T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/93 Esas
KARAR NO: 2025/155
DAVA: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 31/01/2014
KARAR TARİHİ: 25/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacıya ait eser vasfında olan ayakkabı modellerini aynen taklit ettiğini belirterek tecavüzün önlenmesini, haksız rekabet ve telif haklarına tecavüzün önlenmesini, ürünlere el konulmasını, imhasını, haksız rekabet ve telif haklarına tecavüz nedeniyle şimdilik 250.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde; tasarımların bir kısmının davacıya ait olduğunu, bir kısmının da herkes tarafından kullanılan anonim tasarımlar olduğunu, eser vasfında olmadığını, davacının eser sahipliğine ilişkin olarak sunduğu belgelerin delil vasfı bulunmadığını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, tasarımın tescilsiz oluşu nedeniyle korumadan yararlanmadığını, davacının tespite konu ettiği ürünleri 1 yılı aşkın süredir piyasada mevcut ürünler olduğunu süre geçtikten sonra tespit talebinde bulunulduğunu savunarak reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava davacıya ait eser vasfında olduğu iddia olunan ayakkabı modellerinini davalı tarafından aynen taklit edilerek piyasaya sürüldüğü iddiasıyla haksız rekabet ve telif haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi , manevi tazminata hükmonulması istemine ilişkidir.
Mahkememizce YHGK kararı öncesi direnme yönünde karar verilmiş, YHGK ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile özetle;" hal böyle olunca yukarıda açıklanan Anayasal ve yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte direnme kararı verilmek üzere karar usulden bozulmalıdır." şeklinde karar ile usulden bozma kararı verilmiş, karar bozma üzerine iş bu esasa kaydedilmiştir.
Yapılan tetkik ve incelemede, mahkememizce direnme kararına esas teşkil eden YARGITAY 11.HD’NİN ...ESAS, ... KARAR SAYILI BOZMA İLAMI GEREKÇESİ
“..Taraflar arasında görülen davada ... 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.11.2015 tarih ve ...E. - ... K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından duruşmalı,katılma yolu ile davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 15.09.2020 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ve ... ile davalı vekili... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait eser vasfında olan ayakkabı modellerini aynen taklit ettiğini ileri sürerek, tecavüzün önlenmesini, haksız rekabet ve telif haklarına tecavüzün önlenmesini, ürünlere el konulmasını, imhasını, haksız rekabet ve telif haklarına tecavüz nedeniyle şimdilik 250.000.- TL maddi ve 15.000.- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tasarımların bir kısmının müvekkiline ait olduğunu, bir kısmının da herkes tarafından kullanılan anonim tasarımlar olduğunu, eser vasfında olmadığını, davacının eser sahipliğine ilişkin olarak sunduğu belgelerin delil vasfı bulunmadığını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, tasarımın tescilsiz oluşu nedeniyle korumadan yararlanmadığını, davacının tespite konu ettiği ürünleri 1 yılı aşkın süredir piyasada mevcut ürünler olduğunu süre geçtikten sonra tespit talebinde bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ayakkabı modellerinin menşei ülke...’da eser vasfında olduğu iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bunun delili olarak sunulan Paris Mahkeme mübaşiri tarafından tutulan tespit tutanağının ... mevzuatına göre eser vasfında olmanın delili olmayıp sadece o modelin o tarihte davacı tarafından tasarlandığının delili olarak düzenleneceği ve ispat hukuku bakımından önemli olduğu, orada da bizdeki gibi bir tasarım veya modelin eser olup olmadığını mübaşirin değil hakimlerin tesbit ettiği, dolayısıyla da bunların Fransa’da eser kabul edildiğine ilişkin davacı iddiasının yasal dayanağının bulunmadığı, zaten Bern Sözleşmesine göre de bir çalışmanın eser olup olmadığının menşei ülkesi yasasına göre değil Bern Sözleşmesi’nin 5-2 maddesi gereğince koruma talep edilen ülke yasalarına göre belirleneceğinden yabancı mahkeme kararı söz konusu olsa bile bir bağlayıcılığının bulunmadığı, alınan bilikişi raporlarında ayakkabıların hususiyet taşımadığı, moda tasarımı olduğunun ifade edildiği, moda trendlerinin kendisi bir fikir olduğundan ve fikir üzerinden tekel haklar sağlanması mümkün olmadığından trendlerin kendisinin korumadan yararlanmayacağı, ayakkabıların belli bir modaya bağlı olarak ince veya kalın topuklu olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept olup, konseptin de fikir olarak korunmayacağı, davacının ürünü ile iltibasa yol açacak modellerin üretilip satılmasının gerek Paris Konvansiyonu ve gerekse TTK’nın rekabet hükümlerine göre haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabete dayalı maddi tazminat hesabında davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekte mahrum kaldığı kar miktarı esasına göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacının yurtdışında oluşu ve defterlerinin incelememesi nedeniyle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı ancak davalı defterleri üzerindeki incelemeye göre 2011-2014 yılları arasında bu modeller üzerinde yapılan satışa göre davalının 8.852,00 TL kar elde ettiğinin tespit edildiği, davalının mağazasında davaya konu olmayan çok değişik modellerle üretim yaptığı, dolayısıyla da davalının sağladığı karını sadece davacının sınırlı olarak kullandığı bir kaç modelinden sağlamadığı, kaldı ki davacının iddia ettiği bazı modeller de kullanılmadığından maddi ve manevi tazminata TBK’nın 50. maddesi nazara alınarak takdiren hükmedildiği gerekçesiyle, telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine, 15.000,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile dava konusu ayakkabı modellerinin eser vasfında olmadığına yönelik mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki 2 no’lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Davacı tarafça, davacıya ait tescilsiz ayakkabı tasarımlarının davalı tarafından aynen taklit edilerek piyasaya sürüldüğü iddiası ile haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesi ile takdir edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet, aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Aynı Yasa’nın 57/5. maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde de ‘’Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ‘’ hükmü düzenlenmiş, aynı Yasa’nın 55/1-a-4 maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de ‘‘Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak’’ olarak düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK’nın anılan bende ilişkin madde gerekçesinde ise yeni düzenlemenin 6762 sayılı TTK’nın 57/5 maddesindeki düzenleme ile özdeş olduğu, lafızda farklılık bulunduğu, önceki kanun dönemindeki öğreti ve uygulamanın feda edilmemesi gerektiği, “karıştırılma” kavramının dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenlendiği, iç benzerlikten kaynaklanan karıştırılmayı kapsamadığına yer verilmesi yanında ayrıca, 6762 sayılı TTK’da, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer verilmiş ise de, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde (MarkKHK'da, EndTasKHK'da, CoğİşKHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da) ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle, 6102 sayılı TTK’da bu koruma türlerine yer verilmesine gereksiz olduğu, ayrıca yorum güçlüklerine sebebiyet vereceğine, fikri mülkiyete ilişkin hakların kümülatif korumanın da burada tekrar düzenleme yapmayı gerekli kılmadığına da vurgu yapılmıştır.
Öte yandan, dava tarihi itibariyle somut olayda uygulanma yeri olmamakla birlikte tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirilmiştir. Söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır.
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir. Bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317).
Haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde, herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmesini sağlamak suretiyle bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst ve bozulmamış rekabetin varlığı, piyasa katılımcılarının (tüketiciler, tacirler, rakipler) yanında, bireysel rekabet düzeninin korunmasını da gerektirir. Tacirlerin korunması ilkesi çerçevesinde koruma unsurlarından biri de emeğin ve yatırımların korunması olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakları özelinde, bütün dünyada ve ülkemizde geçerli olan tescile bağlı ve süreyle sınırlı koruma ilkelerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bu çerçevesinde, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak anılan ilkeleri geçersiz kılacak veya zedeleyecek yorumlardan dikkatle kaçınılmalı ve bu noktada haksız rekabet hükümleri dar yorumlanmalı, konuya ilişkin özel hükümlerin ötesinde, mal veya hizmetlerle ilgili olarak tekel yaratılmamalı, ekonominin sağlıklı şeklide işlemesi için serbest rekabet ortamı özenle korunmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş, belli bir süre sonra Türkiye'de ticarete konu edilmiş ve tescile dayalı koruma tercihinde de bulunulmamış tasarımlar yönünden, tasarıma konu malların bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açılması gerekir.
O halde Mahkemece, Dairemizin ... tarih ve ... sayılı "..." kararı ile yine Dairemizin 18.10.2018 tarih ve ... E. – ... K. sayılı USB kararında zikredilen ilkelere uygun olarak, davaya konu tescilsiz tasarıma konu ayakkabıların davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüşüp dönüşmediği tartışılmaksızın, dönüşmüş olsa bile davalı tarafın üretmiş olduğu ayakkabılarda, davacının kullandığı “...” markasından oldukça farklı ‘’...’’ ibaresini kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı dikkate alınmaksızın somut olaya haksız rekabet hükümlerinin uygulanması doğru olmamış ve hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." şeklindedir.
Bozma ilamı incelendiğinde bozma ilamına esas teşkil eden husus "davaya konu tescilsiz tasarıma konu ayakkabıların davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüşüp dönüşmediği tartışılmaksızın, dönüşmüş olsa bile davalı tarafın üretmiş olduğu ayakkabılarda, davacının kullandığı “...” markasından oldukça farklı ‘’...’’ ibaresini kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı dikkate alınmaksızın somut olaya haksız rekabet hükümlerinin uygulanması doğru olmamış" şeklinde olup, bu minvalde inceleme yapıldığında; İş bu dava 2014 yılında ikame edilmiş olup, davanın açıldığı tarihte davaya konu olaya uygulanacak hüküm SMK değil, 554 sayılı KHK’dır. Zira SMK’nın 192 inci maddesine göre; “Bu kanunun hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer”. SMK, 2017 yılında yürürlüğe girmiş olup, somut olayda SMK hükümleri değil, 554 sayılı KHK hükümleri uygulanmalıdır.
554 sayılı KHK m. 1/2 hükmüne göre “Tescilsiz tasarımlar genel hükümlere tabidir” diye açıkça ifade edilmektedir.
Yani 554 sayılı KHK döneminde eğer bir tasarım tescilli değilse, genel hükümler uygulanmaktaydı. 554 sayılı KHK 1/2’de belirtilen “genel hüküm” den kasıt ise TTK’nin haksız rekabete ilişkin hükümleri, FSEK, TMK’nin kişilik hakkına
ilişkin hükümleri ve TBK’nin haksız fiillere ilişkin hükümleridir. Bu doğrultuda da TTK 55/1-a-4’ün şartlarının varlığı halinde kopyalama eylemi haksız rekabete sebebiyet verecektir.
Bu bağlamda, dava ile karar tarihi itibariyle somut olaya, 554 sayılı KHK hükümleri uygulanacak olup, 554 sayılı KHK m. 1/2 hükmüne göre; “tescilsiz tasarımlar genel hükümlere tabidir” dendiğinden, dava konusu ürünler genel hükümler uyarınca korumaya devam edecektir.
Somut olayda davalı ..., işbu dava kapsamında davacı tarafından tasarlanarak yaratılan 9 ayrı ayakkabı modellerini dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında da açıkça tespit edildiği üzere taklit Etmiş olup aynı tasarımcının, eş zamanlı olarak ayakkabı tasarımlarını taklit etmesinin dürüst davranış olarak nitelendirilemeyeceği açıktır.
Dürüstlük kuralını ihlâl eden bu güvene aykırı hareket edilmiş olur. Bu da haksız rekabet oluşturur.
TTK 55/1-a-4 bendine göre; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır”.
Karıştırılma(iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir. Bu rekabet türünde fail başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işlerinden karışıklık yaratmak suretiyle haksız yarar sağlamaktadır. Bu haksız yararlanma başkasının emek harcayarak yarattığı beyan ürettiği malları, iş ürünleri, faaliyetlerin sahibi lehine oluşturduğu artı değerin bir kısmını veya tamamını ele geçirmeye yöneliktir.
Somut olayda, davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak davrandığı, haklı bir sebep olmaksızın davacıya ait 9 modelin eş zamanlı kopyalandığı, iş bu eylem hasebiyle davalı tarafından kötüniyet ile hareket edildiğinin kabulü gerektiği,
davalının, davacıya ait birebir aynı olan 9 ürün üzerine ... markasını kopyalayarak piyasaya sunmasının, davalı tarafından iltibası önlemek üzere yeterli tedbirlerin alındığı anlamına gelemeyeceği, bu görüşün benimsenmesi halinde haksız rekabet hükümlerinin hiçbir uygulama alanın kalmayacağı anlamına geleceği,
Her halükarda somut olayda haksız rekabet hükümlerinin uygulanması açısından işletmeler arası iltibas riskinin aranacağına karar verilmesi halinde dahi, davalı ürünlerinde taban kısımda küçük puntolarla yer alan “...” ibaresinin
birebir aynı tasarıma sahip ürünler arasındaki iltibası engellemeye Yetmeyeceği, iş bu sebeple haksız rekabet için koşulların oluştuğu mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle Yargıtay bozma ilamındaki onama kararı verilmesi gerektiğine ilişkin azınlık görüşün uygun olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, çoğunluk görüşe iştirak edilmediği kanaatiyle YHGK kararındaki usule yönelik eksiklerin iş bu gerekçeli karar ile giderilerek yeniden direnilmesi yönünde aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Bozma ilamına dayanak husus haksız rekabete ilişkin verilen karara yönelik olup, haksız rekabet dışında kalan Telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talep yönünden bir bozma kararı bulunmamakla birlikte davaya dayanak davacı ürünlerinin eser mahiyeti olmadığının alınan raporlar ile tevsik edilmiş olması hasebiyle iş bu talebin reddine karar verilmiştir.
Haksız rekabet kapsamında husule gelen eylemler sebebi ile davacının ürünü ile iltibasa yol açacak modellerin üretilip satılması gerek Paris Konvansiyonu ve gerekse Türk Ticaret Kanunun rekabet hükümlerine göre haksız rekabet oluşturduğundan , haksız rekabete göre tazminat hesabı için bilirkişi kurulundan rapor alınmış alınan raporda haksız rekabete dayalı maddi tazminat hesabında davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekte mahrum kaldığı kar miktarı esasına göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacının yurtdışında oluşu ve defterlerinin incelememesi nedeneiyle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı. ancak davalı defterleri üzerindeki incelemeye göre 2011-2014 yılları arasında bu modeller üzerinde yapılan satışa göre davalının 8.852 TL kar elde ettiği tespit edilmiştir.
Böylece davacı şirketin yurtdışında oluşu nedeniyle davacının haksız rekabet hükümlerine göre mahrum kaldığı tazminat miktarının tespiti mümkün olmamıştır. Defter kayıtlarına göre davalının kar'ı bu ayakkabılara bağlı olarak 8.885 TL hesaplanmış ise de bilirkişi raporu ve dosya içeriğinden de anlaşıldığı üzere , davalının mağazasında davaya konu olmayan çok değişik modellerle üretim yaptığı (davalı vekilinin oturum beyanından 50.000 üzerinde model kullandığı) dolayısıyla da davalının sağladığı karını sadece davacının sınırlı olarak kullandığı bir kaç modelinden sağlamadığı, kaldı ki davacının iddia ettiği bazı modellerinde kullanılmadığı tespit edilmiş olması hususuu ve Türk Borçlar Kanunu 50.madde de dikkate alınarak bozma öncesi verilen karar ışığında taktiren 15.000 TL maddi tazminat ile , haksız rekabet nedeniyle 8.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyen avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yargıtay Hukuk Genel Kurul’u tarafından verilen ... E. Ve ... K. Sayılı karar gereğince “Anayasal ve yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte direnme kararı verilmesi gerektiği” yönündeki usuli eksikliğin gerekçeli kararda yapılacak değerlendirmeler ile giderilerek, mahkememizin kararında HMK 373. Maddesi gözetilerek DİRENİLMESİNE, bu kapsamda Mahkememizce evvelce verilen kararın aynen tekrarı ile
1) Telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine,
2-Haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine,
3-Türk Borçlar Kanunun 50.maddeside dikkate alınarak taktiren 15.000 TL maddi 8.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla taleplerin reddine,
4-Davanın kabul değeri üzerinden davalıdan alınması gereken 1.571,13 TL karar ve ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 2.954,42 TL fazla harcın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılara iadesine
5-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 8000- TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 7000- TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
8-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi 13/3 maddesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
9- Reddedilen telif hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
10- Kabul edilen haksız rekabete ilişkin dava yönünden karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
11-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 25,20 TL başvuru harcı 1.571,13 TL iadesi olmayan peşin harç( davacının yatırdığı peşin harç miktarı 4.525,55 TL olup, davalıdan alınması gereken 1.571,13 TL mahsubu ile bakiye kalan 2.954,42 TL 4. Madde kapsamında davacı tarafa iade edilecek olup, bu durumda davalı yandan karar ve ilam harcı olarak alınması gerekip davacı tarafından karşılanmış olan 1.571,13 TL yargılama gideri olarak eklenmiştir.) , 2.000 TL bilirkişi ücreti, 1968 TL posta, müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.564,33 TL yargılama giderinin taktiren 1/2 si olan 2.782,16 TL olan kısmının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
12-Davalı tarafından yapılan 434,20 TL posta ve tebligat masrafı, 1.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.934,20 TL'nin taktiren 1/2 si olan 967,10 TL olan kısmının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
13-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde YARGITAY NEZDİNDE TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 25/06/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır