T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/51 Esas
KARAR NO : 2025/277
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve tespiti
DAVA TARİHİ : 15/02/2023
KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini, Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının işbu davaya konu albümler ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğunu, işbu davaya konu albümler ve müzik eseri icraları davalılar tarafından hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullanılmakta olduğundan huzurdaki davanın açılmasının zaruret haline geldiğini, davalıların aynı adreste faaliyette bulunan aynı yönetim yapısını haiz grup şirketleri olup, davacı yanın hak sahibi olduğu müzik eseri icralarını dilekçe içinde yer verilen linklerden de görüleceği üzere, değişik dijital platformlarda herhangi bir hak sahipliği bulunmaksızın izinsiz bir şekilde kullanmakta olduklarından, davacı yana karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, işbu davaya konu albümlerin (içerdiği müzik eserleri icralarına ilişkin olarak) dijital müzik platformlarında (... vb dijital müzik mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak davalılara herhangi bir izin verilmemiş olup dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalıların her hangi bir hak ve yetkisi olmadığını, dava dilekçesinde isimleri yazılı albümler ve içerdiği icralar davalılar tarafından izinsiz, hukuka ve FSEK’e aykırı şekilde ... vb dijital müzik mecralarında umuma iletildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, söz konusu albümler, içerdiği müzik eseri icraları, (video klipler, görüntüler) üzerinde davalının hiçbir hakkı olmadığını, şu halde davalıların dijital hakların kullanımın yasaya uygun olabilmesi için, FSEK.m.51 uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak (FSEK.m.52 kapsamında yazılı olarak ve her bir hakkı ayrı ayrı gösteren) dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerektiğini, oysa davalılar ile akdedilen herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi bulunmadığını, davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemi fsek’in alenen ihlali olup davacının uğramış olduğu maddi manevi zararlarının tazminine yönelik haklarımız saklı olduğunu belirterek davacı müvekkilin hak sahibi olduğu; ... - ... isimli albümün, albümdeki " ..." isimli icraların (şarkıların);
... isimli albümün, albümdeki "... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine) tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini, davaya konu albümler ve içerdiği icralara yönelik olarak davalıların haksız eylemlerinin davacının hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men’ine (durdurulmasına ve önlenmesine) ve tecavüzün ref’ine (kaldırılmasına) karar verilmesini, dava konusu albümlerin ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Müvekkili ...'ın ülkemizin sevilen sanatçılarından biri olduğunu, müvekkilinin işbu davaya konu albüm ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla Fsek kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğunu, işbu davaya konu albüm ve müzik eseri icralarının davalılar tarafından hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullanıldığını, davalıların aynı adreste faaliyette bulunan aynı yönetim yapısını haiz grup şirketleri olduğunu, davalı eylemlerinin müvekkilinin haklarına ağır ve telafisi imkansız zarar verdiğini, beyan ederek bilirkişi incelemesi yapılmaksızın tedbir talebinin kabulüne, müvekkilinin hak sahibi olduğu; ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); ... vb. dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına, dava konusu albüm ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davalılar yana yüklenmesine karar verilmesini
talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Asıl Davada Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir
Birleşen Davada Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu müzik eserleri üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla hak sahibi olduğunu kanıtlaması gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinden ...'in pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davanın ... yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ...'in fonogram yapımcısı olarak dava konusu eserler üzerinde hak sahibi olduğunu, müvekkilinin münhasıran hak sahibi olduğu fonogramların icracı sanatçı tarafından dijital kullanımlar da dahil olmak üzere hiçbir surette kullanılamayacağını, davacı sanatçı tarafından meslek birliğine üçüncü kişilerle sözleşme yapılabilmesi için yetki belgesi düzenlendiğini beyan ederek sanatçının meslek birliğine üye olup olmadığı, eğer üye ise meslek birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin gönderilmesi için Müyorbir'e müzekkere yazılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller toplanılmış, müteaddit kez rapor alınmış, alınan raporlar taraflara tebliği edilerek beyan ve itirazları alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen Dava konusu uyuşmalığın; asıl ve birleşen davada bahsi geçen albümlerdeki icralara yönelik olarak davalıların eylemlerinin davacı tarafın FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, bahsi geçen albümlerdeki müzik eserlerinin davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine ilişkin olduğu tespit edildi.
ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede; Müteveffanın davaya konu albümler ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğu alınan bilirkişi raporları ile sabit olup, bu hususta niza bulunmamaktadır.
Davalı yan her ne kadar davacının huzurdaki davayı açmaya dair aktif dava ehliyetinin olmadığını iddia etmişse de,
FSEK, tespit hakkını icracı sanatçıya bağımsız bir hak olarak tanınmış olup, eserin icrası noktasında gerekli izinlerin alınmadığı varsayımında dahi icracı sanatçı sıfatına haiz olan müteveffa davacının iş bu davayı açmasında engel olmadığı, davanın açılmasında hukuki yararın var olduğu anlaşılmış, davalı yanın husumet itirazı yerinde bulunmamıştır.
FSEK.m.80/B bendinde fonogram yapımcısının mali hakları ancak icracı sanatçı ve eser sahibinden devraldıktan sonra kullanabileceği düzenlenmiştir:
Fonogram yapımcıları "eser sahibi ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra" kanunun tanıdığı hakları kullanabilir.
Somut olay yukarıda belirtili mevzuat hükümleri muvacehesinde değerlendirildiğinde; davalı yana dijital platformlar üzerinden umuma iletimine ilişkin olarak herhangi bir izin verilmemiş olup dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalıların her hangi bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır.
FSEK.m.20 hükmü de mali hakların birbirinden bağımsız olduğunu, bir hakkın devredilmiş olmasının diğerlerinin de devredildiği sonucunu çıkarmayacağını düzenlemiş olup, anılan hüküm aynen şu şekildedir:
Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez.
Bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir."
Hülasa dava konusu albümler ve içerdiği müzik eserleri icraları yönünden davalının sözleşme ile devraldığı bu yönde bir hakkı bulunmamaktadır.
FSEK.m.80/B bendinde fonogram yapımcısının mali hakları ancak icracı sanatçı ve eser sahibinden devraldıktan sonra kullanabileceği açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda davaya konu albüm ve müzik eseri icralarının dijital haklarına ilişkin davalıların sözleşme ile devraldığı bir hakkı bulunmamaktadır.
5846 sayılı FSEK m 51. de yer alan emredici hüküm uyarınca doğmamış hakların devrine veya kullanılmasına yönelik sözleşmeler geçersizdir, davalı ancak icracı sanatçı ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve dijital umuma iletim haklarını icracı sanatçıdan devir aldığına ilişkin sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabilir, bu noktada değişen teknolojik koşullar savunmasının hukuken dinlenilebilirliği bulunmamaktadır.
2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak, 2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile muvafakat beyanları ve eser işletme belgeleri dijital hakları kullanma yetkisi vermez. Zira FSEK m.51 uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı hakların devrine dair sözleşmeler geçersizdir.
FSEK. m.52 hükmü uyarınca da, usulüne uygun bir mali hak devri sözleşmesi olabilmesi için, devredilen hakların neler olduğu tek tek gösterilerek, yazılı bir sözleşme yapılması bir sıhhat şartı olup, bu durumda davalının dijital hakların kullanımının yasaya uygun olabilmesi için, FSEK.m.51 uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Somut olay incelendiğinde taraflar arasında akdedilen herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi yoktur.
Fonogram yapımcısının hak sahipliği, kendiliğinden değil, eser sahibi ve icracı sanatçıyla yaptığı eser sahibi ve icracı sanatçıdan aldığı haklarla sınırlı olarak sözleşmeden doğar. Yapımcının faliyetinde hususiyet unsuru olmayıp yapımcının eser ve icrayı tespit etmesi, hakların yapımcının olacağı anlamına gelmediği, yapımcı eser sahibi-icracı sanatçıdan hakları almadıkça, tespit üzerinde ilk tespiti dahi yapsa yapımcının kendiliğinden hakkı oluşmayacağı tartışmasızdır.
Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda asıl dava kapsamında yapılan tespitlerin yerinde olduğu ancak alınan raporlarda ikili ayrıma gidilmek suretiyle ihlale ilişkin değerlendirme yapılmış, 1998 yılına ait noter tasdikli muvafakatin dijital platformlarda davalı tarafa hak bahşetmeyeceğinin isabetle tespit edildiği ancak 1999 yılına ait noter tasdikli muvafakatin davalı tarafa dijital platformlar üzerinde hak bahşettiği tespit edilmiş ise de; 1999 yılına ait muvafakate ilişkin bilirkişilerin tespitlerinin yerinde olmadığı, bu hususun tespiti tamamı ile hukuki değerlendirme mahiyetinde olması sebebi ile bu konuda yeni bir rapor alınmasına gerek bulunmadığı, FSEK. m.52 hükmü uyarınca , usulüne uygun bir mali hak devri sözleşmesi olabilmesi için, devredilen hakların neler olduğu tek tek gösterilerek, yazılı bir sözleşme yapılması bir sıhhat şartı olup, bu durumda davalının dijital hakların kullanımının yasaya uygun olabilmesi için, FSEK.m.51 uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Somut olay incelendiğinde gerek muvafakat tarihi gerekse de içeriği itibari ile bu yönde yasaya uygun bir dijital hak devir sözleşmesi bulunmadığı, dolayısı ile 1999 yılına ait muvafakatin de dijital kullanımlar yönünden davalı tarafa hak bahşetmediği mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı yanın meslek birliği üzerinden yaptığı savunma yönünden mahkememizce değerlendirme yapıldığında;
"Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, (Ek ibare: 3/3/2004-5101/12 md.) ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler."
Meslek birliklerinin kurulma amacı ve fonksiyonları üyesi sanatçıların mali haklarını takibine yönelik olup, sanatçıların mali haklarını devir noktasında meslek birliğine ne kanunda ne de mevzuatta herhangi bir yetkilendirme düzenlenmemiştir.
FSEK.m.80/B kapsamında hak iddia eden davalının, icracı sanatçıyla dijital platformlara ilişkin mali hak devrine dair herhangi bir sözleşme yapmaksızın meslek birliğiyle üyesi arasındaki ilişkiyi FSEK.m.52 kapsamında mali hak devri niteliğinde olduğu yönündeki savunmasının yerinde olmayacağı açıktır.
İcracı sanatçının Fsek’e uygun yazılı izni olmaksızın yapılan kullanımlar geçerli olmayıp, icracı sanatçı ile geçerli ve Fsek’e uygun bir sözleşmeyle dijital umuma iletim hakkını doğrudan ve öncelikle icracı sanatçıdan devir almayan yapımcının, meslek birlikleri üzerinden kendine hak tanımasının hukuken mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı taraf aşamalardaki beyanlarında, icracı sanatçıların Müyorbir adına düzenledikleri yetki belgesiyle üçüncü kişilerle lisans yapma hak ve yetkisini meslek birliğine devredildiğini Müyorbir ise bu yetkiye dayanarak müzik yapımcılarıyla lisans sözleşmeleri imzalayabilmekte olduğunu beyan ederek davacı yanın aktif husumetinin bulunmadığını ifade etmiş, ifadesini tevsik amacı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı cevabi yazısını ileri sürmüş ise de;
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sunulan cevabi yazının iş bu dosyaya ilişkin sunulan görüş olmadığı, mahkememiz nezdinde bağlayıcılığının bulunmadığı ayrıca bahsi geçen cevabi yazının süresi içerisinde iş bu dosyaya sunulan delil olmaması hasebiyle itibar edilmesinin de mümkün olmadığı, davalı yanın itirazlarının yasal mevzuat ve bu konuya ilişkin yargısal teamüller muvacehesinde ele alıp değerlendirilmesi gerektiği;
Mahkememizin 2017/270 Esas sayılı dava dosyası gerekçeli kararında benzer konuyu ihtiva eden aşağıdaki gibi değerlendirme yapılmış,
" Davalı yan her ne kadar davacı tarafın ...'e yetki belgesi verdiği ve bu meslek birliğinden telif ödemeleri aldığını iddia ederek, bu davada talepte bulunamayacağını iddia etmiş ise de; davacının, meslek birliğine yapılan telif ücreti ödemelerini almış olması da, mali hakları kullanma yetkisinin geçerli olarak devredilmiş olduğu anlamına gelemez. Zira, bu hakların devrinin usulüne uygun olarak yapılması sözleşmenin mutlak geçerlilik şartı olup, davalı iddiası bu yönde yerinde olmadığı gibi alınan raporlar ile de bu durum sabit hale gelmiştir."
Mahkememizce yapılan değerlendirme ise İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ'NİN ...E., ... K. Sayılı kararında aşağıda belirtili karar çerçevesinde tasdiklenmiştir.
"Somut uyuşmazlıkta; müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hak 5846 sayılı FSEK 25.maddede 2001 yılında yapılan değişiklik ile ihdas edilmiş olup taraflar arasındaki sözleşmeler ve muvafakatlerin davalıya dijital iletim hakkı sağlamadığı yönündeki kabul yerindedir. Bununla birlikte, davacı önceki sözleşmeler yönünden cayma hakkını kullanmış olup davalı yanca süresinde iptal davası açılmadığından caymanın geçerli olup olmadığının iş bu davada incelenmemesi de yerindedir. Davalı yan, davacı ile dava dışı 3.kişi arasındaki 14.04.2014 tarihli sözleşme gereğince davacının mali haklarını devrettiğini ileri sürmüş ise de, davacının dava konusu eserlerin bir kısmında besteci ve icracı, bir kısmında söz yazarı ve icracı, bir kısmında ise hem besteci hem söz yazarı hem de icracı olarak eser sahibi olduğu, davacının icracı sanatçı olarak herhalükarda 14.04.2014'ten önceki mali hakları yönünden dava açabileceği, cayma ile birlikte hakların davacıya geri döndüğünün kabul edilmesinin de yerinde olduğu, meslek birliklerine verilen yetki belgesinin usulüne uygun mali hak devri anlamında olmadığı, husumet itirazının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır."
Hülasa, ...'e yetki belgesi vermiş olması davacı ile sözleşme yapılmasını ve kendisinden izin alınması zorunluluğunu ortadan kaldırmamakta olup anılı sebeplerle davacının dava açmasında aktif husumetinin var olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı yan her ne kadar ... yönünden husumet itirazında bulunmuş ise de, bilirkişilerce yapılan incelemede dava konusu albüme ait icraların davalılara ait platformlarda yayınlandığı tespit edilmiş olup,
Davalılar vekili her ne kadar albüm sahibinin ... olduğunu beyan ederek davalı ...'e husumet tevcih edilemeyeceğini iddia etmiş ise de, albüm sahibinin başka bir şirket olmasının ... tarafından yayınlanan eserler yönünden ... şirketinin sorumluluktan muaf tutulması için yeterli bir sebep olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı yan cevap dilekçesi ile "Bununla birlikte dava konusu eserlerin yayınlandığı Youtube kanalının isminin "..." olması da davalı ...A.Ş.'nin bu eserleri kullandığına işaret etmeyecektir. Bir ... kanal ismi ile şirketlerin tüzel kişiliklerinin belirlenmesi usule ve yasaya da aykırıdır." şeklinde beyanda bulunarak husumet itirazına başka bir sebep eklemiş ise de;
... isimli kanal üzerinden yapılan paylaşımların başka bir şirkete yahut kişiye ait olduğu savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim davalı yanın cevap dilekçesine ek olarak sunduğu delillerde yer alan ... ile imzalanan lisans sözleşmesinin taraflar kısmı b maddesinde her iki davalının da isminin yer aldığı, son kısmında " ..." ibaresinin altında " ...ŞİRKETİ" ibaresi ve imzasının yer aldığı, bu durumun da esasen ... isimli kanalda yayınlanan eserlerin " ..." adına yayınlandığının ispatı mahiyetinde olduğu, hülasa her iki davalının da dava konusu albümler ve albümlere ilişkin eserler yönünden ayrı ayrı dijital platformlar üzerinde kullanımlarının var olduğu, davalı yanın ... kanalında yayınlanmadığı yönündeki savunmanın yerinde olmadığı, gerek dava dilekçesi ekinde sunulan ekran görüntüleri ile gerekse de sunulu bilirkişi raporları ile her iki davalının da ayrı ayrı dijital platformlar üzerinden kullanımlarının bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında dava konusu albümler ve albümlere ilişkin eserler üzerinde, müteveffa davacının icracı sanatçı sıfatına haiz olduğu, bu hususta niza bulunmadığı, davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğu gibi dava açma noktasında da hakkının olduğu, dava konusu albümlerin davacı tarafın izni olmaksızın dijital platformlarda kullanılması ve umuma iletilmesinin davacı tarafın FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil edeceği; bu açıklamalar ışığında dava konusu albümler incelendiğinde albümlere ilişkin icralara yönelik olarak usul ve yasaya uygun olarak dijital platformlar üzerinden hak sahipliğine imkan tanıyacak mahiyette izin alındığını gösterir bir delil olmadığı, sunulu delillerin dijital kullanımlara ilişkin davalı tarafa hak bahşetmediği, davalı tarafın dava konusu albümler ve albümler içerisinde yer alan eserleri dijital platformlarda kullanıldığı ve umuma ilettiği, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında 3 kişilik heyet teşekkül edildiği, heyetin tek sayıdan oluştuğu, her biri alanında uzman kişilerden olduğu, bu yönde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla bahsi geçen icralara yönelik olarak davalılar eylemlerinin davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, bahsi geçen albümlerdeki müzik eserlerinin davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede; Müteveffanın davaya konu albüm ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğu alınan bilirkişi raporları ile sabit olup, bu hususta niza bulunmamaktadır.
Davalı yan her ne kadar davacının huzurdaki davayı açmaya dair aktif dava ehliyetinin olmadığını iddia etmişse de,
FSEK, tespit hakkını icracı sanatçıya bağımsız bir hak olarak tanınmış olup, eserin icrası noktasında gerekli izinlerin alınmadığı varsayımında dahi icracı sanatçı sıfatına haiz olan müteveffa davacının iş bu davayı açmasında engel olmadığı, davanın açılmasında hukuki yararın var olduğu anlaşılmış, davalı yanın husumet itirazı yerinde bulunmamıştır.
FSEK.m.80/B bendinde fonogram yapımcısının mali hakları ancak icracı sanatçı ve eser sahibinden devraldıktan sonra kullanabileceği düzenlenmiştir:
Fonogram yapımcıları "eser sahibi ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra" kanunun tanıdığı hakları kullanabilir.
Somut olay yukarıda belirtili mevzuat hükümleri muvacehesinde değerlendirildiğinde; davalı yana dijital platformlar üzerinden umuma iletimine ilişkin olarak herhangi bir izin verilmemiş olup dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalıların her hangi bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır.
FSEK.m.20 hükmü de mali hakların birbirinden bağımsız olduğunu, bir hakkın devredilmiş olmasının diğerlerinin de devredildiği sonucunu çıkarmayacağını düzenlemiş olup, anılan hüküm aynen şu şekildedir:
Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez.
Bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir."
Hülasa dava konusu albüm ve içerdiği müzik eserleri icraları yönünden davalıların sözleşme ile devraldığı bu yönde bir hakkı bulunmamaktadır.
FSEK.m.80/B bendinde fonogram yapımcısının mali hakları ancak icracı sanatçı ve eser sahibinden devraldıktan sonra kullanabileceği açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda davaya konu albüm ve müzik eseri icralarının dijital haklarına ilişkin davalının sözleşme ile devraldığı bir hakkı bulunmamaktadır.
5846 sayılı FSEK m 51. de yer alan emredici hüküm uyarınca doğmamış hakların devrine veya kullanılmasına yönelik sözleşmeler geçersizdir, davalı ancak icracı sanatçı ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve dijital umuma iletim haklarını icracı sanatçıdan devir aldığına ilişkin sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabilir, bu noktada davalının değişen teknolojik koşullar savunmasının hukuken dinlenilebilirliği bulunmamaktadır.
2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak, 2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile muvafakat beyanları ve eser işletme belgeleri dijital hakları kullanma yetkisi vermez. Zira FSEK m.51 uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı hakların devrine dair sözleşmeler geçersizdir.
FSEK. m.52 hükmü uyarınca da, usulüne uygun bir mali hak devri sözleşmesi olabilmesi için, devredilen hakların neler olduğu tek tek gösterilerek, yazılı bir sözleşme yapılması bir sıhhat şartı olup, bu durumda davalının dijital hakların kullanımının yasaya uygun olabilmesi için, FSEK.m.51 uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Somut olay incelendiğinde taraflar arasında akdedilen herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi yoktur.
Fonogram yapımcısının hak sahipliği, kendiliğinden değil, eser sahibi ve icracı sanatçıyla yaptığı eser sahibi ve icracı sanatçıdan aldığı haklarla sınırlı olarak sözleşmeden doğar. Yapımcının faliyetinde hususiyet unsuru olmayıp yapımcının eser ve icrayı tespit etmesi, hakların yapımcının olacağı anlamına gelmediği, yapımcı eser sahibi-icracı sanatçıdan hakları almadıkça, tespit üzerinde ilk tespiti dahi yapsa yapımcının kendiliğinden hakkı oluşmayacağı tartışmasızdır.
Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında birleşen dava kapsamında yapılan tespitlerin yerinde olduğu birleşen davaya konu albüm yönünden Eşer İşletme Belgesi, dosya kapsamında sunulan diğer veriler incelendiğinde davaya konu albüm ve albüme ilişkin eserlerinin (Affetmem Seni isimli albüm kapsamında) fonogram yapımcısı ... Tic. Ltd. Şti.’dir. Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile icracı sanatçı arasında akdedilmiş Okuma Makbuzu dışında mali hakları devir yetkisini de kapsayan herhangi bir mali hak devir sözleşmesine ve muvafakatnameye rastlanılmadığı, İşbu Okuma Makbuzu’nda “her devirdeki plak, bant ve kaset imali ve intişarında kullanılmak üzer yukarıda yazılı on beş adet eserin” müteveffa davacı tarafından okunduğu ve Burç Plak’tan makbuzda yazılı bedelin nakden ve tamamen alındığı, işbu eserler ve ücretten başka hak ve alacağının olmadığı beyan ve taahhüt edilmiş; hakların ve kullanımının devir yetkisi dava dışı... Tic. Ltd. Şti.’ye tanınmamıştır. Fonogram yapımcısının sahip olduğu mali hakları başka bir yapımcıya devretmesi, FSEK m. 49 uyarınca eser sahibinin ve kıyasen manevi hak sahibi icracı sanatçının iznine bağlıdır. Bu iznin verildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır. Davalıya devrin geçerli olduğunun söylenemeyeceği; davacının icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğu müzik eserlerinin internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas ettiği dosya kapsamındaki verilerden anlaşılmaktadır. FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmünün bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir, haliyle dijital yolla umuma iletim hakkının davalılara devredilmiş olabileceğinin söylenemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiştir.
"Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, (Ek ibare: 3/3/2004-5101/12 md.) ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler."
Meslek birliklerinin kurulma amacı ve fonksiyonları üyesi sanatçıların mali haklarını takibine yönelik olup, sanatçıların mali haklarını devir noktasında meslek birliğine ne kanunda ne de mevzuatta herhangi bir yetkilendirme düzenlenmemiştir.
FSEK.m.80/B kapsamında hak iddia eden davalının, icracı sanatçıyla dijital platformlara ilişkin mali hak devrine dair herhangi bir sözleşme yapmaksızın meslek birliğiyle üyesi arasındaki ilişkiyi FSEK.m.52 kapsamında mali hak devri niteliğinde olduğu yönündeki savunmasının yerinde olmayacağı açıktır.
İcracı sanatçının Fsek’e uygun yazılı izni olmaksızın yapılan kullanımlar geçerli olmayıp, icracı sanatçı ile geçerli ve Fsek’e uygun bir sözleşmeyle dijital umuma iletim hakkını doğrudan ve öncelikle icracı sanatçıdan devir almayan yapımcının, meslek birlikleri üzerinden kendine hak tanımasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı taraf aşamalardaki beyanlarında, icracı sanatçıların Müyorbir adına düzenledikleri yetki belgesiyle üçüncü kişilerle lisans yapma hak ve yetkisini meslek birliğine devredildiğini Müyorbir ise bu yetkiye dayanarak müzik yapımcılarıyla lisans sözleşmeleri imzalayabilmekte olduğunu beyan ederek davacı yanın aktif husumetinin bulunmadığını ifade etmiş, ifadesini tevsik amacı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı cevabi yazısını ileri sürmüş ise de;
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sunulan cevabi yazının mahkememiz nezdinde bağlayıcılığının bulunmadığı, ayrıca bahsi geçen cevabi yazının süresi içerisinde iş bu dosyaya sunulan delil olmaması hasebiyle itibar edilmesinin de mümkün olmadığı, davalı yanın itirazlarının yasal mevzuat ve bu konuya ilişkin yargısal teamüller muvacehesinde ele alıp değerlendirilmesi gerektiği;
Mahkememizin 2017/270 Esas sayılı dava dosyası gerekçeli kararında benzer konuyu ihtiva eden aşağıdaki gibi değerlendirme yapılmış,
" Davalı yan her ne kadar davacı tarafın ... yetki belgesi verdiği ve bu meslek birliğinden telif ödemeleri aldığını iddia ederek, bu davada talepte bulunamayacağını iddia etmiş ise de; davacının, meslek birliğine yapılan telif ücreti ödemelerini almış olması da, mali hakları kullanma yetkisinin geçerli olarak devredilmiş olduğu anlamına gelemez. Zira, bu hakların devrinin usulüne uygun olarak yapılması sözleşmenin mutlak geçerlilik şartı olup, davalı iddiası bu yönde yerinde olmadığı gibi alınan raporlar ile de bu durum sabit hale gelmiştir."
Mahkememizce yapılan değerlendirme ise İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ'NİN ... E.,... K. Sayılı kararında aşağıda belirtili karar çerçevesinde tasdiklenmiştir.
"Somut uyuşmazlıkta; müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hak 5846 sayılı FSEK 25.maddede 2001 yılında yapılan değişiklik ile ihdas edilmiş olup taraflar arasındaki sözleşmeler ve muvafakatlerin davalıya dijital iletim hakkı sağlamadığı yönündeki kabul yerindedir. Bununla birlikte, davacı önceki sözleşmeler yönünden cayma hakkını kullanmış olup davalı yanca süresinde iptal davası açılmadığından caymanın geçerli olup olmadığının iş bu davada incelenmemesi de yerindedir. Davalı yan, davacı ile dava dışı 3.kişi arasındaki 14.04.2014 tarihli sözleşme gereğince davacının mali haklarını devrettiğini ileri sürmüş ise de, davacının dava konusu eserlerin bir kısmında besteci ve icracı, bir kısmında söz yazarı ve icracı, bir kısmında ise hem besteci hem söz yazarı hem de icracı olarak eser sahibi olduğu, davacının icracı sanatçı olarak herhalükarda 14.04.2014'ten önceki mali hakları yönünden dava açabileceği, cayma ile birlikte hakların davacıya geri döndüğünün kabul edilmesinin de yerinde olduğu, meslek birliklerine verilen yetki belgesinin usulüne uygun mali hak devri anlamında olmadığı, husumet itirazının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır."
Hülasa, ...'e yetki belgesi vermiş olması davacı ile sözleşme yapılmasını ve kendisinden izin alınması zorunluluğunu ortadan kaldırmamakta olup anılı sebeplerle davacının dava açmasında aktif husumetinin var olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı yan her ne kadar ... yönünden husumet itirazında bulunmuş ise de, bilirkişilerce yapılan incelemede gerek dava gerekse cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulan ekran görüntüleri ve yine alınan bilirkişi raporları ile dava konusu albüme ait icraların davalılara ait dijital platformlarda yayınlandığı tespit edilmiş olup,
Davalılar vekili her ne kadar cevap dilekçesi ile dava dilekçesi ile bildirilen URL adreslerinde yayıncının ... müzik olduğunu olarak göründüğünü beyan ederek davalı...'e husumet tevcih edilemeyeceğini iddia etmiş ve yine Davalı yan cevap dilekçesi ile "Bununla birlikte dava konusu eserlerin yayınlandığı .. kanalının isminin "..." olması da davalı .. A.Ş.'nin bu eserleri kullandığına işaret etmeyecektir. Bir Youtube kanal ismi ile şirketlerin tüzel kişiliklerinin belirlenmesi usule ve yasaya da aykırıdır." şeklinde beyanda bulunarak husumet itirazına başka bir sebep eklemiş ise de;
... isimli kanal üzerinden yapılan paylaşımların başka bir şirkete yahut kişiye ait olduğu savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim davalı yanın cevap dilekçesine ek olarak sunduğu delillerde yer alan ... ile imzalanan lisans sözleşmesinin taraflar kısmı b maddesinde her iki davalının da isminin yer aldığı, son kısmında " ..." ibaresinin altında " ...ŞİRKETİ" ibaresi ve imzasının yer aldığı, bu durumun da esasen ... isimli kanalda yayınlanan eserlerin " ... iki davalının da dava konusu albüm ve albüme ilişkin eserler yönünden ayrı ayrı dijital platformlar üzerinde kullanımlarının var olduğu, davalı yanın ...kanalında da yayınlanmadığı yönündeki savunmanın yerinde olmadığı, gerek dava dilekçesi ekinde sunulan ekran görüntüleri ile gerekse de sunulu bilirkişi raporları ile her iki davalının da ayrı ayrı dijital müzik platformları üzerinden kullanımlarının bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında dava konusu albüm ve albüme ilişkin eserler üzerinde, müteveffanın icracı sanatçı sıfatına haiz olduğu, bu hususta niza bulunmadığı, davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğu gibi dava açma noktasında da hakkının olduğu, dava konusu albümlerin davacı tarafın izni olmaksızın dijital müzik platformlarında kullanılması ve umuma iletilmesinin davacı tarafın FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil edeceği; bu açıklamalar ışığında dava konusu albüm incelendiğinde albüme ilişkin icralara yönelik olarak usul ve yasaya uygun olarak dijital platformlar üzerinden hak sahipliğine imkan tanıyacak mahiyette izin alındığını gösterir bir delil olmadığı, sunulu delillerin dijital kullanımlara ilişkin davalı tarafa hak bahşetmediği, davalı tarafın dava konusu albüm ve albüm içerisinde yer alan eserleri dijital müzik platformlarında kullanıldığı ve umuma ilettiği, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında 3 kişilik heyet teşekkül edildiği, heyetin tek sayıdan oluştuğu, her biri alanında uzman kişilerden olduğu, bu yönde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla bahsi geçen albüme ilişkin icralara yönelik olarak davalı eylemlerinin davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, bahsi geçen albümdeki müzik eserlerinin davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN Açılan davanın kabulü ile;
A-... - ... isimli albümün ve albümdeki icraların (şarkıların);
B)-... - ... isimli albümün ve albümdeki icraların (şarkıların);
Bahsi geçen albümlerdeki icralara yönelik olarak davalıların eylemlerinin davacı tarafın FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, bahsi geçen albümlerdeki müzik eserlerinin davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine,
2-BİRLEŞEN DAVA (... 2.FSHHM ... Esas) YÖNÜNDEN Açılan davanın kabulü ile;
A-... - ...(...) isimli albümün ve albümdeki icraların (şarkıların);
Bahsi geçen albümdeki icralara yönelik olarak davalıların eylemlerinin davacı tarafın FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, bahsi geçen müzik eserlerinin davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine,
3-Asıl ve birleşen davaya yönelik husumet itirazlarının reddine,
4-Asıl dava dosyasında alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL karar ve ilam harcının asıl dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
5-Asıl dava dosyası kapsamında yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 23.247,30 TL yargılama giderinin asıl dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile asıl dava dosyası davacısı müteveffanın vefatı ile davacı olarak devam eden mirasçılarına ödenmesine, asıl dava dosyası davalıları tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Asıl dava dosyasında yargılama sırasında vefat eden müteveffanın davacı olarak davaya devam eden mirasçıları kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin asıl dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile asıl dava dosyası davacısı müteveffanın vefatı ile davacı olarak devam eden mirasçılarına ödenmesine,
7-Birleşen dava dosyasında alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL karar ve ilam harcının birleşen dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
8-Birleşen dava dosyası kapsamında yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta ve tebligat ücretlerinden oluşan toplam 2.104,30 TL yargılama giderinin birleşen dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile birleşen dava dosyası davacısı müteveffanın vefatı ile davacı olarak devam eden mirasçılarına ödenmesine, birleşen dava dosyası davalıları tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
9-Birleşen dava dosyasında yargılama sırasında vefat eden müteveffanın davacı olarak davaya devam eden mirasçıları kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile birleşen dava dosyası davacısı müteveffanın vefatı ile davacı olarak devam eden mirasçılarına ödenmesine,
10-Asıl ve birleşen dava dosyasında arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.17/12/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır