T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/19 Esas
KARAR NO: 2019/476
DAVA: MARKA (Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ: 25/02/2005
KARAR TARİHİ: 26/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan Marka (Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin dünyanın pek çok ülkesinde tescilli, çok tanınmış ve meşhur markaları altında spor giyim ürünleri, spor malzemeleri, spor ayakkabıları ürünlerinin üretimi ve ticareti ile uğraşan sektörünün en tanınmış firmalarından olduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." markalarının tanınmış markalar olduğunu, bu markaların müvekkili tarafından tanıtılarak meşhur hale getirildiğini, davalıların "..." markalı spor ayakkabılarının üreticisi olduğunu, üreterek veya ithal ederek piyasaya sürdüğünü, bu ürünler üzerinde müvekkilinin ... markası ile iltibas teşkil edecek şekilde iki şerit ve dört şerit işaret markalarının kullanıldığını, bu durumun tüketiciler nezdinde karışıklığa ve iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, müvekkilinin ... ve ... markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, bu durumun tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını,
davalı ... A.Ş. ile müvekkili arasında imzalanan 02/08/2000 tarihli sulh protokolüne aykırı davranışları nedeniyle sözleşme gereğince 250.000 ABD doları cezai şartın faiziyle tahsilini, 100.000 TL manevi 30.000 TL maddi tazminatın tahsilini, müvekkilinin markalarını taşıyan ürünlerin ve tanıtım araçlarının ve bunların imalinde kullanılan tüm malzemelerin imhasını, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı firmanın iki şerit ve dört şerit markalarının mahkeme ilamı ile sicilden terkin edildiğini, sadece üç şeritli logonun tescilli olduğunu, bu nedenle davacıların markalarına tecavüzün söz konusu olamayacağını, müvekkilinin Türkiye'de tanınmış bir marka olduğunu, dava konusu iki şerit ve dört şerit şekillerini müvekkilinin tescilli ... markası yanında kullandığını, müvekkilinin spor ayakkabısı ürünleri üzerinde kendi tescilli markalarını kullandığını, davacının bahsettiği sözleşmenin davacının iki şerit ve dört şerit markalarının terkinine dair karardan çok önce ...Ticaret A.Ş. arasında akdedildiğini, bu nedenle geçersiz hale geldiğini, haksız davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkememizin 2005/55 Esas - 2009/136 K. ve 11/06/2009 tarihli kararında:
"...Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı kararıyla İntermar adına tescilli ... nolu 3 şerit ve noktadan oluşan markasının davacının markalarıyla iltibas oluşturduğu gerekçesiyle 09/12/2004 tarihinde iptaline ve markanın tescilli oluşu nedeniyle markaya tecavüzün gerçekleşmediğine karar verilmiştir.
Böylece davalının ... oluşan markası davacının şeritli markasına benzerlik nedeniyle iptal edilmiştir. Eldeki davada alınan raporlarda Adidas kullandığı şeritlerin davalı tarafça ürünlerinde kullanılması tekbaşlarına iltibas oluşturmadığı belirtilmişse de, yukarıda sözü edilen mahkeme kararında belirtilen gerekçe, mahkememizce de uygun bulunduğundan davalının şerit markaları ile davacının markaları arasında iltibas bulunmadığına ilişkin bilirkişi görüşü doğru bulunmamıştır. Zira davacının tescilli markaları sadece şeritlerden ibarettir ve de şeritlerden oluşan bu markada tüm dünyaca tanınmış ... firmasıyla özdeşleşmiştir. Dolayısıyla da bilirkişilerin iltibas bulunmadığına ilişkin görüşüne itibar edilmemiştir. Ancak davalının iptal edilen markası 2000 tarihinde tescil edilmiş olup, terkin edildiği tarihe kadar korumadan faydalandığından, söz konusu markanın fiilen kullanımı marka haklarına tecavüz oluşturmadığı gibi, davacının iki ve dört şeritli markaları da iptal edilmiştir.
Ancak davalının tescilli markası davanın devamı sırasında iptal edildiğinden, dava tarihine kadarki kullanım markaya tecavüz oluşturmamakla beraber, kararın kesinleşmesiyle davalı markası terkin edildiğinden artık markayı kullanım hakkı kalmadığından davalının gerek üç şeritli ve gerekse davacının iptal edilen iki ve 4 şeritli markalarını kullanması, davacının tescilli geçerli üç şeritli markaları ile iltibas oluşturacağından, iptal edilen bu markaları kullanmasının önlenmesi gerekir. Zira bu tür markalara refleks markalar denmekte olup, rakiplerin sadece asıl markasının (davadaki 3 şeritli) aynısının değil, benzerlerini de kullanmalarını engelleme amacıyla tescil edilmekte olup, bunların iptali halinde de kullanımlarının gerek asıl markayla iltibas oluşturması gerekse haksız rekabet oluşturması nedeniyle söz konusu markaların da davalı tarafından markasının terkininden itibaren kullanımının önlenmesi gerekir. Belirtilen gerekçeyle davalının 2, 3, 4. Şeritli markaları kullanmasının önlenmesi gerekir.
Davacının tasarımları tescilli değilse de, tescilsiz modellerin belli bir ayırd edicilik kazanması ve haksız rekabet hükümlerine göre korunması nedeniyle bu yöndeki savunma haklı bulunmamıştır. Bilirkişi raporunda davacı modelleriyle davalıınn ... ... modellerinin iltibas oluşturacak kadar benzer olduğu tesbit edildiğinden, tescilsiz tasarımın izinsiz kullanımı haksız rekabet oluşturduğundan modellerin kullanımının önlenmesi, kullanılan tasarımlar nedeniyle bilirkişilerce bulunan 22.208,30 TL maddi tazminat ile kullanımın süresince modellerin tanınmışlığı, firmaların hacmi dikkate alınarak takdir edilen 25.000 TL manevi tazminatla hüküm altına alınması uygun bulunmuştur.
Cezai şart'a gelince;
Davacı ... ile ... Aş arısnda 2 Ağustos 2000 Tarihinde yapılan sözleşme ile ... davacının markasını kullanmamayı taahhüt etmiş olup, sözleşmeye uymama hali için cezai şart öngörülmüşse de, davalılardan...11/08/2000 tarihinde marka tesili için TPE'ye başvuruda bulunmuş ve davacının itirazına rağmen marka tescil edilmiş ve Ankara Fikri Haklar Mahkemesince 2004 Yılında iptal edilmesi üzerine kararın kesinleşmesinden sonra terkin edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nın 61. Maddesine göre, tescilli markanın kullanımı marka haklarına tecavüz oluşturmaz. Dolayısıyla da başvurudan terkine kadarki dönemde marka kullanımı yasaldır. Taahhütname tescil başvurusunda bulunmamayı kapsamamaktadır. Davalının yurt dışında çok eski tarihli tescillerin bulunması nedeniyle söz konusu tescillere ve tanınmışlığa dayanarak başvuruda bulunması nedeniyle marka tescilinin kötü niyetli olduğu kanaati oluşmamıştır.
Nitekim TPE talebi kabul etmiş ve mahkemece iltibas olduğu kanatine varılarak marka iptal edilmiştir. Dolayısıyla da davalının tescilli oludğu dönemde markayı kullanımı marka haklarına tecavüz oluşturmadığından ve başvuru yasağı taahhütname kapsamına alınmadığından, cezai şarta ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Cezai şarta ve marka haklarına tecavüze ilişkin taleplerin reddine,
2-445-a ve ... 401 nolu modeller davacının tasarım haklarına tecavüz oluşturduğundan söz konusu modellerin kullanılmasının önlenmesine, davalı tarafın iptal edilen markaları kullanmasının da önlenmesine, kullanılan tasarımlar nedeniyle 22.208,30 tl maddi tazminat ile 25.000-tl manevi tazminatın davalılardan 20/12/2004 Tespit tarihinden yürütülecek reeskont faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazla taleplerin reddine, hüküm özetinin masrafı davalılardan alınarak karar kesinleştiğinde yüksek trajlı bir gazetede bir kez ilanına, tedbirin hükmün kesinleşmesine kadar devamına, el konularak yedieminde bulunan ürünlerin hükmün kesinleşmesinden sonra masrafı davalıdan alınarak imhasına, tespit giderlerinin de davalıdan alınmasına,..." şeklinde karar verilmiştir.
Anılan karar Yargıtay 11. H.D'nin 2009/14543 E. 2011/16891 K. ve 13/12/2011 tarihli ilamı ile "... 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece her ne kadar davacıların unvanı karar yerinde yanlış yazılmışsa da, yapılan bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesinin her zaman mümkün bulunmasına, yine her ne kadar davalı ... isimli şahıs firması, 02.08.2000 tarihli sulh protokolünün tarafı değilse de, davalı ... A.Ş.’nin sattığı dava konusu olan tüm ürünlerin bu davalıya, diğer davalı ... firması tarafından yurt dışından ithalat yoluyla sağlandığının anlaşılmasına, bu durum karşısında mahkemece davalı... firmasının da davacılara karşı, 02.08.2000 tarihli sözleşmenin kapsamı dışındaki tasarım hakkına tecavüz fiillerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, yine mahkemece davalıların sattığı ... ... modellerinin, ilk kez davacılarca kullanıldığına davalılar tarafından karşı çıkılmayan tescilsiz tasarımlarla benzer kabul edilmesinde ve davalıların anılan modelleri satmasının, davacıların tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit ve önlenmesine karar verilmesinde, davalıların sattığı ... ... numaralı modelin ise davacıların tasarımlarına benzer olmadığından, bu modele ilişkin davanın reddedilmesinde, ayrıca hükmedilen tazminata tespit tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespit ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tahsili, davalı ... A.Ş. yönünden ise ayrıca 02.08.2000 tarihli sulh protokolünün ihlali nedeniyle cezai şart bedelinin tahsili istemlerine ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 15.11.2007 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile ... AG. şirketine ait 25.03.1985 tarihli ve ..., ..., ... ve... numaralı iki ve dört şeritli markaların, 556 sayılı KHK’nin 14. maddesinde düzenlenen kullanmama nedenine dayanılarak hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. 556 sayılı KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük kararları, geçmişe yönelik sonuç doğurmayıp, anılan KHK’nin 43. maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten sonrası için hüküm ifade edeceğinden, davacı tarafın iki ve dört şeritli markaları, işbu dava tarihi itibariyle koruma altındadır. Dolayısıyla mahkemenin, davalıların anılan markaları kullanmasının, davacıların marka hakkının ihlali niteliğinde olmadığı yönündeki kabulü doğru değildir.
Ayrıca mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı ... firmasına ait 11.08.2000 tarih ve ... numaralı “... + Şekil” ibareli markanın, bu haliyle kullanıldığı takdirde, hükümsüz kılındığı tarihe kadar kullanımının yasaya aykırı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Ancak davalıların, dava tarihinden sonra hükümsüz kılınan bu markayı, uyuşmazlık konusu emtialar üzerinde, tescil olunduğu şekliyle değil, markada yer alan “...” ibaresi olmaksızın, ... ve bir noktadan ibaret şekil unsuruyla kullandığı, söz konusu şekle ilişkin olarak da, anılan davalının işbu davanın açılmasından önce yaptığı 11.08.2000 tarih ve ... sayılı marka tescil başvurusunun, davacı adına tescilli ve tanınmış üç şeritten oluşan şekil markalarına benzerliğinden dolayı reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının tescilli 11.08.2000 tarih ve ... numaralı “... + Şekil” ibareli markasının, “...” ibaresi olmaksızın sadece şekil olarak kullanılması, davacının tescilli üç şeritli markasıyla iltibas oluşturacağından, davalıların bu kullanımı, KHK’nin 14. maddesine uygun bir kullanım olarak da kabul edilemez. Çünkü 14. maddeye göre, ancak tescilli bir markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeksizin farklı unsurlarla kullanılması, tescilli bir markanın yasal kullanımı olarak kabul edilir. Bu nedenle mahkemenin açıklanan hususlara ilişkin yanılgılı nitelendirmesi de doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin 08.06.2005 tarihli dilekçesinde de açıkladığı üzere, benzerlik iddiasında bulunduğu modeller üç adet olup (... , ... ve ...), davalıların bu model ayakkabıları satmasının, davacıların tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı hakkındaki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı birinci bentte açıklanmıştır. Ancak davacılar tarafından model benzerliği iddiasının dışında, davalılar tarafından satıldığı bildirilen diğer ayakkabılarda marka olarak kullanılan logonun, davalının 11.08.2000 tarih ve ... numaralı “... + Şekil” markası değil, “...” ibaresi bulunmaksızın sadece şekil markası olduğu, bu durumun da müvekkillerinin marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğu iddia edilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıların hem marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet, hem de 02.08.2000 tarihli sulh protokolüne aykırılık iddialarının, yukarıda açıklanan şekilde, dava konusu olan her bir ayakkabı modeline göre ayrı ayrı incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Yine mahkemece infazda tereddüt yaratacak şekilde, davalının sadece ... numaralı markası tescil ve daha sonradan iptal edilmiş olduğu halde, hangi markalardan bahsedildiği de belirtilmeden, “davalı tarafın iptal edilen markaları kullanmasının önlenmesine” karar verilmesi ve miktarı ve dosya numarası belirtilmeden, “tespit giderlerinin davalılardan alınmasına” hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
4-Yukarıda açıklanan bozma sebep ve şekline göre, mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına yönelik olarak taraf vekillerinin,
yine reddedilen (250.000) USD cezai şart bedeli için lehlerine vekalet ücreti hükmedilmediğine yönelik olarak da davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına bozulmasına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına yönelik olarak taraf vekillerinin, reddedilen (250.000) USD cezai şart bedeli için lehlerine vekalet ücreti hükmedilmediğine yönelik olarak da davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına..." gerekçesi ile bozulmuştur.
Davalılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay 11. H.D. 2012/3501 E. - 7378 K. ve 09/05/2012 tarihli ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.
Mahkememizin 2012/154 E. 2014/93 K. ve 05/06/2014 tarihli kararında: "...Bozma kararında davalının ... nolu ... şekil markası değil ... ibaresi bulunmasının sadece şekil markası olarak kullanılmasının davacının tescilli ... markasıyla iltibas oluşturduğundan davalıların bu şekildeki kullanımın tescile uygun kullanım sayılmayacağı belirtildikten sonra bu durumun Mahkemece değerlendirilerek sulh protokolüne aykırılık iddiasının dava konusu her ayakkabı modeline göre yarı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bozma kararında davalının kullanımının tescile uygun olmadığı belirtildikten sonra bu durumun değerlendirilmesinden söz edildiğinden bozma kapsamında kalan ürünler bakımından tescile uygun kullanım bulunup bulunmadığı konusunda yeniden yaptırılmıştır. Bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporunda ayakkabı markaları arasında kısmen benzerlikler bulunduğu ancak ... markasından alıntılar yapıldığı izleniminin tam olarak verilmediği tüketicinin markaları karıştırmayacağı belirtilmiş ise de bilirkişilerin dinlendiği 25/10/2013 günlü oturumda ürün örnekleri üzerinde yapılan değerlendirmede spor ayakkabılarının yan tarafında, bilirkişi raporunda yer alan fotoğraflardaki "... ve nokta"nın ayakkabıların yan ve ön kısmında ve bazısının arkasından, ... ibaresi eklenmeksizin tek başına kullanıldığı ... ibaresinin ise üç çizgi ve bir nokta ile ayakkabının bağ altı dil kısmına, ayakkabının bağcıkla bağlandığı bölgeye ve ayakkabının içinde de sadece ... şeklinde konumlandırıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişiler sektörde markanın şekil ve sözel kısmının ayrı ayrı kullanılabildiği birlikte olmasa bile ürünün farklı noktalarına ... markasının da konulmuş olması nedeniyle iltibas oluşturmayacağı belirtilmiş ise de Yargıtay kararında bu şekildeki kullanımın tescile uygun kullanım sayılmayacağı belirtildiği gibi , davacının ... ve noktadan ibaret markası davalı ayakkabısında ...'dan ayrı olarak ayakkabının ilk bakışta hemen göze batan yan, ön ve arka kısımlarında ...'un ise fazla dikkat çekmeyen bölgelerde kullanıldığı ürün fotoğraflarının görselleri ile sabittir. Davacı markasının ayakkabı marka üzerinde aynen herhangi bir ek ilave edilmeksizin kullanılması nedeniyle bu şekildeki kullanım 556 sayılı KHK'nın 8/a ve 9/1-a maddelerinde belirtilen türden kullanımdır. Belirtilen hükümlerle markanın herhangi bir ek ilave edilmeksizin aynen kullanılması halinde markadan doğan hakka tecavüz edildiği kabul edildiğinden 8/1-b ve 9/1-b den farklı olarak karıştırma ihtimali bulunup , bulunmadığı değerlendirilmesi yapılamaz. (a) şıklarında iltibas değerlendirilmesine gidilmeksizin belirtilen tarzdaki kullanım yasaca kesin ihlal nedeni kabul edilmiştir. Yani (a) şıkkında "aynı" markalar (b) şıkkında ise "benzer" markaların durumu düzenlenmiş olup, karıştırma ihtimali değerlendirilmesine ancak markaların benzer olması halinde başvurulmaktadır. Dolayısıyla da ürünün farklı bölgelerinde hiç bir ek yapılmadan davacı markasının aynen kullanımı 556 sayılı KHK'nın 9/1-a maddesi gereğince otomatikmen marka haklarına tecavüz oluşturur.
Aynı üründe ama ürünün farklı bölgelerinde hem davacının hem de davalının markalarının kullanılması 9/1-a anlamında kullanımıdır. Davalının markaları birlikte olmaksızın ürün üzerinde ayrı ayrı yerlerde kullanması aynı üründe iki ayrı markanın kullanılması anlamına gelir. Zaten tüketici bu şekildeki kullanımı davacı markasının ya yeni bir versiyonu, serisi olarak algılayacak ya da şirketlerin birleşme yoluyla veya başka nedenle markaları birlikte kullandıklarını düşünecektir. Ürünün ön , yan veya arkasında ...'ın çok meşhur markasını gören tüketici daha az görünür olan ...'ı görse bile ürünün en tanınmış marka olması nedeniyle ...'a ait olduğunu düşünecektir. Dolayısıyla da kullanım 9/1-a kapsamında kaldığından 9/1-b markasındaki durum için öngörülen karıştırma ihtimali değerlendirmesi yapılmasına gerek bulunmadığından ve bilirkişi raporunda yer alan ürün görselinde de ..., nokta markası ile ...'un müstakilen kullanıldığı gözlemlenebildiğinden bilirkişilerin iltibas değerlendirmesine itibar edilmemiştir. Böylece bu ürün bakımından marka haklarına tecavüz edildiği kanıtlanmıştır. Marka haklarına tecavüz nedeniyle bilirkişice bulunan tazminat miktarı ve talep dikkate alınarak 7.791,70 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Cezai şarta ilişkin talebe gelince; davalılardan ... AŞ ile ... arasında düzenlenen 02/08/2000 tarihli taahhütname ve sulh protokolü ile davalı, davacının markalarını kullanmayacağını , sözleşmenin 10. Maddesiyle de ihlal halinde 250.000 ABD Dolarının cezai şart olarak ödeneceği öngörülmüştür. Cezai şarta ilişkin sözleşmenin geçerli olduğu ancak markaya tecavüz bulunmadığı gerekçesi ile daha önce davanın reddine karar verilmiş olup, cezai şarta ilişkin bozma kararı sadece cezai şartın karşılığı marka haklarına tecavüz bulunup bulunmadığı noktasında olup sözleşmenin geçerliliği Yargıtayca kabul edildiğinden kazanılmış usulü haklar nedeniyle bu konunun yeniden tartışılmasına gidilmemiştir. Sulh sözleşmesinde özel olarak gösterilen şekil markasının ürünlerde kullanılması nedeniyle bunun yaptırımı olarak öngörülen cezai şartı talep hakkı doğmuştur.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 182/son maddesine göre hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. İhlal sonucu davacının uğradığı maddi zararın boyutu, cezai şarta 20/12/2004 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi nedeniyle talep edilen miktar Mahkememizce aşırı bulunduğundan taktiri indirim yapılarak 100.000 USD Dolarının belirtilen faiziyle tahsiline karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
1-Kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen ..., ..., ... nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine,
3-Davalının ... nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına,
4-Marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, Borçlar Kanunun 182.maddeside dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren merkez bankasınca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ... Tic. A.Ş.'den alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine,
5-Hükmün, masrafı davalıdan alınarak ilanına,..." şeklinde karar verilmiştir.
Anılan karar Yargıtay 11. H.D'nin 2014/14649 E. 2015/1315 K. ve 05/02/2015 tarihli ilamı ile "... 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.2-Davacılar ile davalılardan ...Tic. A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının ...'a ait marka ve logolarla iltibas teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu taşıyan hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD cezai şart ödenmesi öngörülmüştür. Mahkemece, davacıların cezai şartı talep hakkı doğduğu kabul edilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/son. maddesi uyarınca aşırı görülen cezai şart indirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 182/son. maddesi "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmünü haiz ise de, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesine uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, tarafların tacir olduğu ve davalının aşırı olduğu gerekçesiyle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, bozma sonrası verilen ikinci karar ile de marka hakkına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA..." gerekçesi ile bozulmuştur.
Taraf vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay 11. H.D. 2015/9057 E. 2016/8492 K. ve 27/10/2016 tarihli ilamı ile "...1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan kararın ..., ..., ... sayılı 2 ve 4 şeritli markaların 556 Sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca iptallerine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihe kadarki davalı kullanımlarının sözkonusu markalardan doğan haklara tecavüz oluşturduğunun tespiti ve bu tarihe kadarki (sözkonusu markaların iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihe kadarki) kullanımın önlenmesine şeklinde tecavüz eyleminin sınırlı olarak men'i olarak anlaşılacak olmasına; sözleşmede aksi kararlaştırıldığından 6098 sayılı TBK'nın 179/1. maddesi uyarınca sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ile birlikte borcun ifasının da istenebilecek olmasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.2-Davacılar ile davalılardan ... Tic. A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolü'nde, davalının .... ait marka ve logolarla iltibas teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu taşıyan hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretinin yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde ...'a 250.000 USD cezai şart ödenmesi öngörülmüştür. Mahkemece, davacıların cezai şartı talep hakkı doğduğu kabul edilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 182/son. maddesi uyarınca aşırı görülen cezai şart indirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 182/son. maddesi "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmünü haiz ise de, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, tarafların tacir olduğu ve davalının aşırı olduğu gerekçesiyle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, davacılar vekili dava dilekçesinde 30.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş olup, maddi tazminat yönünden kesinleşen ilk karar ile tasarım hakkına tecavüz nedeniyle 22.208,30 TL, bozma sonrası verilen ikinci karar ile de marka hakkına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, reddedilen maddi tazminat talebi bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA,..." gerekçesi ile bozulmuştur.
Taraf vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/570 E. 2018/8109 K. ve 20/12/2018 tarihli ilamı ile; "...Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın devamı sırasında kullanmama nedeniyle iptal edilen ..., ..., ... nolu 2 ve 4 şeritli markaların bozma kararında açıklandığı şekilde davalı tarafından kullanımının önlenmesine, davalının ... nolu markasının tescile aykırı olarak davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde 3 şerit ve nokta şeklinde kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ürünlerden ve tanıtım vasıtalarından çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, marka haklarına tecavüz nedeniyle 7.791,70 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın 20/12/2004 tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, TBK'nın 182. maddesi dikkate alınarak taktiren 100.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ...Tic. A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, hükmün masrafı davalıdan alınarak ilanına dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacılar yararına bozulmuştur.Davalılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE,.." gerekçesi ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun Yargıtay 11.H.D. 2015/9057 E. 2016/8492 K. ve 27/10/2016 tarihli bozma ilamına uyulmuştur.
BÜTÜN DELİLLER BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE: Davacılar ile davalılardan ... Tic. A.Ş. arasında imzalanan 02.08.2010 tarihli Sulh Protokolünde; Davalının ...'a ait marka ve logolarla iltibas teşkil edebilecek işaret, ibare ve logoyu taşıyan hiçbir ürünü ithal ve imal edemeyeceği, bunların ticaretini yapmayacağı, satışa arzetmeyeceği düzenlenmiş olup, bu hükme aykırı davranılması halinde Adidas'a 250.000 USD cezai şart ödenmesi öngörülmüştür.
Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nın 182/son. maddesinde Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir hükmü haiz ise de, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca bu hükmün ticari işlerde uygulanmasının mümkün olmadığı, tarafların tacir olduğu bu nedenle, davalının aşırı olduğu gerekçesiyle sözleşmedeki cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğinden 250.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ... Tic. A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine ve kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
2-250.000 USD cezai şartın 20/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca yabancı dövizlere uygulanan faizi ile birlikte davalı ...TİCARET A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine,
3-29.190,57-TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 16.640,55-TL harcın davalı ... Ticaret A.Ş 'den tahsiline,
4-Cezai şart yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 31.043,00TL vekalet ücretinin davalı ...Ticaret A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın bozma öncesi yargılama giderlerinden olan 11,20 TL, 136,50-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.300-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.447,70-TL ile bozma sonrası 201,6-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 2.450,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.099,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde YARGITAY yolu açık olmak üzere karar verildi.21/01/2020
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır