiği,
Ayrıca davacının ... ve ... nolu ... ibareli marka başvurularının bulunduğu görülmüştür.
556 sayılı mülga KHK’nın 35. maddesi aynen “Tescil başvurusu yapılmış markanın 7’nci ve 8’inci madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içerisinde yapılır” demek suretiyle, marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapılmasını başlı başına bir ret nedeni olarak düzenlemişti, her ne kadar mülga 42’nci maddede 35’inci maddeye doğrudan bir yollama yoksa da, “kötü niyet” hali, hukukun genel prensipleri çerçevesinde yerleşik Yargıtay içtihatları da nazara alındığında markanın hükümsüzlüğü ile ilgili başlı başına bir hükümsüzlük nedeni sayılmaktaydı.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.7.2008 tarih ve 2008/11-501E. 2008/507 K. sayılı kararı da “kötü niyet” halini başlı başına bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul etmiştir.
“Kötü niyet” ifadesi ile anlatılmak istenilen, “iyiniyetli olmamak” yani markanın varlığını bilmek veya öğrenebilecek durumda bulunmaktır. Bunun dışında, mutlaka, bir hilenin, aldatmanın, dolanmanın varlığının bulunup bulunmadığının araştırılmasına ayrıca gerek yoktur
Davalının, davacının markasından haberdar olmaksızın söz konusu ... ibaresini tesadüfen yaratmış olduğunu söyleyebilmek davacı yanca sunula somut deliller kapsamına göre mümkün değildir.
TPE nezdinde tescilin amacının davacının markasının bilinirliğinden tanınmışlığından haksız yararlanmak olduğu, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı olarak tescilin gerçekleştirildiği, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğu subut bulduğundan davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gereklidir.
Davacı yanca sunulu deliller incelendiğinde davacının mobil uygulamalar ve yazılımlarla ilgili olarak faaliyet sürdürdüğü, .... tarafından geliştirilen ve piyasaya sürülen “...” uygulaması ile kullanıcıların kısa video oluşturup paylaşmasına ikman sağladığı , her yaştan insanın Sosyal medyayı aktif olarak kullandığı günümüzde bir sosyal medya platformlarından biri olan “...” un da bu sürede hızlı bir ilerleme kaydederek ülkemizde bilinen bir uygulama haline geldiği , davacı yanca sunulu web sayfaları incelendiğinde (TUİK, We Are Social ve ComScore verilerine göre ) Türkiye’nin 28 milyon indirme ile en popüler uygulamayı kullanan 3. Ülke olduğunu, Temmuz 2018 tarihinden itibaren 500 milyon indirme oranına ulaştığı bu durumun dahi yazı içeriklerine göre Youtube, Facebook, Whatsapp, Instagram , Twitter gibi popüler uygulamaları geride bırakarak 2019’un iOS ve Android’te en çok indirilen uygulaması olduğu, 75 farklı dil imkanı sunduğu, 150’den fazla pazarda faaliyet gösterdiği,Google Play ve birçok platformda 2018 ve 2019’un en çok indirilen ve tercih edilen uygulamalarından biri haline gelmesi nedeniyle “...” markasının ülkemizde ve dünyada belirli bir bilinme ve tanınma üst noktasına ulaştığı, dünya genelinde 1.5 milyardan fazla kullanıcıya eriştiğinden Apple Store’da eğlence kategorisinde 1.sırada, fotoğraf ve video kategorilerinde ise en üst sıralarda yer aldığı hususu davacı yanca sunulu deliller kapsamından anlaşılmıştır.
Davacının marka devir sözleşmesi ile ... ibareli şirketten 45.sınıfında içinde bulunduğu ..., ... esas unsurlu birçok markayı devir aldığı , ülkemizde ise davacının “...” ibareli markalarını Türkiye’de de tescil edilmesi amacıyla, 06.09.2018, 15.01.2019, 19.11.2019 ve 11.12.2019 tarihlerinde TÜRKPATENT nezdinde başvurularda bulunduğu, markanın 2012 yılından beri oluşturulmaya çalışıldığı davacı yanca sunulu deliller ile net bir şekilde tespit edilmiş olup, marka üzerinde gerçek hak sahibinin davacı olduğu anlaşılmıştır.
Davalının ise Davacının 38. Sınıfta ve diğer sınıflardaki markalarının, davalının 16.07.2019 tescil tarihli markasından sonra tescil edildiği yönündeki savunmasının sunulu deliller karşısında gerçekçi olmadığı gibi, davalı yan marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispat edememiş olup, davalının tescil tarihi itibarıyla kötüniyetli olduğu , marka depolamak amaçlı tescil aldığı , MK 2. Maddesi de gözetildiğinde kötüniyetin mahkemece himaye edilmesinin söz konusu olamayacağı, davacının gerçek hak sahipliğini ispat ettiği gözetilerek davanın esastan kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Öte yandan davacı yanca sunulu deliller incelendiğinde "..." ibareli markanın bu kadar bilinmesi ve tannınmasında elbetteki davacının yaptığı harcama ve reklamların etkisinin göz ardı edilemyeceği, bu kapsamda mahkememizce HMK 389. Madde gözetilerek ihtiyati tedbire de hükmedilmesi gerekmiştir.
Hükümsüzlüğü talep edilen marka 45. sınıfta sosyal ağ oluşturma hizmetleri kapsamında tescil edilmiştir. ... 8. Noterliği’nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı E-Tespit Tutanağı ile ... isimli internet sitesinde yer alan ekran görüntüleri de mahkememizce incelenmiştir.
Davacının ... nolu markası 38.sınıfta tescilli olup, (38. sınıf: Akıllı telefon uygulamaları vasıtasıyla metin/fotoğraf/video iletimi hizmetleri; Akıllı telefon uygulaması yoluyla bilgi iletimi hizmetleri; Ses, video, hareketsiz ve hareketli resimler, yazı ve veri iletimi, yayını ve alımı hizmetleri; Online hizmetler vasıtasıyla veri transferi; Uçtan uca paylaşım (P2P) hizmetleri; Video paylaşım portallarına erişim sağlanması hizmetleri; İletişimler için internet uygulaması sağlanması hizmetleri; Kısa mesaj hizmeti/ Mesaj gönderme uygulaması hizmetleri; İnternet yoluyla uygulama bilgi iletimi hizmeti; Akıllı telefon uygulamaları için arama hizmetleri; Sanal özel ağ (VPN) yoluyla iletişim hizmetleri; Küresel bilgisayar ağı yoluyla resimlerin ve fotoğrafların elektronik dağıtımı hizmeti; Veri iletimi ve telekomünikasyonu hizmetleri; veri/ses veya resim erişim sağlayıcıları için telekomünikasyon hizmetleri. ve ... nolu ... markası 42. Sınıf( : Akıllı telefon uygulamaları vasıtasıyla metin/fotoğraf/video iletimi hizmetleri; Akıllı telefon uygulaması yoluyla bilgi iletimi hizmetleri; Ses, video, hareketsiz ve hareketli resimler, yazı ve veri iletimi, yayını ve alımı hizmetleri; Online hizmetler vasıtasıyla veri transferi; Uçtan uca paylaşım (P2P) hizmetleri; Video paylaşım portallarına erişim sağlanması hizmetleri; İletişimler için internet uygulaması sağlanması hizmetleri; Kısa mesaj hizmeti/ Mesaj gönderme uygulaması hizmetleri; İnternet yoluyla uygulama bilgi iletimi hizmeti; Akıllı telefon uygulamaları için arama hizmetleri; Sanal özel ağ (VPN) yoluyla iletişim hizmetleri; Küresel bilgisayar ağı yoluyla resimlerin ve fotoğrafların elektronik dağıtımı hizmeti; Veri iletimi ve telekomünikasyonu hizmetleri; veri/ses veya resim erişim sağlayıcıları için telekomünikasyon hizmetleri) ni kapsamaktadır.
Dolayısıyla birbiri ile bağlantılı ve hizmet olarak iç içe geçmiş hizmet sınıfları gözetildiğinde ...ve ... markaları ile ...marsası arasında da karıştırma ihtimali oldukça yüksektir.
6769 SMK’nın 6/1 maddesi, “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir” düzenlemesi mevcuttur.
... tescil numaralı "..." ibareli marka, davacının tescilli ... ve ...markalarının tescilli ve tescil talepli olduğu aynı ve benzer sınıflar üzerinde tescil edilmiştir.
Marka hukukunda bilindiği üzere ayırt edicilik hususu markaların bir bütün olarak incelenmesi esasına dayalı olarak yapılmaktadır. Bütüncül yaklaşımda da markadaki ortak unsurlara öncelik verilerek, önceki markanın ve sonraki markanın tüm bileşenlerinin ayırt edici nitelikleri değerlendirilir.
Yargıtay 11.HD’nin birçok kararında da işaret edildiği üzere, markalar aynı zamanda benzer şekil unsurları veya kelime unsurları içeriyorsa, markaların genel izlenimi oldukça benzer veya aynı ise karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı vurgulanmıştır. Dolayısıyla davacının gerçek hak sahibi olduğu markaları ile uyuşmazlık konusu “...” asli unsurlu markasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Davacıya ait “..., ...” ibareli markalar ile uyuşmazlık konusu “...” asli unsurlu marka birbirlerine işitsel, görsel ve telaffuz olarak birebir aynı olup, öte yandan ... ve ... markaları ise ayniyet derecesinde karıştırma ve önceki marka sahibi ile bağlantı kurulmasına sebebiyet verecek derecede benzerdir.
Tescil başvurusuna konu olan ya da tescil edilmiş bulunan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa bu hal, hem nispi red, hem de hükümsüzlük nedenidir. Karıştırma ihtimali, çok genel bir ifade ile "ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması"dır (Holyoak/Torremans; s. 433 vd, Cornish / Llewelyn / Aplın s. 755 vd, Bently Sherman s. 822 vd, Baınbrıdge s. 632 vd,).
Hem markaların, hem de mal ve/veya hizmetlerin aynı olması durumunda marka hakkının ihlali otomatik olarak kabul edilmektedir (Maniatis, Dilution in Europe, s.1). Markalar aynı, mal veya hizmetler benzer, ya da mal veya hizmetler aynı, markalar benzer ise ihlalin mevcut olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre karıştırma ihtimalinin varlığına bağlıdır. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu ya da tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal veya hizmetler aynı ya da benzer ise, bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir (Çolak, Uğur; a.g.e. s.192)
Karıştırma ihtimali hem markalar bakımından, hem de sınıflar bakımından benzerliği gerektirdiğinden, iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve/veya hizmet sınıfları ne kadar birbirine benzer ise, karıştırma ihtimalinin ortaya çıkmaması için, markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Karıştırma ihtimali, birkaç halde söz konusu olmaktadır. Bunlar, "aynı mal ve/veya hizmet - benzer markalar", "aynı marka, benzer mal ve/veya hizmet", "benzer marka- benzer mal ve/veya hizmet" halleridir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken, her bir unsura göre değil, bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınacaktır (Holyoak/Torremans; s. 436, Cornish / Llewelyn / Aplın s. 754 vd, Bently Sherman s. 822 vd, Baınbrıdge s. 634) . Markalarda eğer, jenerik unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Aynı şekilde tanımlayıcı veya jenerik şekiller de değerlendirme dışı bırakılacaktır (Çolak, Uğur; a.g.e. s.193).
Karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde "markanın ayırd edicilik gücü" de dikkate alınmalıdır. Buna göre ayırd ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır. Buna karşılık ayırd edicilik gücü yüksek olan markalarda karıştırma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkabilecektir. İki markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığının tespitinde, iki marka arasında karıştırılma ihtimalini aşan, herhangi bir tetkikat ve yoruma ihtiyaç duyulmayacak bir benzerlik bulunup bulunmadığına bakılır. Markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açıp açmayacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu hallerde markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik var demektir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın, ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre," tüm faktörler" bir arada gözetilerek "global değerlendirme" yapılması gereğine ilişkindir (Cornısh / Llevvelyn / Aplın, s. 755, Trıtton S. 241, Holyoak / Torremans s. 436, Baınbrıdge s. 634, CJEU C-251/95 Puma-Sabel paragraf 22). Zira ortalama dikkat ve algılama yeteneğine sahip bir tüketici, detaylarına girmeyip, markayı bir bütün olarak algılar (C-254/09, Calvin Klein Trademark Trust vs. Zafra Marroquineros SL, paragraf 44). Ayrıca ortalama dikkat ve algılama düzeyine sahip bir tüketici, çoğunlukla markaları yan yana koyarak kıyaslama imkanına sahip değildir. Bu kişi, markaları aklında kaldığı ve çağrışım yaptığı kadarıyla kıyaslar (Çolak, Uüğr; a.g.e. S.199). Global değerlendirme, görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı da dahil olmak üzere, tüm faktörler dikkate alınarak, ilgili toplum kesiminde markaların bıraktıkları "genel izlenim'e göre yapılır.
Marka hukukunda marka çağrışımı kavramı da dikkate alınmalıdır. Tüketicinin zihninde marka ve onun özellikleri arasında belli temel özdeşleştirmelerin (çağrışımlar) oluşturulmasıdır. Bu özellikler; tüketicilerin marka ile ilişkilendirdikleri belli bir sembol, ürün nitelikleri, sözcükler, sesler, renkler veya ünlü bir kişi olabilmektedir. Ayrıca markanın yazılışı ve yazım karakteri diğer çağrışım araçlarıdır. Çağrışımlar benzersiz çağrışımlar olabileceği gibi, bir grup çağrışım da yaratılabilir. (Aaker, Building Strong Brands, 1996:7).
Bilimsel tanımlarda marka çağrışımlarının tüketici zihninde farkındalık yaratmak ve sadakat geliştirmek yönünde çok etkili olduğu ifade edilmiştir. Özellikle işletmeler özgün ve benzersiz/eşsiz çağrışımlar yaratarak farklı olmak isterler. Bazen de markalar bir grup çağrışım akla getirebilir. Çeşitli yazarlara göre marka değeri yaratmada marka çağrışımlarının büyük katkısı, tüketici temelli olmasından kaynaklanmaktadır. (Krishnan,Characteristics of memory associations:Aconsumer-Based Brand Equity Perspective”International Journal of Research in Marketing,13, 1996:390).
Somut davada davalının “...” markası markada esas unsur konumdadır. Dolayısıyla birbiri ile bağlantılı ve hizmet olarak iç içe geçmiş hizmet sınıfları gözetildiğinde ...ve ... markaları arasında da karıştırma ihtimali oldukça yüksektir. Davalı markasını bilen, daha önce gören ortalama bir tüketici için söz konusu ibare bir çağrışım sembolüdür. Farklı ürünlerde ya da hizmetlerde aynı kelimelerin yada benzerlerinin kullanılması durumunda, tüketicilerin algıda seçicilik gereği, ilk dikkatlerini çekecek unsur daha önceden öğrenip belleklerine yerleştirdikleri bu kelime olacak ve böylece markalar ve/veya işletmeler arasında idari veya ekonomik bir bağ olacağını düşünebileceklerdir. Tüketiciler “algıda seçicilik” nedeniyle, davacının aynı ya da benzer ibareyi içeren yeni bir ürünü/hizmeti ile karşılaştıklarını zannedeceklerdir. Dolayısıyla işletmeler arasında bağ kurabilecek, haksız yararlanma, verilen hizmetin kalitesiz olması halinde, davacıya duyulan güvenin sarsılmasına neden olacağından , 6769 sayılı SMK’nun 6/1, MK 2.maddeleri gözetilerek tescilde kötüniyetli olan davalı markasının 25.madde hükmüne göre hükümsüzlüğe , "www.....com.tr" alan adının karar kesinleştiğinde kalıcı olarak erişime kapatılması için ilgili kurumuna müzekkere yazılmasına , karar kesinleştiğinde davacı yanca yatırılan teminatın iadesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulması gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
1-Davanın kabulüne , davalı adına ... tescil nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde ilamın TPMK'na gönderilmesine, mahkememizce verilen ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde kalıcı olarak erişime kapatılması için BTK'ya müzekkere yazılmasına, karar kesinleştiğinde davacı yanca yatırılan teminatın iadesine,
2-59,30 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 4,90 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 54,40 TL peşin harç. 54,40 TL başvuru harcı, 110 TL tebliğat gideri olmak üzere toplam 218,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/01/2021
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır