T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/266 Esas
KARAR NO: 2024/150
DAVA: Markanın hükümsüzlüğü&tazminat
DAVA TARİHİ: 24/08/2020
KARAR TARİHİ: 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın hükümsüzlüğü&tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 01.01.1981 yılında kurulduğunu, "..." isim hakkını da çok uzun süredir elinde bulundurduklarını, bu markayı kuruluş tarihinden itibaren kullandıklarını tanınmış bir marka olduğunu, davalının "..." markası için ilk başvuru yaptığı tarihte, bu başvurudan haberdar olmadıkları için itiraz edemediklerini, ... sayılı marka başvurusuna yönelik karşı yanın yaptığı itiraz üzerine “...” markasının isim haklarını ihlal ettiğini tespit ettiklerini, “..." ibaresinin, davacının uzun yıllardır kullanmakta olduğu "..." markasına olan kavramsal, işitsel ve görsel açıdan karışıklıklara yol açacak nitelikte benzer olduğunu, ... markasının isim hakkının geçmişe yönelik olarak iptaline, şimdilik SMK 151/2-c(lisans) kapsamında 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazları gözetilerek davanın yetkili mahkemeye gönderilmesini,taraf markalarının benzer olmadığını, davalıya ait ... yazısından ibaret olan marka ile davacı şirkete ait ...harflerinden oluşan grafik tasarımı ve ... ŞTİ. yazısından oluşan marka arasında işitsel, görsel ve fonetik anlamda hiçbir benzerlik bulunmadığını, her iki marka da farklı olarak esas unsurlar içerdiğini ve bunun markaları farklılaştırdığını, her iki markanın da kullandığı emtianın hitap ettiği müşteri kitlesinin de farklı olduğunu, davalının baskı ve emprime sektöründe faaliyet göstermekte olup, iştigal konusu kumaş üzerine değişik renkte boya kullanarak, zemin ve desen basma işlemi ile alakalı olduğunu, davacının ise .... emtia sınıfı yönünden muhtelif tekstil ürünlerinin imalatı ile iştigal ettiğini, davalının kardeş şirketleri ile beraber sahasında öncü firmalardan olması nedeniyle davacı markasının tanınmışlığından yararlanmaların da söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacının "..." markasının bulunduğu, ... no ile yenilendiğini, davalının ise "..." markası ile kullanımda bulunduğunu, davalının aynı sınıfta tescil aldığını, (...) , karışıklığa neden olduğunu, ... markasının tanınmış olduğunu, bu kapsamda ... markasının isim hakkının geçmişe yönelik olarak iptali, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili talepli olarak açılmıştır.
Davacı vekili 8.12.2022 tarihli dilekçesi ile 847.352.75 TL olarak ıslah taleplerinin kabulünü talep etmişse de harç yatırmadıkları anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar yetki itirazında bulunulmuş ise de davacı huzurdaki davada gerçek hak sahipliği kapsamında tazminat talepli olarak açtığından yetki itirazı yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... 22/02/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı şirketin ... tarihinde ... no ile sicile tescil edildiği ve faaliyet alanının “hazır giyim ve konfeksiyon Dış giyim eşyalarının toptan ticareti (iş giysileri ile triko olanlar dahil, kürk ve deriden olanlar hariç)” olduğunu, davacının ... no ile tescilli markasının “... şti “ ibaresini içeren markasının ... Sınıfta yer alan emtialar için Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olduğunu, Davalının ... no ile tescilli ... markasını ... sınıfta yer alan mallar ve hizmetler için Türk Patent nezdinde tescilli olduğunu, Tarafların markaları arasında görsel ve fonetik benzerlik olduğu, davacının ... no ile tescilli “...Şti” markasının ... Sınıfta tescil edilmiş olduğu, dolayısıyla davacının 35/05 alt sınıfta müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması ... Sınıfta yer alan emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri” için ayrıca tesciline gerek olmadığı, davacının ... no ile tescilli “...TicLtd Şti” markasının .. .sınıfta tescilli olduğu, davalının ... no ile tescilli ... markasının ... Sınıfta ve...sınıfta Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ... Sınıfta yer alan emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri için tescil edilmiş olduğu, sözkonusu mal ve hizmetlerin orta düzeyde tüketici kitlesine hitap eden mal ve hizmetler olduğu, orta düzeydeki tüketicinin dikkat ve özeni dikkate alındığında tüketici nezdinde bu mal ve hizmetler açısından iltibas ihtimalinin meydana gelebileceği , Buna göre davalının ... no ile tescilli ... markasının ... sınıftaki mallar ile ve ... sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, dosya kapsamı içinde davalının kötüniyetle sözkonusu marka başvurusunu yaptığına dair yeterli veri olmadığını, mahkememizin davalının sözkonusu marka başvurusunu kötüniyetle yaptığı kanaatine varması halinde takdirin mahkemeye ait olduğunu, Davalının ise ... isimli online alışveriş sitesindeki kullanımlarında ..., ... ve ... Büyük beden ibarelerinin MARKASAL olarak kullanıldığı, söz konusu davalının kullanımların davacının tescilli ... markasına fonetik ve kavramsal olarak benzer olduğu, davalının kullanımlarının davacının tescilli markası kapsamında yer alan ... Sınıfta yer aşan üst giyim eşyalarında olduğu, sözkonusu mal ve hizmetlerin orta düzeyde tüketici kitlesine hitap eden mal ve hizmetler olduğu, orta düzeydeki tüketicinin dikkat ve özeni dikkate alındığında tüketici nezdinde bu mal ve hizmetler açısından iltibas ihtimalinin meydana gelebileceği, davalının eylemlerinin davacının tescilli markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiğini, davacı şirketin ticari defterleri ve belgelerinin inceleneme için henüz ibraz edilmediğini, davacı tarafından davaya ilişkin emsal olabilecek bir lisans sözleşmesinin dava dosyasına sunulmadığını, davalı şirketin incelenen ticari defter ve belgelerinde markaya ilişkin ayrım bulunmadığını, davaya konu ... markasına ilişkin ürün satışlarının ne miktar ve tutarda olduğunun tespit edilemediğini, ... Ticaret Odası yazısında emsal lisansın cironun %15” i olabileceği cevabı verilmekte olduğu, işbu %15 oranı davaya ilişkin lisans bedeli hesaplamada esas alındığında ve davalı şirkette 2016- 2020 yılları arasında ..., ..., ... markalı ürünler ve Ticari Mal satışları dikkate alınarak, net satışların 1/4 oranı yani %25'i davaya konu ... markalı ürünlere ilişkin olabileceği baz alınarak, davaya ilişkin lisans bedelinin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için toplam tutarının 847.352,75-TL olabileceğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 24/11/2022 tarihli EK bilirkişi raporlarında; kök raporlarında ifade ettikleri tespit ve kanaatlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını beyan etmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...tarafından düzenlenen 04/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalının toplam satışların içindeki dava konusu marka ile % 25 oranın olduğu, davalının ve davacının müşteri kitlesinin aynı olduğu, Davalının yapmış olduğu satışın içindeki Dava konusu Marka payının % 100 olduğu yönünde ise, önceki bilirkişi raporlarında hesaplanan 847.352,75 TL tazminat yönünde hüküm kurulabileceği, Taraf markaları arasında SMK m. 6/1 uyarınca doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davalının ... no.lu ... markası ise ... sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtiasında tümüyle ve 35. sınıfta “Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Tekstilden etiketler Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, "yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü Şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler.” emtiasında kısmen hükümsüz kılınabileceği; Davacının “...” ibaresi üzerinde unvansal kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkı/gerçek hak sahibi konumunda olduğu; Davacının ticaret unvanının tescilli olduğu iştigal konusu (tekstil ürünleri) gözetilerek, SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca Davalının ... no.lu ... markası ise ... sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtiasında ve 35. sınıfta “Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Tekstilden etiketler. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, Jistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler.” emtiasında kısmen hükümsüz kılınabileceği; SMK m. 6/5 uyarınca Türkiye'de tanınmışlığını ispatlayacak yeterli delil sunulamadığı gerekçesiyle davacıya ait “...” esas unsurlu markaların tanınmış marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ... internet sitesindeki linkte yer alan kullanımın “... ” şeklinde gerçekleştiği ancak söz konusu kullanımın açıkça davalı ile ilişkilendirilemediği; SMK m. 155 uyarınca davalının ... esas unsurlu markasını tecavüz davası bakımından savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği ancak dosya içerisinde davalının “...” ibaresine yönelik internet kullanımını gösteren herhangi bir delil yer almadığından, davacının marka hakkına tecavüz edildiği olgusunun ortaya konamadığı” yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...' tarafından düzenlenen 10/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının markasının tanınmış marka olmadığı, Tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu ve ... sınıf bakımından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, kayden anılan pazaryeri sahibi ve işleteni ile içeriğinden sorumlu olanın davalı değil, davacı olabileceği, her ne kadar davacı, muhtelif sosyal ağ sağlayıcı hesaplarda davalının markasını kullandığını ileri sürmüş olsa da bu iddialarına dayanak, somut internet erişim adreslerini dosyaya sunduğuna dair bir olguya rastlanmadığı, Davacının tazminat tercihinin SMK 151 /2-c lisans bedeli şeklinde tercih edildiği, işbu tazminat için davalının markaya ilişkin satışlarının tespit edilmesi gerektiği, Ancak mali kayıtlar üzerinden yapılan incelemede ürün imalat ve satışlarının marka bazında işlenmediği, bu sebeple muhasebe kayıt düzeninden markasal ciroların tespitinin mümkün olamadığını bildirmişlerdir.
TANINMIŞ MARKA İDDİASINA DAYALI OLARAK İNCELEME
Davacı yan tanınmış marka olduğunu iddia etmiştir. Tanınmışlık ile değerlendirme bilirkişi incelemesi kadar sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayılı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve 2001/9903 esas-2002/3699 karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. Trips’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş ...tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde ... tarafından ifade edilmiştir. ... ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir. Somut olayda da, sunulu deliller ve bilirkişi heyet raporları incelendiğinde; Davacının, davanın açıldığı tarih itibariyle 11 yıllık bir geçmişi bulunduğu; Türkiye'de iki adet marka tescilinin bulunduğu ve başvuru bakımından öncelikli olan markasını yenilemek üzere aynı logo ile başvuru yaptığı; yurtdışında tescilli markasının olmadığı, markanın fiilen kullanıldığı ürünler ile ... markalı ürünlerin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı hakkında rakamsal veya ilişkilendirilmiş veri bulunmadığı, internette bilirkişilerce res’en araştırma yapıldığında, markaya dair aktif bir web sitesinin bulunmadığı, instagram sosyal medya sayfasında 2018 yılından itibaren sadece 15 paylaşım yapılmış olduğu ve takipçi sayısının sadece 197 olduğu (https:/Awww.instagram.com/lorenkonfeksiyon/), piyasada yer alan diğer büyük markalar (Modanisa, DeFacto, HM, Network vb.) gibi yaygın bir dağıtım ağı, ciddi satış rakamları, belirgin bir pazar payı olduğuna dair kanaat verici bilgi/belge bulunmadığı; marka için yapılan reklam ve tanıtım faaliyetlerinin çeşitliliği, süresi, devamlılığı; marka hakkında çıkan gazete haberleri; markanın aldığı ödüller noktasında veri bulunmadığı; coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin bakıldığında markanın görüldüğü/duyulduğu anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırdığına dair veri bulunmadığı bu nedenle davacı tarafa ait ... Konfeksiyon veya LK ... Konfeksiyon markalarının tanınmış marka olmadığı anlaşılmıştır.
GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ VE KARIŞTIRMA İHTİMALİ YÖNÜNDEN İNCELEME
Davalı adına ... nolu ... markasının ...sınıf için 18.11.2015 tarihinden itibaren tescil edildiği, Davacı adına ... nolu ... ŞTİ –LK şekil ibareli markanın ...sınıf için 3.7.2012 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Karıştırma ihtimalinin somut olayın tüm unsurları özelinde yapılan değerlendirmesinde, markalar arasında ve markaların kapsadığı mal veya hizmetler arasındaki benzerlik gibi, ilgili faktörler arasında birtakım ilişkiler söz konusu olmaktadır. Buna göre, mal veya hizmetler arasındaki düşük derecede benzerlik, markalar arasındaki yüksek derecede benzerlik ile dengelenebilmekte/bertaraf edilebilmekte veya bunun tersi de olabilmektedir. Bu bağlamda önceki tarihli markanın koruma kapsamını belirleyen ayırt edicilik' seviyesi ilgili faktörlerden biridir.
Önceki markanın ayırt ediciliğinin yüksek olması halinde, bu durumun karıştırma ihtimalini arttırma olasılığı yüksektir. Markanın en önemli işlevlerinden birisi ayırt edici olmasıdır. Bir işaretin ayırt edici olabilmesi için, kullanılacağı ürün veya hizmetin türüne ve mahiyetine yakın olmaması gerekir. Marka, bunlar arasındaki mesafe oranında güçlü kabul edilir. Marka olarak seçilen işaret, üzerindekullanılacağı mal/hizmete yaklaştığı sürece ayırt edici karakterini yitirir ve zayıf marka haline gelir. Markanın ayırt ediciliği ne kadar yüksekse karıştırılma ihtimali de o ölçüde artar.
Taraflara ait markalar görsel açıdan kıyaslandığında, davacıya ait “...” esas unsurlu markaların beyaz zemin üzerinde siyah/beyaz ve üç boyutlu puntolarla büyük “...” ve küçük “...” harflerinden oluşan şekli unsur barındırdığı; bu şekli unsurun alt kısmında ise marka adının beyaz zemin üzerine siyah büyük harflerle yazılı olduğu görülmektedir. Davalının “...” markası ise beyaz zemin üzerine siyah büyük ve küçük harflerle, ayırt ediciliği yüksek olmayan bir yazı stili ile “...” ibaresinin yazılmasından ibarettir. Taraf markalarında yer alan ortak baskın görsel unsurlar “.../...” ibareleri olup, söz konusu unsurlar yalnızca “...” harfi ve “...” harfinin üzerinde yer alan kesme işareti ile birbirinden ayrılmaktadır. Markalardaki ortak görsel unsurlar yazı rengi, yazı stili, yazı karakteri, yazı boyutu hususları bakımından benzerlik göstermektedir.Dolayısıyla esas unsurlarda ortaya çıkan görsel benzerlik karşısında, diğer unsurlardaki farkların bütünsel farklılaşmayı sağlamadığı; taraf markaları arasında görsel ayrışmadan ziyade karıştırma ihtimali bulunduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda taraflara ait ... ve ... ibarelerinin Türkçede bilinen bir karşılığı bilirkişilerce tespit edilememiştir. Bu sebeple herhangi bir anlama karşılık gelmeyen ... ve ... sözcüklerinin tüketicilerde kavramsal olarak aynı markayı çağrıştırabileceği sonucuna ulaşılması da kaçınılmazdır. Taraf markaları arasında kavramsal açıdan ayrışma bulunmadığı, kavramsal benzerliğin söz konusu olduğu anlaşılmıştır.
Markalar aynı ya da benzer olsalar dahi sınıfsal açıdan benzerlik ya da ayniyet yoksa karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyecektir. Ancak bu husus her somut olayda ayrı ayrı incelenmelidir.
Zira karıştırılma ihtimali incelemesinde mal ve hizmetlerin benzerliği/ayniyeti bakımından tek kriter tescil sınıfları olarak kabul edilmemelidir. Zira aynı sınıfta tescilli markaların aynı; farklı sınıflarda tescilli markaların ise farklı olduğu düşüncesi isabetsiz olup, her somut olayda belirtilen unsurlar bakımından da inceleme yapılması gerekmektedir. Marka hukukunda malın/hizmetin aynı olması, tescil belgesinde yer alan mal veya hizmetlerin aynı olmaları anlamına gelmektedir. Karşılaştırmaya konu olan ürünler aynı olmaması ancak yakınlık derecesinin yoğunluğu nedeniyle de sadece “benzer” olarak nitelendirilmelerinin yeterli olmaması durumunda “aynı tür” üründen söz edilmektedir”. Sınıflandırma Tebliği m. 3/4 uyarınca, aynı tür mal/hizmetin tespitinde Sınıflandırma Tebliği ekinde yer alan gruplar esas alınacaktır. Yargıtay da aynı alt grupta yer alan mal ve hizmetlerin aynı tür olarak kabul edilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Ancak Türk Patent Sınıflandırma Tebliği m. 3/4 düzenlemesinde, aynı tür mal veya hizmetin tespitinde Tebliğ ekindeki listede yer alan grupların esas alınacağı ve fakat TÜRKPATENT'in tescil başvurusu ya da başvuruya itiraz aşamalarında bu grupları, aynı tür malın/hizmetin tespitinde daha dar veya farklı mal veya hizmet gruplarını da kapsayacak biçimde daha geniş değerlendirebileceği ifade edilmiştir. Ayrıca doktrinde Tebliğ ile yapılan sınıflandırmanın tescil amacına hizmet ettiği ve markanın koruma kapsamının belirlenmesiyle ilgili olmadığı da ifade edilmektedir.
Tarafların tescilli olduğu malların birbirine nitelik itibariyle benzeyen, birbirini ikame etme ve tamamlama olanağı olan, piyasada benzer algılanabilecek, benzer alıcı çevresine hitap eden, benzer ihtiyaçları gideren birbiriyle rekabet etme olanağı olan mallar olup olmadığı hususu da her somut olayda incelenmelidir.
Somut olayda, davacının tescil açısından öncelik hakkı sahibi olduğu ... no.lu ...şti. markası ... sınıfta “Etek, bluz, döpryes, tunik, elbise,kazak, hırka, ceket, süveter, kaban, mont, anorak, pantolon, blujin, gömlek, bere, şal,trençkot, pardösü, takım elbise, manto, kaşkol, çorap, kravat, yelek, eşofman, gecelik,sabahlık, kılot, atlet, röptaşambır, kaban, şapka, fanila, beybidol, jüpon, kaşkorse”emtiasında tescillidir.
Davalının ... no.lu ... markası ise ... sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giyi iler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri:şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtiasında ve ... sınıfta “Tekstil amaçlıbüküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Tekstilden etiketler. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlüMalzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar,kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar,dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar,düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler,yapışk an bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler.” emtiasında tescillidir.
Tarafların sunduğu malların/hizmetlerin birbirlerine yönelik konumları nedeniyle birbirleriyle rekabet edebilme, ikame edilebilme durumları olduğu, benzer alıcı çevresine hitap ettikleri,benzer ihtiyaçları gidermeleri nedeniyle , birbiriyle rekabet etme olanağı olan hizmetler olduğu anlaşılmaktadır. her iki tarafın markaları da ... sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescillidir. Yine davalının ... Sınıfın alt sınıfındaki tescili de davacının markasının tescilli olduğu ... sınıftaki emtia ile ilişkili hizmeti kapsamaktadır. Dolayısıyla tescil sınıfları bakımından taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu hususu alınan tüm rapor içerikleri ile sabittir.
Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca; bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir.
Sunulu deliller ve bilirkişi raporları gözetildiğinde; davacının “...” ibaresi üzerinde ticaret hayatında ayırt edici bir isaret olarak (unvansal olarak) kullanımdan kaynaklanan gerçek hak sahipliği nedeniyle, davalı markasının tescilli olduğu ... sınıfta ve ... sınıfta belirtilen alt sınıflarda SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca hükümsüz kılınabilecektir. Zira davanın taraflarının dosyaya sunulan belgeler uyarınca davacının “...” ibaresini ticari anlamda ayırt edici bir işaret olarak (ticaret unvanı vasfı ile) davalının tesciline kıyasen çok daha önce kullanmaya başlamış olması, ... ve ... ibareleri arasında karıştırılma ihtimalinin bulunması, davacının “...” ibaresine yönelik davalıdan önceki unvansal kullanımı sayesinde “gerçek hak sahibi” ve “öncelik hakkı sahibi” statüsüne ulaştığı; bu gerekçelerle davacının SMK m. 6/3 ve 6/6 hükümlerine dayanarak davalı markasının tescilli olduğu .... sınıfın ilgili alt sınıfındaki mal ve hizmetler yönünden SMK m. 6/3 ve 6/6 hükümleri uyarınca hükümsüz kılınmasını gerektiği anlaşılmıştır.
TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
6769 sayılı SMK m.155 gereğince “marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyecektir.” Söz konusu düzenleme ile 3. kişinin sonradan yaptığı marka tescilinin, o marka üzerinde önceden hak sahibi olanların (gerçek hak sahiplerinin) haklarının ihlal edilmesi amacına hizmet eden bir güvenli liman olması engellenmeye çalışılmıştır. Zira geçmiş dönem uygulamasında kötüniyetli kişiler, başkalarına ait markaların itibarından yararlanmak için marka tescil belgesi alarak tescil belgesi hükümsüz kılınana kadar eylemlerini meşru hale getirmeye ve kendisine karşı açılan tecavüz davasında ise, tescil belgesine dayanarak kendisine dava açılamayacağı savunmasını ileri sürmekteydi,ancak SMK m.155 madde düzenlemesiyle bu savunmaların artık dinlenme olanağı kalmadığı bilinmektedir.
Davalı yan savunmasında sosyal medya hesaplarının kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de davacının alan adı kapatılması talebinin bulunmadığı, öte yandan davalının tescilli markasını ağırlıklı Bayan Eşarp satışında kullandığı, dolayısıyla marka hakkının ihlaline dayalı tazminat isteminin salt alan adı yada sosyal medya kullanıma dayalı olarak açılmadığı , davacının unvanı ve tescilli markası ile iltibas yaratan davalı markası ve ticari faaliyeti kapsamında tazminat talep edildiği anlaşıldığından ve davalının eylemi marka hakkını ihlal teşkil ettiğinden , tacir olarak davalının kusuru bulunduğundan tazminat talebinin incelenmesi gereklidir.
Davacı yan SMK 151/2/c kapsamında tazminat talep etmiştir. Mali kayıtlar, cirolar üzerinde mali bilirkişi tarafından inceleme yapılmıştır. Ancak dava konusu marka altında davalının ne kadar satış yaptığının tespit edilememiştir. Davalının dava konusu markanın dışında “...” ve “...”markalarına sahip olduğu, somut olayda davalının elde etmiş olduğu net satışların hangi marka altında yapıldığı tespit edilemediğinden BK hükümlerine göre inceleme yapılması gerekmiştir. davalının satmış olduğu ürünlerin eşarp ağırlıklı olduğu bilirkişilerce tespit edilmiştir.
Öte yandan bilirkişilerce sektörel olarak inceleme yapıldığında da her ne kadar markalar .. sınıfta kullanıyor olsa da tekstil sektörünün çok kapsamlı bir sektör olduğu düşünülürse davalının tecavüzü ile markanın satışlar üzerindeki etkisinin ne olduğunun belli olmadığı,Lisans bedeli hesaplanırken markanın ekonomik önemi, marka hakkı sahibinin cirosu ve üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün kapasitesi, kazancın yanında davalının cirosu,davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla somut olayın özelliklerine, davacının ve davalının cirosuna, davalının üretim ve satış kapasitesine, davalının elde ettiği gelire göre bir hasaplama yapılması gerektiği bildirilmiştir.
Davacı ve davalı net satış hasılatları incelendiğinde toplam satışların üzerinden 2018 yılında davacının 3.728.041,36 TL, 2019 yılında 1.808,702,14 TL ve 2020 yılında 1.121.790,37 TL davacının, davalıdan ortalama 2.5 katı fazla ciro yaptığı anlaşılmıştır. Davalının Yapmış olduğu dava konusu marka altındaki satışların bilinemediği, ikinci Bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaya göre karar verilmesi için toplam satışların içindeki payının % 25 olabileceği ile tazminat hesabının yapıldığı, bir an için toplam satışların içindeki payının % 25 olduğu varsayılsa dahi hesaplanan tutarın içindeki dava konusu markanın katkısının ne olduğunun bilinemediği,son raporda da isabet ile işaret edildiği üzere davalının toplam satışların içindeki dava konusu markaya ait satışların % 25 kanaatine ulaşmanın hakkaniyete uygun olmayacağı , belirlenen yüzdenin de farazi olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda tazminat BK hükümlerine göre incelenmelidir.
SMK 155.maddesine göre marka, patent veya tasarım hakkı sahibinin, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, diğer bir deyişle sonraki tarihli tescil, bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmediği, bu durumda, davalının tescilli markası ve bunu kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı , bilirkişilerin ise net olarak bir kara dayalı ciro tespiti yapamadıkları, bu durumda tazminat miktarı Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesine göre takdir edilmelidir. Yani uğranılan zarar miktarı/davacının hak kazandığı lisans bedeli tam olarak ispat edilemiyorsa hakimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.
Borçlar kanununun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , Türk Medeni Kanun'un 4. maddesinde de "Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini yada haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği" belirtilmiştir.
İlk raporda ... Ticaret Odası %15 oranı baz alınarak, davaya ilişkin lisans bedeli (2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları için) toplam 847.352,75-TL tutarında olabileceği bildirilmiştir. Ancak belirlenen bedel fahiş olup, sebepsiz zenginleşmeye neden olacağından mahkememizce BK hükümlerine göre tazminatın takdir edilmesi gerekmiştir.Bilindiği üzere tazminat hukukun genel ilkelerine göre davacı yan hangi hesaplama yöntemini seçerse seçsin marka hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi amaçlandığından , lisans seçeneği seçilmiş olsa dahi marka sahibinin ve mütecavizin malvarlığında markanın haksız kullanımı sonucunda oluşacak artışında dikkate alınmasının gerektiği, tek başına cirolardan hareket edilerek bir lisans bedeli takdir edilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine yada mütecavizin mükafatlandırılmasına neden olunabileceği gözetildiğinde; somut olayda BK hükümlerine göre tazminat belirlemesi yapılırken markanın kullanıldığı süre, kullanıldığı emtia sınıfı, işletmelerin yıllık ciroları gözetildiğinde , belirlenen yıllara ait tüm cironun takdiren %10 u mahkememizce takdiren BK hükümlerine göre de 84.735.28 TL olarak maddi tazminat olarak tespit edilmiştir. Davacı ise ıslah harcı yatırmamış ve davasını belirli hale getirmemiştir. Bu durumda talep ile bağlılık ilkesi gözetilerek 1000- TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen bedel için harç yatırılmadığından ıslah yapılmamış sayıldığından belirlenen bedel üzerinden bir karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, karar verilmesi gerekmiştir.
Toplanan deliller, sunulu heyet raporları , marka tescil belgeleri, ticari sicil kayıtları, mali kayıtlar, HMK 266 madde kapsamında tüm heyet raporlarında karıştırma ihtimalinin bulunduğuna dair yapılan tespit , davacı markasının tanınmış marka olmadığı, ancak davacının markası ve ticari unvanı üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğunun sunulu deliller ile ispat edilmiş olması, davacı markası ile davalı markasının karıştırma ihtimali yarattığının anlaşıldığından; Davalı adına tescilli ... tescil nolu ... ibareli markanın SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca ... Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar,fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler,sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtiasında ve ....sınıfta “Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Tekstilden etiketler. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden vapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar,şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler,sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler,ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar,armalar,tbe işaretleri, vatkalar. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar,fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, topluiğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makine:iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğnekutuları ve iğnelikler.” emtiasında kısmen SMK 26. Madde kapsamında İPTALİNE, karar verilmesi gerekmiştir.
Zira davacı dava dilekçesinde ve ön inceleme oturumunda ... markasının isim hakkının geçmişe yönelik olarak iptaline karar verilmesini talep etmiş, talebini hükümsüzlük olarak ileri sürmemiş, ancak isim hakkı belirlemesiyle gerçek hak sahipliğine dayalı olarak iptal talebinde bulunduğunu bildirmiştir. Bilirkişilerde hükümsüzlük şartlarına göre inceleme yapmışlardır. Mahkeme talepden fazlaya karar veremeyeceğinden inceleme gerçek hak sahipliği, karıştırma ihtimali, tanınmışlık iddiları kapsamında incelenmiş ve talep iptale yönelik olduğundan markanın davalı adına olan tescilinin iptaline dair hüküm oluşturulması gerekmiştir.
Davacı yine dilekçesinde isim hakkının/markanın geçmişe yönelik olarak iptaline karar verilmesini talep etmişse de SMK 27. Madde gereğince karar kesinleştiği tarihten itibaren iptalin hukuki sonuçlarının doğmasına, karar kesinleştiğinde kararın SMK 27/6-7 maddeler uyarınca TPMK ya bildirilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davalı adına tescilli ... tescil nolu ... ibareli markanın SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca ... Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar,fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler,sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtiasında ve 35.sınıfta “Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnekiplikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Tekstilden etiketler. Koruyucuamaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden vapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar,şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler,sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler,ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar,armalar,tbe işaretleri, vatkalar. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar,fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, topluiğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makine:iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğnekutuları ve iğnelikler.” emtiasında kısmen SMK 26. Madde kapsamında İPTALİNE, SMK 27. Madde gereğince karar kesinleştiği tarihten itibaren iptalin hukuki sonuçlarının doğmasına, karar kesinleştiğinde kararın SMK 27/6-7 maddeler uyarınca TPMK ya bildirilmesine,
2-İhlal nedeniyle davacının talep edebileceği maddi tazminat BK hükümlerine göre de 84.735.28 TL olarak tespit edilmiş ise de talep ile bağlılık ilkesi gözetilerek 1000- TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen bedel için harç yatırılmadığından ıslah yapılmamış sayıldığından belirlenen bedel üzerinden bir karar verilmesine yer olmadığına,davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına,
3- 427,60 TL ilam harcının ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 373,30 TL harcın davalıdan tahsiline,
4-Kabul edilen iptal talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 1.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı, tebligat ve müzekkere masrafı 435,6 TL ve 6000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.549,4 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yokluğunda ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 21/05/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸