T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/45 Esas
KARAR NO: 2025/182
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/03/2025
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının “...” ve “...” ibareli markaları, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenen mutlak red nedenleri ve 6. maddede düzenlenen nispi red nedenleri dolayısıyla, açıkça sicilde tescile uygun olmamalarına rağmen, marka tescillerinin gerçekleşmiş olması sebebiyle, söz konusu tesciller hükümsüzlük davamızın konusunu oluşturduğunu, ayrıca bu tescile konu olan markaların kötüniyetli olarak tescil edildiği ve de davalı tarafça haksız çıkar sağlama amacı güdüldüğü dilekçelerinde yer alan delillerle ortaya koyulduğunu, bu doğrultuda kötü niyetli olan bu tescilin sonucunda haksız şekilde kazanılmış olan marka haklarının ortadan kaldırılması amacıyla, ilgili ..., ... ve ... başvuru numaralı, “...” ibareli markaların ve de.... ile ... başvuru numaralı, “...” markalarının, 6769 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca tescillerinin, hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dilekçelerindeki marka sahipliğinin tekliği ilkesi başlığı altındaki beyanların aksine bu ilkeye göre de taraflarının haklı olduğunu, zira Türk Marka Hukukunda “teklik”, “tek sahiplik” ya da “bir markanın tek sahibi olması” olarak da ifade edilen marka sahibinin tekliği ilkesi geçerli olduğunu, bu ilke, bir markanın veya onunla iltibas derecesinde benzer olan bir işaretin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak birden çok kişi adına tescil ettirilemeyeceğini ifade ettiğini, söz konusu ilke gereği bir markanın kural olarak tek bir sahibi bulunduğunu, bu çerçevede davacı tarafın ... sayılı "..." markası Müvekkili Firmanın ..., ... başvuru numaralı “...” ibareli markasına benzerliği ve aralarında iltibas oluşacağı gerekçesi ile iptal ve hükümsüzlüğüne karar verildiğini, nitekim Yargıtay'da içtihatlarında Türk marka hukukunun tescil sisteminde “öncelik” ve marka tescilinde “teklik” ilkesinin geçerli olduğunu ve bu ilke gereğince tescilli bir markanın varlığı halinde, aynı veya benzer olan işaretin “mükerrer tesciline” izin verilmeyeceği yönünden birçok içtihadı bulunmadığını, bu çerçevede değerlendiriliğinde dava konusu müvekkili firmaya ait marka tescilinin önce olduğu ve öncelik ve teklik ilkeleri çerçevesinde davacı tarafın iltibasa neden olan markasının iptal ve hükümsüzlüğüne karar verildiği gerçeği karşısında davacı tarafın taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, burada markanın tekliği ilkesi ile ilgili olarak öngörülen koruma sistemi “öncelik ilkesine” dayandığını, öncelik ilkesi çerçevesinde Sınai Mülkiyet Kanununun marka üzerindeki hakka ilişkin önceliği, markayı tescil ettirmek için önce başvuran ve önce tescil ettiren kişiye tanındığını, dolayısıyla davacı tarafın iddialarının aksine işbu ilkeye göre davacı tarafın mesnetsiz davasının bu yönü ile de reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti, önlenmesi ve hükümsüzlük ile sicilden terk istemine ilişkin açılan dava olduğu tespit edildi.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nun 166.maddesinde "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhal ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir." hükmünün yer aldığı bilinmektedir.
Huzurdaki dava ile ... 4. FSHHM'nin ...Esas sayılı davaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması, biri hakkında verilecek kararın diğer davayı etkileyecek olması nedeni ile HMK 166/1 maddesi gereğince her iki davanın birleştirilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Mahkememizin işbu esas sayılı dava dosyası ile ... 4 nolu FSHHM'nin ...esas nolu dava dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması, biri hakkında verilecek hükmün diğer dava dosyasını da etkileyecek olması nedeniyle HMK 166/1 MADDE GEREĞİNCE her iki dava dosyasının BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2 Mahkememizin 2025/45 Esas sayılı dava dosyasının esasının kapatılarak, yargılamaya birleşme kararı verilen ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine,
3-Harç ve yargılama giderlerinin birleşen dosya üzerinden değerlendirilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, ESAS HAKKINDAKİ HÜKÜM İLE BİRLİKTE İSTİNAF YASA yoluna başvurulabileceğine dair verilen hüküm usulen tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 09/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır