T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/540 Esas
KARAR NO: 2021/226
DAVA: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, unvan terkini
DAVA TARİHİ: 07/12/2018
KARAR TARİHİ: 25/05/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka hakkına Tecavüzün Giderilmesi, unvan terkini ve Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dilekçelerinde özetle; ... ibaresinin 39. Sınıfta tescilli olduğunu, davalının ... ibaresi İçin marka tescilinde bulunduğunu, markanın 25 ve 35. Sınıfta tescil edildiğini, ancak davalının taşımacılık hizmeti verdiğini, davalının markayı iltibasa neden olacak şekilde kullandığını, aynı zamanda bu ibarenin haksız olarak davalı ... unvanında yer aldığını, davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve ticaret unvanından söz konusu ibarenin terkin edilmesini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı dilekçelerinde özetle; dava konusu dikkate alındığında görevli mahkemenin Asliye ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı şirket unvanının 38 hazır giyim meslek grubunda kayıtlı ve tescilli olduğunu, davalı şirket marka tescilinin de 25 ve 35. Sınıf tescilleri kapsadığını, ... ibaresini taşıyan çok sayıda şirketin bulunduğunu, davalı tarafından tescilli marka ve unvanın kullanıldığını, davalı eylemlerinin hukuka uygun olduğunu belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir,
Birleşen İstanbul 2.FSHHM'nin 2019/265 esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketi adına 23/05/2018 tarihinden itibaren ... no ile tescilli olan "..." markasının 10/01/2018 tarihinden itibaren TPE tarafından koruma altında olduğunu, müvekkili şirketin 39.sınıf taşımacılık sınıfında hizmet veren bir kuruluş olduğunu, davalı şirketin 39.sınıf tescili yapılmamasına rağmen müvekkili ile aynı sektör, aynı bölge ve aynı müşteri çevresine hitap eden ticari faaliyetleri nedeniyle ... 1.FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası ile marka tecavüzünün önlenmesi, sicilin terkin edilmesi ve haksız rekabetin menine karar verilmesi talepli dava açıldığını, dava devam ettiği sırada davalı tarafın 25/35 sınıf nezdinde 25/03/2019 tarihinde tescilinin gerçekleştiğini, ancak davalı tarafın müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde müvekkilinin tescilli markasına çok benzeyen "..." ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kötü niyetli olarak kullanmaya devam ettiğini belirterek işbu davanın ... 1.FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu belirterek dosyalarının birleştirilmesini, davalı taraf markasının hükümsüz sayılarak sicilden terkinini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalının ve davacı ile aynı sınıflarda hizmet gösterdiğine dair iddiaların mesnetsiz olduğunu, davacı ve davalı müvekkili şirketin markaları farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davaların birleştirilmesi talebinin reddine, ayrıca birleşen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Asıl davada; davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğun tespiti önlenmesi, davalı unvanından söz konusu ibarenin terkin edilmesi, Birleşen davada; Davalı adına ... no ile tescilli “...“ ibareli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Sicilden Terkin talepli davadır.
Türk patent ve marka kurumundan marka tescil belgesi , ticari sicil kayıtları celp edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, davacı gerçek hak sahipliği kapsamında marka hakkına tecavüz ve unvan terkini istemli olarak huzurdaki davayı açtığından davalı yanca ileri sürülen görev itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, beyanlarında geçen deliller toplanmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ...'in 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Taraf markalarına ilişkin bilgiler incelendiğinde, taraf markalarının aynı ... İbaresini barındırdıkları, ancak taraf markalarının tamamen farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli oldukları, dosyaya mübrez belgeler arasında davacı tarafın tanınmış marka statüsüne ulaştığının kanıtlanamadığı, davalı taralından kendi marka kullanımına ilişkin dosyaya bir belge sunulmadığı, Davacı tarafından dosyaya davalı şirkete ait olduğu iddiası ile kartvizit ve ilan fotoğrafları sunulmuş, ancak davalı tarafından bu belgeler kabul edilmediği, söz konusu belge üzerinde ... ibaresi ve davalı şirket ticaret unvanı yazdığı, bu belgelerin delil kuvveti tamamen mahkemeye ait olduğu, mahkeme tarafından bu belgelerin delil niteliğinde görülmesi ihtimalinde, davalı markasının tescilli olmadığı 39. Sınıf taşımacılık ve kargo hizmetleri için kullanılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı, ancak belirtildiği üzere dosyaya mübrez belgeler arasında başkaca bir belgenin bulunmadığı, SMK 7. Maddesinin marka sahibine, markasını taşıyan ticaret unvanının tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanılması durumunda, unvanın terkinini talep etme hakkı verdiği, herhangi bir tespit veya kesif de yapılmadığı, kanuna uygun olarak seçilmiş ve kullanılan bir ticaret unvanının kullanılması sahibi tacir için hem bir hak hem de bir kanuni yüküm getirdiği, davalının ... ibareli 25 ve 35. Sınıfta tescilli markası olup, davalı ... şirketinin İştigal alanı dikkate alındığında tekstil alanında tescilli bir marka ve yine tekstil alanında faaliyet gösteren bir şirket görülmekte olup , dosyaya mübrez belgeler arasında başkaca bir belge bulunmadığı, mahkeme tarafından ancak bu belgelerin yeterli görülmesi İhtimalinde ticaret unvanının davacı markası ile aynı sınıfta markasal kullanıldığı ve terkinin gerektiği, Davalı şirketin uluslar arası kargo taşımacılığı yapamayacağı, Kargo/taşıma sektöründe davacının bir marka olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Rapora itiraz üzerine yeniden aynı heyetten ek rapor alınmış, ayrıca mali yönden de inceleme yapılması için heyete mali bilirkişi ... eklenmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'in 27/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Kök rapordaki kanaatin korunduğu, davalı tarafından markanın tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarından farklı olarak kullanıldığı, kartvizitlerdeki kullanımın markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, SMK gereğince davalı tarafından tescilli ticaret unvanından ... ibaresinin terkininin gerektiği, Davalı şirketin uluslar arası kargo taşımacılığı yapamayacağı, Kargo/taşıma sektöründe davacı firmanın bir marka olmadığı, Birleşen dosya açısından, davacı markasının toplumda tanınmış marka olmadığı yönündeki, taraf markalarının farklı mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, ancak davalı tarafından aynı bölgede faaliyet gösteren ticaret şirketi ve tescilli ticaret unvanının bilinmesine/bilinmesi gerekmesine rağmen, aynı esaslı unsur taşıyan unvanlı şirket tescili, akabinde unvanın esaslı unsurunda bulunamamakla birlikte davacı markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde ... şeklinde başvuru ve red alınmasına rağmen tescil kapsamı dışında kullanımlarının heyetin kanaatince davalı tarafından markanın kötüniyetli tescil edildiği ve markanın SMK 5/6 gereğince hükümsüz kılınması nedeninin oluştuğunu bildirmişlerdir.
Son düzenlenen rapor, dosyadaki deliller ile uyumlu ve marka hukuku ilkelerine göre hazırlandığından mahkememizce denetim ve hüküm kurmaya elverişli olarak kabul edilmiştir.
Davacının ... unvanlı şirketinin 3.1.2018 tarihinde odaya kayıt edildiği, Davalı ... TİC LTD ŞTİ’nin ise 14.2.2018 tarihinde odayı kayıt edildiği dolayısıyla davacının ticari sicile kayıt tarihinin daha önce olması ve tarafların aynı alanda ticari faaliyetlerini çakıştığı anlaşılmıştır.
TTK’nun 20 ve 40 ncı maddeleri uyarınca her tacir, bütün ticari işlemlerini bir ticaret unvanı altında yapmaya, imzaladığı evrakı bu unvanı kullanarak imzalamaya mecburdur. Tacirin ticaret unvanı kullanma ve tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. İşletme adı,işletmeyi benzeri işletmelerden ayırmaya yarayan ve işletmeyi tanıtma amacı güden bir isimdir. İşletme adının kullanılma zorunluluğu yoktur. Ancak,işletme adı kullanılıyor ise,tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. Hizmet markası ise,bir işletmenin hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran işarettir.
Ticaret unvanı, işletme adı ile hizmet markası, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları farklıdır. Birbirleri ile karışıklığa neden olacak şekilde kullanılmaları halinde sahibinin bu durumu önleme hakkı bulunmaktadır. Karışıklığa neden olan kullanım şayet tescile dayalı bir kullanım ise, bu halde unvanın, işletme adının veya markanın sicilden terkini veya hükümsüzlüğü talep edilebilmektedir.
Davalı ... unvanının ana unsuru olarak birebir davacı ... unvanının da ana unsuru olan ... ibaresini ticaret unvanı olarak seçmiş ve tescil ettirmiştir. tescil önceliği ve ticaret unvanı üzerindeki hak sunulu delillere göre davacıya aittir.
Davacının ... nolu ... ibareli markasının 39.sınıf için 10.1.2018 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davalının ... tescil nolu ... ibareli markasının ise 25,35.sınıf için 7.3.2018 tarihinde tescil edildiği ,39 sınıf için başvurusunun red edildiği anlaşılmıştır.
İddia, savunma, toplanan deliller, ticari sicil kayıtları, marka tescil belgesi, HMK 266 madde kapsamında denetime uygun son rapor içeriği kapsamına göre de davalının gerek ticari ünvanının gerekse alan adının davacının hem ticaret unvanı hemde markasının asli unsuru olması, sunulu delillere göre ... ibareli ticaret unvanı ve markası üzerinde ilk tescil eden firma olması nedeniyle davacının gerçek hak sahibi olduğu, davalının bu Unvan ile tanınmış olduğuna, yada eskiye dayalı kullanımı olduğuna dair hiçbir delil sunmadığı, ortalama tüketiciler nezdinde kullanımın karıştırmaya neden olacağı, tarafların ticari sicil kaydına göre aynı iş kolunda çakışan alanlarla faaliyet gösterdikleri anlaşılmıştır.
TTK m.52 vd. maddelerinde "Ticaret unvanı' ve "İşletme adı'nın korunması sistemi getirilmiştir. Davacı, davalı şirket ticaret unvanında yer alan ibarenin terkinini talep etmiştir.Haksız kullanılan bir ticaret unvanı tescil edilmişse, ilgili kişi tarafından, haksız kullanıma son verilmesi talep edilebilir.
Ticaret hukukunda tacirin ve şirket ortağının ad/soyadı kullanımı, sınırsız sorumlu gerçek kişi tacirler ve ikinci dereceden sınırsız sorumlu şahıs şirketleri için getirilmiş bir zorunluluktur ve ad/soyadın birlikte kullanılması gerekir (TTK m41, 42). Şahıs şirketlerinde unvan ve ortakların (en azından birinin) ad/soyadı ile birlikte kullanılır. İsimlerde herhangi bir kısaltma yapılmaz.
Davalı Şirket niteliği itibariyle bir LİMİTED şirkettir. Dolayısıyla tüzel kişi tacirdir. 6102 sayılı TTK'nda tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri de ''basiretli olma" yükümlülüğüdür. Davalı şirket bir tüzel kişi tacir olması sebebiyle, TTKm.18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğündedir. Bu hükme göre, faaliyet alanı içerisinde tüm işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davalı şirketin, tanıtım faaliyetlerinde kullandığı ifadelerin halkı yanıltacak nitelikte olmamasına dikkat etmesi, bu konuda gereken özeni göstermesi de bu kapsamdadır.
Ticari hayatta, müşteri ve tedarikçiler arasında şirketler genellikte kısaca asıl ve baştaki unsuru ile anıldığı da bilenen bir gerçektir. Davalının ticaret unvanı davacının tescilli markası ile başladığı gibi aynı ticaret unvanını kullanmaktadır. Davalı şirketin unvanında ... ibarelerin bulunması ticaret unvanını davacının ticaret unvanı ile karıştırılmasını engellemek için yeterli görülmemiştir. Zira bu ibareler yapılan işleri nitelendirmek için kullanılan sıradan ibarelerdir. Ortalama bir insanın iki unvanı birbirine karıştırması esas unsurun ... ibaresi olması nedeniyle çok yüksek bir ihtimaldir. Tescilde öncelik ilkesi gereğince davacının, davalı unvanının terkini talebi yerinde olduğu 6769 sayılı SMK 7. Maddesinin marka sahibine, markasını taşıyan ticaret unvanının tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanılması durumunda, unvanın terkinini talep etme hakkı verdiği bilinmektedir. Davacı markasının davalı yanca taşımacılık ilanı olan karvizit ve ilanda kullanıldığı, aynı belgede davalı ... unvanının da yer aldığını, davalı ... şirketinin iştigal alanında taşımacılık faaliyet alanının yer almadığını, söz konusu belgede ticaret unvanının davacı markası ile aynı sınıfta markasal kullanıldığı, kullanımın davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu dolayısıyla davalı ... unvanının terkinin gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı davalı eyleminin aynı zamanda marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu da ileri sürmüştür.
Marka Hakkına Tecavüz ve İlkeler
Bir markanın sahibinin izni olmadan, başkası tarafından 6769 sayılı SMK’nın 7. maddesinin 2. fıkrasının a, b ve c bentlerinde ve 3. Madde öngörülen şekilde kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Zira SMK’nın 29. Maddesinde maddesin de tecavüz, 7. maddenin ihlâli olarak ifade edilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 7/3. maddesinde : tescilli markanın mal veya ambalajı üzerine konulması; markayı taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi; işareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi; işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması; işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması; işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması; işaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir.
Hükmün marka sahibine sağladığı yasaklama yetkisi sadece 7/3 hükmünde sayılan hallere münhasır değildir. 6769 sayılı SMK tarafından, tescilli bir markanın ticaret hayatında kullanımı genel olarak hukuka aykırı kabul edilmiş bulunduğundan, tescilli bir markanın aynısı veya benzerinin başka bir kişi tarafından izinsiz olarak ticari yaşamda kullanılması genel olarak yasaklanmıştır. Diğer taraftan önceden tescil edilmiş bir markaya dayalı olarak açılmış bir ihlal davasında, sonraki tarihte başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir markanın varlığı hukuka uygunluk nedeni alarak ileri sürülemez ,aynı husus sonradan devir alınan markalar içinde geçerlidir. 6769 sayılı SMK m.155. madde düzenlemesinde de açıkça bu hususa işaret edilmiştir.
Hakkın mutlak karakterli olması sebebiyle marka sahibinin yapılmasının önlenmesini talep edebileceği 6769 sayılı SMK'nm 7. maddesinde yazılı eylemleri gerçekleştirenin gerçek veya tüzel kişi olması yahut özel hukuk veya kamu tüzel kişisi olması arasında fark bulunmamaktadır.
6769 sayılı SMK’nın 7/2,b hükmü uyarınca, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Hüküm kapsamında ihlal eyleminin oluşabilmesi için markaların aynı veya benzer olması; ürün ve hizmetlerin aynı veya benzer olması ve tescilli markanın ayırt edicilik seviyesinin, markaların ortalama tüketicilerde bıraktığı genel izlenim itibariyle ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalini doğuracak düzeyde bulunması gerekir.
Uyap sisteminden alınan Who’s kaydına göre ... ibareli alan adının 2.2.2018 tarihinde oluşturulduğu yine davacı yanca sunulan kartvizit görsellerinde de davalının ticari sicil kaydında yer alan adresin bulunduğu tanıtım kartı üzerinde ... ibaresinin yer aldığı , birleşen dosya içindeki fatularda da ... ibaresinin dikkat çekici şekilde faturada yer aldığı , unvanın daha açık renk ile ... ibaresinin daha büyük ve koyu harflerle yazıldığı dolayısıyla davalı yanca davacıya ait marka hakkına tecavüz edildiği anlaşılmıştır.
HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Davacı tarafından ... ibaresi ... no ile 10.01.2018 tarihinden itibaren 39. Sınıf hizmetler için tescillidir. Markanın tescilli olduğu hizmetler “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.” şeklindedir.
Davalı tarafından ... ibaresinin tescili için 25,35,39. Sınıflarda 07.03.2018 tarihinde müracaat edilmiş, marka sadece 25,35. Sınıflarda tescil edilmiştir. Markanın tescilli olduğu sınıflar “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalatihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” şeklindedir.
Taraf markalarının ikisinde de ... ibaresinin yer aldığı, davacı taraf markasında bununla birlikte ... ibaresinin yer aldığı, davalı markasında bu ibarenin yer almadığı, bununla birlikte markaların esaslı unsurlarının aynı olduğu anlaşılmıştır.
Markalar arasında iltibas oluşması için markaların aynı veya halk nezdinde karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali doğuracak derecede benzer mal ve hizmet sınıflarında tescilli olması gerekmektedir. Tescilli olmamasına rağmen kullanım bu yöndeyse, bu eylem bilirkişi raporunda da isabetle açıklandığı üzere markaya tecavüz oluşturacaktır. Burada ise tartışılacak olan markanın hükümsüzlüğü talebi çerçevesinde SMK 6 ve 25. Maddeleridir. İltibas iddiası ile bir markanın hükümsüzlüğü talep ediliyorsa, markaların benzer olması yetmemekte, bunun yanında halk nezdinde karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali oluşturan mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olması gerekmektedir.
Bilirkişiler markalar tamamen farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğunu bildirmişlerdir. Marka kural olarak tescil edildiği şekli ile tescil edildiği mal ve hizmet sınıfları ve halk nezdinde iltibas yaratacak derecede benzerleri nezdinde koruma sağlamaktadır. SMK 6/1 “ (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” İfadesi ile bu durumu düzenlemiştir.
Bilirkişiler tarafından davalı markasının tescilli olduğu sınıflar ile davacı markasının tescilli olduğu sınıflar açısından halk nezdinde karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı markalar arasında iltibas bulunmadığı belirlenmiştir.
Yine bilirkişi raporu kapsamına göde davacı markasının tanınmış marka olmadığı tespit edilmiştir. 6769 sayılı SMK 6/5 “(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” Şeklindeki ifadesi gereğince markanın farklı mal ve hizmet sınıflarında korunabilmesi için, davacı markasının toplumda tanınmışlık düzeyine erişmiş olması gerekmektedir. Dosyaya mübrez belgeler çerçevesinde davacının tanınmışlıklarını ispata yönelik farklı bir delil sunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı yan birleşen davada kötüniyet nedeniyle markanın hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Marka hukuku açısından “kötüniyet” başkasının hak sahibi olduğu bilinen veya bilinmesi gereken markanın tescil edilmesi olarak tanımlanabilir. Ayrıca markanın itibarından yararlanılması amacıyla, markanın haklı itibarına zarar vermek amacıyla, markanın farklı sınıflarda tescilli olmamasından faydalanılarak markanın ticari gelişimini engellemek amacıyla gerçekleştirilen marka tescilleri de kötüniyetlidir. Bu durumun tespitinde önceki markanın tanınmış marka olması gerekmemektedir. Kötüniyet sadece taraflar arasında da oluşabilir.
SMK 6/9 maddesi “ Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Şeklindedir. Ayrıca 16.07.2008 tarihli HGK kararlarıyla Yargıtay da, doktrine ( Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt II, s.158, Ankara 1998, Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s.452, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, Hamdi Yasaman, Marka Hukuku, Cilt II. s.878-879, İstanbul 2004) uygun olarak, kötüniyetle tescil halinde hükümsüzlüğün gerektiğini, KHK amacına uygun olan yaklaşımın, bu olduğunu belirtmiştir. Kararda “davalı adına TPE nezdinde tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nin amacına uygundur. Davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğinin anlaşılmasına göre, MK.nun 2. maddesi hükmünün uygulanması suretiyle dava konusu markanın hükümsüz kılınmasına ilişkin yerel mahkemenin kararı yerindedir.” şeklindeki ifade ile kötüniyetle tescilin hükümsüzlük nedeni sayılacağı açıkça belirtilmiştir. (Yarg. HGK. E. 2008/11-501, K. 2008/507, T.16.07.2008, www.kazanci.com.tr).
Marka hukukunda kötüniyet Kaynağını TMK md.2’de bulmaktadır. Somut olayda olduğu gibi, tarafların tacir olması ihtimalinde yine gücünü aynı maddeden alan TTK 18/II madde unutulmamalıdır. Zira TTK 18/II gereğince de davalı basiretli tacir gibi davranmakla yükümlüdür.
Şirket ikametgahları somut olay açısından önemlidir. Zira davalı tarafın davacı ... bilip bilmediği, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde bilmesi gerekip gerekmekdiği noktaları da önem taşımaktadır. Yine unvanlar da bu kapsamda önemlidir.
Somut olay incelendiğinde taraf şirketlerin aynı bölgede bulunduğu sabittir. Davacı şirket adresi “...” şeklindedir. Davalı şirket ise, “...” adresinde ikamet etmektedir.
Marka hukukunda kötüniyet tek bir eylem ile de değil, geniş bir bakış açısıyla eylemlerin sırası, şekli dikkate alınarak bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Yine davacı şirket unvanı; ... şeklindeyken; davalı ... unvanı ise ... şeklindedir. Davalı tarafından şirket davacının kuruluşundan bir ay sonra tescil edilmiştir. Yine davacı tarafından ... markası için 10.01.2018 tarihinde başvurulmuş, davalı tarafından da ... markası için 07.03.2018 tarihinde başvurulmuştur. Ayırt edilemeyecek derecede benzer unvan, ayırt edilemeyecek derecede benzer marka, aynı bölgede bir iki ay ara ile yapılan tescil ve başvurlar dikkate alındığında, bunların bir tesadüf olduğundan ve davalı tarafından davacı marka ve unvanının bilinmediğinden bahsedilmesi ticaret hayatının gerçekleri ile uyuşmamaktadır. Şirket faaliyet alanında taşımacılık ve kargo hizmeti bulunmamasına, yine unvanda ... ibaresi de bulunmamasına rağmen, dosyaya davacı yanca sunulan davalı tanıtım ve kartvizitleri ve alan adı tescilleri de göstermektedir ki davalı tescil başvurusunda bulunurken 39. Sınıf için başvurmuş, akabinde marka bu sınıf için reddedilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da; davalı tarafından unvanın esaslı unsuru ... olmakla birlikte, unvanda ... ibaresi yer almamasına rağmen, marka başvurusunun davacının markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... şeklinde yapılmış olmasıdır.Zira kötüniyet her dosyaya özgü olarak incelenmesi gerekli bir unsur olup, tüm unsurlar bir araya geldiğinde davacının kötüniyet iddiası ispat edilmiştir. Yüksek mahkeme ilamlarına göre Başvuru yapmak tek başına kötüniyet olarak değerlendirilemeyecekse de, davalı tarafından sonradan red alınmasına, aynı bölgede ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ticaret unvanı ile tescil edilmiş olan davacı markası olmasına rağmen, davalı tarafından marka taşımacılık sektöründe markasal kullanılması kötüniyetin göstergesidir. Bu husus bilirkişi raporunda da isabet ile tartışılmıştır. Yine davalı tarafından sadece ... değil ... ibareli marka başvurusunda bulunmuştur. Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereğince davalının mevcut markalara göre ayırt ediciliği yüksek ve farklı bir marka seçmesi gerekmesine rağmen, davalı tarafından mevcut ve bildiği veya bilmesi gereken markaya benzer marka tescilinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Marka her ne kadar farklı mal ve hizmet sınıflarında tescile kavuşmuş olsa da, markada yer alan ... ibaresi markanın taşımacılık yaptığı izlenimi vermektedir. Davalı tarafından aynı bölgede faaliyet gösteren ticaret şirketi ve tescilli ticaret unvanının bilinmesine rağmen, aynı esaslı unsur taşıyan unvanlı şirket tescili, akabinde unvanın esaslı unsurunda bulunamamakla birlikte davacı markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde ... şeklinde başvuru ve red alınmasına rağmen tescil kapsamı dışında kullanım markanın kötüniyetli tescil edildiği ve markanın SMK 5/6 gereğince hükümüz kılınmasını gerektirmiştir.
Zira T.TK'nun 20/2’ maddesinde tacirlerin özen yükümlülüğü artırılmış ve tacirlere ticari işlerinde ‘’basiretli tacir” gibi davranma zorunluluğu yüklenmiştir.. TTK’nın 56. maddesi iktisadi rekabetin her türlü suistimalini yasaklamıştır. Yasadaki bu sınırın aşılması MK’nın 2. maddesinde yazılı bulunan objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir biçimde ekonomik rekabetin kötüye kullanıldığı hallerde meydana çıkmaktadır. Karışıklığa meydan verebilecek bir ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa yol açılması, yalnız başına iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olarak kabul edilmelidir.. Hukukumuzda, yerleşmiş içtihatlarda bu prensibe değinilmiş ve tacirin bu sıfatı nedeniyle söz konusu markayı bilmediğini iddia edemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, somut dava dosyasında davalı tarafın tacir kimliği dikkate alındığında davalının ‘’basiretli tacir” gibi davranma zorunluluğunun olduğu ve işi gereği dava konusu markanın davacı tarafından kullanıldığını bildiği bunun sonucu olarak da yukarda gerekçemizde açıklandığı üzere tescilde kötüniyetli olduğu, kötüniyetin varlığı halinde artık davalının başka Emtia sınıflarında iyiniyetli olduğunun da düşünülemeyeceği hususu dikkate alındığında birleşen dava yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gereklidir.
Zira başkasının özel ismi, ticaret ünvanı, markalı ürününün aynı ibarelerini tescil ettirmek kötü niyetin en büyük karinesidir. Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/07/2008 gün 2008/11-501 esas , 2008/507 karar sayılı içtıhatının içeriği dikkate alındığında ve 556 KHK 35/1 md deki düzenleme şekli ile MK 2 md değerlendirildiğinde kötü niyetli tescilin hükümsüz kılınması gereklidir. Burada kötü niyetin bir kısım mallar , hizmetler için bölünmesi söz konusu olamaz. Aksi takdirde bir kısım mal veya hizmet için kötü niyetli , bir kısım mal ve hizmetler için iyi niyetli denilmesi kendi içerisinde çelişki oluşturacaktır.
Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; birleşen davada Davalı adına... no ile tescilli“... “ibareli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine, asıl davada, Davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, Davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
I- ASIL DAVADA:
1-Davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine,
2-Davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine,
3- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
4-Asıl davada 59,30 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 23,40 TL eksik harcın davalıdan tahsiline,
5-Asıl davada tecavüz isteminin kabulü nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca5.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Asıl davada unvan terkini isteminin kabulü nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca5.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
7-Asıl davada 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç, 4.000 TL bilirkişi ücreti 200 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.271,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
II-BİRLEŞEN DAVADA;
1-Davalı adına ... no ile tescilli “... “ibareli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine,
2-Birleşen davada 59,30 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 14,90 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Birleşen davada; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Birleşen davada 44,40 TL başvuru harcı, 44,40 TL peşin harç, 57,20 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam,146 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.25/05/2021
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır