T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/144 Esas
KARAR NO: 2024/78
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/04/2021
KARAR TARİHİ: 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkilinin tanınmış markasının kullanıldığını, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...", " ¸ ", "..." ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "..." ve "..." ibaresi/görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhası, davalı şahsa ait Türk Patent nezdinde tescilli ..., ... ve ...sayılı markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Markalar arasında iltibas bulunmadığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler... ve ... 07/07/2021 tarihli bilirkişi raporlarında; dosya kapsamı ve tespit talep dilekçesindeki delil tespit talepleri nazara alınarak, fotoğraf ve görsel suretlerde eklenmek üzere; rapor düzenlenmesi kapsamında; tespit talep edilen “...” adresindeki işyeri adının “...” şeklinde kullanıldığı,nı, tespit talep edilen “...” adresindeki işyerinde ürün ve etiket üzerinde “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ibarelerinin kullanıldığını, tespit talep edilen “...” adresine ait fotoğrafların yukarıda sunulduğu işyerinde, askılık, poşet, koli, broşür üzerinde “...” ibaresinin kullanıldığı, tespit talep edilen “...” adresindeki mağaza adının “...” şeklinde kullanıldığı, tabelada ” ...” adresindeki mağazada ürün, etiket ve poşet üzerinde “... ”, “...”, “...” ve “...” şeklinde kullanıldığı, tespit talep edilen “...” adresindeki mağazada katalog ve kartvizit üzerinde “...”, “...” “...” şeklinde kullanıldığı, tespit talep edilen davalı yana ait ... numaralı ibareli markanın tescil kapsamında kullanıldığı, davalı yana ait ... numaralı markanın tescil kapsamında kullanıldığı, tespit talep edilen davalı yana ait ... numaralı d ibareli markanın tescil kapsamındaki şekli ile kullanıldığı, bazı ürünlerde ise “... ” ibaresinin ön plana çıkarıldığı, davacı yana ait ...numaralı marka ile ... alt kısmında yer alan markanın, davalı yana ait ... numaralı dikkate alınarak, benzer olmadığı , ... numaralı ibareli marka ile “...” ibaresinin benzer olmadığı ancak figürsel çağrışım olabileceği, ... numaralı “| bareli marka ile kısmen benzer olduğu, davacı yana ait ...numaralı markanın, davalı yana ait ... numaralı marka ile benzer olmadığı, ...numaralı marka ile kısmen benzer olduğu, davacı yana ait ... numaralı markanın, davalı yana ait ... numaralı marka ile benzer olmadığı, ... numaralı marka ile benzer olmadığı, ... numaralı marka ile kısmen benzer olduğu, davacı yana ait ... numaralı ..." ibareli markanın, davalı yana ait... numaralı marka ile benzer olmadığı, ... numaralı marka ile benzer olmadığı, ... numaralı marka ile kısmen benzer olduğu, davacı yana ait ... numaralı markanın, davalı yana ait ... numaralı marka ile benzer olmadığı, ...numaralı ile figürsel açıdan kısmen benzer olduğu, ... numaralı “...bareli marka ile kısmen benzer olduğu, davacı yana ait ...numaralı markanın, davalı yana ait ... numaralı “ ” ibareli marka ile benzer olmadığı,... numaralı marka ile figürsel açıdan kısmen benzer olduğu, ... ibareli marka ile kısmen benzer olduğu, davacı yana ait ... numaralı markanın, davalı yana ait ... numaralı marka ile benzer olmadığı, ... numaralı marka ile figürsel açıdan kısmen benzer olduğu, ... numaralı marka ile kısmen benzer olduğu görüşüne varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ...ve ...01/07/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; davacı adına tescill... sayılı markanın tanınmış marka olduğunun anlaşıldığı, davalı yanın incelenmiş olan “...” ibareli markasal kullanımlarının ve ... Numaralı “...” asli unsurlu markasal kullanımlarının, ...numaralı “...” ibareli markasal kullanımlarının davacı adına tescilli ... * Şekil unsurlu ... sayılı tanınmış markanın kelime unsuru olan ... ibaresini birebir içermesi sebebiyle, davalı yanın kullanımlarının tanınmış markayı çağrıştıracak derece benzer olduğu ve orta düzeydeki nihai tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği, ürünlerin aynı işletmesel kökenden geldiği zannının oluşabileceği ve bu nedenle davalı yanın işbu kullanımlarının davacı yanın tanınmış markasından doğan haklarına tecavüz teşkil edeceği, Dosyada tarafımızca tanınmışlık incelemesi yapılmasına fayda edecek reklam gideri, satış rakamları, kataloglar, reklamlar, ticari defterler, kamuoyu araştırması vb. bilgi ve belgeler bulunmadığından Davacı yanın ... sayılı ... ibareli ( şekil unsuru olmaksızın / düz yazı unsuru ile ) markasının tanınmış olup olmadığının dosyada mübrez yargı kararları kapsamında değerlendirildiği, Davacı yanın sunmuş olduğu Yargı Kararlarında “...” ibareli markanın tescil numarası ve hangi sınıf bakımından tanınır olduğuna ilişkin net bir hükmün yer almadığı, İlgili Yargı karalarının ... ibareli markanın tek başına tanınmış olduğu şeklinde yorumlanıp yorumlanmayacağının Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davalı adına tescilli ... sayılı markanın 6769 sayılı Kanunun 6/5 hükmü kapsamında hükümsüz kılınabileceği, kötü niyet bakımından nihai takdirin mahkemede olduğunu, davalı yanın ... sayı ile “...” ibareli marka bakımından başvuru tarihi itibariyle kötü niyetli olup olmadığının tespit edilemediği, kötü niyet bakımından nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davalı yanın ...ibareli ...sayılı marka başvurusunda bulunmasının; markada ters şekilde ... ibaresinin üstü çizili şekilde yer almasının işbu markanın başvuru tarihinde ... ibareli tanınmış markaya yaklaşmak amacıyla veyahut markayı sulandırma amacıyla kötü niyetle yapıldığı izlenimi oluşturduğu, keza bir sonraki marka tescilinde “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu dikkate alındığında davalı yanın nihai takdirin Mahkemede olmak üzere ... sayılı markanın başvuru tarihinde kötü niyetli olduğunun değerlendirilebileceği, kötü niyet bakımından nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu, davacı adına tescilli markanın tanınmış olması, davalı yanın tekstil sektöründe faaliyet göstermesi dikkate alındığında nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmakla birlikte davalı yanın ... sayılı “... “ibareli marka tescilinin kötü niyetli değerlendirilebileceği kötü niyet bakımından nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, davalı yanın davacı adına tescilli ... ibareli tanınmış marka ile iltibas yaratacak şekilde benzer kullanımlarının haksız rekabet teşkil edeceği yönündeki görüş ve kanaatlerine varıldığını bildirmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... 17/01/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; SMK m.5, m.6, m.25 çerçevesinde davalının ... ve ... no’lu markalarının davacının tanınmış ve tescilli “...” ve “... + şekil” markalarıyla aynılık/benzerlik oluşturduğu, davalı markalarının hükümsüz kılınmasının Sayın Mahkeme’nin taktirinde bulunduğu kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve... 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; davacının “...” ibaresi ve “...” figüründen oluşan tüm şekil markalarında gerçek hak sahibi konumunda olduğu ve davalıya kıyasen tarih olarak öncelik akkına sahip olduğu, ayrıca ... numara ile Tanınmış Marka sicilinde kayıtlı tanınmış marka olduğu, fiiliyatta da tanınmışlık özelliğini taşıdığı, davalı adına tescilli ...No.lu markanın SMK m.6/1, 6/5 ve 6/9 alanında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı adına tescilli ... No.lu markanın SMK m.6/1, 6/5 ve 6/9 alanında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı adına tescilli ... No.lu markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının yerindeki tespitlerde görüldüğü gibi, fiili kullanımlarının da davacı markasına karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik taşıdığı ve davacının markalarına tecavüz oluşturduğu, davalı kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğu şeklindeki kanaatlerini bildirmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalık; Dava konusu uyuşmazlığın; davacının tanınmış markasına davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen tecavüzün ref'i men'i durdurulması, davalı adına ...,..., ... nolu makaların hükümsüzlüğü, tedbir kapsamında açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın reddine konu olan ... tescilli markanın hükümsüzlüğü yönünden değerlendirme; davalı yana ait iş bu marka ile davacının tescilli markaları karşılaştırıldığında;
Davalının bu markasında bir şapka ve oyun sopası görselleri yer almaktadır. Kavramsal olarak bakıldığında ... oyun şapkası ve sopalarına vurgu yapıldığı görülmektedir. Ancak ... oyunu genel anlamıyla davacıya ait bir tekel
oluşturmadığından, kelime ve şekil benzerliği olmaksızın “...” oyunu vurgusu davacı markalarıyla bir benzerlik yaratmamaktadır. Aksine yukarıda açıklandığı gibi nasıl davacı at üzerindeki oyuncu figürünü markasallaştırmışsa, davalı için de vurgudan hareket etmek marka oluşturmanın doğal davranışı olduğundan şapka ve sopalarla oluşturan figürün markasallaştırılması olağandır.
Davalı markasında her ne kadar “...” kelimesinin bazı harfleri (p harfi) ters çevrilerek kullanılmışsa da bütünsel olarak at üzerindeki oyuncu görseliyle birlikte kullanılmayıp ayırt edici başka unsurlarla kullanıldığı için davacının ... markasına benzerlik oluşmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki harflerin yazım ve dizilimi de ayırt edici bir şekil yaratmaktadır
yine davalı markasında yer alan bütünsellikte ... kelimeleri yer almaktadır. Davalı markasındaki ayırt edici unsurların bütüne yansıyan bir etkisi olması, tüm bu unsurların, davalı markasını davacı markalarından uzaklaştırması sebebiyle; halkta karıştırma ihtimali doğurmayacağı, SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlüğe sebep olacak bir benzerlik bulunmadığı, benzerlikten uzaklaşma sebebiyle bu marka açısından kötü niyet ve tanınırlıktan yararlanma da bulunmadığı dosyaya sunulan 01.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda “davacı markasına yaklaşmak ve sulandırmak amacıyla kötü niyetle yapıldığı izlenimi oluştuğu, dolayısıyla kötü niyetli başvuru olarak değerlendirilebileceği” görüşü yer almakta ise de benzerliğin uzaklaşması ve sadece kavramsal olarak aynı oyuna vurgu yapmak, ayırt edici unsurlar gözetildiğinde markayı sulandırmak anlamına gelmeyeceği, dosya kapsamına en son alınan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile de bu marka yönünden evvelce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin usul ve yasaya uygun olarak giderildiği ve isabetle iş bu marka yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmış olup, anılı sebeplerle iş bu marka yönünden marka hükümsüzlüğünü konu alan davanın reddine iş bu markaya ilişkin devrin engellenmesi yönünde verilen tedbir kararın da kaldırılmasına dair karar verilmiştir,
Davanın kabulüne konu olan tüm talepler yönünden değerlendirme ;
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; uyuşmazlığın esasını teşkil eden yukarıda tespitleri yapılan taleplere karşın, davalı taraf cevap dilekçesi, devam eden beyanlarında ve sunulu uzman raporunda “...” ibaresi ve bir spor dalının adı olması ve ticari hayatta farklı firmalarca da kullanılıyor olduğu sebebiyle jenerik, zayıf marka statüsünde olduğu, dolayısıyla bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, savunmuştur. Ancak davacı markasının, davalı tarafın dilekçelerinde iddia ettikleri gibi jenerik ibarelerden oluştuğu hususunun söz konusu olabilmesi için, davalı tarafça sadece bir spor dalının adı olarak ifade edilmesi yeterli değildir. Zira davacı markasını oluşturan ibarelerin jenerik markanın da zayıf marka olarak kabul edilebilmesi için, davacı markası için 6769 sayılı SMK’nın 5/1- b - c - d madde hükümlerinde yer alan durumlardan birinin söz konusu olması gerekmektedir. Dolayısıyla ... markasının SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c madde hükümleri anlamında ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı hususunun evvela incelenmesi gerekmektedir.
Davalı tarafın davacı markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığı yönündeki iddiaları SMK'nın 5/1-b madde hükmünde yer almış olup, bu madde hükmündeki ayırt edicilik kavramı ise SMK m.4'te düzenlenmiştir.
Bir işaretin marka olabilmesinin ilk şartı, işaretin "şekli" anlamda tescile elverişli olmasıdır ve maddede gecen ayırt edicilik işaretin "soyut ayırt ediciliği"nin bulunmasıdır. Diğer bir anlatımla, tescili istenen mal ve/veya hizmette bakılmaksızın bunlardan bağımsız olarak işaretin SMK md. 4'de belirtilen marka olma kriterlerine haiz alarak bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye ve tescile elverişli olması halidir. Bu bağlamda davacı markalarının çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen, marka vasfına ve soyut ayırt ediciliği sahip olup sicilde gösterilebilmeye elverişli işaretler olduğu kuşkusuzdur.
Diğer yandan, bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin bulunması, o markanın otomatikman tüm mal ve hizmetler bakımından da somut ayırt ediciliği olduğu sonucunu da doğurmayacaktır. Keza doktrinde de de bir markanın ayırt edici işaretin marka olarak. nitelendirilmesi ile SMK uyarınca marka olarak tescili ve korunmasının farklı hususlar olduğu belirtilmiş olup, bu bakımdan markanın tescili talep edilen mal ve/veya hizmetler bakımmdan somut ayırtediciliğinin olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Somut ayırt edicilik kavramı ise 5/1-c madde hükmü anlamındaki ayırt ediciliktir.
6769 sayılı SMK'nın "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemez" hükmünü haiz 5/1-c madde hükmü anlamında değerlendirme yapılırken, öncelikle ve esasen, tescilin talep edildiği mal grubu açısından bir cinsi veya çeşidi ifade edip etmediği araştırılmalıdır.
Yargıtay 11.HD'nin yerleşik içtihatlarına göre; "Tescili istenen işaretin tanımlayıcı kabul edilmesi için, işaretin ilgili mal ve hizmetle sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonu refleks halinde derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmekte olup, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayan ancak telmihte bulunan yani hatırlatan veya üstü kapalı şekilde anımsatan kelimelerin tescili engellenemez" (Yargıtay 11.HD.nin 23.11.2006 tarih E.2006/8414 K.2006/7247 s. Kararı, Yargıtay 11.HD'nin 15.03.2007 tarih E.2006/8084 K.2007/4516 sayılı kararı, Yargıtay 11.HD 16.11.2007 tarih E.2006/12093 K.2007/114417 sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin 4.12.2009 tarih E.2009/11093 K.2009/12455 sayılı kararı, ve Yargıtay 11.HD.'nin 15.10.2009 tarih 2008/466 2009/10625 s. Kararı, Yargıtay 11.HD.'nin 15.10.2009 tarih 2008/466 2009/10625 s. Kararı).
Hükümsüzlüğü talep edilen işbu markalarda ... münhasıran asli ve baskın unsur olduğu olduğu ; ... kelimesi veya ... oyuncusunu andıran şekil, hükümsüzlüğü talep edilen emtialara ilişkin ürünlerden hiçbirisinin münhasıran adı, cinsi, çeşiti, vasfı veyahut bu malların kalitesine, miktarına, amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim/sunum zamanına, karakteristik bir özelliğine işaret eden bir kelime değildir. Salt ... sporu yapılırken eyer, kamçı gibi deriden imal edilen eşyaların da kullanılıyor olmasından bahisle davalının ... ibaresini de ihtiva eden veya ... oyuncusunu andıran şekil markalarının deriden veya taklit deriden mamül tüm eşyalar için otomatikman tanımlayıcı olduğu ve ayırtediciliğinin bulunmadığı varsayılmamalıdır. Tekraren, Yargıtay 11.HD'nin yerleşik Kararına göre "Tescili istenen işaretin tanımlayıcı kabul edilmesi için, işaretin ilgili mal ve hizmetle sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonu refleks, halinde derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmekte olup. bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayan ancak telmihte bulunan yani hatırlatan veya üstü kapalı şekilde anımsatan kelimelerin tescili engellenemez. ... kelimesi veya ... oyuncusunu andıran şekil unsurunun, ... sporu veya Davalının tescil kapsamında bulunup hükümsüzlüğü talep edilen ürünler ile sıkı bir ilişki içinde olmadığı; ilgisinin dahi bulunmadığı; ilgili alıcı kitlesi olan ortalama dikkat ve özene, eğitime haiz vasati alıcı ve nihai tüketicilerin aklına refleks halinde derhal doğrudan, bir başkasının hatırlatmasına gerek olmadan. -hatırlatma ve üstü kapalı şekilde anımsatmaktan öte; tescile konu emtiayı getireceğinin düşünülemeyeceği; tanımlayıcı kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla hükümsüzlüğü talep edilen emtia bakımından ayırtedici olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf ayrıca, davacı ve davalı markasında ortak yer alan "..." ibaresinin, ticari hayatta farklı firmalarca da kullanıldığından bahisle, tek başına ayırt ediciliğe sahip olmadığını iddia etmiştir.
Burada da ilk bu ibareyi kullananın davacı olduğu açıktır. İlaveten bahse konu firmaların bir veya bir kaçıyla davacının anlaşması ve ayırt ediciliği düşürmemek kaydıyla benzer markaları kullanmasına izin vermesi diğerlerinin de bu markayı kullanma imkanının olduğu anlamına gelmemektedir.
Ayrıca davalı yanın bu iddiası ayrı davaların konusunu oluşturabilecek mahiyette bir durum olup başka firmalar tarafından ... ibarelerinin kullanılması, bu davanın konusunu oluşturmayıp, itirazları bu meyanda yerinde görülmemiştir.
Davacıya ait "..." markasının, dava dilekçesi ile birlikte sunulan Yerel Mahkeme kararları ve diğer tüm deliller ile de anlaşılacağı üzere dünya çapında tanınmış bir marka olması ve bu nedenle yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olması ve zayıf marka olarak kabul edilemeyeceği açık olup, nitekim dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında da davacı markasının tanınmış marka olduğu, zayıf marka olmadığı, ayırt ediciliğe sahip olduğu açıkça tespit edilmiş, ayrıca mahkememizce uyap üzerinden resen davacının davacı olarak yer aldığı emsal dava dosyaları incelendiğinde de kesinleşen çok sayıda emsal mahkeme kararlarında davacı markasının tanınmış marka olduğu, zayıf marka olmadığı, yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi'nin 2021/1775 Esas, 2023/1693 Karar sayılı ilamı;
Taraf markalarında ortak unsur olarak bulunan "... kelimesinin" “...” anlamına geldiği, ... ibaresinin davacı markalarının tamamında ayırt edici esaslı unsur konumunda bulunduğu, davalı markasının ise "..." asli unsuru ile “...” anlamına gelen "..." kelimesinden türetildiği, çekişme konusu .... sınıftaki hizmetler bakımından "..." ibaresinin ayırt edici nitelikte bulunduğu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olması dolayısıyla aralarında iltibasa yol açacak şekilde benzerlik bulunmakta ise de, davalı başvurusunun kapsadığı “35/01 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. 35/04 Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” ile davacının itiraza ve davaya mesnet markalarının mal ve hizmet listeleri farklı ve ilişkisiz hizmetler içerdiğinden, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bu durumda mahkemece uyuşmazlık konusu 35. sınıf hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığının kabul edilmesinin isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/1795 ESAS, 2023/1173 Karar sayılı ilamı
Davalı taraf markasını TPE nezdinde 29/12/2014 tarihinde başvurarak tescil ettirmiş olduğundan, davacı markasının tanınmışlığının tespitinde bu zaman biriminin dikkate alınması gerekmektedir. Davacı tarafın Türkiye'de çok sayıda marka tescili bulunduğu özellikle şekil ibaresinin yer aldığı markaların 1990 ve 1991 yılından bu yana tescilli olduğu, dünyanın çeşitli ülkelerinde 1989 yılından bu yana davacının markasının 25. sınıfta yer alan emtialarda tescilli olduğu, dünyanın pek çok ülkesinde mağazasının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının "..." markasının tanınmış marka konumunda bulunduğuna dair kesinleşmiş yargı kararları mevcuttur. ( İstanbul ...FSHHM’nin ... E. – 2014/105 K. sayılı ilamında davacı şirketin “...” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 ve 7/i madde hükümleri anlamında tanınmış marka olduğu, ... 2. FSHHM’nin ...E. – ... K. sayılı ilamında da hem “...” markasının hem de “şekil ¸” markasının, 556 sayılı KHK’nın 8/4 ve 7/i madde hükümleri anlamında tanınmış marka olduğuna karar verilmiştir.)
Somut olayımıza konu, davacının markasının Türkiye'de de satışı yaygın olarak gerçekleştirilen, önde gelen alışveriş merkezlerinde bulunan mağazalarda satışa sunulan yıllardır tekstil sektöründe var olan bir markadır. Ülkemizde ve dünyadaki uzun süreli kullanımı, kuvvetli reklam, kaliteli ve yaygın dağıtım kanalları aracılığıyla tanınmış marka vasfı kazanmış olan bir işarettir. Davalının markanın tanınmışlığından faydalanarak, hiçbir masraf ve çaba göstermeden markanın bilinirliğinden haksız olarak yararlanma ihtimali mevcut olduğundan mahkemece davanın kabulü ile davalıya ait markanın tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi hukuken yerindedir.
İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/1400 ESAS, 2022/1824 Karar sayılı ilamı Saptanan ve hukuksal durum karşısında; davalıya ait her iki markanın davacının seri markalarının esas unsuru olan "..." ibaresini birebir içerdiği, buna bağlı olarak işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, davalının markalarının ... sınıfta tescilli oldukları, davacının ... numaralı "... " markasının da ... sınıfta "müşterilerin çeşitli malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri" için tescilli olduğu, yine ... numaralı "....", ... numaralı "...", ... numaralı ".....", ...numaralı "...", ... numaralı "Şekil" markalarının da 18. sınıfta davalının markaları ile benzer mal ve hizmetler için tescilli oldukları, davacının markalarının tüm dünya genelinde sektöründe belli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmış olduğu, davalının markalarını tescil ettirdiği tarihte bilinen bir marka olduğu, bu nedenle davalının marka tescillerinin kötü niyetli olduğu, davalı tarafından "..." ibaresinin bir spor dalının tanımlayıcı jenerik sözcük olduğunu iddia ederek bu ibarenin kullanımının davacının tekeline bırakılamayacağını savunduğu ancak davacının markasını uzun süredir kullanmak suretiyle ayırdedicilik kazandırdığı, yine markalar hükümsüz kılınmadığı sürece davacının marka korumasından yararlanacağı, davalının markalarının davacıya ait seri markalardan birisi gibi algılanabileceği, davalının markalarında "..." ibaresinin yanında kullanılan "..." ve "..." ibarelerinin kelime anlamları bulunmamakla ayırt edici nitelikte olmadığı, tarafların markalarının karıştırılma ihtimali bulunduğu muhakkak olduğu belirlenmekle davalı istinaf nedenleri yerine görülmemiş, davalının markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi yönündeki ilk derece Mahkemesinin kararı isabetli bulunmuştur. Sonuç olarak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda tespiti yapılan yüksek mahkeme kararlarında da esasen davacının markasının tanınmış marka olduğu, davacının markasını uzun süredir kullanmak suretiyle ayırdedicilik kazandırdığı ve zayıf marka olmadığı kesinleşmiş mahkeme kararları ile tespit edilmiş olup, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ile de bu husus net bir şekilde tespit edilmiştir.
Somut olaya ve davalının tescilli markaları ile fiili kullanım durumları yönünden konuya tekrar dönülecek olursak; bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere ... markasının pek çok ülkede kaydının bulunduğu ve dünyanın her
yerinde uzun yıllardır satışta olduğu görülmektedir....” ibaresi ve “..." figüründen oluşan tüm şekil markalarında gerçek hak sahibi konumunda olduğu ve davalıya kıyasen tarih olarak öncelik hakkına sahip olduğu alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu gibi bu hususta bir niza bulunmamaktadır.
Hükümsüzlüğe konu edilen davanın kabulüne konu iki marka incelendiğinde;
... sayılı davalı markası;
Davacıya ait tescilli marka olan ... markasının davalıya ait ...sayılı markadaki kelime unsurları içinde yer aldığı görülmektedir. Davalı taraf “...” kelimesinin bir spor-oyun ismi olduğunu, gelenekselleşmiş ve yaygınlaşmış bir oyun olduğunu ve bu kelimenin kimsenin tekeline verilmeyeceğini ileri sürmekte ise de, bilindiği gibi dilde yerleşik bir kelimenin, eğer ayırt edicilik kazandırılmışsa, ayırt edicilik kazandıran kişiye marka olarak tescil edilmesi
mümkündür. SMK m. 5/2 bu istisnaları belirlemiştir. Nitekim davacının, ... kelimesini hem tek başına hem de bu oyunu algıda anımsatan bazı görsellerle (at üstünde elinde sopa bulunduran kişi figürleri) ( bütünleştirerek pek çok ülkede yaygınlaştırdığı, üstelik de tanınmış marka halinde getirdiği, bu hususun Mahkeme kararlarında da yer aldığı dikkate alındığında; “...” kelimesinin gerek kelime gerekse şekil unsurları yönünden davacı marka yetkisi dahilinde olduğu açıktır.
Bu noktada davalı tarafça sık sık ... kelimesini ve şeklini içeren başka pek çok marka olduğu savunmasına dayanmıştır. Oysa her somut olay kendi içinde incelenecek ve başkalarının da bu konuda marka hakkı varsa birbirlerini ilgilendiren bir ihtilaf olacaktır. Bu nedenle başkaları da kullanıyor gibi bir savunmanın marka hukukunda yeri yoktur. Bu husus ancak “yenilik” unsurunu gerektiren marka ya da patent gibi sınai mülkiyet haklarında “...” olmayla ilişkilendirilebilir ki, işbu davada konu marka olup, harcıalem olma bir marka hakkının kaybını doğurmaz. Önemli olan kullanım önceliğinin kimde olduğudur ve bu da davanın tarafları arasındaki somut maddi vakıaya göre incelenir. Bu nedenle davalının daha önceki raporlara itirazı ve özellikle delil olarak sunulan Uzman Mütaalası mahkememizce yerinde görülmemiştir.
Başka deyişle davalının markası içinde yer alan “...” kelimesi davacının markasına benzerlik içermektedir. Ancak sadece kelimenin bulunması değil, bütünsel bakış önem taşıdığından aşağıdaki hususlar da değerlendirilmelidir. Diğer yandan davalının bu markasında üç adet at üzerinde ellerinde sopa olan kişi figürleri olduğu görülmektedir. Davacı markasında da figürünün bulunduğu ve at üzerinde eli sopalı kişi figürünün bulunduğu açıktır. Figürün çoğaltılarak bir atlıdan üç atlıya çıkarılması ve atların ya da kişilerin yönlerinin değiştirilmesi, tanınmış bir marka haline gelmiş bir figürün tüketicide oluşturduğu algısını değiştirmeye yeterli değildir. Figüre bütünsel bakıldığında çağrışım olarak at üzerinde ... oynayan kişi akla geldiğinden ayırt edici bir şekil olmadığı sürece basit değişiklikler (figürü çoğaltmak, yön değiştirmek, yana doğru eğmek gibi) markada ayırt edici bir değişiklik oluşturmaz. Nitekim davalının üçlü olan atlı figürünün
davacının şekil markasından ayırt edici bir farklılık içermediği tespit edilmiştir. Aksine benzer figürlerin çoğaltılarak kullanılması, aynı figürün baskınlığını artırmakta ve markada öne çıkmasını sağlamaktadır ki bu şeklin davacı tarafça tanınmış marka haline getirildiği bilinmektedir.
Diğer yandan yine davalı tarafça bu figürün ... oyunuyla bağlantılı olduğu, dolayısıyla davacı tekelinde olmadığı ileri sürülmüşse de, ... oyununu markalaştırmak, oyuncuların gölgeli görüntüsünü ürünler üzerinde markasal olarak kullanma fikri tam olarak bir markaya işaret etmektedir. Zaten marka yaratmanın temelinde , kelime ve onu çağrıştıran şekil yaratmak ve bütünsel algıyı pekiştirmek yatar. Dolayısıyla ... oyuncularının şeklinin bir marka olarak
kullanılması, herkesin kolaylıkla düşünebileceği bir husus olmadığı gibi bir figür olarak ürün ya da hizmetler üzerinde kullanılarak markasallaştırılması da bir sınai fikir olup, ayırt edici konuma taşınarak tüketici algısında yerleşmesi; kişilere marka olarak sağlanabilecek bir sınai hak sağlayacaktır.
Davalı markasında farklı olarak Monte Blaze kelimelerinin yer aldığı görülmektedir. ancak markanın bütününde gerek ... kelimesi gerekse şekiller yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı için eklenen Monte Blaze kelimeleri bütüne bir ayırt edicilik katmamaktadır.
Aksine yüksek düzeyde benzerliklerde eklenen kelimeler, genellikle markanın alt firması ya da yeni şubesi gibi izlenimler kattığı için ana markayı gölgeleyememektedir.
Keza davalı markasında İngiliz bayrağını anımsattığı ileri sürülen renkli kalın çizgiler de markanın genelin ayırt edicilik katmamakta, görselde hiçbir farklılık yaratmamaktadır. Dolayısıyla tüketiciler açısından karıştırılmayı ortadan kaldıran bir özelliği bulunmamaktadır.
Davalı adına tescilli bu marka, ... Sınıflarda tescillidir. Davacının da muhtelif “...” ve ... şekil ibareli markalarının ... Sınıflarda tescili olduğu görülmekle sınıf örtüşmesi olduğu sonucuna varılmaktadır.
Tüm bu bütünsel ve şekilsel benzerlik dikkate alındığında davalının bu markasının davacı markasıyla benzerliğinin SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlüğe sebep olacağı değerlendirilmektedir. Kaldı ki davacının tanınmışlığından haksız bir yararlanmanın amaçlandığı ve yüksek düzeyde tanınırlık taşıyan bu markayı sulandırarak kötü niyetli bir başvuru oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple SMK. M. 6/4, 6/5 ve 6/9 anlamında da koşullar doğmuştur.
... sayılı davalı markası;
Davacıya ait tescilli marka olan ... markasının davalıya ait ...sayılı markadaki kelime unsurları içinde yer aldığı görülmektedir. Davalı taraf “...” kelimelerini diğer markalarındaki ... kelimesi yerine kullanmıştır. Ancak sadece kelimenin bulunması değil, bütünsel bakış önem taşıdığından aşağıdaki hususlar da değerlendirilmelidir.
Diğer yandan davalının bu markasında üç adet at üzerinde ellerinde sopa olan kişi figürleri olduğu görülmektedir.
Davacı markasında da figürünün bulunduğu ve at üzerinde eli sopalı kişi figürünün bulunduğu açıktır. Daha da önemlisi davacının markasında bu figürün baskın unsur olarak kullanılması ve ... kelimesi dışında da esas unsur olarak
tanınmışlık sağlamasıdır.
Şu halde figürün çoğaltılarak bir atlıdan üç atlıya çıkarılması ve atların ya da kişilerin yönlerinin değiştirilmesi, tanınmış bir marka haline gelmiş bir figürün tüketicide oluşturduğu algısını değiştirmeye yeterli değildir. Figüre bütünsel bakıldığında çağrışım olarak at üzerinde ... oynayan kişi akla geldiğinden ayırt edici bir şekil olmadığı sürece basit değişiklikler (figürü çoğaltmak, yön değiştirmek, yana doğru eğmek gibi) markada ayırt edici bir değişiklik
oluşturmaz. Nitekim davalının üçlü olan atlı figürünün davacının şekil markasından ayırt edici bir farklılık içermediği düşünülmektedir. Aksine benzer figürlerin çoğaltılarak kullanılması, aynı figürün baskınlığını artırmakta ve markada öne çıkmasını sağlamaktadır ki bu şeklin davacı tarafça tanınmış marka haline getirildiği bilinmektedir.
Diğer yandan yine davalı tarafça bu figürün ... oyunuyla bağlantılı olduğu, dolayısıyla davacı tekelinde olmadığı ileri sürülmüşse de, ... oyununu markalaştırmak, oyuncuların gölgeli görüntüsünü ürünler üzerinde markasal olarak kullanma fikri tam olarak bir markaya işaret etmektedir. Zaten marka yaratmanın temelinde , kelime ve onu çağrıştıran şekil yaratmak ve bütünsel algıyı pekiştirmek yatar. Dolayısıyla ... oyuncularının şeklinin bir marka olarak
kullanılması, herkesin kolaylıkla düşünebileceği bir husus olmadığı gibi bir figür olarak ürün ya da hizmetler üzerinde kullanılarak markasallaştırılması da bir sınai fikir olup, ayırt edici konuma taşınarak tüketici algısında yerleşmesi; kişilere marka olarak sağlanabilecek bir sınai hak sağlayacaktır.
Davalı markasında farklı olarak Monte Blaze kelimelerinin yer aldığı görülmektedir. Ancak markanın bütününde gerek ... kelimesi gerekse şekiller yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı için eklenen Monte Blaze kelimeleri bütüne bir ayırt edicilik katmamaktadır.
Aksine yüksek düzeyde benzerliklerde eklenen kelimeler, genellikle markanın alt firması ya da yeni şubesi gibi izlenimler kattığı için ana markayı gölgeleyememektedir.
Keza davalı markasında İngiliz bayrağını anımsattığı ileri sürülen renkli kalın çizgiler de markanın genelin ayırt edicilik katmamakta, görselde hiçbir farklılık yaratmamaktadır. Dolayısıyla tüketiciler açısından karıştırılmayı ortadan kaldıran bir özelliği bulunmamaktadır.
Davalı adına tescilli bu marka, ... Sınıflarda tescillidir. Davacının da muhtelif “...” ve ... şekil ibareli markalarının 25 ve 35. Sınıflarda tescili olduğu görülmekle sınıf örtüşmesi olduğu sonucuna varılmaktadır.
Tüm bu bütünsel ve şekilsel benzerlik dikkate alındığında her ne kadar ... kelimesi kullanılmasa da baskın unsur olan ve davacının tanınmışlığını sağlayan figirün çok benzerinin kullanılması ile davalının bu markasının davacı markasıyla benzerliğinin benzerliğinin SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlüğe sebep olacağı değerlendirilmektedir. Kaldı ki davacının tanınmışlığından haksız bir yararlanmanın amaçlandığı ve yüksek düzeyde tanınırlık taşıyan bu
markayı sulandırarak kötü niyetli bir başvuru oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple SMK. m.6/5 ve 6/9 anlamında da koşullar doğmuştur.
Yukarıda belirtili değerlendirmeler ile dosya kapsamına en son alınan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile de bu marka yönünden evvelce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin usul ve yasaya uygun olarak giderildiği ve isabetle iş bu iki marka yönünden SMK 6/1, 6/4,6/5 ve 6/9 maddeleri yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna varılmış olup, anılı sebeplerle iş bu iki marka yönünden marka hükümsüzlüğünü konu alan davanın kabulüne bu markalara ilişkin devrin engellenmesi yönünde verilen tedbir kararın aynen devamına dair karar verilmiştir.
Davacı yan marka hükümsüzlüğü isteminin yanında ayrıca "...", "¸", "... ¸ ", " ..." ibareli ürünler yönünden marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin tecavüzün ref'i men'i durdurulması kapsamında talepte bulunmuş olup, yapılan tetkik ve incelemede;
Davalının tescilli markalarının hükümsüzlüğü nedenleri bir yana, dosyaya sunulan 07.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna esas olmak üzere yerinde inceleme yapılmış ve davalının kullanımları ürünler üzerinde tespit edilmiştir. Buna göre davalının bazı kullanımları kendi tescilli markasının da dışında olduğu (tescilli marka unsurları bölünerek kullanıldığı için), davacı markalarına yüksek düzeyde benzerlik içerdiği, davacı ile aynı sektörde faaliyetlerini yürütmekte olduğu ve gömlek, pantolon, triko, şort vb. benzer tekstil malzemeden ürünler üzerinde benzer marka kullanımının yer aldığı görülebilmektedir.
Özellikle söz konusu rapordaki görseller dikkate alındığında “... ” ibarelerinin öne çıktığı bazı ambalajlar/etiketler olduğu(...adresinde) , katalog ve kartvizit üzerinde (...adresinde) “...” kelimesinin de tek başına kullanıldığı görülmektedir. Bu sebeple rapordaki yerinde tespitte yer alan “ürünler üzerinde “...”, “..., “...”, “..., “... ” ibarelerinin kullanıldığını, diğer adreste “...” ibaresinin kullanıldığını, adreslerden birinde ürün, etiket ve poşet üzerinde “... ”, “...”, “...”, “...” şeklinde kullanıldığını, katalog ve kartvizit üzerinde “...”, “...”, “...” şeklinde kullanıldığını, davalı yanın markalarını kullandığını, bazı ürünlerde ise “... ” ibaresinin ön plana çıkarıldığını ” tespitleri doğrultusunda; davalının fiili kullanımlarında da davacı markasını öne çıkaran kullanımlarla tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak önlemler aldığı, dolayısıyla tecavüz eylemlerinin de gerçekleştiği anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak; davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...", "¸", "... ¸ " ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "...", "¸", "... ¸ ", " ..." ibareli görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, 26/04/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunun hükmün infazı amacı ile hükmün eki sayılmasına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacının bir diğer talebi haksız rekabete ilişkin olup, yapılan tetkik ve incelemede davalının eylemi aynı zamanda haksız rekabete de neden olmuştur. Bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi için taraflar arasında dar anlamda rekabet ilişkisinin olmasına, yani tarafların aynı sektörde olmalarına ve birbirlerine rakip konumda olmalarına gerek yoktur (POROY R/ YASAMAN H, Ticari işletme Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2015, s. 334; NOMER ERTAN, F, Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 115).
Yasal mevzuatta da işaret edildiği üzere TTK m. 54 hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında “dürüstlük kuralı”nı temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesindeki, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır . Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK m. 55 hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK m. 55’te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK m. 54/2’de belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır. Ayrıca TTKm.55 özel olarak bazı haksız rekabet eylemleri sayılmıştır. Bunlardan TTK m.55/4’de yer alan “Başkasının malları, işi ürünlerini, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki eylem açısından davalı tarafın eyleminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, bir kimsenin bir başkasının iş ürünlerini, mallarını, faaliyet veya eylemlerini veyahut haklı olarak kullandığı işaretlerini haksız yere vere karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanması gerekli ve yeterlidir.
Yukarıda yer alan tespit ve değerlendirmeler kapsamında davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil etiği mahkememizce değerlendirilmiş ve bu yönde hüküm tesis edilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar sunulu uzman raporunun, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile çeliştiğini ifade etmiş ise de; mahkememizce 4 ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, en son alınan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına sunulu uzman raporu ve evvelce alınan 3 ayrı bilirkişi raporundaki çelişkileri giderdiği, davalı yanın 4. Kez hazırlanan bilirkişi raporu sonrası sunduğu uzman raporunun da yine ayrı sebeplere bir önceki rapor ile çelişki içermesi sebebiyle ayrı rapor alınması talebinde bulunmuş ise iş bu talebin usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceği zira her bir bilirkişi raporu sonrası aksi yönde sunulan her uzman raporundan sonra yeniden bilirkişi incelemesi yapılması dosyanın gereğinden fazla uzamasına ve yargılamanın sürüncemede kalmasına sebebiyet vereceği sabit olup, dosya kapsamına en son sunulan uzman raporundaki değerlendirmelerin hukuki mahiyette kaldığı gibi ilk sunulan uzman raporu ile de benzer tespitleri ihtiva ettiği, uzman raporlarındaki tespitlerin aksinin mahkememizce tek tek tespit edildiği, ayrıca uzman raporlarının aynı içerik ve tespitlere havi olduğu, uzman raporlarının ilk üç bilirkişi raporu ile çeliştiği kabul edilse dahi, 4. kez alınan bilirkişi raporu ile çelişkilerin giderildiği iş bu sebeple 5. Kez bilirkişi raporu alınmasında hukuki bir fayda olmadığı, mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle yukarıda yer alan tespit ve değerlendirmeler ışığında aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kısmen kabulü kısmen REDDİ ile;
-Davalı taraf adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ...ve ... tescil numarası ile kayıtlı markaların SMK 6/1, 6/4,6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, hükmün kesinleşmesi ile ilgili kararın bir örneğinin kararın infazı için Türk Patent Ve Marka Kurumu'na bildirilmesine, davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...", "¸", "... ¸ " ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "...", "¸", "... ¸ ", " ..." ibaresi/görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, 26/04/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunun hükmün infazı amacı ile hükmün eki sayılmasına,
- ... ve ... tescil numaralı markaların devrinin önlenmesi amacı ile verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, ... tescil numaralı markaya ilişkin devrin engellenmesi amacı ile verilen tedbir kararının kaldırılmasına, bu hususta Türk Patent Ve Marka Kurumu'na müzekkere yazılmasına,
- ... tescilli marka yönünden ikame edilen davanın REDDİNE,
2-Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabeti konu alan dava yönünden 427,60 TL, marka hükümsüzlüğü davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam alınması gereken 855,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 795,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 7.534,30 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranlara nazara alınarak; takdiren 3/4'ü olan 5.650,72 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan posta ve bilirkişi ücretleri masrafından oluşan 8.402,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranlara nazara alınarak; takdiren 1/4'ü olan 2.100,5 TL olan kısmının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabeti konu alan dava yönünden 25.500 TL, marka hükümsüzlüğü davası yönünden 25.500 TL olmak üzere toplam 51.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden redde konu olan kısım yönünden 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Arta kalan gider ve delil avansının hükmün kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 28/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır